<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1142422602676182704</id><updated>2012-01-24T11:30:50.563+02:00</updated><category term='Hülya Nutku'/><category term='Müjdat Gezen'/><category term='Özgür Başkaya'/><category term='Köksal Engür'/><category term='Sevinç Sokullu'/><category term='Ayşegül Yüksel'/><category term='Hülya Karakaş'/><category term='Kadir Topbaş'/><category term='Metin Serezli'/><category term='Coşkun Büktel'/><category term='Shakespear&apos;siz Herifler'/><category term='Emra Aköz'/><category term='Ahmet Altan'/><category term='Melih Anık'/><category term='Yala Ama Yutma'/><category term='Macbeth'/><category term='Bilge Karasu'/><category term='Hasan Anamur'/><category term='Melih Cevdet Anday'/><category term='Mehmet Esatoğlu'/><category term='Pakize Barışta'/><category term='Ülkü Tamer'/><category term='Ömer Faruk Kurhan'/><category term='Haber'/><category term='Cevat Çapan'/><category term='SHEM-TK'/><category term='Üstün Akmen'/><category term='Ferhat Uludere'/><category term='Jean-Louis Barrault'/><category term='Nurullah Ataç'/><category term='Ali Poyrazoğlu'/><category term='Tiyatro Dergisi'/><category term='Tuncay Özinel'/><category term='Özdemir Nutku'/><category term='Sansür'/><category term='Genco Erkal'/><category term='Dilara Kahyaoğlu'/><category term='Esen Çamurdan'/><category term='her sey sahane'/><category term='Ahmet Hakan'/><category term='TEB Oyun'/><category term='Sevda Şener'/><category term='Muhsin Ertuğrul Sahnesi'/><category term='Nihal Kuyumcu'/><category term='Zehra İpşiroğlu'/><category term='Tom Stoppard'/><category term='Adnan Benk'/><category term='Hilmi Bulunmaz'/><category term='Yıldız Kenter'/><category term='Rasim Ozan Kütahyalı'/><category term='Nedim Saban'/><category term='Orhan Alkaya'/><category term='Tilbe Saran'/><category term='Irwin Shaw'/><category term='Haluk Bilginer'/><category term='DTCF tiyatro'/><category term='Işıl Kasapoğlu'/><category term='Sahne Dergisi'/><category term='Kenan Işık'/><category term='Ece Baktıaya'/><category term='Feridun Çetinkaya'/><category term='Ayşenil Şamlıoğlu'/><category term='Ahmet Ertuğrul Timur'/><category term='Taraf'/><category term='Filiz Elmas'/><category term='Theope'/><category term='Sabahattin Eyuboğlu'/><category term='Metin Boran'/><category term='Mimesis'/><category term='İskender Pala'/><category term='Ertuğrul Günay'/><category term='Alper Görmüş'/><category term='Mine Acar'/><category term='Canlar Tiyatrosu'/><category term='Türkiye Tiyatrolar Birliği'/><category term='Ragıp Ertuğrul'/><category term='Gülşen Karakadıoğlu'/><category term='Necmiye Alpay'/><category term='Cem Erciyes'/><category term='Efdal Sevinçli'/><category term='Mustafa Dağıstanlı'/><category term='İATP-G'/><category term='Şakir Gürzumar'/><category term='Zeki Coşkun'/><category term='gündogarken'/><category term='NTV Yayınları'/><category term='Cüneyt Türel'/><category term='Tuğrul Eryılmaz'/><category term='Ahmet Turan Alkan'/><category term='Haldun Dormen'/><category term='Beliz Güçbilmez'/><category term='Edward Albee'/><category term='Müge Gürman'/><category term='Türk Tiyatrosundan İnsan Manzaraları'/><category term='Serdar Doğan'/><category term='İftira'/><category term='Sevin Okyay'/><category term='Mustafa Demirkanlı'/><category term='Lemi Bilgin'/><category term='Ragıp Duran'/><category term='Ölüleri Gömün'/><category term='Tiyatroma Dokunma'/><title type='text'>Tiyatro Fanzini</title><subtitle type='html'>Ben sana "tiyatrocu olamazsın" demedim...</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://tiyatrofanzini.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tiyatrofanzini.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>Feridun Çetinkaya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/SieKqvf0ZwI/AAAAAAAAAHY/XBGZRtgcNbk/S220/feridun_c.JPG'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>86</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1142422602676182704.post-7886896922824089111</id><published>2012-01-24T16:36:00.000+02:00</published><updated>2012-01-24T11:30:50.578+02:00</updated><title type='text'>Uğur Mumcu: "Demokratik toplumlarda bir kişiye yapılan haksızlık bütün topluma karşı yapılmış sayılır. Bu bilinç yerleştirilmedikçe, haksızlıkların ve adaletsizliklerin önüne geçmeye olanak bulunamaz."</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/TUAxFC8svHI/AAAAAAAAAgc/Fqq6399GCQc/s1600/ugur-mumcu.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://3.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/TUAxFC8svHI/AAAAAAAAAgc/Fqq6399GCQc/s320/ugur-mumcu.jpg" width="245" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Sorumlu Olmak...&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Demokratik toplumlarda bir kişiye yapılan haksızlık bütün topluma karşı yapılmış sayılır. Bu bilinç yerleştirilmedikçe, haksızlıkların ve adaletsizliklerin önüne geçmeye olanak bulunamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- &lt;i&gt;Bana dokunmayan yılan bin yaşasın...&lt;/i&gt; felsefesi, toplumun bütün bireylerini sarar ve birçok insan:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- &lt;i&gt;Adam sen de...&lt;/i&gt; bencilliği ve bireyciliği ile yetişir. Herkes kendi küçük dünyasının kabuklarında, sessiz sedasız yaşamayı hüner sayar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- &lt;i&gt;Sen mi kurtaracaksın?&lt;/i&gt; gibi sorularla kavgadan gürültüden uzak tutulmak, günlük yaşantının mutluluk zırhlarıyla sarılıp sarmalanmak hiçbir yasanın suç saymadığı ve bir çok insanın da küçük görmediği bir yaşam biçimi olarak belirir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- &lt;i&gt;Beni düşünmüyorsan, çocuklarını da mı düşünmüyorsun?&lt;/i&gt; gibi duygusal tepkilerin gözdağlarıyla sıkıştırılmış sorumluluk duygularının sınırladığı insanlar, yaşamlarında bir başka mutsuzluğun gölgeleri ile boğuşup dururlar öylece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Düşündüklerini bir kez bile yüksek sesle söyleyememiş, öfkesini karşısındakinin yüzüne hiç haykırmamış bir insanın bilinç ve duygu dünyasında doğan girdaplar belki de sabah akşam boğmuştur kişiliğini.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kendi kişiliğinin katili olmak da güç iştir basbayağı.&lt;/b&gt; Susmak.. susmak... hep susmak. Konuşmamak, konuşmamak... Üstlenilen görev budur bütün yaşam boyunca. İnsanları saran küçük çemberler büyüye büyüye demokrasinin boynuna bir halka gibi geçer. Suskunluk kural, konuşmak ve eleştirmek de kuraldışı olur bir süre sonra.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir kişiye yapılan haksızlığı her insan yüreğinde ve bilincinde duymalıdır bütün ağırlığınca. Bu sorumluluk bilinci kurulmamışsa her yeni haksızlık bir “kader” gibi benimsenir bütün toplumda. Oysa ne yoksulluk ne de haksızlık “kader” değildir. Yoksulluğun ve haksızlığın nedenleri vardır. Bunları birer birer saptayıp toplumun önünde haykırmak gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Toplumdaki her insandan beklenen bu da değildir aslına bakarsınız. Herkes, kendi görevinin sınırları içinde dirençli olabilse bir ölçüde kolaylaşır işler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yargıçsınız; önünüzdeki sanığın suçsuz olduğunu biliyorsunuz. Fakat emir almışsınız. Mahkum edersiniz bile bile.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Doktorsunuz; önünüze işkenceevlerinden getirilen bir hasta çıkardılar. Verilen emirlere uyar, sahte raporlar düzenlersiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Memursunuz, amirsiniz; bir altınızdaki memurun sicilini bozmak için verilen emirleri körü körüne yerine getirirsiniz. Belki sivilsiniz. Terfi bekliyorsunuzdur. Belki de albaysınız, generallik sırasındasınız. Hemen bozarsınız sicilleri. Başkalarının mutsuzluğu üzerine kendi mutluluğunuzu kurmak istersiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kimler gelir, kimler geçer böylece…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı çark insanları öğütür. Dönme dolap gibidir yaşam. Bakarsınız yüksektesiniz, bir bakmışsınız inmişsinizdir o yüksek yerlerden. Geriye sadece insanın kişiliği ve onuru kalmıştır. Bu onuru, daha yükseklere sıçrayabilmek için bir “pey akçesi” olarak sürenler, önünde sonunda bir insanlık yıkıntısı, bir “enkaz” olarak kalırlar belleklerde.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Yirminci yüzyılda uygarca direnişin adıdır “medeni cesaret.” Bu konuda çok zengin değil toplumumuz. Bir kaplumbağa gibi yaşamayı, bir "sürüngen" gibi beslenmeyi, bir yılan gibi beslenmeyi, bir “yılan” gibi yükseklere tırmanmayı hüner saymışız yıllarca.&lt;/b&gt; Sorumluluk pınarlarından, bilinç çeşmelerinden gürül gürül akan kişilikleri, köhneleşmiş yasaların kıskacı altında yaşatmayı tek çıkar yol bilmişiz yıllarca.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Karanlıklarla beslenen korkuları, bir tel örgü, bir dikenli tel gibi sarmışız dört bir yanımıza. Yüreksizliğin özürünü bir parça da kendi küçücük dünyalarımızın mutluluğuna sığınarak gidermek istemişiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Bir kişiye yapılan haksızlık, bütün topluma karşı işlenmiş bir suçtur.&lt;/b&gt; Bu bilinci paylaşmak ve bu sorumluluğu yerleştirmek zorundayız. &lt;b&gt;Uygarca paylaşılan sorumluluk bilinci, özgürlüğün de, demokrasinin de tek güvencesidir.&lt;/b&gt; Bu güvence sağlanmadıkça, demokrasinin temeline bir tek taş bile konmuş olamaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Unutmayalım ki “cesur bir kez, korkak bin kez ölür.” Önemli olan, insanın böyle bir toplumda bir “mezar taşı” gibi suskunluk simgesi olmamasıdır.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeni Ortam, 9 Aralık 1974&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;(Kaynak: Uğur Mumcu, Bütün Yazıları 3 / "Amerika Küsmesin", Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Yayınları, Mayıs 1997, Ankara, s.244-246)&lt;/i&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1142422602676182704-7886896922824089111?l=tiyatrofanzini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/7886896922824089111'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/7886896922824089111'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2011/01/ugur-mumcu-demokratik-toplumlarda-bir.html' title='Uğur Mumcu: &quot;Demokratik toplumlarda bir kişiye yapılan haksızlık bütün topluma karşı yapılmış sayılır. Bu bilinç yerleştirilmedikçe, haksızlıkların ve adaletsizliklerin önüne geçmeye olanak bulunamaz.&quot;'/><author><name>Feridun Çetinkaya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/SieKqvf0ZwI/AAAAAAAAAHY/XBGZRtgcNbk/S220/feridun_c.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/TUAxFC8svHI/AAAAAAAAAgc/Fqq6399GCQc/s72-c/ugur-mumcu.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1142422602676182704.post-2406155156431349845</id><published>2012-01-23T11:12:00.000+02:00</published><updated>2012-01-23T13:51:52.396+02:00</updated><title type='text'>Oğuz Atay’ın ta 1975'te yaptığı, “yarı-aydın çeteleri”ni ve “kültür gangsterleri”ni teşhir edin çağrısı</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/TL6kCBOkAhI/AAAAAAAAAfM/KYd1RyJmKP0/s1600/oguz+atay.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/TL6kCBOkAhI/AAAAAAAAAfM/KYd1RyJmKP0/s1600/oguz+atay.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;Oğuz Atay&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;5 Ocak 1975&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(...) İlerici, gerici her türlü akımların tekelini ellerinde tutan bir küçük yarı-aydın çetesi, yıllardır kendini yenileme gereğini duymadığı için bugün artık yerini kaybetmemek için ancak bezirgân oyunlarıyla ayakta durmaya çalışmaktadır. Yıllardır halkı ve aydın potansiyelini hor gördüğü için kendini geliştirmek için parmağını oynatmamıştır. Bugün haksız olarak gaspettikleri yerler gerçek sahiplerini beklemektedir. Halkın evrensel ruhuna inanan, onu derinliğine tanımaya çalışan gerçek bir aydın topluluğu bu kültür gangsterlerinin yerini almazsa toplumun, çağın çok gerisinde kalacaktır Türk edebiyatı. Birbirlerine ödül dağıtan, oyunun kurallarını bozmaya cesaret edemeyen bu kuru kalabalık aslında tek bir kütledir; ilericilik-gericilik kavgası görünüşte bir çekişmedir. İlericiler, yerlerinde kalmak için değil namuslu bir sosyalistin, sahtekâr bir bezirgânın yapmayacağı oyunlarla uğraşırlar, kendilerini övenlere pay verirler. Ne yazık ki halkın değerlerine sahip çıkmaya çalışanlar da -kendilerine bir isim vermedikleri halde- gerici ya da sağcı denilen ve orta çağın karanlığında yaşayan zavallılardır. Sanat sanat içindir- sanat toplum içindir kısır çekişmesine karşı sanat insan içindir parolasıyla çıktıkları halde insanın, gerçek insanın farkında değillerdir. Gerçekten 'korkak bir karanlık içinde'dirler. Yaşamaktan, eğlenmekten korkarlar. İnsanı, özellikle kadını tanımaktan korkarlar. Dünya nimetlerini çağ dışı boş inançlar yüzünden teperler. Aslında bir ruh hastasının tepkisidir bu; daha doğrusu reddettikleri nimetlere kapılmaktan korkan bozuk ruhların tepkisidir bu. Bu yüzden sosyalizmi ahlâksızlık sanırlar, bu yüzden emperyalizm ile sosyalizmi birbirine karıştırırlar. Allah için bazı sosyalistlerimiz de özel yaşantılarıyla onlara hak verdirecek durumdadırlar. Bir sosyalist eleştirmenimizin dediği gibi 'Türk solu geç kalkar, çünkü bir gece önce sabaha kadar içmiştir.' Bu insanlardan Türk halkı artık bir şey beklememeli. Üç kağıtçılıkla ne devrim olur, ne de ümmeti islâm kurtulur. Bunlar 'çürüyen et, dökülen diş' gibidirler. Bayrak yaptıkları inançlarına rağmen, aslında inançsızdırlar. Kim hangi kapıdan ekmek yiyorsa, o kapının kulluğunu etmektedir. Bunlar Osmanlı İmparatorluğu'nun mirasının kötü bölümü olan kapıkulu kurumunun temsilcileridir. Kendilerine karşı çıkılmasını, haksız yere işgal ettikleri görüşlere karşı hakaret sayarlar. Kendini sosyalist sayan biri, suçunu ortaya dökeni halk düşmanı olarak suçlayarak yavuz hırsızlık oynar. Kendini kapitalist olarak ilân eden birinin serveti, fabrikası yoksa böyle birine herkes güler; haydi ordan çulsuz derler, züğürt kapitalist olur mu? Nedense kendisini sosyalist sayanlardan kimse ehliyet sormamaktadır. Olsa olsa 'sosyalizme sempati duyan' yani özel deyimiyle 'sempatizan' sayılması gerekenler ortalığı kasıp kavurmaktadırlar. Sonra solda ve sağda hayli kalabalık olan bu çıkarcı zümre, bütün gösterişine rağmen kim parayı bastırırsa ona hizmet etmektedir. Ele güne karşı, hele sağcılara karşı ayıp olmasın diye de kabahatlar örtbas ediliyor. Kol kırılır yen içinde.'&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Artık her yerde, hangi kampın adamı olurlarsa olsunlar bunları teşhir etmenin, önce halka örnek olabilmek için aydının kendisiyle hesaplaşma vakti gelmiştir. Yazarlar da romanında hikâyesinde şiirinde bu hesaplaşmaya girişmelidir. Kendinden korkanlara bir diyeceğimiz yok tabii.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;(Kaynak: Oğuz Atay, Günlük, İletişim Yayınları, 2. Baskı, S. 134)&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1142422602676182704-2406155156431349845?l=tiyatrofanzini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/2406155156431349845'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/2406155156431349845'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/10/oguz-atayn-kultur-gangsterlerini-ve-yar.html' title='Oğuz Atay’ın ta 1975&apos;te yaptığı, “yarı-aydın çeteleri”ni ve “kültür gangsterleri”ni teşhir edin çağrısı'/><author><name>Feridun Çetinkaya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/SieKqvf0ZwI/AAAAAAAAAHY/XBGZRtgcNbk/S220/feridun_c.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/TL6kCBOkAhI/AAAAAAAAAfM/KYd1RyJmKP0/s72-c/oguz+atay.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1142422602676182704.post-4441269935875838347</id><published>2011-11-24T14:06:00.001+02:00</published><updated>2011-11-25T18:44:48.150+02:00</updated><title type='text'>Mimesis Dergisi Çevresini Hâlâ Ciddiye Alan Bir Tiyatro İnsanını Ciddiye Almak Mümkün mü?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; color: red; font-family: Verdana,sans-serif; text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;Güncelleme (25 Kasım 2011) &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; color: red; font-family: Verdana,sans-serif; text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;(Ömer Faruk Kurhan'ın tamamen ve doğrudan şahsımı hedef alan, &lt;/span&gt;&lt;a href="http://fkurhan.blogspot.com/2011/10/ne-cetin-ne-kaya-11-ekim-2011.html" style="font-family: Verdana,sans-serif;" target="_blank"&gt;Ne Çetin Ne Kaya... &lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;başlıklı hakaret ve iftira yazısını Tiyatro Fanzini ziyaretçileriyle paylaşmamın üzerinden bir aydan uzun bir süre geçti. "Bu yazıyı en kısa sürede yanıtlayacağım" demiştim. Kurhan'ın hiçbir kanıt göstermeden acizliğini sergileyerek hakkımda ağzına geleni söylediği yazısı, sadece Mimesis Sahne Sanatları Portali editörlerinin omurgasız ve sansürcü karakterinin teyidi ve tesciline yeni bir delil olması bakımından bir önem taşıyordu. Bakalım Mimesis editörleri arasında bir tanecik olsun tutarlı bir insan, bir tanecik hakikatsever insan çıkıp aşağıda ayrıntılarıyla ortaya koyduğum apaçık ilkesizliğe ve omurgasızlığa itiraz edebilecek mi diye bir ay bekledim. Maalesef, böyle bir insan, böyle bir ses çıkmadı. Mimesis'e "linç ve sansür çetesi" demekle ne kadar isabetli bir adlandırmada bulunduğum bir kez daha görülmüş oldu.)&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif;"&gt;&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-gSCUZ7k6QD0/Ts6DdaIlG2I/AAAAAAAAAhc/93ANs4cBNsw/s1600/mimesis.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300" src="http://3.bp.blogspot.com/-gSCUZ7k6QD0/Ts6DdaIlG2I/AAAAAAAAAhc/93ANs4cBNsw/s400/mimesis.JPG" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Mimesis Sahne Sanatları Portali editörlerinin somut bir sansür uygulamasını belgeleriyle teşhir ettiğim &lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2011/09/dikkat-sansur-haldun-tanerin-tarihe.html" target="_blank"&gt;DİKKAT SANSÜR: HALDUN TANER'İN TARİHE İHANETLE SUÇLANMASINA ÇANAK TUTAN MİMESİS LİNÇ VE SANSÜR ÇETESİ YENİDEN İŞ BAŞINDA...&lt;/a&gt; başlıklı yazım üzerine, Mimesis editörleri &lt;a href="http://mimesis-dergi.org/2011/10/%E2%80%9Cokuyucu-yorumlari%E2%80%9D-tartismalari/" target="_blank"&gt;"Okuyucu Yorumları" Tartışmaları&lt;/a&gt; başlıklı bir açıklama yayımlayıp okurlarından özür dilemişti.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Haklı eleştirim ve fikri takibim sonucunda Mimesis'in okurlarından özür dilemek zorunda kaldığı gerçeğini hazmedemeyen ve bu duruma çok sinirlendiği anlaşılan Ömer Faruk Kurhan, varsa konuyla ilgili itirazlarını ortaya koymak ya da sansür uygulayıp okurlarından özür dilemek zorunda kalan Mimesis editöryasından hesap sormak yerine, konuyu kişiselleştirip bana "ad hominem" saldırmayı tercih etti. Tamamen ve doğrudan şahsımı hedef alan, &lt;a href="http://fkurhan.blogspot.com/2011/10/ne-cetin-ne-kaya-11-ekim-2011.html" target="_blank"&gt;Ne Çetin Ne Kaya... &lt;/a&gt;başlıklı kirli bir hakaret ve iftira yazısı kaleme aldı. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Benim Mimesis portalinde yazdığım yorumdaki, &lt;i&gt;"Yazdığı oyunun kahramanını niye 'Keşanlı Ali' yapmayı tercih etmiş, niye kahramanına 'Kürt Cemali' demekten kaçınmış diye Haldun Taner gibi bir yazara seçimlerinin hesabını sorma izansızlığıyla, (25 yıl önce ölmüş ve bugün kendini savunabilecek durumda olmayan) Haldun Taner'i 'Beyaz Türk'lük ve 'tarihe ihanet'le suçlayan Yaşam Kaya ile ona çanak tutan MİMESİS çeviri dergisi çevresini hâlâ ciddiye alan bir tiyatro insanını ciddiye almak mümkün mü?"&lt;/i&gt; ifademi sansürleme gerekçelerini, &lt;b&gt;"Site editörleri olarak, bu yorumun ilk paragrafının tartışmalara katkı sunmadığını ve hakaret içerdiğini düşündüğümüz için, ilgili bölümü budayarak, yorumun geri kalan bölümünü ise aynen koruyarak yayınlamıştık&lt;/b&gt;&lt;b&gt;"&lt;/b&gt;&amp;nbsp;diye açıklamaya çalışan Mimesis editörleri; yorumlarımı peşinen sansürledikleri ve bana bu sansüre karşı yanıt hakkı bile tanımadıkları internet sitelerinde, arkadaşları Ömer Faruk Kurhan'ın tamamen ve doğrudan kişiliğimi hedef alan ve aşağıdaki alıntıda görüleceği üzere, "yalancı", "aptal" vb.&lt;i&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;b&gt;"&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;b&gt;hakaret içerdiği&lt;/b&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;"&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; aşikâr yazısını "yorum" adı altında yayımlamakta ise hiçbir sakınca görmediler: &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;blockquote class="tr_bq"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;(...) Hırçınlık, mecburen akıl fikir düşkünlüğü talep eder. Mesela Feridun Çetinkaya’nın Mimesis’le ilgili suçlamalarına bakılacak olursa, en kötüsünden bir yalancı ve dezenformatör olduğu sonucuna ulaşmak çok kolaydır. Fakat yalan dolanları reel bir kurnazlığın sonucu olarak değil, akli deformasyonun bir sonucu olarak uydurmaktadır. Aptallaşma ve aptallık el ele gider. Bu, hırçın ve simülakr yaşantının bedelidir (...)&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote class="tr_bq"&gt;(Kaynak: Mimesis Sahne Sanatları Portali, &lt;a href="http://mimesis-dergi.org/2011/10/%E2%80%9Cokuyucu-yorumlari%E2%80%9D-tartismalari"&gt;http://mimesis-dergi.org/2011/10/%E2%80%9Cokuyucu-yorumlari%E2%80%9D-tartismalari&lt;/a&gt;)&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Mimesis editörleri, bu çifte standartlı uygulamalarıyla, bir yandan benim "&lt;i&gt;MİMESİS çeviri dergisi çevresini hâlâ ciddiye alan bir tiyatro insanını ciddiye almak mümkün mü?" &lt;/i&gt;soruma bile tahammül edemeyip bu düşüncemi ifade etmemi engellerken, öte yandan asıl hakaret ve iftiraya "özgürlük" tanıyarak Ömer Faruk Kurhan'ın şahsıma yönelik nefretini kusmasına yataklık ettiler. Böylece, benim yorumumu sansürleme gerekçelerinin aslında birer sansür bahanesinden ibaret olduğunu ikrar etmiş oldular. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurhan'ın kirli yazısı, Metin Göksel, Eser Dilsöz, Ceren Okur, Bülent Sezgin, Öykü Gürpınar, Aysan Sönmez, Cüneyt Yalaz ve Fırat Güllü'den oluşan Mimesis editöryasının ilkesiz, çifte standartlı ve sansürcü karakterini ifşa eden ibretlik yeni bir uygulamaya vesile olması bakımından önemlidir.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Böylesine ilkesiz ve çifte standartlı davranabilen, hakikat ve "ifade özgürlüğü" düşmanı sansürcü insanların, tiyatroyla ilgili herhangi bir sözünün ya da yaratımının herhangi bir değeri ve anlamı olabilir mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir daha sorayım.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;"Mimesis dergisi çevresini hâlâ ciddiye alan bir tiyatro insanını ciddiye almak mümkün mü?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Feridun Çetinkaya&lt;br /&gt;24 Kasım 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;Güncelleme Notu (25 Kasım 2011) &lt;br /&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;Bazı yazım yanlışlarını düzelttim ve bazı açıklayıcı eklemeler yaptım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1142422602676182704-4441269935875838347?l=tiyatrofanzini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/4441269935875838347'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/4441269935875838347'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2011/11/mimesis-dergisi-cevresini-hala-ciddiye.html' title='Mimesis Dergisi Çevresini Hâlâ Ciddiye Alan Bir Tiyatro İnsanını Ciddiye Almak Mümkün mü?'/><author><name>Feridun Çetinkaya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/SieKqvf0ZwI/AAAAAAAAAHY/XBGZRtgcNbk/S220/feridun_c.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-gSCUZ7k6QD0/Ts6DdaIlG2I/AAAAAAAAAhc/93ANs4cBNsw/s72-c/mimesis.JPG' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1142422602676182704.post-7913447278465046395</id><published>2011-10-16T11:26:00.008+03:00</published><updated>2011-10-16T16:16:11.050+03:00</updated><title type='text'>Ömer F. Kurhan'ın blog'undaki "Ne Çetin Ne Kaya..." başlıklı Feridun Çetinkaya eleştirisini, görür görmez, noktasına virgülüne dokunmadan, tam ve "yorumsuz olarak" Tiyatro Fanzini okurlarının dikkatine sunuyorum (Bu yazıyı en kısa sürede yanıtlayacağım... -FÇ)</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://fkurhan.blogspot.com/2011/10/ne-cetin-ne-kaya-11-ekim-2011.html"&gt;Ömer Faruk Kurhan yazdı:&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span style="font-size: x-large;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;Ne Çetin Ne Kaya...&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;11 Ekim 2011&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;Feridun  Çetinkaya, tiyatro alanında internet kirliliği yaratmayı misyon  edinmiş, tiyatro üzerine yazar çizer olma iddiasında. Ne çetin ne de  kaya, sadece hırçın. Yorgun demokrat bir geçmişi var. Zamanında (1990’lı  yıllarda), sanki “Agon” adlı bir dergi çıkarmaya çalışan ekibin içinde  yer almış, fakat pek fazla koşamadan yorgun düşmüş. Hayat gailesi  içerisinde tiyatrodan koptukça kopmuş. Tiyatro adına okullu olması bir  işe yaramamış. İşin kolayına kaçıp kapağı reklam sektörüne atmış.  Tiyatro adına bir şeylere sürtünmeye çalışan, Görün beni! Görmezseniz,&amp;nbsp; gösteririm! diyen bir tuhaf insan olmuş.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Halihazırda,  umarsız bir obsesyon halinde, tiyatroyla yakından ilgili olmanın da  ötesinde uzman havalarında, sanal alemde bir şeyler gösterme çabasında.  Tarihsel bir dipnot olarak hakkını vermek lazım: Bazı tiyatrocular  arasında “internete düşmek” diye tabir edilen olumsuz önyargının  sebeplerinden. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=1142422602676182704&amp;amp;postID=7913447278465046395" name="more"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Her  yorgun demokrat hırçınlaşıp etrafına pisleyecek diye bir kural yok  elbette. Yorgun demokratlıktan bezginliğe ve hatta bitmişliğe doğru  evrim geçirenler de var. Hırçınlık başka bir şey; kifayet ile ihtiras  arasındaki denge birincisinin aleyhine ve kararlı bir şekilde aşırı  bozulduğunda ortaya çıkıyor. Yani psiko-genetik yatkınlık lazım. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Feridun Çetinkaya aynı zamanda bir alt kültürcü.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Alt  kültürcü, gerçekte (hayat gailesi içinde) kurulu düzene biat eder,  hayalinde muhaliftir. Örneğin reklamcı kimliğiyle, bir kurulu düzen  eleştirisi geliştiremez. Reklamcı ve tiyatrocuyum dese, biraz da tiyatro  için çalış derler. Yorgun demokratlık öncesi âşık olduğu belli, ama  sonrasında ihanet ettiği tiyatrocu imajını parlatmaya yeltendiğinde,  asla kurucu ve üretici olamaz. Söz gelimi üç beş kendisi gibi düşünen  insanla bir araya gelip bir dergi bile çıkaramaz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Fakat  hırçınlıkla sentezlenen alt kültürcü şunları yapabilir: Kişisel bir  blog açabilir; Facebook’a üye olabilir, buna Twitter üyeliğini de  ekleyebilir; mail adreslerinden derlediği sanal hitabet alanları  kurgulayabilir; birisi, birkaçı ya da hepsi. Bunları yapmak için ne  insan içine çıkmaya, ne örgütlenmeye ne de iyi kötü bir entelektüel  üretimde bulunmaya gerek vardır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Yorgun  demokratlıktan evrimleşmiş sanal-saldırgan türün örnekleri, kurulu  düzenin sanal âlem bekçiliğini yaparlar. Fırsat buldukça adlarını sanal  taciz ve tecavüz olaylarına karıştırırlar. Olası alternatif sosyal  ağlara sızıp dejenere etmek, olmadı ısırmak için ortalığa salınmış bir  toplam oluştururlar. Baudrillard’ın “simülakr” dediği sanal yaratıkların  özel bir türünü teşkil ederler.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Söz  gelimi Feridun Çetinkaya’nın Mimesis’i ısırmak için dört dönmesi,  obsesif bir şekilde pusuya yatıp ortam kollaması eşyanın tabiatına  uygundur. Ciddiye almıyorum! Almayın! dediği Mimesis’i ciddiye almaktan  kendisini alamaz. Taciz ve tecavüz itkisinin belirlediği sanal varlık  nedenini umutsuzca düşman yatırımına bağlar.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Hırçınlık,  mecburen akıl fikir düşkünlüğü talep eder. Mesela Feridun Çetinkaya’nın  Mimesis’le ilgili suçlamalarına bakılacak olursa, en kötüsünden bir  yalancı ve dezenformatör olduğu sonucuna ulaşmak çok kolaydır. Fakat  yalan dolanları reel bir kurnazlığın sonucu olarak değil, akli  deformasyonun bir sonucu olarak uydurmaktadır. Aptallaşma ve aptallık el  ele gider. Bu, hırçın ve simülakr yaşantının bedelidir.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Sanal  âlemde, yaygın bir eğilim olarak akıl ve fikirsizliğin üretildiğini  keşfetmek zor değildir. Örneğin alıntılarla “iletişim” kurmak gibi bir  alışkanlık salgın haline gelmiştir. Entelektüel duyarlılığın bir kanıtı  şu olabilir: Bir makalenin, bir müziğin, bir fotoğrafın, bir videonun  linki ya da içeriği verilir; sonra da başına güya çarpıcı bir başlık  atılır.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Bir  keresinde üyesi olduğum bir gurupta, yahu arkadaşlar, tamam bu yazıyı  okuyalım okumasına da, nedir ne değildir bir de düşüncelerinizi kısaca  aktarsanız demiştim. Kimseler tınmadı; yazıydı, görüntüydü, müzikti,  videoydu linkler verilmeye devam ediyor. Bunu yapanlar da ülkemizin  nadide okullarından mezun, dil ve hatta diller bilen, yüksek ve daha  ötesi öğrenimden geçmiş, kendi alanlarında gerçekten de uzman insanlar.  Huzursuzluk var belki, ama oburca tüketmek her şeyin önüne geçiyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Feridun  Çetinkaya çok daha beter durumda. Örneğin Oğuz Atay’ın Günlüğünden bir  alıntı yapıyor, sonra bir başlık atıyor, bloğunda yayınlıyor. Böylece ne  derin bir düşünce adamı olduğunu ispat etmiş oluyor. Oğuz Atay’ı  yalayıp yutup bir güzel mideye indirdiğini, bu şekilde bir parçası  haline getirdiğini düşünüyor. Böylece sanal taciz ve tecavüzün yanına  yamyamlığı da ekliyor.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="margin: 0cm 0cm 10pt; text-align: justify;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif;"&gt;Kopyala,  yapıştır pratiğinin belki de en rafine örneği Sokal vakasıyla parodi  haline getirilmişti. Feridun Çetinkaya’nın bu tip bir parodinin konusu  olabilecek ince bir malzeme ortaya koyması imkânsız. İhtiras var ama  buna da kifayeti yok. Biraz bu inceliği gösterebilse, hakikaten ciddiye  alınacak. En azından daha eğlendirici olacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Ömeri Faruk Kurhan&lt;/b&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Kaynak: "Ömer F. Kurhan Tiyatro Yazıları" internet sitesi, &lt;a href="http://fkurhan.blogspot.com/2011/10/ne-cetin-ne-kaya-11-ekim-2011.html"&gt;http://fkurhan.blogspot.com/2011/10/ne-cetin-ne-kaya-11-ekim-2011.html&lt;/a&gt;)&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1142422602676182704-7913447278465046395?l=tiyatrofanzini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/7913447278465046395'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/7913447278465046395'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2011/10/omer-f-kurhann-ne-cetin-ne-kaya-baslkl.html' title='Ömer F. Kurhan&apos;ın blog&apos;undaki &quot;Ne Çetin Ne Kaya...&quot; başlıklı Feridun Çetinkaya eleştirisini, görür görmez, noktasına virgülüne dokunmadan, tam ve &quot;yorumsuz olarak&quot; Tiyatro Fanzini okurlarının dikkatine sunuyorum (Bu yazıyı en kısa sürede yanıtlayacağım... -FÇ)'/><author><name>Feridun Çetinkaya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/SieKqvf0ZwI/AAAAAAAAAHY/XBGZRtgcNbk/S220/feridun_c.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1142422602676182704.post-5586195755469183273</id><published>2011-09-26T23:54:00.010+03:00</published><updated>2011-10-16T16:17:19.225+03:00</updated><title type='text'>DİKKAT SANSÜR: HALDUN TANER'İN TARİHE İHANETLE SUÇLANMASINA ÇANAK TUTAN MİMESİS LİNÇ VE SANSÜR ÇETESİ YENİDEN İŞ BAŞINDA...</title><content type='html'>&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-pqoa7arIX54/ToDj84UOGDI/AAAAAAAAAg4/ODRhDiVHznY/s1600/mimesis.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="94" src="http://4.bp.blogspot.com/-pqoa7arIX54/ToDj84UOGDI/AAAAAAAAAg4/ODRhDiVHznY/s320/mimesis.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;b style="color: red;"&gt;MİMESİS LİNÇ VE SANSÜR ÇETESİ&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;önce 10 yıl boyunca "tacizci"likle suçladıkları &lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;tiyatrocu MEHMET ESATOĞLU'nu hedef gösterdi&lt;span style="color: black;"&gt;,&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;yargısız infaz ve linç niteliğinde bir imza kampanyası düzenledi&lt;/b&gt; &lt;br /&gt;(Bkz. &lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/bukteliatpgtacizbulentsezgin.htm"&gt;http://www.coskunbuktel.com/bukteliatpgtacizbulentsezgin.htm&lt;/a&gt;)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;b style="color: red;"&gt;MİMESİS LİNÇ VE SANSÜR ÇETESİ&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;b&gt; sonra "iftiracı"lık ve "küfürbaz"lıkla suçladıkları &lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;tiyatro yazarı COŞKUN BÜKTEL ile tiyatrocu HİLMİ BULUNMAZ'ı &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;hedef gösterdi&lt;/span&gt;, y&lt;/b&gt;&lt;b&gt;argısız infaz ve linç niteliğindeki &lt;/b&gt;&lt;b&gt;"1.100 imzalı" kampanyaya elebaşılık etti&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: normal;"&gt;(Bkz. &lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm"&gt;http://www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/03/temiz-tiyatro-kisvesi-altnda-bir-iftira.html"&gt;http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/03/temiz-tiyatro-kisvesi-altnda-bir-iftira.html&lt;/a&gt;)&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;b style="color: red;"&gt;MİMESİS LİNÇ VE SANSÜR ÇETESİ&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt; "ırkçılık"la suçladıkları &lt;/b&gt;&lt;b style="color: red;"&gt;tiyatrocu TUNCAY ÖZİNEL'i &lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;hedef gösterdi&lt;span style="color: black;"&gt;,&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; &lt;/b&gt;&lt;b&gt;yargısız infaz ve linç niteliğinde&lt;/b&gt;&lt;b&gt; bir bildiri yayınlayıp, kampanya başlattı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;(Bkz. &lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/08/tiyatronun-dolmabahce-mutabakat.html"&gt;http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/08/tiyatronun-dolmabahce-mutabakat.html&lt;/a&gt;)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;b style="color: red;"&gt;MİMESİS LİNÇ VE SANSÜR ÇETESİ&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt; Yaşam Kaya'nın çanak tuttukları yazısı vasıtasıyla "Beyaz Türk"lük, "tarihe ihanet"le itham ettikleri &lt;/b&gt;&lt;b style="color: red;"&gt;tiyatro yazarı HALDUN TANER'i &lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;hedef gösterdi&lt;/span&gt;, &lt;/b&gt;&lt;b&gt;yargısız infaz ve linç niteliğinde&lt;/b&gt;&lt;b&gt; bir itibarsızlaştırma ve propaganda kampanyası başlattı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;(Bkz. &lt;a href="http://mimesis-dergi.org/konu/4-haber/kesanli-ali-mi-kurt-cemali-mi"&gt;http://mimesis-dergi.org/konu/4-haber/kesanli-ali-mi-kurt-cemali-mi&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2011/09/mimesis-sahne-sanatlari-portalinin.html"&gt;http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2011/09/mimesis-sahne-sanatlari-portalinin.html&lt;/a&gt;)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;***&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;Haldun Taner'i "Beyaz Türk"lük ve "tarihe ihanet"le suçlamak MİMESİS'TE SERBEST; &lt;/b&gt;&lt;i&gt;"Yazdığı  oyunun kahramanını niye 'Keşanlı Ali' yapmayı tercih etmiş, niye  kahramanına 'Kürt Cemali' demekten kaçınmış diye Haldun Taner gibi bir  yazara seçimlerinin hesabını sorma izansızlığıyla, (25 yıl önce ölmüş ve  bugün kendini savunabilecek durumda olmayan) Haldun Taner'i 'Beyaz  Türk'lük ve 'tarihe ihanet'le suçlayan Yaşam Kaya ile ona çanak tutan  MİMESİS çeviri dergisi çevresini hâlâ ciddiye alan bir tiyatro insanını  ciddiye almak mümkün mü?"&lt;/i&gt;&lt;b&gt; diye sormak aynı MİMESİS'TE YASAK!&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Facebook sayfamda yazdığım yorumları,  arkalarından konuşmuş olmamak  için Mimesis Sahne Sanatları Portali'ndeki herkese  açık ilgili yorum  bölümüne de ekledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelin görün ki, Mimesis Sahne Sanatları Portali yöneticileri, &lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2011/09/mimesis-sahne-sanatlari-portalinin.html"&gt;bu yorumu&lt;/a&gt; ancak, kendilerini de isim vererek  eleştirdiğim ilk paragrafını   sansürleyerek yayımlayabildiler (Bkz. &lt;a href="http://mimesis-dergi.org/2011/09/%E2%80%9Ckesanli-ali%E2%80%9D-ne-zaman-%E2%80%9Ckurt-cemali%E2%80%9D-olacak"&gt;http://mimesis-dergi.org/2011/09/%E2%80%9Ckesanli-ali%E2%80%9D-ne-zaman-%E2%80%9Ckurt-cemali%E2%80%9D-olacak&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mimesis  okurlarını ve konuyla ilgilenenleri uyarmak, bu sansürden  haberdar  etmek için söz konusu sayfaya bugün şu aşağıdaki yeni  yorum/açıklamayı  ekledim. Bakalım Mimesis Sahne Sanatları Portali  yöneticileri bu  yorumumu sansürlemeden yayımlayabilecek mı?:&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;b&gt;Haldun  Taner’den, sanki tiyatro oyunu yazarı değil de devlet tarihçisi  bir  vakanüvismiş gibi, yarattığı oyun kahramanına koyduğu ismin hesabını   sorarak, “Keşanlı Ali Destanı” adlı oyunu vesilesiyle (25 yıl önce   ölmüş ve bugün kendini savunabilecek, hakkındaki suçlamalara yanıt   verebilecek durumda olmayan) Haldun Taner’i bol keseden “Beyaz Türk”lük   ve “tarihe ihanet”le suçlayan Yaşam Kaya imzalı “‘Keşanlı Ali’ Ne Zaman   ‘Kürt Cemali’ Olacak?” başlıklı yazıya dair yukarıda yer alan  eleştirel  yorumum, Mimesis Sahne Sanatları Portali yöneticileri  tarafından, kendi  adlarının da geçtiği ilk paragrafı sansürlenerek  yayımlandı. &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt; Yorumumun konuyla ilgili  önemli noktalar içeren ilk paragrafını (bana  hiçbir bilgi vermeden,  benden herhangi bir izin almadan, -yaptım oldu  zihniyetiyle- emrivaki  bir şekilde) sansürleyen Mimesis Sahne Sanatları  Portali yöneticileri,  bu “de facto” sansür uygulamasıyla ilgili olarak  bana herhangi bir  bilgi vermedikleri gibi, (bu “tasarruf”larına dair bir  cümlelik bir  dipnotla olsun) benim yazdığım yorumu eksik haliyle okuyan  okuyan  Mimesis okurlarına da bu durumu, bu gerçeği bilme hakkını  tanımadılar. &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;  Dolayısıyla yukarıdaki Feridun Çetinkaya imzalı  yorumu okuyanlar, bu  metnin Mimesis Sahne Sanatları Portali tarafından  tahrif edilmiş,  sansürlenmiş, eksik bir metin olduğunu bilmeden okumuş  ve  okumaktadırlar. &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt; Yorumumun metinden  çıkarılan bölümüyle  ilgili açıklama istemem üzerine Mimesis Sahne  Sanatları Portali’nin  (ancak ben açıklama istedikten sonra) tarafıma  yaptığı açıklamayı, hem  tam ve doğru anlaşılmaya verdiğim önem hem de  yorumumu tahrif edilmiş  haliyle okumak zorunda bırakılarak dezenforme  edilen Mimesis okurlarına  karşı duyduğum sorumluluk gereği, paylaşmak  istiyorum: &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;“Konu: ‘Keşanlı Ali’ Ne Zaman ‘Kürt Cemali’ Olacak? başlıklı yazıya yaptığınız yorum&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‘Yukarıdaki  yorumumun ilk paragrafı gördüğüm kadarıyla eksik  yayınlanmış. Neden  böyle olduğunu anlamadım. Yaşam Kaya ve MİMESİS  çeviri dergisini isim  vererek eleştirdiğim şu ilk paragraf kasten mi  çıkarıldı, teknik bir  yanlışlık mı oldu bilmiyorum.’&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sayın Çetinkaya&lt;br /&gt;Sitemizde  yürütülen tartışmaların belli bir düzey içerisinde  gerçekleşmesi için  gönderilen yorumlar editörlerimiz tarafından  denetlenmekte ve bazen  kısmen, bazense tümüyle yayınlanmamaları mümkün  olabilmektedir. Sizin  yorumunuzun ilgili bölümünde konuyla ilgisi  olmayan ve eleştiri  sınırlarını da aşan bir üslup kullanıldığı için  yorumun bu şekilde  yayınlanmasına karar verilmiştir. Ancak tabii ki  ilgili yorumun yazarı  olarak yorumunuzun bu haliyle yayınlanmamasını  talep etme hakkına  sahipsiniz. Eğer bu konuda bir talebiniz varsa  editörlerimiz tarafından  dikkate alınacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sitemize gösterdiğiniz ilgiden dolayı teşekkür eder çalışmalarınızda başarılar dileriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mimesis Sahne Sanatları Portali”&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;  Umarım Mimesis Sahne Sanatları Portali yöneticileri, bizzat   kendilerinin “Konu: ‘Keşanlı Ali’ Ne Zaman ‘Kürt Cemali’ Olacak?   başlıklı yazıya yaptığınız yorum” başlığını verdikleri, bizzat kendi   yazılı açıklamalarını bu sayfayı okuyan ilgili insanlarla paylaşmamı da,   (“konuyla ilgisi olmayan ve eleştiri sınırlarını da aşan bir üslup   kullanıldığı” ya da “yürütülen tartışmaların belli bir düzey içerisinde   gerçekleşmesi için” vb. kerameti kendinden menkul gerekçelerle)   sakıncalı görmezler. &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt; Bu arada, benim  yorumumu “konuyla ilgisi  olmayan ve eleştiri sınırlarını da aşan bir  üslup kullanıldığı” ya da  “yürütülen tartışmaların belli bir düzey  içerisinde gerçekleşmesi için”  gibi kerameti kendinden menkul  bahanelerle sansürleyen Mimesis Sahne  Sanatları Portali  yöneticilerinin, benim üstteki sansürlenmiş yorumumun  hemen altındaki  “Suzan Rood” imzasıyla yazılmış,&lt;/b&gt; &lt;i&gt;“Feridun Çetinkaya,  Haldun  Taner ‘ in neden ‘Kürt Cemali’ diyemediğini anlat sen? Bırak laf   salatasını, şarkı sözlerini. ‘Kürt Cemali’ demekten kaçınan bir ‘Beyaz   Türk’ ten bahsediyoruz. Sen dilersen ‘Ak Türk’ de ama gerçekler bunlar,   değişmez…”&lt;/i&gt; &lt;b&gt;biçimindeki yorumu okurlar açısından yararlı ve  “düzeyli”  bulup yayımlamış olmalarını da şu kerameti kendinden menkul  “düzey”  vurgusu açısından son derece manidar bulduğumu eklemek isterim.  &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt; İlgilenenler, Mimesis Sahne Sanatları  Portali’nin sansürlediği ilgili  yorumumu sansürsüz olarak Tiyatro  Fanzini adlı kişisel internet  sitemdeki şu sayfada okuyabilirler (Bkz.  http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2011/09/mimesis-sahne-sanatlari-portalinin.html)   ve Mimesis Sahne Sanatları Portali yöneticilerinin “yürütülen   tartışmaların belli bir düzey içerisinde gerçekleşmesi için” ve “konuyla   ilgisi olmayan ve eleştiri sınırlarını da aşan bir üslup kullanıldığı”   vb. kerameti kendinden menkul sansür bahanelerinin ne kadar haklı ve   geçerli olup olmadığına kendileri karar verebilirler. &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Feridun Çetinkaya&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt; 25 Eylül 2011&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;***&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;SANSÜR UYGULAMALARINI TEŞHİR ETTİĞİM "MİMESİS PORTAL EDİTÖRLERİ&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;"NİN 27 EYLÜL 2011 TARİHLİ AÇIKLAMASI&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Hem Haldun Taner'i hedef alan akıllara zarar yeni bir linç kampanyası başlatıp hem de Haldun Taner'e yaptıkları haksızlığı teşhir ettiğim, konuya dair yorumumu sansürleyen Mimesis Portal Editörleri; bizzat kendi açıklamalarıyla okurları bu sansür hakkında bilgilendirmeye çalıştığım yukarıdaki ikinci yorumumu da yayınlamadılar, sansürlediler. Böylece, onları "linç ve sansür" çetesi olarak adlandırmakta ne kadar haklı olduğumu bir kere daha kanıtlamış oldular.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mimemis Sahne Sanatları Portali editörleri, sansürleyip yayınlamadıkları yukarıdaki ikinci yorumumun ardından, iki gün düşünüp taşındıktan sonra şöyle bir savunma yaptılar:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;div class="comment-author vcard"&gt;&lt;b&gt;&lt;cite class="fn"&gt;admin&lt;/cite&gt; &lt;span class="says"&gt;diyor ki:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;  &lt;/div&gt;&lt;div class="comment-meta commentmetadata"&gt;&lt;b&gt;27/09/2011, 09:02&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Yukarıda yer alan Feridun Çetinkaya imzalı yorumun sitemizi  anlamsız bir polemiğin içine çekmeye çalışan başlangıç paragrafını,  yazıda savunulan temel argümanlara zarar vermediğini de göz önüne alarak  yayınlamamayı tercih etmiş bulunuyoruz. Ancak bu durumu sansür olarak  değerlendiren yazar ilgili yorumu ilk paragrafı da ekleyerek kendi  blogundan yayınlamıştır. Bizler sitemizde yayınladığımız yorumlarda  kişisel hakaret, saldırı, küfür gibi uygunsuz durumlara yer açmayı uygun  bulmadığımız gibi geniş bir tartışma platformu olmasını amaçladığımız  sitemize dönük, hiçbir bağlama oturtamadığımız itibarsızlaştırma  girişimlerine karşı da mesafeli bir duruş takınmayı tercih ediyoruz.  Mimesis Portal’e dönük eleştiriler makul biçimde ifade edildikleri  sürece her zaman için bu satırlarda yer almaya devam edeceklerdir. Ancak  söz konusu yorumun daha önce çıkarılan bölümünün bu kritere uygun  olmadığını düşünüyoruz. Bu bağlamda ilgili yorumu şu anki haliyle  korumaya karar vermiş buluyoruz.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Mimesis Portal Editörleri&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;(Kaynak: Mimesis Sahne Sanatları Portali,  &lt;/i&gt;&lt;a href="http://mimesis-dergi.org/2011/09/%e2%80%9ckesanli-ali%e2%80%9d-ne-zaman-%e2%80%9ckurt-cemali%e2%80%9d-olacak/%29"&gt;&lt;i&gt;http://mimesis-dergi.org/2011/09/%e2%80%9ckesanli-ali%e2%80%9d-ne-zaman-%e2%80%9ckurt-cemali%e2%80%9d-olacak/)&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;*** &lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;SANSÜR UYGULAMALARINI TEŞHİR ETTİĞİM "MİMESİS PORTAL EDİTÖRLERİ&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;"NİN MİMESİS ANASAYFASINDAKİ "EDİTÖRDEN" KÖŞESİNE&amp;nbsp; 9 EKİM 2011 GÜNÜ YAPTIKLARI "ÖZÜR" AÇIKLAMASI:&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;"Okuyucu Yorumları" Tartışmaları&lt;/b&gt; &lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mimesis Sahne Sanatları Portali olarak  yaklaşık bir buçuk senedir sahne sanatları dünyasındaki gelişmeleri  sizlerle paylaşmak için uğraşıyor, kültür-sanat eleştirilerine yer  veriyor, çeviri araştırma faaliyetleri yürütüyor ve katılımcı ve düzeyli  bir yayıncılık anlayışı oluşturmaya çalışıyoruz.&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;Okurlarımızın da dikkat ettiği üzere  köşe yazılarımızın ve bazı haberlerin alt kısmında kamusal bir tartışma  platformu oluşturmak adına “okuyucu yorumları” bölümü eklemeyi uygun  buluyoruz. Amacımız yayınlanan yazılara yapılacak yorumlarla okuyucunun  da katkıda bulunabileceği bir tartışma zemini sunmaktır. Fakat hakaret,  aşağılama içeren yorumlara seviyeli bir yayıncılık anlayışı adına yer  vermediğimizi belirtmek isteriz.&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Yaşam Kaya’nın 12.09.2011 tarihli “  ‘Keşanlı Ali’ Ne Zaman ‘Kürt Cemali’ Olacak?” başlıklı köşe yazısı  önemsediğimiz bir tartışmayı başlatmıştır. Bu köşe yazısına 20.09.2011  tarihinde Feridun Çetinkaya tarafından bir yorum girilmiştir. Site  editörleri olarak, bu yorumun ilk paragrafının tartışmalara katkı  sunmadığını ve hakaret içerdiğini düşündüğümüz için, ilgili bölümü  budayarak, yorumun geri kalan bölümünü ise aynen koruyarak  yayınlamıştık.&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Bunun üzerine yorumun yazarı durum hakkında kendi blogunda bir yazı kaleme almıştır.&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;Daha sonra editörler olarak yaptığımız  tartışmalarda bir yorumun hakaret içerse dahi yazan kişiye bilgi  vermeden bir kısmının budanarak yayınlanmasının ilkelerimiz açısından  uygunsuz bir uygulama olduğu kanaatine varmış bulunuyoruz. Söz konusu  durumda yapılması gereken, yazarı bilgilendirip yorumun hakaret içerdiği  takdirde yayınlanamayacağını iletmek olmalıydı.&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Düzeyli ve sorumlu bir yayıncılık  anlayışı adına okuyuculardan özür diliyor, bundan sonra benzeri  durumlarda daha dikkatli davranacağımızı sizlerle paylaşmak istiyoruz.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;(Kaynak: Mimesis Sahne Sanatları Portali, &lt;a href="http://mimesis-dergi.org/2011/10/%e2%80%9cokuyucu-yorumlari%e2%80%9d-tartismalari"&gt;http://mimesis-dergi.org/2011/10/%e2%80%9cokuyucu-yorumlari%e2%80%9d-tartismalari&lt;/a&gt;)&lt;/i&gt;&lt;/div&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1142422602676182704-5586195755469183273?l=tiyatrofanzini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/5586195755469183273'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/5586195755469183273'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2011/09/dikkat-sansur-haldun-tanerin-tarihe.html' title='DİKKAT SANSÜR: HALDUN TANER&apos;İN TARİHE İHANETLE SUÇLANMASINA ÇANAK TUTAN MİMESİS LİNÇ VE SANSÜR ÇETESİ YENİDEN İŞ BAŞINDA...'/><author><name>Feridun Çetinkaya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/SieKqvf0ZwI/AAAAAAAAAHY/XBGZRtgcNbk/S220/feridun_c.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-pqoa7arIX54/ToDj84UOGDI/AAAAAAAAAg4/ODRhDiVHznY/s72-c/mimesis.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1142422602676182704.post-4066348224149706784</id><published>2011-09-24T10:52:00.004+03:00</published><updated>2011-10-16T16:17:34.583+03:00</updated><title type='text'>MİMESİS SAHNE SANATLARI PORTALİ'NİN SANSÜRLEDİĞİ YORUMUMUN SANSÜRSÜZ HALİ</title><content type='html'>&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;--- MİMESİS'İN SANSÜRLEDİĞİ PARAGRAF ---&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Yazdığı oyunun kahramanını niye "Keşanlı Ali" yapmayı tercih etmiş, niye kahramanına "Kürt Cemali" demekten kaçınmış diye Haldun Taner gibi bir yazara seçimlerinin hesabını sorma izansızlığıyla, (25 yıl önce ölmüş ve bugün kendini savunabilecek durumda olmayan) Haldun Taner'i "Beyaz Türk"lük ve "tarihe ihanet"le suçlayan Yaşam Kaya ile ona çanak tutan MİMESİS çeviri dergisi çevresini hâlâ ciddiye alan bir tiyatro insanını ciddiye almak mümkün mü?&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: red; font-size: small;"&gt;--- MİMESİS'İN SANSÜRLEDİĞİ PARAGRAF ---&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;Akıllara zarar bir şekilde, “Beyaz Türk”lük ve “tarihe ihanet”le suçlanan, ima yoluyla da olsa “Kürt Cemali” adını kullanmaktan imtina ettiği, sansürlediği iddia edilen Haldun Taner’in, “Kürt” demek ve yazmak konusunda bir çekincesi olmadığını, Kürt kimliğini yok saymak, görmezlikten gelmek gibi özel bir kastı olmadığını gösteren, “Keşanlı Ali Destanı” oyunundaki (o da iddialarda adı geçen dönemin ünlü kabadayısı Kürt Cemali’nin de yaşadığı Ankara’nın gecekondu mahallesi “Altın-dağ” değil, onun kurmacadaki ironik yansılaması olan) “Sinekli-dağ” şarkısının şu sözleri, öküz altında buzağı arayan bu haksız ithamlara karşı verilebilecek hemen akla gelen anlamlı cevaplardan sadece birisidir:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;“Sineklidağ burası&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Şehre tepeden bakar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ama şehir ırakta&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Masallardaki kadar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Her cins insan var burda&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Çalışkanı tembeli&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Dört bucaktan gelmişler&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Hırlı hırsız serseri&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Lazı Kürdü Pomağı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Maraşlısı Vanlısı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Erzincanlı Kemahlı&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Hepsi kader yoldaşı (…)”&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;Yine aynı vesileyle, bizim Müjdat’ın (Albak), yine bizim Agon tiyatro dergisinin Mart-Nisan 1994 tarihli ilk sayısında yayımladığımız, “Anadolu Tiyatrosu 1: Türk Tiyatrosu Var mıydı, Yok muydu?” başlıklı yazısındaki şu manidar Haldun Taner değinisini hatırlatmış olayım:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;“Bu arada Haldun Taner’e de bir göz atmak gerekiyor: Yazarı besleyen kaynaklar Brecht estetiği, kabare üslubu ve Osmanlı geleneksel kaynaklarıdır. ‘Gözlerimi Kaparım, Vazifemi Yaparım’, ‘Keşanlı Ali’, ‘Günün Adamı’ resmi ideoloji karşıtı oyunlardır. ‘Gözlerimi Kaparım, Vazifemi Yaparım”da Osmanlı paradigmasının, Cumhuriyet sonrasında da değişmediğini sergiler. Bir yanda her devrin adamları, bir yanda görev ve sorumluluk anlayışını aşamayan resmi ideolojinin kurbanları vardır. Vicdani’nin tiradı, Türkiye insanının kafasının bir kimlik çorbası haline geldiğini gösterir. Keşanlı Ali’de temelde tek adamı eleştirir. Mahallenin milli şefi Ali, Trakya’dan Selanikli (pardon, yanlış yazdık galiba) Keşanlı, batılıdır. Adının Ali olması itibarıyla da halkın bir kurtarıcıya duyulan ihtiyacı somutlanır. Halk adamı olmadıkça peygamberler türeyecektir. Oyunda Kemalizm eleştirisi, demokrasi çağrısı vardır. ‘Sersem Kocanın Kurnaz Karısı’ ise Ermeni ve Rum tiyatrocuların ne acılarla Türk Tiyatrosunu (?) varettiklerini anlatır. Oyunda çaycı Türk bir rastlantı sonucu sahneye çıkar ve bir ‘tiyatro sanatçısı’ olur. Ve kaderin ne garip cilvesidir ki, oyunun sonunda tiyatronun başına geçer. Son tahlilde Haldun Taner, İstanbullu batıcı ve demokrat bir yazar olarak Türklük ideolojisinin yaratacağı kimlik yönünde eserler vermemiştir.”&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;Şimdilik bu kadar…&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Not: Müjdat’ın yazısından ilgili paragrafı orijinal kaynağı Agon’daki dizgi yanlışlarını düzelterek alıntıladım)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Feridun Çetinkaya&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Kaynak: Mimesis Sahne Sanatları Portali, &lt;a href="http://mimesis-dergi.org/2011/09/%E2%80%9Ckesanli-ali%E2%80%9D-ne-zaman-%E2%80%9Ckurt-cemali%E2%80%9D-olacak/"&gt;http://mimesis-dergi.org/2011/09/%E2%80%9Ckesanli-ali%E2%80%9D-ne-zaman-%E2%80%9Ckurt-cemali%E2%80%9D-olacak/&lt;/a&gt;)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;h6 class="uiStreamMessage" data-ft="{&amp;quot;type&amp;quot;:1}"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/h6&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1142422602676182704-4066348224149706784?l=tiyatrofanzini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/4066348224149706784'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/4066348224149706784'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2011/09/mimesis-sahne-sanatlari-portalinin.html' title='MİMESİS SAHNE SANATLARI PORTALİ&apos;NİN SANSÜRLEDİĞİ YORUMUMUN SANSÜRSÜZ HALİ'/><author><name>Feridun Çetinkaya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/SieKqvf0ZwI/AAAAAAAAAHY/XBGZRtgcNbk/S220/feridun_c.JPG'/></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1142422602676182704.post-3089547351654246670</id><published>2010-09-21T00:27:00.017+03:00</published><updated>2010-10-14T14:43:57.153+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haluk Bilginer'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ahmet Turan Alkan'/><title type='text'>Zaman gazetesi yazarı Ahmet Turan Alkan tiyatrocuları haksız bir şekilde suçlayan Haluk Bilginer'in asistini gole çevirme fırsatını kaçırmadı</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;b&gt;Fırsatçılığını gösteren A. Turan Alkan, Haluk Bilginer'in abuk sabuk eleştirilerinden referansla  lafı 60 ihtilaline, Brecht'e, Marksizme, sol'a getirmeyi başarmış(!)              &lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Haluk Bilginer'in, "bir deli bir kuyuya bir taş atmış" misali, "yavşak", "salak" gibi sansasyonel sözcükler eşliğinde ve isim vermeden ortaya karışık bir şekilde gündeme getirdiği, bütün oyuncuları ve tiyatrocuları zan altında bırakan abartılı ve cahilce suçlamalarının, gerçekte kimin nereye isterse oraya çekebileceği omurgasızlıkta, kayganlıkta ve abuk sabuklukta suçlamalar olduğunu, çok acı ve trajik bir şekilde kanıtlayan, Zaman gazetesi yazarı Ahmet Turan Alkan'ın ibretlik yazısını Tiyatro Fanzini ziyaretçilerinin bilgisine ve dikkatine sunuyorum. (Feridun Çetinkaya)&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="baslik"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="baslik"&gt;&lt;span style="color: #0b5394;"&gt;Üstelik tiyatrodan da anlamam ha...&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/TJfFgRCu9MI/AAAAAAAAAfE/t6hvtQx-X64/s1600/ahmet+turan+alkan.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/TJfFgRCu9MI/AAAAAAAAAfE/t6hvtQx-X64/s320/ahmet+turan+alkan.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="baslik" style="font-size: x-small;"&gt;Zaman gazetesi yazarı Ahmet Turan Alkan&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="baslik"&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="color: #0b5394;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;Ahmet  Yenilmez kardeşim şimdi bana yine kızacak, çünkü üstüme vazife olmayan  bir konuda, üstelik bütün hayranlarınca yüksek ve kırılmaz bir "tabu"yla  dokunulmaz bir yere oturttukları tiyatro konusunda ahkâm kesecek ve bu  esnada köşe yazarlarının her şey hakkında ahkâm kesebilme imtiyazından  da bol bol yararlanacağım.                         &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatro sanatçısı Haluk Bilginer, bazı meslektaşlarına  kızmış galiba, diyor ki, "Babam öldü ama hâlâ sahneye çıkarım,  yavşaklığına inanmam. Ben babam ölürse sahneye filan çıkmam, k...mı  yesin herkes. Eski tiyatrocular, Anadolu'yu turlarken, parasızlıktan  otelde rehin kaldık der ya, marifet diye mi anlatıyorsun, salaksın!"  dedikten sonra hızını alamayarak, "Eskilerden 'çook iyi oyuncu' olarak  hatırlanan birçok ismin aslında çok kötü oyuncular olduğuna eminim.  Büyük oyuncu olarak hatırlanan birçoğu, aslında efsane yaratmayı  becerebilmiş y...ğın tekiydi. Oyuncuların çoğu y...tır genellikle..." &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte bunun üzerine diğer bazı tiyatro oyuncuları, "Tiyatronun  duayenleri, Anadolu'da aç kaldılar, rehin kaldılar, gerçekten babaları  öldü sahneye çıktılar. Ben de babam öldüğünde sahneye çıktım...  Seyirciye k...mı yesinler demek nasıl bir şeydir? Nasıl ar damarı  çatlamaktır, haddini bilmezliktir. Seyirci ona cevabını verecektir. Ben  babam ve yakınlarım öldüğünde oynadım, bizler oyuncuyuz ve işimizi  yapmak zorundayız" diye cevap vermişler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Y ile başlayan ve yavru bit mânâsına gelen o kelimeyle,  "Yesinler" tavsiyesinde bulunduğu o vücut mıntıkasına dair sözlerini  doğru bulmuyorum fakat onun haricinde tıpkı Haluk Bilginer gibi  düşünüyorum. Sebebi kısaca şu: Türk tiyatrosu'nda 1960'tan sonra (Bu  tarih size neyi hatırlatıyor?) yoğunlaşan ve sahnelerimizi rehin alan  Brechtvâri tiyatro ve oyunculuk anlayışı, basın, tiyatro ve sinemanın  köşebaşlarını tutan eleştirmen takımının da ayran gönüllü desteğiyle  büyüklüğü kendinden menkul efsâneler ortaya koymuştur ki, Haluk  Bilginer'e tepki gösterenler bana göre o zümrenin içinde yer alıyorlar.  Brecht, politik temsili "Epik tiyatro" adı altında Sosyalist ülkelerde  ve bu ülkelerin yörüngelerinde kanat çırpan, bizde olduğu gibi sol  intelijansiyası güçlü ülkelerde nerdeyse tiyatronun en doğru ve tek  yorumu gibi dayatmayı bilmiş bir tersine kahramandı. Brechtperestleri bu  konuda Paradigma yayınları arasında çıkan ve Paul Johnson'un imzasını  taşıyan "Entelektüeller" adlı eserdeki "Buzdan bir kalp" başlıklı yazıyı  gözden geçirmeye davet ederim ki Ayşe Polat'ın nefis Türkçesi ile bu  kitap, Türk okuyucusu için gerçek bir okuma ziyafeti vaadediyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadede geliyoruz: "Babam ölse bile çıkar oynarım; önce sanat,  yevmiye ikinci plânda gelir!" türünden fedâkârlık tiradları, tiyatroda  yapılan işin neredeyse din gibi algılanması, kutsanması raddelerine  kadar varan ama temelde tiyatro yoluyla dünyayı değiştirebileceğine  inanan; bilerek veya sehven Marksizm'e fena halde angaje tiyatrocuların  pelesengi olmuştur yıllar boyunca. Bilginer buna hayır diyor ve zımnen  tiyatrodan daha üstün değerlerin de varlığını ileri sürüyor. "Cemaat"in  içinden ifşâ ediyor ve öyle olduğu için büyük patırtı çıkarmış  bulunmakta. Yankıları hayli devam eder bu tartışmanın ve eminim ki bir  türlü "Sahicilik" hissi veremeyen tiyatromuzun geleceği nâmına hayırlı  olur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesele sadece tiyatro değil; moda tabirle "Bir hayat tarzı"  algılaması. Tiyatroyu bir hayat tarzı zannedenler, ölenlerini tabutuyla  sahneye çıkarıp alkışlayan ve sırayla sahne alıp "Sonsuzluğa yürüdü,  ışık oldu" gibi titrek Ateistik lâflarla yolcu eden, babalarının öldüğü  gün bile çalışmayı iş ahlâkından sayan bir bölük gurebâdır. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanlar ikiye ayrılır; babaları öldüğünde gidip adam gibi  cenazesini omuzlayanlar veya "Show must go on" uğruna acısına flaster  yapıştırıp kendi dinine hizmet edenler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben birincileri tutuyorum; üstelik tiyatrodan filan da anlamam. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Kaynak: 20 Eylül 2010 tarihli Zaman gazetesi, &lt;a href="http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=1029585&amp;amp;title=ustelik-tiyatrodan-da-anlamam-ha"&gt;http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=1029585&amp;amp;title=ustelik-tiyatrodan-da-anlamam-ha&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Haluk Bilginer'in söz konusu açıklamaları hakkında Feridun Çetinkaya'nın yorum ve değerlendirmelerini okumak için tıklatınız: &lt;b&gt;&lt;a href="http://www.tiyatrofanzini.com/2010/09/haluk-bilginerin-oyuncularn-cogu.html"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haluk Bilginer'in "Oyuncuların çoğu yavşaktır genellikle..." iddiası üzerine Ekşi Sözlük'te yazdığım yorumlar &lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1142422602676182704-3089547351654246670?l=tiyatrofanzini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/3089547351654246670'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/3089547351654246670'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/09/zaman-gazetesi-yazar-ahmet-turan-alkan.html' title='Zaman gazetesi yazarı Ahmet Turan Alkan tiyatrocuları haksız bir şekilde suçlayan Haluk Bilginer&apos;in asistini gole çevirme fırsatını kaçırmadı'/><author><name>Feridun Çetinkaya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/SieKqvf0ZwI/AAAAAAAAAHY/XBGZRtgcNbk/S220/feridun_c.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/TJfFgRCu9MI/AAAAAAAAAfE/t6hvtQx-X64/s72-c/ahmet+turan+alkan.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1142422602676182704.post-8182443661498775802</id><published>2010-09-19T11:11:00.047+03:00</published><updated>2010-10-14T14:45:52.083+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Yıldız Kenter'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Genco Erkal'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Metin Serezli'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ahmet Hakan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ali Poyrazoğlu'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haluk Bilginer'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Müjdat Gezen'/><title type='text'>Haluk Bilginer'in "Oyuncuların çoğu yavşaktır genellikle..." iddiası üzerine Ekşi Sözlük'te yazdığım yorumlar</title><content type='html'>&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;(Aşağıdakı yorumlar &lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;b&gt;"mutebaki"&lt;/b&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt; nick'ini kullanan Ekşi Sözlük yazarı &lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://www.tiyatrofanzini.com/p/hakkmda_07.html"&gt;Feridun Çetinkaya&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;'ya aittir.&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&lt;i style="color: black;"&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;Haluk Bilginer&lt;/span&gt;&lt;i style="color: black;"&gt;'in hakkındaki eleştirilere cevaben yayımladığı &lt;/i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;"Kutsala mı Dokundum?"&lt;/span&gt;&lt;i style="color: black;"&gt; başlıklı basın açıklamasını ve Zaman gazetesi yazarı &lt;/i&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;Ahmet Turan Alkan&lt;/span&gt;&lt;i style="color: black;"&gt;'ın, tiyatrocuları haksız bir şekilde suçlayan Haluk Bilginer'in asistini gole çevirme fırsatını kaçırmadığı, ibretlik yazısını ilgili yorumların altında okuyabilirsiniz.)&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: red; font-size: small;"&gt;Güncelleme: 23 Eylül 2010, 11:20&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt;***&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haluk Bilginer,&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=46"&gt; 46&lt;/a&gt; adlı derginin Eylül-Ekim 2010 tarihli sayısındaki röportajında, defalarca kullandığı &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=yav%c5%9fak"&gt;yavşak&lt;/a&gt;  sözcüğünü ağzına persenk ederek, kendi kendine coşmuş, esip gürlemiş:  güya ele avuca sığmaz, aykırı, sivri dilli ve dobra "sanatçı" pozu  vermeye çalışmış ama olmamış. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Türkiye'de yapılan tiyatronun  bırakın seyirciye bir hayrı dokunmasını, tiyatrocuların kendisine bile  zerre kadar faydası olmadığı tezimin ne kadar isabetli olduğunu bir kez  daha gösteren, kendilerine bile hayrı olmayan tiyatrocuların "seyirciye  verir öğüdü, kendi keser söğüdü" yollu tutarsızlıklarına örnek teşkil  eden ibretlik bir vakaya imza atmış.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;"Eskilerden ‘çook iyi  oyuncu’ olarak hatırlanan birçok oyuncunun aslında çok kötü oyuncular  olduğuna eminim. büyük oyuncu olarak hatırlanan birçok isim, aslında  kötü oynayan ama efsane yaratmayı becerebilmiş &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=yav%c5%9fa%c4%9f%c4%b1n"&gt;yavşağın&lt;/a&gt; tekiydi. Oyuncuların çoğu &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=yav%c5%9fak"&gt;yavşak&lt;/a&gt;tır genellikle...”&lt;/i&gt; buyurmuş Haluk Bilginer. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Oyuncuların &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=%c3%a7o%c4%9fu"&gt;çoğu&lt;/a&gt;" vurgulu bu &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=ortaya+kar%c4%b1%c5%9f%c4%b1k"&gt;ortaya karışık&lt;/a&gt;, topyekün &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=yav%c5%9fak"&gt;yavşak&lt;/a&gt; suçlamasıyla, akıllara ziyan bir şekilde, aralarında &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=m%c3%bc%c5%9ffik+kenter"&gt;Müşfik Kenter&lt;/a&gt;, &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=y%c4%b1ld%c4%b1z+kenter"&gt;Yıldız Kenter&lt;/a&gt;, &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=genco+erkal"&gt;Genco Erkal&lt;/a&gt;, &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=%c5%9fener+%c5%9fen"&gt;Şener Şen&lt;/a&gt;, &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=m%c3%bcnir+%c3%b6zkul"&gt;Münir Özkul&lt;/a&gt;, &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=tuncel+kurtiz"&gt;Tuncel Kurtiz&lt;/a&gt; gibi isimlerin de olduğu yüzlerce, binlerce &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=oyuncu"&gt;oyuncu&lt;/a&gt;yu, yani "oyuncuların &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=hepsi"&gt;hepsi&lt;/a&gt;"ni zan altında bırakmakta sakınca görmemiş.&lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=ortaya+kar%c4%b1%c5%9f%c4%b1k"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=ortaya+kar%c4%b1%c5%9f%c4%b1k"&gt;Ortaya karışık&lt;/a&gt;  isim vermeden sallamanın, "oyuncuların &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=hepsi"&gt;hepsi&lt;/a&gt;"ni bir kalemde zan altında  bırakmak gibi vahim bir sonuca yol açma tehlikesinin yanısıra bir diğer  mahsuru da, söz konusu &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=yav%c5%9fak"&gt;yavşak&lt;/a&gt; tespitinin gerçek muhatabı olan gerçekten &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=yav%c5%9fak"&gt;yavşak&lt;/a&gt;  oyuncuların bu sözü üzerlerine hiç alınmadan, kendilerine hiç toz  kondurmadan, hatta ev sahibini bastıran yavuz hırsız misali bir de  "Haluk bilginer üstadımız haklı beyler" deyip, "oyuncuların &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=%c3%a7o%c4%9fu"&gt;çoğu&lt;/a&gt;" karambolünde araya kaynayarak, süreti haktan görünmeleri ihtimali ve tehlikesidir. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Oyuncuların çoğu &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=yav%c5%9fak"&gt;yavşak&lt;/a&gt;tır genellikle...” diyerek sanatsal ya da bilimsel bir tespit mi yapmış?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Oyuncuların çoğu &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=yav%c5%9fak"&gt;yavşak&lt;/a&gt;tır genellikle...” diyerek bir tabuyu mu yıkmış Haluk Bilginer?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;"Eski  tiyatrocular, 'tahta valizle anadolu'yu turlarken parasızlıktan otelde  rehin kaldık' der ya, marifet diye mi anlatıyorsun bunu bana, &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=salak"&gt;salak&lt;/a&gt;sın,  beş parasız tiyatro yapıyorum diye bana kahramanlık mı taslıyorsun?"&lt;/i&gt;  diyerek yoksulluğuyla alay ettiği Türkiye tiyatrosunun gerçekleriyle mi  yüzleşmiş, hesaplaşmış, tiyatrosu her yıl devlet yardımı alabilmek için Kültür Bakanlığı önünde tıpış tıpış kuyruğa giren Haluk Bilginer?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hayır, düpedüz &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=ortaya+kar%c4%b1%c5%9f%c4%b1k"&gt;ortaya karışık&lt;/a&gt; hakaret etmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şayet &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=haluk+bilginer"&gt;Haluk Bilginer&lt;/a&gt;, en azından Türkiye tiyatrosu, sineması ve televizyon aleminde tanık olduğu birkaç somut yavşaklık örneğini &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=a%c3%a7%c4%b1k%c3%a7a+mert%c3%a7e+t%c3%bcrk%c3%a7e"&gt;açıkça mertçe Türkçe&lt;/a&gt;  ortaya koyup, somut gerekçelerini göstererek, gerçekten de yersiz bir  şekilde 'büyük oyuncu olarak hatırlanan' birkaç yeteneksiz ve &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=yav%c5%9fak"&gt;yavşak&lt;/a&gt;  oyuncu adı verme cesaretini gösterebilmiş olsaydı, söylemeye  çalıştıklarını ancak o zaman anlamlı ve değerli bulabilir, helal olsun,  işte bize böyle özü sözü bir, böyle cesur ve dobra sanatçılar lazım  falan bile diyebilirdik belki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama nerde? Söz konusu röportajda  kendisine "Bunu yapmasaydım dediği işler" sorulduğunda bile, yapımcıları  ve yönetmenleri kırmayı göze alamadığı için olsa gerek, ota boka &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=yav%c5%9fak"&gt;yavşak&lt;/a&gt;, &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=yav%c5%9fakl%c4%b1k"&gt;yavşaklık&lt;/a&gt; diye kükreyen ele avuca sığmaz, aykırı, sivri dilli ve dobra "sanatçı" pozunu bir yana bırakmayı tercih eden &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=haluk+bilginer"&gt;Haluk Bilginer&lt;/a&gt;,  isim vermekten çekiniyor, kaçınıyor, şöyle bir cevapla konuyu  geçiştiriveriyor: "Sinemada da var televizyonda da var, neler olduğunu  söylemeyeceğim ama olmaz olur mu?"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne güzel değil mi "oyuncuların çoğu &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=yav%c5%9fak"&gt;yavşak&lt;/a&gt;tır genellikle..." diye, isim vermeden &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=ortaya+kar%c4%b1%c5%9f%c4%b1k"&gt;ortaya karışık&lt;/a&gt; sallarken, ele avuca sığmaz, aykırı, sivri dilli ve dobra "sanatçı"sın. Ama sıra somut isimler vermeye gelince tısss.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;E, işte somut isimler vermeyince, böyle topyekün "Oyuncuların çoğu &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=yav%c5%9fak"&gt;yavşak&lt;/a&gt;tır  genellikle...” demenin, uluorta, medyatik ve sansasyonel bir aşağılama  ve küfürden öte bir anlamı ve değeri de olmuyor tabii.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=haluk+bilginer"&gt;Haluk Bilginer&lt;/a&gt;'in bir kere her şeyden önce, tiyatro yazarı ve eleştirmeni &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=co%c5%9fkun+b%c3%bcktel"&gt;Coşkun Büktel&lt;/a&gt;'in &lt;a class="url" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=isim+vermeden+su%C3%A7layacak+kadar+al%C3%A7ak+de%C4%9Filim" rel="nofollow" target="_blank" title="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=isim+vermeden+su%C3%A7layacak+kadar+al%C3%A7ak+de%C4%9Filim"&gt;"İnsanları, ismimi ve isimlerini vermeden suçlayacak kadar alçak değilim"&lt;/a&gt; düsturundan  feyzalmasını dileyelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=ortaya+kar%c4%b1%c5%9f%c4%b1k"&gt;Ortaya karışık&lt;/a&gt; sallamak ve insanlara &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=yav%c5%9fak"&gt;yavşak&lt;/a&gt; diye hakaret etmek çok kolay. Ama aynı zamanda insanları zan altında bırakmanın ve aşağılamanın da en çirkin yolu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel Türkçemizdeki güzel bir deyim kâfidir aslında, &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=y%c4%b1lan+e%c4%9frisini+g%c3%b6rmez+deveye+boynun+e%c4%9fri+dermi%c5%9f"&gt;yılan eğrisini görmez deveye boynun eğri dermiş&lt;/a&gt; cinliğindeki bu &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=yav%c5%9fak"&gt;yavşak&lt;/a&gt; sarrafı(!) &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=oyuncu"&gt;oyuncu&lt;/a&gt;nun ızdırabını anlatmak için: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=%c3%b6k%c3%bcz%c3%bcm%c3%bcn+ad%c4%b1+sakar+ad%c4%b1n%c4%b1+bana+takar"&gt;Öküzümün adı sakar adını bana takar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;(&lt;a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=mutebaki"&gt;mutebaki&lt;/a&gt;, 18.09.2010 23:19 ~ 19.09.2010 12:44)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;(Kaynak: Ekşi Sözlük, &lt;a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=20369365"&gt;http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=20369365&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=haluk+bilginer&amp;amp;a=sr&amp;amp;kw=haluk+bilginer&amp;amp;au=mutebaki"&gt;&lt;/a&gt;)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(İkinci Yorum)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Lafını &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=%c3%a7at%c4%b1r+%c3%a7at%c4%b1r"&gt;çatır çatır&lt;/a&gt; söylemiş falan değildir.&lt;br /&gt;&lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=usul+esasa+mukaddemdir"&gt;&lt;br /&gt;Usul esasa mukaddemdir&lt;/a&gt; ilkesi göz önünde bulundurulduğunda, haydi diyelim &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=esas"&gt;esas&lt;/a&gt;ta haklı olabileceği noktalar olsa bile, Haluk Bilginer &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=usul"&gt;usul&lt;/a&gt; yönünden fena halde çuvallamıştır.&lt;br /&gt;&lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=usul"&gt;&lt;br /&gt;Usul&lt;/a&gt;'den kastımız elbette &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=haluk+bilginer"&gt;Haluk Bilginer&lt;/a&gt;'in meslektaşlarını sert bir dille eleştirmesi, suçlaması ya da &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=yav%c5%9fak"&gt;yavşak&lt;/a&gt; sözcüğünü kullanması değil, eleştirdiği insanların isimlerin vermeden, "oyuncuların &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=%c3%a7o%c4%9fu"&gt;çoğu&lt;/a&gt; yavşaktır" gibi  &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=ortaya+kar%c4%b1%c5%9f%c4%b1k"&gt;ortaya karışık&lt;/a&gt;, hedef gözetmeyen bir ifade kullanarak ve Anadolu’yu turlarken  parasızlıktan otelde rehin kaldıklarını anlatan tiyatroculara &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=salak"&gt;salak&lt;/a&gt; diye hakaret ederek, hiç de etik olmayan bir davranış sergilemesi, "oyuncuların &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=hepsi"&gt;hepsi&lt;/a&gt;"ni bir kalemde topyekün zan altında bırakmasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani tam tersine, somut örnek ya da isim vermekten kaçınan &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=haluk+bilginer"&gt;Haluk Bilginer&lt;/a&gt;'in &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=%c3%a7at%c4%b1r+%c3%a7at%c4%b1r"&gt;çatır çatır&lt;/a&gt; konuşmamasıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hedef gözetmeden, bütün oyuncuları zan altında bırakacak şekilde söylenmiş, düpedüz aşağılama ve hakaretten öte bir anlamı olmayan "yavşak", "salak"  benzeri sansasyonel sözleri ortadayken, Haluk Bilginer &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=%c3%a7at%c4%b1r+%c3%a7at%c4%b1r"&gt;çatır çatır&lt;/a&gt; konuşmuş, tabuları yıkmış demek, bu sözlerde işgüzarca keramet ve boncuk aramakmış gibi geliyor bana.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ünlülerin  isim vermeden, ortaya karışık böyle ucuz ve kanıksanmış magazinel  açıklamaları tam tersine vaka-ı adiyeden başka bir şey değildir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gören, duyan da Haluk Bilginer, &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=%c3%a7at%c4%b1r+%c3%a7at%c4%b1r"&gt;çatır çatır&lt;/a&gt;  prodüksiyon şirketi ve yapımcı ismi vererek, ünlü isimlere bölüm başına  tek partide on binlerce lira ödenebilen, milyonlarca liralık reklam  bütçelerinin döndüğü dizi sektöründe yaşanan çarpıklıkları, üç otuz  paraya ağır koşullarda çalıştırılan insanların emeğinin nasıl  sömürüldüğünü falan &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=%c3%a7at%c4%b1r+%c3%a7at%c4%b1r"&gt;çatır çatır&lt;/a&gt; eleştirmiş, teşhir etmiş, gündeme taşımış sanacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İsim vermeden, aklınca hiçbir risk almadan ve tedbirli davranarak &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=ortaya+kar%c4%b1%c5%9f%c4%b1k"&gt;ortaya karışık&lt;/a&gt; bir şekilde insanlara topyekün &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=yav%c5%9fak"&gt;yavşak&lt;/a&gt; diye hakaret etmek ve bütün oyuncuları sorumsuzca zan altında bırakmak nasıl &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=%c3%a7at%c4%b1r+%c3%a7at%c4%b1r"&gt;çatır çatır&lt;/a&gt; konuşmak oluyor anlayan beri gelsin. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İnsanları isim vermeden, ortaya karışık bir şekilde suçlamaktan kolay ne olabilir ki? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asıl bu çok çirkin bir davranış ve vahim bir yanlış değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Anadolu’yu  turlarken parasızlıktan otelde rehin kaldıklarını anlatan  tiyatrocuların yaptığı mı daha yanlış ve zararlı, yoksa isim vermeyerek  pek çok insanı zan altında bırakan &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=haluk+bilginer"&gt;Haluk Bilginer&lt;/a&gt;'in yaptığı mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haluk Bilginer isim vermekten kaçınmış ama Hürriyet'ten Demirhan Hararlı'nın &lt;a class="url" href="http://www.hurriyet.com.tr/magazin/magazinhatti/15814052.asp?top=1" rel="nofollow" target="_blank" title="http://www.hurriyet.com.tr/magazin/magazinhatti/15814052.asp?top=1"&gt;haber&lt;/a&gt;ine göre &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=m%c3%bcjdat+gezen"&gt;Müjdat Gezen&lt;/a&gt; ile &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=ali+poyrazo%c4%9flu"&gt;Ali Poyrazoğlu&lt;/a&gt;, Habertürk'ten Bülent İpek ve Oya Doğan'ın &lt;a class="url" href="http://www.haberturk.com/polemik/haber/553173-yavsak-atismasi" rel="nofollow" target="_blank" title="http://www.haberturk.com/polemik/haber/553173-yavsak-atismasi"&gt;haber&lt;/a&gt;ine göre de &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=y%c4%b1ld%c4%b1z+kenter"&gt;Yıldız Kenter&lt;/a&gt;, &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=levent+k%c4%b1rca"&gt;Levent Kırca&lt;/a&gt;, &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=metin+serezli"&gt;Metin Serezli&lt;/a&gt; gibi isimler, "oyuncuların &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=hepsi"&gt;hepsi&lt;/a&gt;"ni olduğu gibi kendilerini de zan altında bırakan &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=ortaya+kar%c4%b1%c5%9f%c4%b1k"&gt;ortaya karışık&lt;/a&gt; "yavşak" ve "salak" suçlamalarına karşılık &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=%c3%a7at%c4%b1r+%c3%a7at%c4%b1r"&gt;çatır çatır&lt;/a&gt; ismini vererek &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=haluk+bilginer"&gt;Haluk Bilginer&lt;/a&gt;i sert bir dille eleştirmişler:&lt;br /&gt;&lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=m%c3%bcjdat+gezen"&gt;&lt;br /&gt;Müjdat gezen&lt;/a&gt;: &lt;i&gt; “Bu söylenenleri Muhsin Ertuğrul duysa kemikleri sızlar. Asıl seyirciye  k.çımı yesin demek yavşaklıktır. Muhsin Ertuğrul, Gazanfer Özcan, Nejat Uygur gibi duayenler, Anadolu’da aç kaldılar, rehin kaldılar, gerçekten  babaları öldü sahneye çıktılar. Ben de babam öldüğünde sahneye çıktım. Bence aktörlükten biraz anlayanlar Haluk Bilginer’in şişirilmiş bir  balon olduğunu bilirler”&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=ali+poyrazo%c4%9flu"&gt;&lt;br /&gt;Ali Poyrazoğlu&lt;/a&gt;: &lt;i&gt; “Yavşaklık konusunda aynaya bakıp konuşmuş olsa gerek. Haluk’un  kendisini şişirdiği kadar efsane olmadığını hepimiz biliyoruz. Seyirciye  kıçımı yesinler demek nasıl bir şeydir? Nasıl ar damarı çatlamaktır,  haddini bilmezliktir. Seyirci ona cevabını verecektir. Ben babam ve  yakınlarım öldüğünde oynadım, bizler oyuncuyuz ve işimizi yapmak  zorundayız.” &lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=y%c4%b1ld%c4%b1z+kenter"&gt;&lt;br /&gt;Yıldız Kenter&lt;/a&gt;:  &lt;i&gt;"Haluk Bilginer’in söyledikleri beni zerre kadar ilgilendirmiyor. Bu  çok ağır bir laf, tabii ki anlayan için... Açıkçası ben Haluk Bilginer’in lafına önem vermiyorum, çünkü söyledikleri bana dokunmuyor. Konuşup tartışarak onun tirajını da artırmam. Kendisine aldırış bile  etmiyorum."&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=levent+k%c4%b1rca"&gt;&lt;br /&gt;Levent Kırca&lt;/a&gt;:  &lt;i&gt;"Babam öldü, cenazesi İsviçre’den geldi. Gereği Düşünüldü’yü oynuyorum.  3500 biletin tamamı satılmış. Babamı defnedip akşam sahneye çıktım. Yine Kenter Tiyatrosu’nda oynarken annem vefat etti. Gündüz defnedip  akşam sahneye çıktım. Hayata böyle bakmak lazım. Haluk Bilginer ayıp  etmiş. Az sayıda seyirci vardır, çıkıp 'oynayamayacağım' dersin. Biz Dolmabahçe’deki çadırda oyun oynarken birinci perdede Tekin Siper vefat  etti. Ambulans gelip onu alınca seyirciye çıkıp 'oyuncumuz öldü. herkes  yarın paralarını gişeden alabilir' dedim. İkinci perde Tekin’in rolü  olmasaydı biz oyuna devam ederdik. O da öyle isterdi. Tahta bavul ise Anadolu’ya tiyatro götürmenin ve sanatçının ülkesini tanımasının  simgesidir. Ben tahta bavulla Anadolu’yu dolaşmasaydım bugün bu noktada  olamazdım. Sanatçılardaki bir vesileyle hakaret etme alışkanlığını  kınıyorum. Sanıyorum, New York’ta filminin önünü açmak için reklama  ihtiyaç duydu. Kınıyorum."&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=metin+serezli"&gt;&lt;br /&gt;Metin Serezli&lt;/a&gt;:  &lt;i&gt;"Haluk Bilginer’in aradaki küfürler hariç tüm görüşlerine katılıyorum. Öncelikle rolünün etkisinde kalan oyuncu olamaz, hayat hayattır, oyun  oyundur. Perde kapandığı anda kendin olmak zorundasın. Babam öldüğünde  22 yaşımdaydım, çok ağır bir dram oynuyordum. Matine arasında babamın  öldüğünü öğrendim ve kendimi Kadıköy’e attım, ona vedamı ettikten sonra  akşam yine sahneye çıktım. Babanız ölmüş ve sahneye çıkıyorsunuz, bu çok  korkunç bir şeydi. Bugünkü aklım olsa kimse kusura bakmasın asla  sahneye çıkmaz, acısını yaşardım. Eski aktörlerin kötü oyuncu olup  efsaneleşme meselesine gelince; bu durumu çağa, koşullara göre  değerlendirmek lazım. Tüm zamanların en iyi oyuncusu olarak tanınan Fransız Sarah Bernard 1912 yılında bir efsaneydi. Ama bugün ne kadar  kötü oynadığı konuşuluyor. Belki de 40 yıl sonra Haluk’un oyunlarının  videolarını izleyenler 'Ay ne kötü oynamış' diyecekler. Çünkü çağ,  anlayış değişecek."&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii Haluk Bilginer'e açık destek veren Tarık Akan, Oktay Kaynarca ve Şebnem Bozok gibi isimler de olmuş. Onların desteğini de Milliyet Cadde'den Gülcan Tarımoğlu'nun ilgili &lt;a class="url" href="http://cadde.milliyet.com.tr/2010/09/20/HaberDetay/1290838/Ikinci_yavsak_tartismasi" rel="nofollow" target="_blank" title="http://cadde.milliyet.com.tr/2010/09/20/HaberDetay/1290838/Ikinci_yavsak_tartismasi"&gt;haber&lt;/a&gt;inden aktaralım:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=tar%c4%b1k+akan"&gt;Tarık Akan&lt;/a&gt;: &lt;i&gt;"Haluk’u severim, düşüncelerini de severim. Söylediklerine katılıyorum. Doğru söylemiş, hak veriyorum kendisine."&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=oktay+kaynarca"&gt;Oktay Kaynarca&lt;/a&gt;: &lt;i&gt;"Söylediği her lafın altına imzamı atarım ama o tabir hoş olmamış. Bu kadar sert söylemesi talihsizlik olmuş."&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=%c5%9febnem+bozoklu"&gt;&lt;br /&gt;Şebnem Bozoklu&lt;/a&gt;: &lt;i&gt;"Haluk Bilginer’in söylediklerini okudum. Oh be biri söyledi sonunda!"&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ha, eklemeden geçmeyelim: &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=iki+ad%c4%b1m+bir+tokat"&gt;iki adım bir tokat&lt;/a&gt;'çı tiyatrosever(!) Hürriyet gazetesi yazarı &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=ahmet+hakan"&gt;Ahmet Hakan&lt;/a&gt; da pek bir memnun kalmış Haluk Bilginer'in tiyatrocuları hedef alan &lt;a class="gb" href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=ortaya+kar%c4%b1%c5%9f%c4%b1k"&gt;ortaya karışık&lt;/a&gt; suçlamalarından ve (“salak”, “yavşak” ve “k.ç” kelimelerini çıkarmak koşuluyla) &lt;a class="url" href="http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/15820101.asp?yazarid=131&amp;amp;gid=61" rel="nofollow" target="_blank" title="http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/15820101.asp?yazarid=131&amp;amp;gid=61"&gt;"Ben Haluk Bilginer'ciyim"&lt;/a&gt; demiş 20 Eylül 2010 tarihli köşe yazısında.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: right;"&gt;(&lt;a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=mutebaki"&gt;mutebaki&lt;/a&gt;, 20.09.2010 00:09 ~ 10:57)&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;(Kaynak: Ekşi Sözlük, &lt;a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=haluk+bilginer&amp;amp;a=sr&amp;amp;kw=haluk+bilginer&amp;amp;au=mutebaki"&gt;http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=20379231&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;(Yukarıdaki yorumlar "mutebaki" nick'ini kullanan Ekşi Sözlük yazarı &lt;a href="http://www.tiyatrofanzini.com/p/hakkmda_07.html"&gt;Feridun Çetinkaya&lt;/a&gt;'ya aittir.&lt;/b&gt;)&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;u&gt;&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;u&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;İstisnasız "Oyuncuların hepsi"ni zan altında bırakan, "Oyuncuların çoğu yavşaktır genellikle..." iddiası üzerine kendisine yöneltilen&amp;nbsp; eleştirilere karşı &lt;/span&gt;&lt;/u&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;u&gt;Haluk Bilginer'in yanıtı:&lt;/u&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: #0b5394; font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: x-large;"&gt;&lt;b&gt;"Kutsala mı Dokundum?"&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/TJdQhQYJUOI/AAAAAAAAAe8/umqMc3B7vpA/s1600/haluk+bilginer.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/TJdQhQYJUOI/AAAAAAAAAe8/umqMc3B7vpA/s200/haluk+bilginer.jpg" width="151" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir mesleği kutsallaştırmak çabası nedendir acep?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesleği doğru dürüst icra etmek yerine, mesleklerini  kutsallaştırıp, göz boyamak isteyenlere ayna tutulmuş gibi mi oldu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir marangoz övünmüş müdür hiç? Babam öldüğünde atölyeye gidip, iki  masa bir büfe zımparaladım, diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir aşçı böbürlenmiş midir? Anamı kaybettikten sonra mutfağa girip bir tepsi baklava açtım, diye.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyuncu niye aynı durumu kullanarak farklı bir algı yaymak isteğindedir dersiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyunculuk niçin kutsaldır da, inşaat işçiliği değil? ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendi suretini aynada görüp de aynayı kırmaya çalışana ne demeli? ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haberi kaynağından okumadan, hatta haberin sahibine sormak gerekirken, nasıl bir gaza gelmektir bu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sansasyonel başlık atmak gazeteci refleksidir mutlaka..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuşma  anında, öfkeyle, bir durumun altını çizmek adına sarfedilmiş  sözleri  alıp, içeriğinden bağımsız kullanmak yazanın tasarrufudur tabii  ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O  başlığın altındakini okumak zahmetinde bile bulunmadan, hangi   bağlamda, kimler ve hangi durumlar kastedilerek sözün sarfedildiğini   araştırma zahmetine katlanmadan nasıl bir saldırıdır bu? ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl ve ne sebeple bir nefret birikmiştir ki, o düğmeye basıldığı anda patlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yıllardır söylüyorum söylediklerimin aynısını, tık yok!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konunun  içeriğine bakmadan, neler söylendiğine kulak asmadan, tartışmaya   girmekten kaçınarak, sadece "YAVŞAK" la ilişkiye girip, salyalar   akıtmak...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Alakalı, alakasız birsürü insan...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aynı meslekten sayıldıklarımız nereden çıkardılar seyirciye laf ettiğimi? ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl bir niyet okumadır bu? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O laf konunun muhataplarınadır, seyirciye değil, haberiniz ola ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;AMA ....."YAVŞAK " da ne kadar güzel bir sözcüktür, değil mi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YAV- diye alt perdeden başlayıp. Ş harfinden aldığı güçle surata tokat gibi patlar ....&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gözünü sevdiğimin Türkçesi ...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Haluk Bilginer&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;20 Eylül 2010&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;(Kaynak: Medyatava internet sitesi, http://www.medyatava.com/haber.asp?id=70501)&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;u&gt;Zaman gazetesi yazarı Ahmet Turan Alkan tiyatrocuları haksız bir şekilde suçlayan Haluk Bilginer'in asistini gole çevirme fırsatını kaçırmadı&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Fırsatçılığını gösteren A. Turan  Alkan, Haluk Bilginer'in abuk sabuk eleştirilerinden referansla  lafı 60  ihtilaline, Brecht'e, Marksizme, sol'a getirmeyi başarmış(!)               &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Haluk  Bilginer'in, "bir deli bir kuyuya bir taş atmış" misali, "yavşak",  "salak" gibi sansasyonel sözcükler eşliğinde ve isim vermeden ortaya  karışık bir şekilde gündeme getirdiği, bütün oyuncuları ve tiyatrocuları  zan altında bırakan abartılı ve cahilce suçlamalarının, gerçekte kimin  nereye isterse oraya çekebileceği omurgasızlıkta, kayganlıkta ve abuk  sabuklukta suçlamalar olduğunu, çok acı ve trajik bir şekilde  kanıtlayan, Zaman gazetesi yazarı Ahmet Turan Alkan'ın ibretlik yazısını  Tiyatro Fanzini ziyaretçilerinin bilgisine ve dikkatine sunuyorum.  (Feridun Çetinkaya)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span style="color: #0b5394; font-family: Georgia,&amp;quot;Times New Roman&amp;quot;,serif; font-size: x-large;"&gt;&lt;b&gt;"Üstelik tiyatrodan da anlamam ha... "&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/TJfFgRCu9MI/AAAAAAAAAfE/t6hvtQx-X64/s1600/ahmet+turan+alkan.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/TJfFgRCu9MI/AAAAAAAAAfE/t6hvtQx-X64/s320/ahmet+turan+alkan.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span class="baslik" style="font-size: x-small;"&gt;Zaman gazetesi yazarı Ahmet Turan Alkan&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="baslik"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="baslik"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="baslik"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;Ahmet  Yenilmez kardeşim şimdi bana yine kızacak, çünkü  üstüme vazife olmayan  bir konuda, üstelik bütün hayranlarınca yüksek ve  kırılmaz bir "tabu"yla  dokunulmaz bir yere oturttukları tiyatro  konusunda ahkâm kesecek ve bu  esnada köşe yazarlarının her şey hakkında  ahkâm kesebilme imtiyazından  da bol bol yararlanacağım.                          &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Tiyatro sanatçısı Haluk Bilginer, bazı  meslektaşlarına  kızmış galiba, diyor ki, "Babam öldü ama hâlâ sahneye  çıkarım,  yavşaklığına inanmam. Ben babam ölürse sahneye filan çıkmam,  k...mı  yesin herkes. Eski tiyatrocular, Anadolu'yu turlarken,  parasızlıktan  otelde rehin kaldık der ya, marifet diye mi anlatıyorsun,  salaksın!"  dedikten sonra hızını alamayarak, "Eskilerden 'çook iyi  oyuncu' olarak  hatırlanan birçok ismin aslında çok kötü oyuncular  olduğuna eminim.  Büyük oyuncu olarak hatırlanan birçoğu, aslında efsane  yaratmayı  becerebilmiş y...ğın tekiydi. Oyuncuların çoğu y...tır  genellikle..." &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;İşte bunun üzerine diğer bazı tiyatro  oyuncuları, "Tiyatronun  duayenleri, Anadolu'da aç kaldılar, rehin  kaldılar, gerçekten babaları  öldü sahneye çıktılar. Ben de babam  öldüğünde sahneye çıktım...  Seyirciye k...mı yesinler demek nasıl bir  şeydir? Nasıl ar damarı  çatlamaktır, haddini bilmezliktir. Seyirci ona  cevabını verecektir. Ben  babam ve yakınlarım öldüğünde oynadım, bizler  oyuncuyuz ve işimizi  yapmak zorundayız" diye cevap vermişler. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Y  ile başlayan ve yavru bit mânâsına gelen o kelimeyle,  "Yesinler"  tavsiyesinde bulunduğu o vücut mıntıkasına dair sözlerini  doğru  bulmuyorum fakat onun haricinde tıpkı Haluk Bilginer gibi  düşünüyorum.  Sebebi kısaca şu: Türk tiyatrosu'nda 1960'tan sonra (Bu  tarih size neyi  hatırlatıyor?) yoğunlaşan ve sahnelerimizi rehin alan  Brechtvâri  tiyatro ve oyunculuk anlayışı, basın, tiyatro ve sinemanın   köşebaşlarını tutan eleştirmen takımının da ayran gönüllü desteğiyle   büyüklüğü kendinden menkul efsâneler ortaya koymuştur ki, Haluk   Bilginer'e tepki gösterenler bana göre o zümrenin içinde yer alıyorlar.   Brecht, politik temsili "Epik tiyatro" adı altında Sosyalist ülkelerde   ve bu ülkelerin yörüngelerinde kanat çırpan, bizde olduğu gibi sol   intelijansiyası güçlü ülkelerde nerdeyse tiyatronun en doğru ve tek   yorumu gibi dayatmayı bilmiş bir tersine kahramandı. Brechtperestleri bu   konuda Paradigma yayınları arasında çıkan ve Paul Johnson'un imzasını   taşıyan "Entelektüeller" adlı eserdeki "Buzdan bir kalp" başlıklı  yazıyı  gözden geçirmeye davet ederim ki Ayşe Polat'ın nefis Türkçesi  ile bu  kitap, Türk okuyucusu için gerçek bir okuma ziyafeti vaadediyor.  &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Sadede geliyoruz: "Babam ölse bile çıkar oynarım;  önce sanat,  yevmiye ikinci plânda gelir!" türünden fedâkârlık  tiradları, tiyatroda  yapılan işin neredeyse din gibi algılanması,  kutsanması raddelerine  kadar varan ama temelde tiyatro yoluyla dünyayı  değiştirebileceğine  inanan; bilerek veya sehven Marksizm'e fena halde  angaje tiyatrocuların  pelesengi olmuştur yıllar boyunca. Bilginer buna  hayır diyor ve zımnen  tiyatrodan daha üstün değerlerin de varlığını  ileri sürüyor. "Cemaat"in  içinden ifşâ ediyor ve öyle olduğu için büyük  patırtı çıkarmış  bulunmakta. Yankıları hayli devam eder bu tartışmanın  ve eminim ki bir  türlü "Sahicilik" hissi veremeyen tiyatromuzun  geleceği nâmına hayırlı  olur. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Mesele sadece tiyatro  değil; moda tabirle "Bir hayat tarzı"  algılaması. Tiyatroyu bir hayat  tarzı zannedenler, ölenlerini tabutuyla  sahneye çıkarıp alkışlayan ve  sırayla sahne alıp "Sonsuzluğa yürüdü,  ışık oldu" gibi titrek Ateistik  lâflarla yolcu eden, babalarının öldüğü  gün bile çalışmayı iş  ahlâkından sayan bir bölük gurebâdır. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;İnsanlar ikiye  ayrılır; babaları öldüğünde gidip adam gibi  cenazesini omuzlayanlar  veya "Show must go on" uğruna acısına flaster  yapıştırıp kendi dinine  hizmet edenler. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Ben birincileri tutuyorum; üstelik tiyatrodan filan da anlamam. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;(Kaynak:  20 Eylül 2010 tarihli Zaman gazetesi,&amp;nbsp;&lt;a href="http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=1029585&amp;amp;title=ustelik-tiyatrodan-da-anlamam-ha"&gt;http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazino=1029585&amp;amp;title=ustelik-tiyatrodan-da-anlamam-ha&lt;/a&gt;)&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1142422602676182704-8182443661498775802?l=tiyatrofanzini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/8182443661498775802'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/8182443661498775802'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/09/haluk-bilginerin-oyuncularn-cogu.html' title='Haluk Bilginer&apos;in &quot;Oyuncuların çoğu yavşaktır genellikle...&quot; iddiası üzerine Ekşi Sözlük&apos;te yazdığım yorumlar'/><author><name>Feridun Çetinkaya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/SieKqvf0ZwI/AAAAAAAAAHY/XBGZRtgcNbk/S220/feridun_c.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/TJdQhQYJUOI/AAAAAAAAAe8/umqMc3B7vpA/s72-c/haluk+bilginer.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1142422602676182704.post-1435051461064708533</id><published>2010-08-24T18:00:00.017+03:00</published><updated>2010-09-25T13:58:51.534+03:00</updated><title type='text'>Tiyatronun Dolmabahçe Mutabakatı</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/TG-6gbfGqBI/AAAAAAAAAeY/LJnsOLkEX4s/s1600/nedim_saban_ozinel.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="191" src="http://1.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/TG-6gbfGqBI/AAAAAAAAAeY/LJnsOLkEX4s/s320/nedim_saban_ozinel.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Tiyatroda Dolmabahçe mutabakatının tarafları: Nedim Saban ve Tuncay Özinel&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Tiyatrocu Nedim Saban ile Tuncay Özinel'in kamuoyu önünde birbirlerine yönelttikleri ağır suçlamalarla aylardır sürdürdükleri "ırkçılık" polemiği; üçüncü kişileri ve tiyatro kamuoyunu da doğrudan ilgilendiren boyutlarıyla, sadece Nedim Saban ve Tuncay Özinel arasındaki kişisel bir sorun olmayı aştı ve Türkiye tiyatrosundaki insan malzemesinin niteliği hakkında önemli ipuçları veren bir ibretlik vakaya dönüştü.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Hatırlanacağı üzere, Nedim Saban ve Tuncay Özinel,  2009 Kasım ayında,  Kadıköy Belediyesi'nin tiyatroculara sunduğu  imkânları paylaşma  konusunda bir ağız dalaşına girişmiş ve sırf tiyatro  kamuoyu önünde bir  milim üste çıkabilmek uğruna işi birbirlerini  "ırkçı" ilan etmeye  kadar vardırmışlardı.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Hatta Nedim Saban, Tuncay Özinel'i hedef alan "ırkçılık" suçlamasını, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;gönüllü tetikçisi Ömer Faruk Kurhan vasıtasıyla&amp;nbsp; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;(sırf   Tuncay Özinel'in bir kalemde "ırkçı" ilan edilmesi "bir çeşit  yargısızı  infazdır" diyerek vicdani kanaatimi açıkladığım için) benim  gibi üçüncü  kişilere de bulaştırmaya çalışmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Temmuz ayının ilk günlerinde Tuncay Özinel, kendisini "ırkçı" olmakla   suçlayan Nedim Saban'a karşı açtığı hakaret davasının ilk duruşmasının   Eylül ayı içinde görüleceğini duyuran bir basın bildirisi yayınlayınca konu yeniden   alevlendi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bildiriden hemen sonra, Nedim Saban'ın sanık olarak yargılanacağı   davanın ilk duruşmasına günler kala, sürpriz bir gelişme yaşandı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedim   Saban ile Tuncay Özinel, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;birbirlerine yönelttikleri ağır &lt;b&gt;"ırkçılık suçlamaları" konusunda   herhangi bir özeleştiride bulunma ya da açıklama yapma gereği dahi   duymadan&lt;/b&gt;, sadece birbirlerinden yarım ağızla birer kuru özür dileyerek,   apar topar, bu meseleyi tatlıya bağlayıp kapattıklarını ilan ettiler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aralarındaki ihtilafın esasını oluşturan ve hatta üçüncü kişilere de bulaştırdıkları "ırkçılık   suçlamaları"nın akıbeti konusunda &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;ağız birliği ederek ser verip sır vermediler. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;br /&gt;"Tiyatronun Dolmabahçe mutabakatı" olarak adlandırdığım, bu gizli kapaklı Nedim Saban-Tuncay Özinel uzlaşmasının ardından, Tuncay Özinel'e bir açık mektup yazdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böyle bir mektup yazmayı gerekli görmemin başlıca nedenlerinden biri Tuncay Özinel'in &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;22 Temmuz 2010 günü onlarca kişinin yanı sıra bana da gönderdiği, "Kralın Soytarısı" başlıklı mesajında geçen, &lt;i&gt;"Etik olanı gençlere anlatmak boynumuzun borcudur"&lt;/i&gt; cümlesiydi.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Tuncay Özinel, kâğıt üstünde,&lt;i&gt; "Etik olanı gençlere anlatmak boynumuzun borcudur"&lt;/i&gt; diye ahkâm kesiyordu ama iş pratiğe geldiğinde, &lt;i&gt;"Etik olanı gençlere anlatmayı"&lt;/i&gt; değil kendisini ırkçı olmakla suçlayan Nedim Saban'la sağladığı "Dolmabahçe mutabakatı"na sadık kalarak gerçekleri gençlerden ve tüm kamuoyundan gizlemeyi tercih ediyordu. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;br /&gt;Baştan aşağı her yönüyle ibretlik bu vakayı bütün ayrıntılarıya özetlemeye çalıştığım açık mektubu e-posta mesajıyla Tuncay Özinel'in yanı sıra mektupta adları geçen Nedim Saban, Ömer Faruk Kurhan, Fırat Güllü, Bülent Sezgin, Melih Anık,  Mustafa Demirkanlı, İsmail Can Törtop, Coşkun Büktel, Hilmi Bulunmaz ve  Ulvi Alacakaptan gibi isimlere de gönderdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi bu mektubu bazı yazım yanlışlarını düzelterek, yaptığım bazı atıflara dipnot açıklamaları ve aktif linkler ekleyerek &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Tiyatro Fanzini ziyaretçilerinin bilgi ve dikkatlerine sunuyorum.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;Başta Tuncay Özinel olmak üzere, Nedim Saban, Ömer Faruk Kurhan ve İsmail Can Törtop'un bu mektup üzerine bana ve diğer ilgililere gönderdikleri yanıt ve tepkilere de hemen bu mektubun altında yer veriyorum. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanıt hakkına duyduğum saygı ve verdiğim önem gereği bu mektuba yeni yanıt ve tepkiler geldikçe gerekli güncelemeleri yapmayı sürdüreceğim &lt;span style="color: red;"&gt;(Son güncelleme: 20 Eylül 2010)&lt;/span&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Feridun Çetinkaya &lt;br /&gt;24 Ağustos 2010 &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;b&gt; TUNCAY ÖZİNEL’E AÇIK MEKTUP&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Tuncay Bey Merhaba,&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Öncelikle kendimi hatırlatayım.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Zira bugüne kadar sizinle herhangi bir şekilde (hiçbir oyununuzu izlemediğim için bir seyirci olarak dahi) yüz yüze gelmişliğimiz ya da telefonla olsun görüşmüşlüğümüz yok. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Sadece yaklaşık bir buçuk ay önce bana özel olarak bir e-posta mesajı göndermiştiniz. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Ben de nezaketen bu mesajınızı yanıtlamıştım.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Mesajınızda Nedim Saban’a karşı açtığınız hakaret davasından bahsetmiş ve “ırkçı” ilan edilmenize itiraz ederek doğrudan yana olduğum için bana “sağol” demiştiniz. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;İşte şimdi, o “sağol” mesajınıza istinaden size bu mektubu yazıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Hem konuyla ilgili ortaya çıkan yeni gelişmeler ışığında birtakım sorular sormak için, hem de dolaylı olarak benim adımın da geçtiği bu konuyla ilgili tarihe tanıklığımın bir belgesini bırakmayı gerekli gördüğüm için.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Soru ve eleştirilerime vereceğiniz yanıtlarla birlikte bu mektubu ayrıca Tiyatro Fanzini adlı internet sitemde de yayımlamayı düşünüyorum. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Umarım yanıtlama duyarlılığını gösterirsiniz. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Tabii, sonuçta yanıt verirsiniz ya da vermezsiniz, orası sizin bileceğiniz bir şey.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Yanıtınız için makul bir süre bekledikten sonra ben bu mektubu sitemde yayımlayacağım. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;İlgili konu bağlamında sırf sizin bir kalemde “ırkçı” ilan edilmenize karşı çıktığım için “ırkçılığın avukatlığına soyunmakla” ve “ırkçılık şebekesinin piyonu olmakla” suçlanmış biri sıfatıyla, bu soruları sormayı ve bu mektubu kamuoyu ile paylaşmayı tarihe karşı bir sorumluluk ve boynumun borcu sayıyorum.&lt;sup style="color: blue;"&gt;1&lt;/sup&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: center;"&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;Nedim Saban ile birbirinizden karşılıklı özür dilediğinizi duyuran haberleri&lt;sup style="color: blue;"&gt;2&lt;/sup&gt; okudum.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;“Tiyatro eleştirmenleri”nin arabuluculuğuyla uzlaştığınız ve barıştığınız anlaşılıyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Nedim Saban’la birlikte kaçamak bir üslup ve muğlak ifadeler kullandığınız birer de “açıklama” yapmışsınız.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;“Açıklama” diyorsam lafın gelişi tabii; bütün olup bitenlerden sonra böylesine “açıklamama” demek daha doğru aslında.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Daha önce alenen Nedim Saban’ı yalan söylemekle&lt;sup style="color: blue;"&gt;3&lt;/sup&gt; ve sansür yapmanız için size ırkçı saiklerle rüşvet teklif etmekle suçlamıştınız&lt;sup style="color: blue;"&gt;4&lt;/sup&gt;; aynı Nedim Saban'dan şimdi özür dilemişsiniz. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Nedim Saban da daha önce alenen, “şantajcı köpek” gibi ağıza alınmayacak hakaretlerle sizi “ırkçı” ilan etmişti&lt;sup style="color: blue;"&gt;5&lt;/sup&gt;; aynı Nedim Saban da şimdi &lt;i&gt;“insan hakları ihlali olmadıkça adliye koridorlarında hesaplaşmaya gerek olmadığını”&lt;/i&gt;&lt;sup style="color: blue;"&gt;6&lt;/sup&gt; söyleyerek sizden özür diliyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Ama ne ilginçtir ki, Nedim Saban da siz de aylardır tiyatro kamuoyunu meşgul ettiğiniz, hatta Türkiye Cumhuriyeti savcılarının önüne kadar da taşıdığınız, vahim “ırkçılık” suçlamalarınızın akıbeti hakkında nedense bir tek kelime dahi etmemişsiniz. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Kamuoyuna bu vahim ithamlarınızın sonucuyla ilgili hiçbir açıklama yapmamışsınız. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Birbiriniz hakkındaki yenilmez yutulmaz iddia ve suçlamalarınızı şimdi öylece, teşbihte hata olmaz, &lt;i&gt;piç gibi&lt;/i&gt; ortada bırakıp kenara çekilmeye çalışıyorsunuz. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Anlaşılan siz de Nedim Saban’la tıpkı Başbakan Recep Tayip Erdoğan ile Genel Kurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt’ın “tarihi uzlaşma”ları benzeri, kamuoyuna ser verip sır vermeyen bir çeşit gizli “Dolmabahçe mutabakatı” yapmışsınız.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Kamuoyuna herhangi bir açıklama yapma sorumluluğu hissetmeden, aylardır tiyatro kamuoyu ile savcıları meşgul ettiğiniz bu konuları birdenbire kapatmaya, örtbas etmeye karar vermişsiniz.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Size "ırkçı faşist köpek" dediği için Nedim Saban aleyhine açtığınızı söylediğiniz hakaret davasından da vazgeçmişsiniz.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bir başka ifadeyle söylersek, daha birkaç hafta önce, ilk duruşma tarihini kamuoyuna duyurmak üzere tiyatronuzun adıyla zehir zemberek bir basın bildirisi yayınladığınız, Nedim Saban aleyhindeki hakaret davanızı geri çekmişsiniz. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Tam da, “yargısız infaz” yaparak sizi “ırkçı” ilan edip kınanmanız için kamuoyuna bir tür linç çağırısında bulunan Nedim Saban ve yandaşlarından “yargı önünde” hesap soracağınızı söylediğiniz tarihe günler kala. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Tam da sizi aleni bir şekilde "şantajcı köpek" hakaretleriyle “yargısız infaz” yaparak “ırkçı” ilan edenlerin belki de büyük bir ihtimalle iftira ve hakaretten “yargı önünde mahkûm olmasına” ramak kala.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Daha dün, şu basın bildirisini yayınlayan siz değil miydiniz?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;blockquote style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;i&gt;TUNCAY ÖZİNEL TİYATROSU’NDAN DUYURU&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kadıköy belediyesine karşı yapılan haksızlığı savunduğu için Tuncay Özinel’e Nedim Saban ve yandaşları tarafından yakıştırılan “ Irkçı faşist köpek” karalaması ve hakareti için sanıklar 22.9.2010 günü saat 10.45 de yapılacak duruşmada Kadıköy adliyesinde hesap vereceklerdir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;O gün orada YÜZLEŞME isimli oyunda rol alan sanatçılar da şahit olarak bulunacak,şimdiye kadar etik olmaz diye açıklamadığımız bize yapılan teklif mahkeme huzurunda açıklanarak kimin “IRKÇI ve FAŞİST” olduğu belgelenecektir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu birinci aşamadır. İkinci aşamada herkes halkın önünde hesap verecektir. Bunun organizasyonu da basın ve ilan yolu ile duyurulacaktır. Bu organizasyona da Tuncay Özinel Tiyatrosunda 30 yıl boyunca rol almış sanatçılar,yazarlar, dekoratörler ve teknik elemanlar katılacaktır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tekrar söylüyoruz: BİZ YAHUDİ SOYKIRIMINI ELBETTE Kİ KINIYORUZ! AMA FİLİSTİN’DE YAPILAN SOYKIRIMI DA KINIYORUZ&lt;/i&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bu duyurunuzun, bütün bu iddialı sözlerinizin ve suçlamalarınızın daha mürekkebi kurumadan, adeta kamuoyuyla alay edercesine, bu meseleyi kuru birer özürle kapatmaya çalışmak yerine, bu iddialı sözlerinizin gereğini yerine getirmekten neden vazgeçtiğinize dair kamuoyuna net ve ikna edici bir açıklama yapmanız daha doğru, daha dürüstçe olmaz mıydı?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Sakın bu söylediklerimi yanlış anlamayın. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Size iddia ve suçlamalarınızda ısrarcı olun, davanızdan vazgeçmeyin, Nedim Saban ile barışmayın falan dediğim yok. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bu vahim iddia ve suçlamaları neden ısrarla kamuoyunun gündemine taşıyıp dava konusu yaptınız? &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Sonra da neden bu iddialı suçlamalarınızdan birdenbire yeterli bir açıklama yapmadan vazgeçtiniz? &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bu durumu kamuoyuna izah etmeniz gerekirdi, gerekiyor diyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: center;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Nedim Saban’la tartışmanızın (daha doğrusu ağız dalaşınızın) başından bu yana, sırf &lt;i&gt;“... beni ve tiyatromda çalışan onca tiyatro duayenini Türk halkı bu güne getirdi. Tiyatro seyircisi düzeysiz bir tiyatroyu 30 yıl yaşatmaz. Üstelik arkasında Musevi cemaati de yoksa!”&lt;/i&gt; ifadeniz gerekçe gösterilerek  "ırkçı" ilan edilmenizin&lt;sup style="color: blue;"&gt;7&lt;/sup&gt; bir yargısız infaz olduğu kanaatini taşıyan ve suçlamalara konu olan bu ifadenizin abartılı bir iftira ve linç çığırtkanlığıyla sorumsuzca büyütülüp çarpıtılarak bir tür cadı kazanı tertibi ve cadı avına bahane edildiğini düşünen biri olarak&lt;sup style="color: blue;"&gt;8&lt;/sup&gt;&lt;sup&gt;&lt;/sup&gt;&lt;sup style="color: blue;"&gt;&lt;/sup&gt;; nihayet birbirinizden özür dileyip Nedim Saban ile barışmanızı, her şeyden önce insani açıdan, elbette sevindirici buldum. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bir kere bunu en başta söylemiş olayım. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Tabii hemen şunu da ekleyerek. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Nedim Saban ile aranızda kamuoyu önünde cereyan eden bu “tartışma”, malesef sadece Nedim Saban ile sizin aranızdaki kişisel bir tartışma olmayı çoktan aşmış bulunuyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Özellikle Nedim Saban’ın gönüllü tetikçisi-maaşlı yandaşı Ömer Faruk Kurhan’ın estirdiği “ırkçılık cadı kazanı terörü” ve yine Kurhan’ın bu çerçevede ortaya attığı “Türkiye tiyatrosunda bir ırkçı şebeke var” iddiasıyla birlikte bu mesele, Nedim Saban ile sizin birbirinizden yarım ağızla dilediğiniz birer kuru özürle geçiştirilemeyecek, örtbas edilip üstü böyle kolayca kapatılamayacak kadar önemli bir vaka haline gelmiş; tiyatro kamuoyunu ve üçüncü kişileri de çok yakından ilgilendiren vahim bir kamusal boyut kazanmıştır.&lt;sup style="color: blue;"&gt;9&lt;/sup&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bu vaka, tiyatrocu ve tiyatro eleştirmeni geçineniyle Türkiye tiyatrosundaki insan malzemesinin niteliği hakkında önemli ipuçları veren tarihi bir ibret vesikası haline gelmiştir. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Ve elbette, meselenin bu tarafı düşünüldüğünde, Nedim Saban’ın da sizin de özür açıklamalarınızı tamamen yeterli ve sevindirici bulmak malesef hiç de kolay değil. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bu vaka ile ilgili mutlaka yanıtlanması gereken pek çok soru ve açıklığa kavuşması gereken pek konu tiyatro kamuoyunun önünde öylece duruyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Şimdi size bu konunun neden Nedim Saban ile kişisel meseleniz olmayı aştığını, açıklama bekleyen konuları dikkatinize sunarak hatırlatmak istiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: center;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Evet, bu mesele çoktan sizin kişisel meseleniz olmayı aştı.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Çünkü Nedim Saban, gönüllü tetikçisi Ömer Faruk Kurhan ve siz, bütün bu ağız dalaşınız sürecinde, sorumsuzca bir davranış sergileyerek, “ırkçılık” gibi çok ciddi bir insanlık suçunu birbirinize karşı bir çeşit silah gibi kullanmaya çalıştınız.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Aranızda geçmişe dayanan bir husumetin de etkisiyle giriştiğiniz menfaat tartışmasında, Nedim Saban ve yandaşları da, siz de bir milim olsun üste çıkabilmek uğruna, “ırkçılık” gibi son derece ciddi bir insanlık suçunu sulandırıp birbirinize karşı karalama malzemesi yaptınız.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Kamuoyunun “ırkçılık” konusu ve suçu karşısındaki hassasiyetini suistimal etmeye kalkıştınız.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Birbirinize karşı üste çıkabilmek için mağduriyet edebiyatından, duygu sömürüsünden medet umdunuz; “ırkçılık” gibi ciddi bir suçu ağız dalaşınıza meze yaptınız.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Şimdi de sanki hiçbir şey olmamış gibi, kamuoyuna yeterli ve doyurucu bir açıklama yapma gereği dahi duymaksızın, yersiz bir şekilde meşgul ettiğiniz kamuoyu ile, benim gibi bu tartışmadan zarar görmüş üçüncü şahıslardan da özür dilemeksizin, yalnızca birbirinizden üstünkörü ve kuru birer özür dileyerek bu işin içinden sıyrılmaya, bu meseleyi apar topar kapatmaya çalışıyorsunuz.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;İşte bir kere sırf bu nedenle bile, Nedim Saban'ın da sizin de özrünüz kabahatinizden büyük.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bir insanı “ırkçılık”la suçlamayı, “ırkçı” ilan etmeyi oyun mu sandınız?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Birbirinizden özür dileyerek, bir anlamda yersizliğini ve gayriciddiliğini de kabul ve itiraf etmiş olduğunuz tüm o sahte “ırkçı” ve “ırkçılık” ihbar ve suçlamalarınızdan dolayı meşgul ettiğiniz kamuoyundan niçin açıkça, dürüstçe özür dilemiyorsunuz?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Kamuoyu önünde “ırkçılık” gibi son derece ciddi bir insanlık suçunu demagoji malzemesi yaparak sulandıran bir nevi arsız &lt;a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=yalanc%C4%B1+%C3%A7oban"&gt;“Yalancı çoban”&lt;/a&gt; durumuna düşmüş olmaktan, kamuoyu ve mahkemeleri yersiz şikâyet ve ihbarlarınızla meşgul etmiş olmaktan herhangi bir pişmanlık ya da rahatsızlık duymuyor musunuz?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Birbirinizi peynir ekmek yer gibi pervasızca suçladınız ama sıra vahim iddia ve suçlamalarınızı yargı önünde, hâkim ve savcılar huzurunda beyan etmeye, ispatlamaya geldiğinde; sıra yargı önünde bu ağır ve vahim suçlamaların hesabının verilmesine geldiğinde kaçamak birer açıklamayla birdenbire ağız değiştirerek iddia ve suçlamalarınızdan vazgeçiyor, çark ediyorsunuz.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Nedim Saban, tabii ki, o kadar da uzun boylu değil dercesine, &lt;i&gt;“insan hakları ihlali olmadıkça adliye koridorlarında hesaplaşmaya gerek olmadığını”&lt;/i&gt; söyleyip geniş ve ağır bir manevra yaparak “ırkçılık” suçlamasından geri adım atacak, vaziyeti kurtarmaya çalışacak&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Yargı önünde Tuncay Özinel’in “ırkçı” olduğunu iddia etmenin, kendisine ne tür ağır yükümlülükler getireceğini, iş ciddiye binince anlamış olmalı.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Herhangi bir insanı yargı önünde “ırkçılıkla” suçlamanın ve “ırkçı” ilan etmenin, iftira ve linç kampanyaları karşısında üç maymunu oynamayı adeta gelenek haline getirmiş tiyatro kamuoyu önünde yargısız infaz yaparak Tuncay Özinel’i “ırkçı” ilan etmeye benzemeyeceğini, geç de olsa nihayet idrak etmiş olmalı.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Tabii ki savcılar ve hâkimler bir insanın “ırkçı” olup olmadığına, “ırkçılık” yapıp yapmadığına Nedim Saban ile gönüllü tetikçisi-maaşlı yandaşı Ömer Faruk Kurhan’ın yaptıkları gibi “yargısız infaz yaparak” hüküm vermiyorlar.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Savcılar ve hâkimler için bir insanın “ırkçılık” yapıp yapmadığına, “ırkçı” olup olmadığına karar vermek son derece ciddi, kılı kırk yararcasına ele alınması gereken bir “adalet” meselesidir.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Çünkü “ırkçılık” bir insanın alnından asla silinmeyecek, geri dönülmez ve affedilmez bir yüzkarası, “müebbet” bir suçtur.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;E, böyle olunca iş gelip de Tuncay Özinel’e yönelik “ırkçı” suçlamasını yargı önünde tekrarlamaya dayanınca Nedim Saban başka ne yapacaktı ki? &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Elbette, &lt;i&gt;“insan hakları ihlali olmadıkça adliye koridorlarında hesaplaşmaya gerek olmadığını”&lt;/i&gt; söyleyerek tez elden bu konuyu kapatmaya çalışacak.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Tuncay Özinel’i “ırkçı” ilan etmek yargısız infazdır derken boşuna konuşmuyordum ben.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Özinel’in söz konusu ifadesinden “ırkçılık” gibi ciddi ve ağır “bir insan hakları ihlali” imal etmenin, maksadını aşan çok zorlama bir yorum ve bir yargısız infaz olduğu açıktı.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Ben “tiyatro eleştirmenleri”nin yaptığı gibi iş işten geçtikten sonra değil, daha bu tartışmanın en başında Tuncay Özinel’in “ırkçı” ilan edilmesinden vicdanen rahatsız olup, Nedim Saban’a bunu anlatmaya çalışmıştım. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bu meselenin çarpıtılarak yersiz bir şekilde “ırkçılık” gibi çok ciddi ve ağır bir suçlamaya dönüştürülmesine izin vermemesi için, daveti üzerine bir araya geldiğimizde yüz yüze ve telefonda Nedim Saban’a boşuna onca dil dökmemiştim.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bu tartışmanın ta en başında, yol yakınken bu yanlıştan dönülmesinin doğru olacağını Nedim Saban’a anlatabilmek için bütün içtenliğimle boşuna çırpınmamıştım.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Tabii aynı şeyler sizin için de geçerli.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Siz de “Yüzleşme” adlı oyununuzda sansür yapmanız için Nedim Saban’ın ırkçı saiklerle size sansür rüşveti teklif ettiği iddiasını ortaya attınız.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Nedim Saban’ı “ırkçılık” ve “faşistlikle” suçladınız.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bununla da kalmadınız, bu iddianızı tanık ifadeleriyle yargı önüne taşıyacağınız ilan ettiniz.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Ama anlaşılan siz de açtığınız davanın duruşmasına günler kala, suçlamanızın vahametini ve işin varabileceği boyutların ciddiyetini fark etmiş olmalısınız ki çark ettiniz.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Şimdi çıkıp da gerçek bir “ırkçılık” vakasında, “ırkçılık” şikâyetinde bulunduğunuzda, kamuoyunu buna tepki göstermeye çağırdınızda, kim size kolay kolay inanır?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bu tür sulandırmaların, toplumun ırkçılığa karşı güç bela geliştirilmiş duyarlılık ve reflekslerini de zayıflatan, yıpratan sonuçlara yol açabileceğini hiç düşündünüz mü?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bazı insanların sırf karalamak amacıyla husumet duydukları kişileri yerli yersiz “ırkçı” ilan etmesi, “ırkçılık” gibi ciddi bir suçun sulandırılması bir süre sonra bir inandırıcılık sorunu yaratacak, toplumdaki “ırkçılık” suçuna karşı hassasiyetin zayıflamasına neden olacaktır.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Tıpkı &lt;a href="http://www.eksisozluk.com/show.asp?t=yalanc%C4%B1+%C3%A7oban"&gt;“Yalancı çoban”&lt;/a&gt; hikâyesinde olduğu gibi, ortada gerçek bir “ırkçılık” olduğunda, kamuoyunu buna inandırmak ve tepki göstermeleri için ikna etmek çok daha güç olacaktır.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Nedim Saban, gönüllü tetikçisi Ömer Faruk Kurhan ve sizin yaptığınız da özünde böyle bir sulandırma ve suistimaldir.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Ve bu nedenle birbirinize yönelik o ağır “ırkçılık” suçlamaları konusunda kamuoyu önünde özeleştiri yapmanız, bu tür suistimallerin ve sulandırmaların bir daha yaşanmaması için örnek bir davranış sergilemeniz gerekiyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Ömer Faruk Kurhan gibi art niyetli provokatörlerin ve “ırkçılık cadı kazanı” tertipçilerinin “ırkçılık” gibi ciddi suçları bir daha bu şekilde kişisel menfaatleri doğrultusunda sulandırmalarının önünü kapayacak açıklıkta ve netlikte kamuoyunu ikna edici bir açıklamayla bu meseleye nokta koymanız gerekiyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bu konuda dileyeceğiniz herhangi bir özür ancak ve ancak bu şartla samimi, anlamlı ve yeterli sayılabilir.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Dilerim uyarımı dikkate alıp bu sahte ve göstermelik özür yanlışından bir an önce döner ve bu eksiği telafi edersiniz.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Aksı takdirde, birbirinize yönelttiğiniz bu “ırkçılık” suçlamalarınızın yersiz ve yanlış olduğunu kamuoyu önüne açıkça ifade etmediğiniz sürece, Nedim Saban da siz de sonsuza dek zan altında kalmaya devam edeceksiniz.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: center;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Tuncay Bey, bu mesele çoktan sizin kişisel meseleniz olmayı fersah fersah aştı.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Çünkü birbirinize karşı yönelttiğiniz o vahim “ırkçı”, “faşist”, “köpek”, “yalancı” “şantajcı”, “sansürcü” ve “rüşvetçi” vb. ithamlarınızla ilgili sorular hâlâ önemini ve ciddiyetini aynı ölçüde koruyor, cevap bekliyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Birbirinizden dilediğiniz o kuru özürler, Kadıköy Belediyesi’nin tiyatroculara sunduğu imkânların paylaşımı üzerine Nedim Saban ile giriştiğiniz ağız dalaşının sebep olduğu kirliliği ve tiyatro kamuoyu önünde yol açtığı tahribatı telafi etmeye ne yazık yetmiyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Nedim Saban’ın “Leyla’nın Evi” adlı tiyatro oyunu prodüksiyonu için sponsorluk yapmasını istediği Kadıköy Belediyesi’nden 180 milyar lira talep ettiği iddiasında bulunmuştunuz.&lt;sup style="color: blue;"&gt;10&lt;/sup&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Nedim Saban’ın Caddebostan Kültür Merkezi (CKM) protestosunu da aslında bu 180 milyar lira talebini reddeden Kadıköy Belediyesi’ni hedefe koyarak yıpratmak, bir tür intikam almak amacıyla organize ettiğini ileri sürmüştünüz.&lt;sup style="color: blue;"&gt;11&lt;/sup&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Tabii bu iddialarınızın da açıklığa kavuşturulması gerekiyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Söz konusu özür açıklamanızın ardından şu önemli sorular cevap bekliyor:&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;1) Nedim Saban size yönelik “ırkçılık” suçlamasını geri alıp sizden özür diledi mi? &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Eğer Nedim Saban size yönelik “ırkıçılık” suçlamasından vazgeçtiyse size kamuoyu önünde yaptığı suçlamayı neden aynı şekilde kamuoyu önünde, kamuoyuna açıkça beyan ederek geri çekmedi?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Eğer Nedim Saban size yönelik “ırkçı faşist köpek” hakaretini ve suçlamasını geri çekmediyse, bu ifadesi nedeniyle sizden özür dilemediyse, bu ifadesini gerekçe göstererek açtığınız hakaret davasının ilk duruşmasına günler kala, kamuoyuna davul zurna çalarak ilan ettiğiniz bu hakaret davasından birdenbire nasıl oldu da vazgeçtiniz?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;2) Yoksa Tuncay Özinel olarak siz hakkınızdaki ırkçılık suçlamalarını sineye çekip kabul mu ettiniz? &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Yani onların iddia ettikleri gibi “ırkçı” olduğunuzu itiraf ederek Nedim Saban'dan özür mü dilediniz? &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Şayet böyleyse, sırf doğrudan yana vicdani kanaatimi açıkladığım için Nedim Saban'ın gönüllü tetikçisi Ömer Faruk Kurhan tarafından "ırkçılığın avukatı" olarak suçlanmış biri olarak bunu bilmek benim de en doğal hakkımdır sanırım.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Eğer siz "ırkçılık" yaptığınızı kabul ederek Nedim Saban'dan özür dilediyseniz, o zaman Ömer Faruk Kurhan'ın size yönelik suçlaması da bir ölçüde de olsa doğru ve haklı sayılabilir. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bu durumda benim de, size haksızılık yapıldığını iddia ettiğim için, yani Kurhan'ın ifadesiyle söylersek "ırkçılığın avukatlığına soyunduğum" için özür dilemem ve sizin ırkçı olduğunuzu ilan eden Kurhan’ın öncülük etmeye çalıştığı kınama kampanyasını desteklemem gerekebilir.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;3) Nedim Saban'ın, "Yüzleşme" adlı oyununuzda, üstelik siyasi bir konuda "sansür" yapmanız için size ırkçı saiklerle "rüşvet" teklif ettiğini iddia ediyordunuz. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bu çok ciddi bir iddiaydı. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bu konuda şahitleriniz olduğunu, onların da mahkemede sizin lehinize ifade vereceklerini söylüyordunuz. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Ne oldu bütün o ciddi "sansür rüşveti" iddialarınıza, suçlamalarınıza? &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Birbirinizden kerhen, sahte birer özür dileyince Nedim Saban sansür yapmanız için size rüşvet teklif etmemiş mi oldu? &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bütün o ağır ve ciddi suçlamalarınız yok mu oldu? &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Buharlaşıp uçtular mı? &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Yoksa bütün bu iddialarınız Nedim Saban'ı karalayarak zor durumda bırakmak için ortaya attığınız birer iftira mıydı?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Yoksa bu iddia ve suçlamalarınızı da geri mi çektiniz? &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Eğer geri çektiyseniz, kamuoyu önünde basın bildirisiyle ileri sürdüğünüz bu iddia ve suçlamaları neden yine aynı şekilde kamuoyu önünde, kamuoyuna açıkça beyan ederek geri çekmediniz?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;4) Madem her şey böyle göstermelik bir özürle çözümlenebilecek kadar basitti, madem birbirinize karşı ağıza alınmayacak vahim iddialarla, ağır sözlerle bunca hakaret edip, sonra da hiçbir şey olmamış gibi birbirinizden özür dileyecektiniz, neden birbirinizi “ırkçılık” gibi en ciddi insanlık suçlarından biriyle itham ettiniz? &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Ve daha da kötüsü bu suçlamalarınızın üçüncü kişilere de sıçratılmasına neden göz yumdunuz? &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Neden mahkemeye gittiniz, savcıları neden meşgul ettiniz?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;5) Nedim Saban’ın ve sizin bütün bu süreçte ortaya attğınız iddiaların hangilerine inanacağız?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bu iddialarınızın hangilerini ciddiye alacağız? &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Hanginizi ciddiye alacağız? &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Nedim Saban mı doğru söylüyor, siz mi doğru söylüyorsunuz? &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Nedim Saban mı yalan söylüyor, siz mi yalan söylüyorsunuz? &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Yoksa her ikiniz de mi?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Kamuoyu önünde şov yapıp kamuoyuna mal ettiğiniz bu meseleleri, kamuoyundan ölümüne kadar gizli bir tür “Dolmabahçe mutabakatı”yla kapatmaya çalışıyor görüntüsü vermeniz çok trajik.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bütün bu soruların ve suçlamaların akıbetinin ne olduğu açıklığa kavuşmadıkça, siz de Nedim Saban da tarih ve kamuoyu önünde zan altında kalmaya devam edeceksiniz.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bilmiyorum bunun farkında mısınız?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: center;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Evet, bu mesele sizin kişisel meseleniz olmayı çoktan aştı Tuncay Bey.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Çünkü Nedim Saban’ın gönüllü tetikçisi-maaşlı yandaşı Ömer Faruk Kurhan, bu tartışma vesilesiyle durumdan vazife çıkarıp hak savunuculuğu taslayayım derken, hak savunuculuğu maskesi altında, pek çok hak ihlaline yol açtı.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Ömer Faruk Kurhan, işgüzarca bir “ırkçılık cadı kazanı terörü” estirerek bu tartışmanın, üçüncü kişilerin de “ırkçı” ilan edilmesine varan son derece vahim bir kamusal nitelik kazanmasında başrolü oynadı.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Ömer Faruk Kurhan, Nedim Saban’la tartışırken sarfettiğiniz &lt;i&gt;“... beni ve tiyatromda çalışan onca tiyatro duayenini Türk halkı bu güne getirdi. Tiyatro seyircisi düzeysiz bir tiyatroyu 30 yıl yaşatmaz. Üstelik arkasında Musevi cemaati de yoksa!”&lt;/i&gt; ifadenizin üzerine mal bulmuş mağribi gibi atlayarak, sırf bu sözünüz nedeniyle kızılca kıyameti kopardı, sizi bir kalemde “ırkçı” ilan etti. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bu ifadenizi bahane ederek sizi Yahudi karşıtı olmakla, hatta Türkiye Musevi cemaatini hedef almakla bile suçladı. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Nedim Saban da çıkıp “Ne oluyor yahu, ne Yahudi karşıtlığı?”, “Ne Türkiye Musevi cemaatini hedef alması?” demedi; tam tersine yangına körükle gitti.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Siz söz konusu ifadenizde “ırkçılık” gibi bir niyetiniz ya da kastınız olmadığını, olamayacağını ayrıca açıkça da beyan ettiniz. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Tiyatro… Tiyatro... Dergisi ve Tiyatro Dünyası internet sitelerinde yayımlanan &lt;a href="http://www.tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=1564"&gt;“Başaramadım ya da Ülkemle Birlikte Yenildim”&lt;/a&gt; başlıklı tekzip açıklamanızla bu suçlamaları kesin bir dille reddettiniz.&lt;sup style="color: blue;"&gt;12&lt;/sup&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Ama buna rağmen Nedim Saban ve Ömer Faruk Kurhan suçlamalarını artırarak sürdürdü. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bir anlamda “Hayır, Tuncay Özinel ‘ırkçı’dır, biz öyle diyorsak öyledir, Tuncay Özinel ille de ‘ırkçı’ olmak zorundadır” dercesine sizi “ırkçı” diye damgalamaya, siz ne kadar “ırkçı” değilim deseniz de sizi ille “ırkçı” yapmaya çalışmakta ısrar etmeyi sürdürdüler. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Adeta sizi zorla “ırkçı” yapmak için ellerinden geleni ardlarına koymadılar.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Ömer Faruk Kurhan kendisine “hak savunucusu” rolünü, Nedim Saban’a “ırkçılık mağduru” rolünü, Tuncay Özinel’e de “ırkçı” kötü adam rolünü uygun görmüştü. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bu arada bana da “ırkçılığın avukatı” rolünü yakıştırmıştı. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bütün tiyatro kamuoyuna da bu cadı kazanı tertibinde, Tuncay Özinel’i “ırkçı” diye mahkum edip kınama rolünü biçmişti bir kere.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Sizi tiyatro kamuoyuna hedef gösterip kınanmanız için pek çok kere çağrı yaptılar. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Sizi “ırkçı” ilan edip kınamayanların da “ırkçılığa” göz yumduklarını ima edip, “ırkçılık cadı kazanı” tertiplerine suçortaklığı etmiyorlar diye tarihe havale ettiler. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Ama Nedim Saban, Ömer Faruk Kurhan ve Kurhan’ın Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları ile Mimesis Çeviri ve Araştırma Dergisi çevresinden iftira ve linç tezgâhçısı arkadaşları Fırat Güllü, Bülent Sezgin gibi isimlerin başını çektiği, &lt;b&gt;“Örgütlü Bir Tiyatro İçin Türkiye Tiyatro Kurultayı Koordinasyon Komitesi”&lt;/b&gt; adlı ne idiği belirsiz ve bugün esamisi bile okunmayan “tiyatro çetesi” dışında&lt;sup style="color: blue;"&gt;13&lt;/sup&gt;, tiyatro çevresinden aklıbaşında hiç kimse, Tuncay Özinel’e yönelik bu “ırkçılık” suçlamasını ve kınama çağrısını ciddiye almadı.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Örneğin, daha önce magazin yazarı Aykut Işıklar, Nedim Saban’ı hedef alan ırkçı bir yazı yazdığında, bu ırkçı yazıyı derhal en sert şekilde kınayıp ırkçılığa karşı hassasiyetini ve kararlı duruşunu açıkça ortaya koymuş, bir anlamda kanıtlamış olan Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), Nedim Saban ve Ömer Faruk Kurhan’ın imal etmeye çalıştığı Tuncay Özinel’e yönelik bu zorlama “ırkçılık” suçlamasını, hiçbir şekilde ciddi bulmadı.&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=1142422602676182704&amp;amp;postID=1435051461064708533#TEXT" rel="nofollow"&gt;&lt;sup&gt;&lt;/sup&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;TEB, bu konuda bırakın suçlamayı, ne Tuncay Özinel’i eleştirmeye dönük en ufak bir imada bulundu ne de bir kınama bildirisi yayınlama gereği duydu.&lt;sup style="color: blue;"&gt;14&lt;/sup&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Tabii aynı tiyatro kamuoyundan ve (Coşkun Büktel&lt;sup style="color: blue;"&gt;15&lt;/sup&gt; ve Hilmi Bulunmaz&lt;sup style="color: blue;"&gt;16&lt;/sup&gt; dışındaki) tiyatro eleştirmenlerinin hiçbirinden, bu “ırkçılık cadı kazanı terörü”ne karşı herhangi bir itiraz, herhangi bir tepki de gelmedi. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Tiyatro kamuoyunun bu tepkisizliğinden cüret ve cesaret bulan Ömer Faruk Kurhan, ırkçılık bahaneli cadı kazanı tertibiyle pervasızca terör estirmeyi sürdürdü.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Sırf Tuncay Özinel’i “ırkçı” ilan etmek yargısız infazdır deyip vicdani kanaatimi açıkladığım için, ben de Nedim Saban’ın gönüllü tetikçisi-maaşlı yandaşı Ömer Faruk Kurhan’ın iftirasının ve tezgâhladığı cadı kazanı tertibinin hedefi oldum. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Kurhan, beni de hemen "ırkçılığın avukatlığına soyunmak"la, "ırkçı bir şebekenin piyonu olmakla", hatta "ırkçı" olmakla suçladı. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Kurhan bu iğrenç ve alçakça iftirayı bana Mustafa Demikanlı’nın sahibi olduğu Tiyatro… Tiyatro… Dergisi internet sitesi sayfalarında atmıştı.&lt;sup style="color: blue;"&gt;17&lt;/sup&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;“Irkçılık cadı kazanı” tertibi öyle bir işliyordu ki, hakkımdaki iftiralara karşı yanıt hakkımı kullanmak için Mustafa Demirkanlı’ya gönderdiğim tekzip yazım da Ömer Faruk Kurhan ve Mustafa Demirkanlı işbirliğiyle sansürlendi ve yayımlanmadı. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Ömer Faruk Kurhan’ın bana iğrenç ve alçakça bir iftira atmasına yardım ve yataklık eden Mustafa Demirkanlı, sıra benim kendimi savunma hakkımı kullanmama geldiğinde tekzip yazımı açıkça sansürledi; kendimi savunma ve yanıt hakkımı açıkça gasp etti.&lt;sup style="color: blue;"&gt;18&lt;/sup&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Kurhan ve Demirkanlı, birlikte yaptıkları bir açıklamayla, bu sansüre gerekçe olarak Tiyatro Yayıncıları Birliği’nin “ırkçılığa” karşı ilke kararını gösterdiler.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Neyse ki, Mustafa Demirkanlı, en azından, hakkınızdaki “ırkçı” suçlamasına karşı sizin yanıt hakkınızı da sansürlemeye kalkmadı.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Tabii Ömer Faruk Kurhan, Mustafa Demirkanlı’dan bunun hesabını sormakta gecikmedi: Kurhan o günlerde gözünü o derece karartmıştı ki, o derece hızını alamıyordu ki, Mustafa Demirkanlı ile İsmail Can Törtop'u bile, sırf sizi sansürlemedikleri için, Tiyatro Yayıncıları Birliği'nin "ırkçılık"la ilgili ilke kararına aykırı davranarak ırkçılığa prim vermekle, ırkçılığa hizmet etmekle suçladı.&lt;sup style="color: blue;"&gt;19&lt;/sup&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Yani bu işten “ırkçılık”la suçlanarak zarar gören tek üçüncü şahıs ben de değilim.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Ömer Faruk Kurhan, aynı şekilde, o dönemde farklı konularda Nedim Saban’ı eleştiren tiyatrocu Ulvi Alacakaptan’a karşı da, sizi “ırkçı” ilan edip kınamadığı için, bu “ırkçılık cadı kazanı terörü” silahını kullanarak gözdağı vermeye kalkıştı.&lt;sup style="color: blue;"&gt;20&lt;/sup&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Ulvi Alacakaptan’a, sizi kınayarak ırkçı olmadığını ispat etme çağrısı yaptı.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Ömer Faruk Kurhan, Nedim Saban'a ve Türkiye Musevi cemaatine şirin görünerek, örneğin Tiyatrokare'de dramaturgluk gibi bir iş kapabilmek için, (ki sonradan Nedim Saban tarafından ödüllendirildi ve Nedim Saban’ın sahibi olduğu Tiyatrokare’nin “Leyla’nın Evi” produksiyonunda bu işi kaptı da. Dramatrug olarak Nedim Saban’ın maaşlı elemanı oldu) "ırkçılık" gibi son derece ciddi bir insanlık suçunu sulandırarak çıkar hesaplarına meze yapmaktan çekinmedi.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Nedim Saban’ın gönüllü tetikçisi-maaşlı yandaşı Ömer Faruk Kurhan’ın ortaya attığı; Feridun Çetinkaya “ırkçılığın avukatlığına soyunuyor”, Mustafa Demirkanlı ve İsmail Can Törtop ifade özgürlüğüne değil ırkçılığa hizmet ediyor, Tuncay Özinel Türkiye Musevi cemaatini hedef alıyor, “Türkiye tiyatrosunda bir ırkçı şebeke var” ve benzeri iddialar, suçlamalar öylece olduğu gibi ortada duruyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Benim iftiraya karşı yanıt hakkımın gasp edilmesi, sansürlenmesi rezaleti öylece olduğu gibi ortada duruyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Şimdi siz ve Nedim Saban birbirinizden sahte birer özür dilediniz diye bütün bu iğrençlikleri de hiç yaşanmamış, hiç olmamış mı farzedeceğiz? &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bütün bunları sineye çekip unutacak mıyız? &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;İşte bu da meselenin kamuoyunu ve üçüncü kişileri ilgilendiren bir başka boyutu.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;(Bu arada, Nedim Saban'ın maaşlı yandaşı Ömer Faruk Kurhan, 10 Temmuz 2010 günü, &lt;a href="http://fkurhan.blogspot.com/2010/07/tiyatroda-irkclga-dur-demeyi-bilmeliyiz.html"&gt;&lt;b&gt;"Tiyatroda Irkçılığa Dur Demeyi Bilmeliyiz"&lt;/b&gt;&lt;/a&gt; başlıklı yeni bir iftira ve linç yazısı yayımlamıştı.&lt;sup style="color: blue;"&gt;21&lt;/sup&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Kurhan’ın kişisel internet sitesinin en tepesinde, en son yazı olarak hâlâ bu yazısı duruyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bu mektubu size göndermek için yaklaşık iki haftadır bekliyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;Bakalım bu konunun hararetli takipçisi ve baş sorumlusu olan Ömer Faruk Kurhan bu özür meselesiyle ilgili nasıl bir değerlendirme, nasıl bir yorum yapacak diye.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Ama boşuna beklemişim.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Kurhan, patronu Nedim Saban'ın "ırkçılıkla" suçladığı sizden kamuoyu önünde açıkça özür dilemesinin üzerinden iki hafta geçtiği halde, bu konuyla ilgili bir tek yorum dahi yapmadı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Patronu Saban’ın "ırkçılıkla" suçladığı sizden kamuoyu önünde açıkça özür dilemesinin ardından iki haftadır sessizliğe gömüldü; sitesinde yaprak kımıldamıyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bu meselede daha önce püf diyenin dudağını kesen Ömer Faruk Kurhan, nedense iki haftadır dut yemiş bülbüle döndü.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Herhalde Ömer Faruk Kurhan, kırdığı vazonun suçluluk duygusuyla divanın altına saklanan çocuk gibi, sanki susunca yediği “ırkçılık cadı kazanı”, “iftira” ve “sansür” haltları unutulacakmış gibi, bu meselenin bu şekilde örtbas edililip bir an önce unutulmasını bekliyor olsa gerek.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;İş büyüyüp mesele mahkemeye taşınınca ve Nedim Saban’ın iftira ve hakaretten mahkum olması gibi ciddi bir ihtimal ufukta belirince, birileri Kurhan’ın kulağını da çekmiş olabilir tabii; belki de bu nedenle azılı hak savunucusu Kurhan böyle sus pus oturuyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bu mektup yayımlandıktan sonra bakalım ne yapacak?&lt;sup style="color: blue;"&gt;22&lt;/sup&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Yapacağı şu: Ya artık edebiyle oturduğu yerde oturup, saklandığı o divan altında susmaya devam edecek, kamuoyunun körlüğünden ve sağırlığından medet umup bu konunun tümüyle unutulmasını bekleyecek ya da yediği haltlar yüzüne vurulunca lafını yememek için, iki hafta sustuktan sonra tekrar işbaşı yapıp “ırkçılık cadı kazanı terörü”ne bıraktığı yerden devam edecek. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Belli mi olur, azılı iftira ve linç tezgâhçısı, sansürcü Ömer Faruk Kurhan, belki de bu defa, sırf sizden, “ırkçı” ilan ettiği Tuncay Özinel’den özür diledi diye şimdi tutup Nedim Saban'ı da ırkçılardan özür dilemekle, ırkçılığa prim vermekle, ırkçılığı hoş görmekle, ırkçılığa hizmet etmekle suçlar.)&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: center;"&gt;*** &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Evet Tuncay Bey, bu mesele çoktan sizin kişisel meseleniz olmayı aştı.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Çünkü Nedim Saban, gönüllü tetikçisi Ömer Faruk Kurhan’ın bana, Feridun Çetinkaya’ya yönelttiği “ırkçılığını avukatı”, “ırkçı” iftiralarına göz yummakla da kalmamış, sinsice bu iftiralara suç ortaklığı etmişti.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Yangına körükle giderek sorumlularından biri olduğu “ırkçılık cadı kazanı terörü” ve tertibine göz yummuş, nereye çeksen oraya gidecek yuvarlak laflarla iftiracı ve linççi dostlarını gaza getirmekten, cesaretlendirmekten çekinmemişti. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Nedim Saban’ın, Ankara'daki tiyatro kurultayı açılışında yaptığı konuşmanın isteğim üzerine bana gönderdiği metni, bu suçortaklığının somut bir belgesidir. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Nedim Saban’ın o konuşmasında nasıl riyakârca tavşana kaç tazıya tut dediği, bu metinde açıkça görülmektedir.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Yasak savmak kabilinden yaptığı, göstermelik ve tümüyle samimiyetsiz açıklama, Nedim Saban’ın bu ırkçılık cadı kazanı tertibindeki ve cadı avındaki dahlinin, sorumluluğunun ve suçortaklığının da bir suçüstü kanıtı niteliğindedir.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Nedim Saban, daha sonra sahibi olduğu Tiyatrokare'de işe alarak maaşlı elemanı yaptığı gönüllü tetikçisi Ömer Faruk Kurhan'ın perde önünde görev yaptığı “ırkçılık cadı kazanı” tezgâhını cesaretlendirecek şu destek açıklamalarını yapmıştı. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;blockquote style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;i&gt;(...) Burada ifade özgürlüğüne destek verirken, &lt;u&gt;&lt;b&gt;ne yazık ki içine atıldığım ve başta Ömer Faruk kurhan olmak üzere  Türkiye Tiyatrolar Birliği’ndeki tüm dostlarımın aydın sorumluluğuyla kınadığı ırkçılık konusuna değinmeden geçemeyeceğim. &lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/i&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;i&gt;(...) Feridun Çetinkaya adlı eleştirmen arkadaşımız belki bu yapılanmadan hoşlanmadığı için, belki düşmanımın düşmanı benim dostumdur dediği için, belki de Tuncay Özinel’in sözünden gerçekten rahatsız olmadığı için olsa gerek, onu kınamak gereğini duymamıştır. Buna da saygı duymak gerektiği gibi, kendisine cevap hakkı tanımak, en önemlisi kısırdögü haline gelmiş Bulunmaz/ Büktel polemiğini bu tertemiz alana taşımamak gerekir. Bu nedenle Tiyatro Dergisi’nin Çetinkaya’nın tekzip metnini yayınlaması gerektiğini düşünüyorum. Bundan daha önemlisi, Özinel’in saldırılarının oklarının hedefi olduğum  halde, hiçbir komplo teorisi üretmeyelim. &lt;u&gt;&lt;b&gt;Özinel’in söyleminden rahatsız olmadığını söyleyen Çetinkaya’yı  koşulsuz olarak ırkçı ilan etmek ne kadar doğrudur tartışılır.&lt;/b&gt;&lt;/u&gt; Dünyada ve ülkemizde ırkçılık alenen yasakken, ne yazık ki Özinel’i kınayan google grup, onun saldırılarını halen denetlemeden yayınlayabilmekte ve Özinel’in sekreterliğini yaptığı dernek  bu konuda hiçbir açıklama yapmamaktadır. Bütün bu gerçekler göz önüne alındığında, ne yazık ki, 2010 Türkiye’sinde bu hedef göstermelere belki de alışmamız gerekiyor. Cadı avını kanıksamamız mümkün değil tabi, bize sahip çıkanlara teşekkürü bir borç bilip, bu konuda  susanları da tarihin yargılamasına bırakmak gerek (...)&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Nedim Saban’ın bizzat gönderdiği Ankara Tiyatro Kurultayı Konuşma metninden)&lt;sup style="color: blue;"&gt;23&lt;/sup&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Görüldüğü gibi Nedim Saban açıkça, “başta” Ömer Faruk Kurhan’ın her önüne geleni fütursuzca “ırkçı” ilan edip yaftalamasını, “ırkçılığın avukatlığına soyunmakla”, “ırkçılığa hizmet etmekle” suçlamasını, “aydın sorumluluğu” olarak adlandırıp övmüştü.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Nedim Saban, bir yandan bana &lt;i&gt;“Sevgili Feridun, Ömer Faruk Kurhan’ın seni ırkçılığını avukatı olmakla, ırkçılıkla suçlaması tabii ki yanlış. Tabii ki seni ırkçı ilan etmek saçmalık. Ankara’daki tiyatro kurultayında da bu görüşümü beyan edeceğim”&lt;/i&gt; derken; aynı Nedim Saban öte yandan Ankara’da, açık ve net bir şekilde, adam gibi, insan gibi, "Feridun Çetinkaya'yı ırkçılığın avukatlığına soyunmakla suçlamak yanlıştır, haksızlıktır” dememek için bile bin dereden su getirmişti. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Daha önce Aykut Işıklar’ın Nedim Saban’ı hedef alan “ırkçı” yazısına açıkça tepki gösterdiğim için bana &lt;i&gt;“Açıkçası  sizin gibi bir aydından iki tane güzel söz için, on tane Aykut Işıklar küfrünü göğüslerim(..) İyi ki sizin gibi öncüler var. Yalnızlığım dağılıyor, kara bulutların arasında güneşi görür gibi oluyorum”&lt;/i&gt; diye özel mesaj gönderip övgüler dizen Nedim Saban; &lt;b&gt;&lt;u&gt;bana “Sevgili Feridun, Ömer Faruk Kurhan’ın seni ırkçılığını avukatı olmakla, ırkçılıkla suçlaması tabii ki yanlış. Tabii ki seni ırkçı ilan etmek saçmalık. Ankara’daki tiyatro kurultayında da bu görüşümü beyan edeceğim”&lt;/u&gt;&lt;/b&gt; demiş olan Nedim Saban, sıra kamuoyu önünde aynı açıklamayı yapmaya geldiğinde ağız değiştirmiş, sözünden çark etmişti. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Nedim Saban, Ankara’da şahsımı hedef alan iftira iğrençliğini gargaraya getirecek şekilde, &lt;u&gt;&lt;b&gt;“Özinel’in söyleminden rahatsız olmadığını söyleyen Çetinkaya’yı  koşulsuz olarak ırkçı ilan etmek ne kadar doğrudur tartışılır”&lt;/b&gt;&lt;/u&gt; gibi riyakârca bir ifade kullanmak suretiyle Kurhan’ın “ırkçılığın avukatı” ve “ırkçı” iftiralarına riyakârca çanak tutup suçortaklığı etmişti. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Siz karşılıklı özür dileyip Nedim Saban'la barışmış olabilirsiniz. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Birbirinize karşı savurduğunuz o yenilip yutulmaz hakaretleri, o ağır ve ciddi suçlamaları yalayıp yutup aklınız sıra aranızdaki ihtilafı çözdüğünüzü, tatlıya bağladığınızı düşünüyor olabilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedim Saban ve sizin gibi kişiler için bu tür rezaletlerin üstüne sünger çekivermek, bu tür iftiraları sineye çekmek, hasır altı etmeye çalışmak çok kolay olabilir. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Ama benim gibi sizden farklı karakterdeki insanlar için böylesine alçakça ithamlarla suçlanmak, affedilmez ve mutlaka hesabı sorulması gereken bir hakikat ve onur meselesidir.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bilmem anlatabiliyor muyum?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: center;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bu mesele tiyatro alanında kamusal bir soruna dönüşmüştür.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Çünkü ortada “tiyatro kamuoyunu” ve “tiyatro eleştirmenlerini” de çok yakından ilgilendiren çok ciddi bir etik sorunu bulunmaktadır.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Yukarıda özetlediğim bütün bu skandal süreçte, “ırkçı” ilan edilmenize, Nedim Saban ve yandaşlarının estirdikleri iftira ve “ırkçılık cadı kazanı terörü” dahil bütün bu rezaletlere seyirci kalmış olan tiyatro eleştirmeni Melih Anık ile adları belirtilmeyen öteki “tiyatro eleştirmenleri”nin ancak bugün arabuluculuk yapmaya soyunması&lt;sup style="color: blue;"&gt;24&lt;/sup&gt;, Türkiye tiyatrosuna hâkim olan samimiyetsizlik ve riyakârlığın da yeni bir kanıtıdır.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Tiyatro kamuoyunun, iftira, yargısız infaz, sansür ve cadı kazanı tertipleri karşısındaki üç maymun tavrının yeni bir belgesidir.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Melih Anık ve “tiyatro eleştirmenleri”nin, konu tam mahkemeye taşınmışken, savcıların ve hâkimlerin önüne gelmişken, birdenbire arabuluculuğa soyunup konuya müdahil olma gereği hissetmesi, yalapşap ve yetersiz bir özür oldu bittisiyle bu meseleyi apar topar kapatmaya çalışması dikkat çekici değil mi?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Çünkü şu sorular cevap bekliyor:&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Melih Anık ve “tiyatro eleştirmenleri” bugüne kadar (konu mahkemeye taşınıp da ilk duruşmanın görülmesine günler kalmadan evvel) acaba Tuncay Özinel’in yersiz bir şekilde “ırkçı” ilan edilmesinden rahatsızlık duydular mı? &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Böylesi bir rahatsızlık duydularsa, daha evvel kamuoyuna ya da size bu konuda herhangi bir açıklama yaptılar mı? &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Benim bildiğim kadarıyla yapmadılar. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Acaba neden o zaman konuya müdahil olmadılar?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;İş yargıya taşınana dek olup biteni, iftirayı ve cadı kazanı tertibini köşelerine çekilip sessiz sedasız izleyen barış elçisi ve arabulucu Melih Anık ve diğer hatırlı “tiyatro eleştirmenleri”, Tuncay Özinel’e reva görülen, Özinel’in boynuna asılmaya çalışıyan “ırkçılık” yaftası konusunda bugüne dek acaba neden sustular?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Yoksa onlar da mı sizin ırkçılık yaptığınızı, ırkçı olduğunuzu düşünüyorlar(dı)?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Yok sizin “ırkçı” olmadığınızı düşünüyorlardıysa, haksız bir şekilde “ırkçı” ilan edilip hedef gösterilmeniz karşısında bugüne dek nasıl susabildiler, neden seyirci kaldılar?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;E, bir insan ya ırkçıdır ya değildir, öyle değil mi? &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bir insan hem “ırkçı”, hem “ırkçı değil” olamaz herhalde değil mi?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Yoksa Tuncay Özinel’i ırkçı diye damgalayıp mahkum etmenin maksadını aşan bir suçlama ve haksızlık olduğunu düşündükleri halde, onlar da estirilen “ırkcılık cadı kazanı” terörüne hedef olmaktan korktukları için mi bu güne kadar susmayı yeğlediler?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Melih Anık ve “tiyatro eleştirmenleri”, Nedim Saban’ın gönüllü tetikçisi Ömer Faruk Kurhan’ın “Türkiye tiyatrosunda ırkçı şebeke var” gibi son derece ciddi ve ağır ithamından rahatsızlık duymadılar mı?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Evet, Melih Anık ve diğer hatırlı “tiyatro eleştirmenleri” bütün bu rezaletler yaşanırken, bütün bu olup bitenlerden rahatsızlık duymadılar, olup bitene seyirci kalarak göz yumdular. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;İşte bütün bu nedenlerle, bu samimiyetten uzak arabuluculuk girişimi, bu haliyle olsa olsa, yargı önünde hesap vermelerine ramak kalmış cadı kazanı tertipçisi iftiracı ve linççileri yargı önünde mahkum olmaktan kurtarmaya yönelik bir operasyon olarak tarihe geçecektir.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Türkiye tiyatrosunun sağlıklı bir yapıya kavuşması için “tiyatro eleştirmenleri”nin bu tür ikiyüzlü girişimleri de mutlaka eleştirilmek ve teşhir edilmek zorundadır.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: center;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Evet Tuncay Bey, işte benim önümdeki vahim manzara ve bu manzaraya ilişkin soru ve eleştirilerim bunlar. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Gördüğünüz gibi bütün bu pislikler hâlâ ortada duruyor. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bütün bu iddialar, suçlamalar cevap ve açıklama bekliyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Kısacısı bu iğrenç olayda ne ararsanız var: “Yalancılık”, “ırkçılık”, “şantajcılık”, “köpeklik”, “sansürcülük”, “rüşvetçilik”, “ırkçılık gibi ciddi bir suçu sulandırma’, “iftira”, “cadı kazanı tertibi”, “suçortaklığı”, “omurgasızlık”, “riyakârlık”…&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bütün bu iftiralar, bütün bu cadı kazanı tertipleri, bütün bu yanıt hakkı gasbı, sansür ve ikiyüzlülük rezaletleri şimdi ne olacak?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Siz ve Nedim Saban, “Dolmabahçe mutabakatı” yaptınız diye bütün bunlar unutulacak mı? &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bu mesele böyle apar topar kapatılacak mı? &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bütün bu rezillikler yapanların yanına kâr mı kalacak?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Peki ne yapabiliriz? &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Yapabileceğimiz şu: &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;En azından bu mektup gibi, bu ve benzeri vakalarla ilgili yaşanan rezaletleri ve vahameti gözler önüne seren, sorumlularını teşir ederek gerçekleri ortaya koyan kişisel tanıklıklar ve belgeleri tarihe bırakabiliriz.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Benim bu mektubu yazarak yapmak istediğim de en azından bu.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Sizin bu mektuba vereceğiniz yanıt da işte bu bakımdan büyük önem taşıyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bu mektubu yayımlamak için, vereceğiniz yanıtları bekliyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Feridun Çetinkaya&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;15 Ağustos 2010, Pazar&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Kurtuluş&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;Not:&lt;/b&gt; Doğrudan ya da dolaylı olarak bu mektupta adları geçen ve bazılarını da isimlerini vererek suçlayıp eleştirdiğim; Nedim Saban, Ömer Faruk Kurhan, Fırat Güllü, Bülent Sezgin, Melih Anık, Mustafa Demirkanlı, İsmail Can Törtop, Coşkun Büktel, Hilmi Bulunmaz ve Ulvi Alacakaptan’ı da bu yazışmadan haberdar etmeyi ahlaki bir gereklilik sayıyorum. Bu nedenle size hitaben yazdığım bu açık mektubu aynı zamanda “Cc”de bu kişilere de gönderiyorum. Bilginize.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;u&gt;Bu mektubu Yayımlarken Eklediğim Kaynak Dipnotları&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="color: blue;"&gt;[1]&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Tuncay Özinel de, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;22 Temmuz 2010 günü onlarca kişinin yanı sıra bana da gönderdiği, "Kralın Soytarısı" başlıklı mesajında, &lt;i&gt;"Etik olanı gençlere anlatmak boynumuzun borcudur"&lt;/i&gt; diyordu.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="color: blue;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[2]&lt;/span&gt; İlgili haberler: &lt;a href="http://www.tiyatrodunyasi.com/haberdetay.asp?haberno=4046"&gt;Nedim Saban ve Tuncay Özinel'den Örnek Davranış: Birbirlerinden Özür Dilediler&lt;/a&gt;; (Tiyatro Dünyası internet sitesi, 3 Ağustos 2010);&amp;nbsp; &lt;a href="http://www.tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=2377"&gt;Tuncay Özinel: Tiyatro Dünyasına&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://www.tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=2376"&gt;Nedim Saban: "Tiyatro Dünyası ve İlgili Kamuoyuna"&lt;/a&gt; (Tiyatro... Tiyatro... Dergisi internet sitesi, 3 Ağustos 2010); &lt;a href="http://mimesis-dergi.org/?p=9481"&gt;Birbirlerinden Özür Dilediler&lt;/a&gt; (Mimesis Dergisi internet sitesi, 4 Ağustos 2010).&lt;span style="color: blue;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: blue; font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="color: blue;"&gt;[3]&lt;/span&gt; &lt;span style="color: black;"&gt;Tuncay Özinel'in 12 Kasım 2009 günü, Tiyatro Dünyası google grubuna gönderdiği,&lt;/span&gt; &lt;a href="http://groups.google.com/group/tiyatrodunyasi/msg/5c0c653f1b12ad4f?pli=1"&gt;Nedim Saban Yalanı Bırakıp İnsafa Gel&lt;/a&gt; &lt;span style="color: black;"&gt;başlıklı iletisi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[4]&lt;/span&gt;&lt;span style="color: blue; font-size: x-small;"&gt; &lt;span style="color: black;"&gt;Mektubun içinde tümü alıntılanmış olan "Tuncay Özinel Tiyatrosu'ndan" başlıklı basın bildirisi.&lt;/span&gt;&lt;span style="color: blue;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[5]&lt;/span&gt; &lt;span style="color: black;"&gt;Nedim Saban'ın 13 Kasım 2009 günü, Tiyatro Dünyası google grubuna gönderdiği,&lt;/span&gt; &lt;a href="http://groups.google.com/group/tiyatrodunyasi/msg/5c0c653f1b12ad4f?pli=1"&gt;"Denetimsiz google grupları ve faşist köpekler"&lt;/a&gt; &lt;span style="color: black;"&gt;başlıklı iletisi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[6]&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="color: blue; font-size: x-small;"&gt;&lt;a href="http://www.tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=2376"&gt;Nedim Saban: "Tiyatro Dünyası ve İlgili Kamuoyuna"&lt;/a&gt; &lt;span style="color: black;"&gt;(Tiyatro... Tiyatro... Dergisi internet sitesi, 3 Ağustos 2010)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[7]&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Ömer Faruk Kurhan'ın 13 Kasım 2009 günü, Tiyatrom.com internet sitesinde yayımlanan &lt;a href="http://www.tiyatrom.com/2010_O_faruk_kurhan_04.htm"&gt;Saban-Özinel Polemiği ve Yine Irkçılık&lt;/a&gt; başlıklı yazısı ve &lt;/span&gt;&lt;span style="color: blue; font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;Örgütlü  Bir Tiyatro          İçin Türkiye Tiyatro Kurultayı Koordinasyon  Komitesi'nin 17 Kasım 2009 tarihli &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.tiyatrom.com/2010_haber_0085.htm"&gt;Tiyatroda Irkçılığa Son&lt;/a&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;başlıklı bildirisi.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[8]&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; Tuncay Özinel'in bir çeşit yargısız infaz yapılarak "ırkçı" ilan edilmesine itiraz ettiğim söz konusu yazılarım: &lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2009/11/turkiye-tiyatrolar-birligi-degil.html"&gt;Türkiye  Tiyatrolar Birliği değil "Türkiye Tiyatrolar Çiğliği"; Türkiye Tiyatro  Kurultayı deği "Türkiye Linçsever Tiyatrolar Kurultayı&lt;/a&gt; (Tiyatro Fanzini, 17 Kasım 2009); &lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2009/11/omer-f-kurhann-nedim-saban-bahane.html"&gt;Ömer F. Kurhan’ın Nedim Saban’ı bahane ederek Feridun Çetinkaya’ya yönelttiği ırkçılık iftirasını bizzat Nedim Saban yalanlıyor&lt;/a&gt; (Tiyatro Fanzini, 20 Kasım 2010);&amp;nbsp; &lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2009/12/iftira-ve-linc-imzacs-ustun-akmenin.html"&gt;İftira ve linç imzacısı Üstün Akmen'in başkanlık ettiği Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’nden ikiyüzlülük ve arsızlık şahikası bir bildiri&lt;/a&gt; (Tiyatro Fanzini, 18 Aralık 2009)&lt;u&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: blue; font-size: x-small;"&gt;[9]&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; Ömer Faruk Kurhan'ın ardı ardına yayımladığı söz konusu "ırkçılık cadı kazanı" tertibi yazıları: &lt;a href="http://www.tiyatrom.com/2010_O_faruk_kurhan_04.htm"&gt;Saban Özinel Polemiği ve Yine Irkçılık&lt;/a&gt; (Tiyatrom internet sitesi, 13 Kasım 2009); &lt;a href="http://www.tiyatrodergisi.com.tr/yazi.php?hng=181"&gt;Feridun Çetinkaya'nın Irkçılığın Avukatlığına Soyunması Neyi İma Ediyor?&lt;/a&gt; (Tiyatro... Tiyatro... Dergisi internet sitesi, 19 Kasım 2009), &lt;a href="http://www.tiyatrodergisi.com.tr/yazi.php?hng=182"&gt;Irkçılığın Avukatlığına Soyunan Feridun Çetinkaya'nın Kullanım Ömrü Çabuk Bitti&lt;/a&gt; (Tiyatro... Tiyatro... Dergisi internet sitesi, 20 Kasım 2009); &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; &lt;a href="http://www.tiyatrodergisi.com.tr/yazi.php?hng=183"&gt;Aziz Nesin'in Başına Gelen Azizlikler&lt;/a&gt; (&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Tiyatro... Tiyatro... Dergisi internet sitesi, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;23 Kasım 2009); &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;a href="http://fkurhan.blogspot.com/2009/12/irkc-soylem-karstlg-ve-ifade-ozgurlugu.html"&gt;Irkçı Söylem Karşıtlığı ve İfade Özgürlüğü&lt;/a&gt; (Ömer F. Kurhan Tiyatro Yazıları sitesi, 8 Aralık 2009); &lt;a href="http://fkurhan.blogspot.com/2010/01/tiyatronun-irkclkla-imtihan-15-aralk.html"&gt;Tiyatronun Irkçılıkla İmtihanı&lt;/a&gt; (&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Ömer F. Kurhan Tiyatro Yazıları sitesi, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;15 Aralık 2009);&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; &lt;a href="http://fkurhan.blogspot.com/2010/07/tiyatroda-irkclga-dur-demeyi-bilmeliyiz.html"&gt;Tiyatroda Irkçılığa Dur Demeyi Bilmeliyiz&lt;/a&gt; (&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Ömer F. Kurhan Tiyatro Yazıları sitesi, 10 Temmuz 2010)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: blue; font-size: x-small;"&gt;[10]&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; ve &lt;/span&gt;&lt;span style="color: blue; font-size: x-small;"&gt;[11]&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; Tuncay Özinel'in Tiyatro Dünyası google grubunda yayımlanan, &lt;a href="http://hilmibulunmaz.blogspot.com/2009/11/nedim-saban-profili-goster-diger_2469.html"&gt;Nedim Saban Yalanı Bırakıp İnsafa Gel&lt;/a&gt; başlıklı yazısı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: blue; font-size: x-small;"&gt;[12]&lt;/span&gt;&lt;span style="color: blue; font-size: x-small;"&gt; &lt;span style="color: black;"&gt;Tuncay Özinel'in Tiyatro... Tiyatro... Dergisi ve Tiyatro Dünyası internet sitelerinde 3 Aralık 2009 günü yayımlanan&lt;/span&gt; &lt;a href="http://www.tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=1564"&gt;“Başaramadım ya da Ülkemle Birlikte Yenildim”&lt;/a&gt; &lt;span style="color: black;"&gt;başlıklı yazısı.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[13]&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; Örgütlü Bir Tiyatro İçin Türkiye Tiyatro Kurultayı Koordinasyon Komitesi'nin 17 Kasım 2009 günü yayımladığı bildiri:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;Kamuoyuna,&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Son dönemde yerel yönetimlerin denetimindeki salonların kullanımına ilişkin tartışmalar yaşadık. Kadıköy Belediyesi’ne bağlı Caddebostan Kültür Merkezi’nin (CKM) adil bir şekilde tiyatrolarımıza açılıp açılmadığı konusunda çeşitli fikirler beyan edildi. Tiyatrokare adına Nedim Saban CKM’nin adil bir şekilde kullanılamadığı yönündeki düşüncelerini açıkladı. Buna karşılık Tuncay Özinel bu düşünceleri geçersiz kılmaya dönük bir polemik başlattı. Çeşitli tiyatro forumlarında ve açık yazışmalarda izlenen bu tartışma, ne yazık ki Tuncay Özinel’in ırkçı saldırganlık içeren ifadeleriyle tiyatroda ırkçılığa dur demenin aciliyet taşıdığı bir noktaya taşındı.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Tuncay Özinel güya tiyatro kariyerini övmek için ırkçı saldırganlık içeren şu ifadeleri kullandı:&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; “… beni ve tiyatromda çalışan onca tiyatro duayenini Türk halkı bu güne getirdi. Tiyatro seyircisi düzeysiz bir tiyatroyu 30 yıl yaşatmaz. Üstelik arkasında Musevi cemaati de yoksa!”&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Yahudi karşıtlığı temelinde etnik ve dinsel bir cemaati açıkça aşağılayan / düşmanlaştıran bu sözlerin deneyimli ve meslekten bir tiyatrocu tarafından sarf edilmesi, Türkiye tiyatrosu adına utanç vericidir. Biz tiyatrocular olarak içimizdeki sahteciliğin ve yardakçılığın hızını alamayıp ırkçı saldırganlığı meşrulaştırma eylemini durdurmaya kararlıyız. Türkiye tiyatrosuna yakışan bellidir: Her çeşit ayrımcılığın karşısına dikilmek ve insanlık onurunun sarsılmaz bir kalesi olmak.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Kamuya açık yayınlar ve forum siteleri muhatabını susturmayı amaçlayan ırkçı saldırganlığa geçit vermemeli, insanlığın bittiği noktada hiç tereddüt etmeden insanlığın yanında yer almayı bilmelidir. Kararlı bir şekilde ırkçılığa karşı durmanın ifade özgürlüğünün de vazgeçilmez bir koşulu olduğu unutulmamalıdır.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Tuncay Özinel tiyatromuza sürdüğü kara lekeden biraz olsun rahatsızlık duymaya başlamışsa, vakit kaybetmeksizin Sayın Nedim Saban’dan, Türkiye Yahudi cemaatinden, sözcülüğünü yaptığını sandığı Türk halkından ve tüm insanlıktan özür dileme cesaretini ve olgunluğunu göstermelidir. Gerekçesi her ne olursa olsun, ırkçı saldırganlığı tiyatromuza sızdırma ve meşrulaştırma girişimi kabul edilemez.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bu davanın takipçisiyiz ve tiyatromuzu ırkçı önyargılardan temizlemenin kolektif sorumluluğumuz olduğunu ilan ediyoruz. Kısacası: TİYATRODA IRKÇILIĞA DUR DİYORUZ!&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: blue; font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[14]&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Tiyatro Eleştirmenleri Birliği'nin "tiyatroda mobbing" tartışmaları vesilesiyle yayımladığı ve Nedim Saban'ı &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;"yargılanmamış suç isnatlarıyla, şimdilik 'iftira' mertebesindeki iddialarıyla bir başka saygın meslektaşını" yani Orhan Alkaya'yı suçlamasını &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;eleştirdiği basın bildirisinde &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;"&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;giderek tiyatrocu olma şanını küçülten ifadelerin yer aldığı Nedim              Saban ile Tuncay Özinel arasındaki 'çekişme'&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;" ifadesiyle Nedim Saban-Tuncay Özinel polemiğine de atıfta bulunuluyordu. Samimiyetsiz ve kaçamak bulduğum bu bildiriyi, &lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2009/12/iftira-ve-linc-imzacs-ustun-akmenin.html"&gt;İftira ve linç imzacısı Üstün Akmen'in başkanlık ettiği Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’nden ikiyüzlülük ve arsızlık şahikası bir bildiri&lt;/a&gt; başlık yazımda eleştirmiştim. Tiyatro Eleştirmenleri Birliği'nin 17 Aralık 2009 tarihli, &lt;a href="http://www.tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=1625"&gt;Tiyatrocularımızı, tiyatrocu olma ciddiyetine davet ediyoruz&lt;/a&gt; başlıklı o bildirisi şöyleydi:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bir tiyatro sitesinde yayımlanan Nedim Saban imzalı habere göre, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları sanatçılarından Hülya Karakaş’ın, tiyatronun geçmiş dönem Genel Sanat Yönetmenliğini yapmış Orhan Alkaya’yı “Mobbing”, yani iş yerinde baskı gerekçesiyle mahkemeye verdiği belirtilmiş, aynı haber Tiyatro Dergisi ve diğer bazı tiyatro sitelerinde de kendisine yer bulmuştur.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Ülkemizdeki ve dünyadaki tiyatro düşüncesi, tiyatro etkinlikleri, tiyatro olgusuyla izleyici, okur kitleleri arasında köprü kurmayı hedefleyen kuruluşumuz, Hülya Karakaş ile Orhan Alkaya arasında, halen yargıya intikal etmemiş bir konunun kamuoyu önünde tartışmaya açılmasına karşıdır. Nedim Saban’ın tartışma ortamına bizzat zemin hazırlaması, bu amacı taşıyan haberler yapılması veya yaptırılması, haberin yayılması çabalarını da tiyatro sanatı açısından zararlı görmektedir. Ayrıca bahse konu haberde adı anılan avukatın davayı kabul etmediğinin ve dilekçenin henüz mahkemeye verilmediğinin tarafımızdan öğrenilmesi de fevkalade üzücü ve mesleki açıdan esef vericidir.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Tiyatro sanatının dününü, bugününü ve yarınını düşünmesi; tiyatro sanatının "insan olma"ya, "çağdaş olma"ya katkılarını her fırsatta vurgulaması gereken, tiyatro sanatından alınan tadı çoğaltmayı, yaymayı görev edineceklerin yargılanmamış suç isnatlarıyla, şimdilik “iftira” mertebesindeki iddialarıyla bir başka saygın meslektaşını suçlaması tarafımızda hazin olarak değerlendirilmektedir. Üzüntümüz, giderek tiyatrocu olma şanını küçülten ifadelerin yer aldığı Nedim Saban ile Tuncay Özinel arasındaki “çekişme” için de aynen geçerlidir.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Tiyatrocularımızı, tiyatrocu olma ciddiyetine davet ediyoruz.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=1142422602676182704&amp;amp;postID=1435051461064708533" name="TEXT" rel="nofollow"&gt;&lt;/a&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=1142422602676182704&amp;amp;postID=1435051461064708533" name="TEXT" rel="nofollow"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: blue; font-size: x-small;"&gt;[15]&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; Coşkun Büktel'in konuyla ilgili söz konusu tepki yazıları için Bkz. &lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/cetinkayanedimkurhandemirkanli.htm%20"&gt;http://www.coskunbuktel.com/cetinkayanedimkurhandemirkanli.htm &lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=1142422602676182704&amp;amp;postID=1435051461064708533" name="TEXT" rel="nofollow"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: blue; font-size: x-small;"&gt;[16]&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; Hilmi Bulunmaz'ın konuyla ilgli tepki yazıları için Bkz. &lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=1142422602676182704&amp;amp;postID=1435051461064708533" name="TEXT" rel="nofollow"&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/post-edit.g?blogID=1142422602676182704&amp;amp;postID=1435051461064708533" name="TEXT" rel="nofollow"&gt;http://tiyatroyun.blogspot.com &lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;ve &lt;a href="http://hilmibulunmaz.blogspot.com/"&gt;http://hilmibulunmaz.blogspot.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: blue; font-size: x-small;"&gt;[17]&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;i&gt; &lt;/i&gt;Ömer Faruk Kurhan'ın söz konusu yazıları:&lt;i&gt;&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; &lt;a href="http://www.tiyatrodergisi.com.tr/yazi.php?hng=181"&gt;Feridun Çetinkaya'nın Irkçılığın Avukatlığına Soyunması Neyi İma Ediyor?&lt;/a&gt; (Tiyatro... Tiyatro... Dergisi internet sitesi, 19 Kasım 2009), &lt;a href="http://www.tiyatrodergisi.com.tr/yazi.php?hng=182"&gt;Irkçılığın Avukatlığına Soyunan Feridun Çetinkaya'nın Kullanım Ömrü Çabuk Bitti&lt;/a&gt; (Tiyatro... Tiyatro... Dergisi internet sitesi, 20 Kasım 2009)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: blue;"&gt;[18]&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Ömer Faruk Kurhan ve Mustafa Demirkanlı'nın sansür ve yanıt hakkı gaspının belgeleri için: &lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2009/11/omer-f-kurhann-nedim-saban-bahane.html"&gt;Ömer F. Kurhan’ın Nedim Saban’ı bahane ederek Feridun Çetinkaya’ya yönelttiği ırkçılık iftirasını bizzat Nedim Saban yalanlıyor&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="color: blue;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt; (Tiyatro Fanzini, 20 Kasım 2009)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[19]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;i&gt; &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Ömer Faruk Kurhan'ın Tiyatro... Tiyatro... Dergisi internet sitesi editörü Mustafa Demirkanlı ile Tiyatro Dünyası internet sitesi editörü İsmail Can Törtop'u ifade özgürlüğünü ve cevap hakkını kötüye kullanarak Tiyatro Yayıncıları Birliği'nin ilkesel belirlemelerine aykırı bir pozisyona sürüklenmekle suçlayan yazısı için: &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;a href="http://fkurhan.blogspot.com/2009/12/irkc-soylem-karstlg-ve-ifade-ozgurlugu.html"&gt;Irkçı Söylem Karşıtlığı ve İfade Özgürlüğü&lt;/a&gt; (Ömer F. Kurhan Tiyatro Yazıları sitesi, 8 Aralık 2009); aynı konuda ayrıca A. Ertuğrul Timur'un Tiyatrom.com internet sitesinde yayımladığı &lt;a href="http://www.tiyatrom.com/2010_aetimur_35.htm"&gt;"Kriz Yönetimi"&lt;/a&gt; başlıklı tarihsiz yazıya da bakılabilir. Timur, söz konusu bu yazısında meseleye şu sözleriyle tanıklık ediyor:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;"Fakat sanıyorum ki Ömer Faruk Kurhan'ın olaylara ve kişilere yaklaşımı farklıdır. Onda kişilere karşıtlık farkında olarak ya da olmayarak aforoz etme niteliğine dönüşmüş sanırım. Bunun başkaca örneklerini de gördük. Birkaç örnek vermek gerekirse Tuncay Özinel - Nedim Saban polemiğinde Tuncay Özinel’in ırkçı söylemler de taşıyan açıklamasının ardından kendini savunma ya da bir anlamda niyetini açıklama gereği duyup dergilere açıklama iletmesi ve bunu Tiyatro Dergisi, Tiyatro Dünyası sitelerinin yayınlamasına ateş püskürmüştü. Oysa ki en büyük ırkçı Hitler bile dünyaya yeniden gelecek olsa savunma hakkı verilir, sonra asılacaksa asılır elbette." &lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Timur aynı yazısındaki şu ifadeleriyle de Ömer Faruk Kurhan'ı "aforoz"cu karakterine de dikkat çekiyor:&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bir başka örnek Hilmi Bulunmaz’la yaşanan polemik ötesi      tartışmaların ardından belki de onun yaptığı tek doğru tespite (Taksav’ın      Talat Sait Halman konusu) tekrar yayına geçmemle bu konuya katılmam ve bu      konuda kendisiyle bağlantı kurmam (Genel konseptli tiyatro yayıncısı      saymasak bile bloğu olan bir tiyatrocudur) Ömer Faruk Kurhan’ı      çıldırtabiliyordu. Oysa defalarca açıklamaya çalışıyor ve Coşkun Büktel’in      oyunu sahnelenecek ve ben elbette onu haber yapacağım, hatta istiyorsa      muhabirlerimiz gidip o konuda onunla röportaj da yapsa hiç ikirciklenmeden      yayınlarım ve Hilmi Bulunmaz’ın doğru bulduğum tavrına da ortak olur ya da      konunun sahibi olduğu için hem bilgilendirme hem bilgi doğrulatma anlamında      bağlantı kurabilirim yaklaşımımı bir türlü anlayamıyor ve tam da onların      “Linççi” söylemini haklı çıkaracak, adeta aforoz edecek tümden yok sayacak      bir dayatmayı önüme koyabiliyordu. Demek ki Temiz Tiyatro kampanyasında bir      paylaşımda bulunmuşsak bile aslında anladığımız aynı şeyler değilmiş. Ben      kişilerin tarzını demokratik bir hak sayıp kınadığımızı ve bu türde bir      yayıncılığı reddettiğimizi sanıyordum ama bu Ömer Faruk Kurhan için tümden      bu kişileri yok sayma, aforoz ve belki de gerçekten bir anlamda linç anlamı      taşıyabiliyormuş.&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İşte bu kez de Ömer      Faruk Kurhan’ın aforoz mekanizması benim için çalışıyordu ve TİYAB      bünyesinde Bulunmaz’dan bilgi istemem nedeniyle başlayan çekişmemizi      tırmandırıp TİYAB’dan ayrılmamla da yetinmeyip bildiriye eklettiği bir      maddeyle TTB’den de sürmeye, yayıncılıktan da gider yine bu diyerek zemin      hazırlamaya, kısaca aforoza hazırlanıyordu.&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="color: blue;"&gt;[20]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;"&gt; Coşkun Büktel'in bu konuyu belgeleriyle değerlendirdiği yazısı için: &lt;a href="http://tiyatroyun.blogspot.com/2009/12/toder-baskani-ulvi-alacakaptandan-feci.html"&gt;"TODER Başkanı Ulvi Alacakaptan'dan "Feci Felsefeci" Bileyci Kurhan'a: "Tiyatro Müfettişliğine tayininizi kutlarım"&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;"&gt;&lt;i&gt; (Tiyatro Oyun internet sitesi, 7 Aralık 2009)&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="color: blue;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[21]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;"&gt;&lt;i&gt; T&lt;/i&gt;uncay Özinel'e ve taraflara gönderdiğim  orijinal mektupta Kurhan'ın  yazısının başlığını yanlışlıkla &lt;i&gt;"Tiyatroda  Irkçılığa Dur Demeliyiz"&lt;/i&gt;  biçiminde yazmışım. Bunu mektubu Tiyatro Fanzini'nde yayımlarken düzelttim.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="color: blue;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[22]&lt;/span&gt; Ömerf Faruk Kurhan'ın bu mektubu okuduktan sonra ne yaptığı, aşağıda yayımladığımız mesajlarda görülebilir.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="color: blue;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[23]&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;"&gt; Nedim Saban'ın aynı metni 23 Kasım 2009 tarihinde &lt;a href="http://hilmibulunmaz.blogspot.com/2009/11/oncelikle-orhan-aydndan-izin-alarak.html"&gt;"Urladan Ankaraya"&lt;/a&gt; başlığıyla ayrıca, hilmibulunmaz.blogspot.com'da da yayımlanmıştı.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="color: blue;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;[24] &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Bu mektubu adı geçtiği için kendisine de gönderdiğim Melih Anık şu mesajıyla benden bir bilgilendirme istedi: &lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;"Aşağıdaki yazıları okuyup okumadığınızdan emin olmak istiyorum &lt;br /&gt;&lt;a href="http://melihanik.blogspot.com/2010/07/nedim-saban-ve-tuncay-ozinel-mahkemelik.html"&gt;http://melihanik.blogspot.com/2010/07/nedim-saban-ve-tuncay-ozinel-mahkemelik.html&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;a href="http://melihanik.blogspot.com/2009/11/caddebostan-kultur-merkezi-oyunu.html"&gt;http://melihanik.blogspot.com/2009/11/caddebostan-kultur-merkezi-oyunu.html&amp;nbsp;&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;a href="http://melihanik.blogspot.com/2010/03/nedim-sabann-mesaj-ve-tiyatrocunun-ruh.html"&gt;http://melihanik.blogspot.com/2010/03/nedim-sabann-mesaj-ve-tiyatrocunun-ruh.html&lt;/a&gt; (son paragrafı) &lt;br /&gt;Beni bilgilendirir misiniz lütfen?"&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp; &lt;br /&gt;Ben de kendisine, gönderdiği linkleri okuduğumu ifade edip "So what?" diyerek yanıt verdim. Melih Anık, şu ana dek bu soruma karşılık herhangi bir yanıt vermedi.&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif; font-size: small;"&gt;&lt;u&gt;Bu Mektuba Gelen Tepkiler ve Yanıtlar &lt;br /&gt;(e-posta kutuma düşüş sırasıyla)&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: red; font-size: 100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;----------------------------------------------------- &lt;br /&gt;&lt;span style="color: red; font-size: 100%;"&gt;1. Mesaj&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;----------------------------------------------------- &lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Kimden:&lt;/b&gt; Feridun Çetinkaya &lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kime:&lt;/b&gt; Tuncay Özinel&lt;br /&gt;&lt;b&gt;KK:&lt;/b&gt; Nedim Saban, Ömer Faruk Kurhan, Melih Anık, İsmail Can Törtop, Coşkun Büktel, Hilmi Bulunmaz, Bülent Sezgin, Fırat Güllü, Mustafa Demirkanlı, Ulvi Alacakaptan&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Tarih ve saat:&lt;/b&gt; 15 Ağustos 2010 Pazar, 18:55&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;          &lt;span style="font-size: 100%;"&gt; &lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Konu:&lt;/b&gt; Özür açıklaması hakkında Tuncay Özinel'e açık mektup&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncay Bey Merhaba,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öncelikle kendimi hatırlatayım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zira bugüne kadar sizinle herhangi bir şekilde (hiçbir oyununuzu izlemediğim için bir seyirci olarak dahi) yüz yüze gelmişliğimiz ya da telefonla olsun görüşmüşlüğümüz yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadece yaklaşık bir buçuk ay önce bana özel olarak bir e-posta mesajı göndermiştiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben de nezaketen bu mesajınızı yanıtlamıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Mesajınızda Nedim Saban’a karşı açtığınız hakaret davasından bahsetmiş ve “ırkçı” ilan edilmenize itiraz ederek doğrudan yana olduğum için bana “sağol” demiştiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte şimdi, o “sağol” mesajınıza istinaden size bu mektubu yazıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hem konuyla ilgili ortaya çıkan yeni gelişmeler ışığında birtakım sorular sormak için, hem de dolaylı olarak benim adımın da geçtiği bu konuyla ilgili tarihe tanıklığımın bir belgesini bırakmayı gerekli gördüğüm için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soru ve eleştirilerime vereceğiniz yanıtlarla birlikte bu mektubu ayrıca Tiyatro Fanzini adlı internet sitemde de yayımlamayı düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Umarım yanıtlama duyarlılığını gösterirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tabii, sonuçta yanıt verirsiniz ya da vermezsiniz, orası sizin bileceğiniz bir şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yanıtınız için makul bir süre bekledikten sonra bu mektubu internet sitemde yayımlayacağım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlgili konu bağlamında sırf sizin bir kalemde “ırkçı” ilan edilmenize karşı çıktığım için ırkçılığın avukatlığına soyunmakla ve Türkiye tiyatrosunda var olduğu iddia edilen ırkçılık şebekesinin piyonu olmakla suçlanmış biri sıfatıyla, bu soruları sormayı ve bu mektubu kamuoyu ile paylaşmayı tarihe karşı bir sorumluluk ve boynumun borcu sayıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Not: Doğrudan ya da dolaylı olarak bu mektupta adları geçen ve bazılarını da isimlerini verekek suçlayıp eleştirdiğim; Nedim Saban, Ömer Faruk Kurhan, Fırat Güllü, Bülent Sezgin, Melih Anık, Mustafa Demirkanlı, İsmail Can Törtop, Coşkun Büktel, Hilmi Bulunmaz ve Ulvi Alacakaptan’ı da bu yazışmadan haberdar etmeyi ahlaki bir gereklilik sayıyorum. Bu nedenle size hitaben yazdığım bu açık mektubu aynı zamanda “Cc”de bu kişilere de gönderiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyla ilgili size yazdığım ayrıntılı açık mektup bir Word dosyası olarak bu mesajın ekindedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilginize.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Feridun Çetinkaya&lt;br /&gt;15 Ağustos 2010&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------------------------------------------- &lt;br /&gt;&lt;span style="color: red; font-size: 100%;"&gt;2. Mesaj&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;----------------------------------------------------- &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Kimden:&lt;/b&gt; Tuncay Özinel&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kime:&lt;/b&gt; Feridun Çetinkaya&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Tarih ve saat:&lt;/b&gt; 16 Ağustos 2010 Pazartesi 2:07     &lt;br /&gt;&lt;b&gt;Konu:&lt;/b&gt; Merhaba&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br style="font-family: Verdana,sans-serif;" /&gt;&lt;br style="font-family: Verdana,sans-serif;" /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Feridun kardeş,&lt;/span&gt;&lt;br style="font-family: Verdana,sans-serif;" /&gt; iletinde sana katıldığım çok yan var..&lt;br /&gt;yanıtlıyacağım da.. şimdilik sana bu yazıyı yolluyorum.. sevgiler..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;KRALIN SOYTARISI&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nedense hep gülümsetir bizi bu tabir; Kralın soytarısı! Krallıklar neredeyse bitti. Ama ne yazık kralın soytarıları bitmedi. Hatta çağdaş hale gelip çoğaldılar. Kimileri dost kılığına bürünüp yaşamını sürdürüyor. Hiçbirisi benim kraldan çıkarlarım var diye açıklamıyor. Tiyatro camiasında çok vardır bunlardan. Biliriz, tanırız gülüp geçeriz. Ciddiye almayız. Halkın da ciddiye almadığı gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski dilde bunlara “Kifayetsiz muhteris” derlerdi. Açıkçası tiyatroda yeteneği olmadığı halde, tiyatroya tutunmaya çalışan kişilerdir. En büyük düşmanları da başarıya ulaşabilmiş yetenekli kişilerdir. Onlardan nefret ederler. İşte bu kralın soytarıları bir toplum için en tehlikeli kişilerdir. Ama ne yapalım bu toplumda onlar da var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdilerde kralın soytarılarının internet siteleri oluştu.&amp;nbsp; Aman efendim kralıma söz mü söyledin ben senin… Olmayacak tabirler. Olmayacak yazılar..&amp;nbsp; “Bizim oğlan bina okur, döner döner yine okur” kendileri yazıp kendileri okuyor anlayacağınız. Halkın bunlarla ilgisi yok!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Halkın sevgisi bakıyorsunuz size aynen devam ediyor. O zaman “İstediklerini yazsınlar” diye düşünüyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak etik olan nedir? Bunu anlatmakta yarar var. Eğer benim sizinle bir çıkar ilişkim varsa diyeceksiniz ki “Aman şu an sizin projenizde çalışıyorum. Eğer sizi savunursam yanlış anlaşılabilir. Bana kralın soytarısı derler. Birlikte çalışmamız bitsin, savunmanızı öyle yapayım.” Etik olanı gençlere anlatmak boynumuzun borcudur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Buraya nereden geldik: Diyor ki bir yazısında hiç tanımadığım biri:&amp;nbsp; Tuncay Özinel’i hiç tanımam, oyunlarını izlemedim, kitaplarını okumadım. Ama kendisi Irkçı faşist köpektir ve buna bir deyim daha ekliyor ve diyor ki: Solcu Irkçı faşist Köpektir. Be adam nereden biliyorsun. Bu adam 52 yıldır sahnede. Epsilon yayınlarından çıkmış TEK KİŞİLİK AİLE isimli bir anı romanı var. (Ayrıca bu övünç kaynağımdır. Açıkça söylüyorum. Çünkü bu kitap Çapa Tıp fakültesi ve Arel üniversitesi psikiyatri bölümünde ders kitabı olarak okutulmaktadır)&amp;nbsp; Ayrıca Nice Yıllara; Yaşamın Sesi, Yüzleşme ve Hırsızistan isimli dört oyunu var. Bakın bakalım dünya görüşü nedir. Hayır efendim benim kralıma söz etti ben onu yargılarım. İyi yaparsınız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl bir devlet adamı için tarih karar verirse, bir sanatçı için de kararı tarih verir. Kralın soytarıları değil!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncay Özinel&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;----------------------------------------------------- &lt;br /&gt;&lt;span style="color: red; font-size: 100%;"&gt;3. Mesaj&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;----------------------------------------------------- &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Kimden:&lt;/b&gt; İsmail Can Törtop&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kime:&lt;/b&gt; Feridun Çetinkaya, Tuncay Özinel&lt;br /&gt;&lt;b&gt;KK:&lt;/b&gt; Nedim Saban, Ömer Faruk Kurhan, Melih Anık,  Coşkun Büktel, Hilmi Bulunmaz, Bülent Sezgin, Fırat Güllü, Mustafa  Demirkanlı, Ulvi Alacakaptan&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Tarih ve saat:&lt;/b&gt; 16 Ağustos 2010 Pazartesi, 9:26&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Konu:&lt;/b&gt; Özür açıklaması hakkında Tuncay Özinel'e açık mektup&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Feridun Bey&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Lütfen bu tartışmanın devamı ile ilgili hakkımda ne yazılırsa yazılsın, konu hangi noktaya gelirse gelsin, benimle ilgili olsun olmasın beni bilgilendirmeyiniz...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İyi çalışmalar&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;CT&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;www.tiyatrodunyasi.com&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;----------------------------------------------------- &lt;br /&gt;&lt;span style="color: red; font-size: 100%;"&gt;4. Mesaj&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;----------------------------------------------------- &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Kimden:&lt;/b&gt; Nedim Saban&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kime:&lt;/b&gt; Feridun Çetinkaya, Tuncay Özinel&lt;br /&gt;&lt;b&gt;KK:&lt;/b&gt; Nedim Saban, Ömer Faruk Kurhan, Melih Anık,  İsmail Can Törtop, Coşkun Büktel, Hilmi Bulunmaz, Bülent Sezgin, Fırat Güllü, Mustafa  Demirkanlı, Ulvi Alacakaptan&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Tarih ve saat:&lt;/b&gt; 16 Ağustos 2010 Pazartesi, 9:47&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Konu:&lt;/b&gt; Özür açıklaması hakkında Tuncay Özinel'e açık mektup&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;Benden de o kadar Feridun Bey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca altı ay boyunca emek vermiş&amp;nbsp; bir dramaturgun ortaya çıkarttığı işi görmeden&amp;nbsp; "maaşlı eleman" yakıştırmasını yaptığınız için tiyatro adamlığınızı da sorguluyor ve artık sitenizi hiçbir biçimde ciddiye almayacağımı bildiriyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------------------------------------------- &lt;br /&gt;&lt;span style="color: red; font-size: 100%;"&gt;5. Mesaj&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;----------------------------------------------------- &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Kimden:&lt;/b&gt; Feridun Çetinkaya&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;b&gt;Kime:&lt;/b&gt; Nedim Saban&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;b&gt;KK:&lt;/b&gt; Nedim Saban, Ömer Faruk Kurhan, Melih Anık,  Coşkun Büktel, Hilmi Bulunmaz, Bülent Sezgin, Fırat Güllü, Mustafa  Demirkanlı, Ulvi Alacakaptan&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Tarih ve saat:&lt;/b&gt; 16 Ağustos 2010 Pazartesi, 19:11&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt; &lt;b&gt;Konu:&lt;/b&gt; Özür açıklaması hakkında Tuncay Özinel'e açık mektup&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;br /&gt;Nedim Bey,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Size “maaşlı eleman”ınızın dramaturg olarak performansını soran yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konumuz, aydın olmanın gereği diyerek övüp çanak tuttuğunuz “ırkçılık iftiraları” ile “maaşlı eleman”ınızın elebaşılığını yaptığı “ırkçılık cadı kazanı” tertibinin hesabını yargı önünde vermenize sıra geldiğinde; “insan hakları ihlali olmadıkça adliye koridorlarında hesaplaşmaya gerek olmadığını” söyleyerek çark etmeniz ve daha önce yargısız infaz yaparak “ırkçı” ilan ettiğiniz Tuncay Özinel’den özür dilemeniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerçekleri yazmam işinize geldiğinde bana “aydın” ve “öncü” payesi vermenizle nasıl övünmediysem; bugün gerçekleri yazmam işinize gelmediğinde, “tiyatro adamlığınızı sorguluyorum” ve “sitenizi hiçbir biçimde ciddiye almayacağım” demenizden de rahatsızlık duymuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Asıl konu olan “ırkçılık” bahsine hiç değinmeden, ortada kuyu varmış gibi yandan geçtiğinize göre siz de suçunuzun pekâlâ farkındasınız; bu suçluluk kompleksiyle aklınız sıra beni aşağılamaya kalkışmanızın bence hiçbir sakıncası yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yeter ki, on parmağında on karayla aportta bekleyen “maaşlı eleman”ınızı ırkçılık iftiralarıyla bir daha benim ya da başkalarının üstüne salmaya kalkışmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Feridun Çetinkaya&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;----------------------------------------------------- &lt;br /&gt;&lt;span style="color: red; font-size: 100%;"&gt;6. Mesaj&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;----------------------------------------------------- &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Kimden:&lt;/b&gt; Tuncay Özinel&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kime:&lt;/b&gt; Feridun Çetinkaya&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Tarih ve saat:&lt;/b&gt; 16 Ağustos 2010 Pazartesi 12:23     &lt;br /&gt;&lt;b&gt;Konu:&lt;/b&gt; &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif; font-size: 100%;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;Özür açıklaması hakkında Tuncay Özinel'e açık mektup&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;"&gt;&lt;i style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;/i&gt;&lt;br style="font-family: Verdana,sans-serif;" /&gt; &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Feridun kardeş merhaba,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet tanışmıyoruz. Benim hakkımdaki savunmanızı da tesadüfen bir google gezintisi sırasında öğrendim. Tabi 52 yıldır sahnede ve tam 30 yıldır tiyatro yapımcılığı yapan birisini “Yahu bu adam ne yapıyor” diye hiç izlememiş olmanız üzücü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak yine de beni veya karşı taraftakileri tanıyor olmanız sizi doğrudan yana olmaya itmiştir. Benden dilenen özür sizi de kapsamaktadır diye düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir sanatçının siyasal kimliğine eserlerine bakılarak karar verilir. Yoksa başka bir anlam için söylenmiş bir yazıdan cımbızla çıkartılan birkaç sözle değil. Tiyatro oyunculuğu buza yazı yazmak gibidir. Gelecek kuşaklara kalmaz. Ancak yazılı yapıtlarınız sizi ve düşüncelerinizi gelecek kuşaklara taşır. Ne mutlu bana ki, oyunlarım, anı romanım ve yeni çıkacak öykü kitaplarım beni gelecek kuşaklara taşıyacak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sadettin Erbil bana şöyle demişti bir çalışmamız sırasında: “Çok mütevazısın adam yerine koymazlar.” Mütevazı ile mütevazi&amp;nbsp; arasındaki&amp;nbsp; farkı o gün ustadan öğrenmiştim. Ona dedim ki: “Boş ver abi, beni adam gibi adamlar adam yerine koysunlar, yeter”.&amp;nbsp; İşte şimdi sizi adam gibi adam saydığım için bu cevabı yazıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sevgiler,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncay Özinel&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;----------------------------------------------------- &lt;br /&gt;&lt;span style="color: red; font-size: 100%;"&gt;7. Mesaj&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;----------------------------------------------------- &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Kimden:&lt;/b&gt; Ömer Faruk Kurhan&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;b&gt;Kime:&lt;/b&gt; Feridun Çetinkaya&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;KK:&lt;/b&gt; Nedim Saban, &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Tuncay Özinel&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;, Melih Anık,  Coşkun Büktel, Hilmi Bulunmaz, Bülent Sezgin, Fırat Güllü, Mustafa  Demirkanlı, Ulvi Alacakaptan&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Tarih ve saat:&lt;/b&gt; 20 Ağustos 2010 Cuma, 2:56&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt; &lt;b&gt;Konu:&lt;/b&gt; Özür açıklaması hakkında Tuncay Özinel'e açık mektup&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;"&gt;     &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;"&gt;&amp;nbsp;   &lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;biraz geç olmakla beraber: :)))&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------------------------------------------- &lt;br /&gt;&lt;span style="color: red; font-size: 100%;"&gt;8. Mesaj&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;----------------------------------------------------- &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Kimden:&lt;/b&gt; Feridun Çetinkaya&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;b&gt;Kime:&lt;/b&gt; Ömer Faruk Kurhan, &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Nedim Saban, &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Tuncay Özinel&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;, Melih Anık,  Coşkun Büktel, Hilmi Bulunmaz, Bülent Sezgin, Fırat Güllü, Mustafa  Demirkanlı, Ulvi Alacakaptan&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Tarih ve saat:&lt;/b&gt; 20 Ağustos 2010 Cuma, 11:38&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt; &lt;b&gt;Konu:&lt;/b&gt; Özür açıklaması hakkında Tuncay Özinel'e açık mektup&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;"&gt;     &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;"&gt;   &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlgililere gönderdiğim mektubumda, Ömer Faruk Kurhan’ın önünde iki seçenek kaldığını yazmıştım. Ya artık edebiyle oturduğu yerde oturup, saklandığı o divan altında susmaya devam ederek kamuoyunun körlüğünden ve sağırlığından medet umacak ve bu konunun tümüyle unutulmasını bekleyecek; ya da yediği haltlar yüzüne vurulunca lafını yememek için, iki hafta sustuktan sonra tekrar işbaşı yaparak “ırkçılık cadı kazanı terörü”ne bıraktığı yerden devam edip daha önce birlikte “ırkçı” ilan ettikleri Tuncay Özinel’den özür diledi diye Nedim Saban'ı da ırkçılığa prim vermekle, ırkçılığı hoş görmekle, ırkçılığa hizmet etmekle suçlayacak, demiştim.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kurhan bu mektubumu okuduktan sonra 5 gün oturmuş, kara kara düşünmüş taşınmış ve elinde kalan son edepsizlik kırıntılarıyla (aslında benim öngördüğüm 1. seçeneğin bir versiyonu olmaktan öteye gitmeyen) 3. bir seçenek yaratmış: Bütün kirli çamaşırlarını, iftiracılığını ve sansürcülüğünü iki kere iki dört kesinliğinde yüzüne vurmamdan sonra bir nevi “Ya Rabbi şükür” diyerek, ancak 4 kelimelik “biraz geç olmakla birlikte :)))” diye bir yanıt gönderebilmiş.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bilmeyenler için söyleyelim. Kurhan’ın mesajındaki :))) işareti internet dilinde gülme anlamına gelir. Ayrıca Kurhan’ın kullandığı bağlamda “Ya Rabbi şükür” demektir. Kurhan yazdığım mektubu okuduktan sonra jeton ancak düşmüş olmalı ki 5 gün sonra sadece gülmeye karar vermiş. Güleriz ağlanacak halimize derler ya, Kurhan’ınki de işte o hesap.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Daha önce iddialı bir şekilde “ırkçılık cadı kazanı terörü” davasının takipçisi&amp;nbsp; olacağını ilan etmiş olan, iftira, dezenformasyon, mugalata ve demagojide sınır tanımaz Ömer Faruk Kurhan bile yazdığım mektup karşısında kuyruğunu kıstırıp susmayı tercih ettiğine göre, bu aynı zamanda söz konusu mektupta yazdıklarımın doğruluğu ve haklılığının bizzat “ırkçılık cadı kazanı" tertibinin 1 numaralı faili tarafından ikrarı anlamına geliyor.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra fazla söze ne hacet.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben, yazdığım mektubu gelen bütün bu tepki ve yanıtları da altına ekleyip yayımlayarak, bu ibretlik “ırkçılık cadı kazanı” tezgâhını teşhir etme ve belgeleme konusunda tarihe karşı sorumluluğumun gereğini eksiksiz yerine getirmiş olacağım için gayet huzurluyum.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gerisine ve gereğine bu ibretlik vakayı okuyanlar ve tarih karar versin.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Feridun Çetinkaya&lt;br /&gt;20 Ağustos 2010&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;----------------------------------------------------- &lt;br /&gt;&lt;span style="color: red; font-size: 100%;"&gt;9. Mesaj&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;----------------------------------------------------- &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Kimden:&lt;/b&gt; Feridun Çetinkaya&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;"&gt;&lt;i&gt; &lt;b&gt;Kime:&lt;/b&gt; Tuncay Özinel&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;"&gt;&lt;i&gt; &lt;b&gt;Tarih ve saat:&lt;/b&gt; 21 Ağustos 2010 Cumartesi 12:23     &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;"&gt;&lt;i&gt; &lt;b&gt;Konu:&lt;/b&gt; &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif; font-size: 100%;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;Özür açıklaması hakkında Tuncay Özinel'e açık mektup&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncay Bey Merhaba,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yazdığım mektubun önemine binaen gösterdiğiniz medeni yaklaşım ile bana gönderdiğiniz mesajlardaki nazik üslubunuz ve övgü sözleriniz için teşekkür ederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ben günlerdir hâlâ sizden, birbirinize yönelttiğiniz "ırkçılık suçlamaları" konusunda Nedim Saban ile sağladığınız mutabakatın içeriğine dair (ortadaki belirsizliği giderecek) net bir açıklama yapmanızı bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne var ki şu ana kadar bu mutabakatın içeriğine dair herhangi bir açıklamada bulunmadınız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gördüğüm kadarıyla iş "ırkçılık suçlamaları" meselesinin akıbeti konusundaki belirsizliğin giderilmesine geldiğinde siz de Nedim Saban'dan pek farklı davranmıyorsunuz. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Irkçılık suçlamaları"nın akıbeti söz konusu olduğunda siz de tıpkı Nedim Saban'ın yaptığı gibi ortada kuyu varmışçasına yandan geçmeyi yeğliyorsunuz. Sanki siz de bu mutabakatın içeriğine dair bir açıklama yapmaktan özellikle kaçınıyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;"Benden dilenen özür sizi de kapsamaktadır diye düşünüyorum" &lt;/i&gt;diyorsunuz, ama ortadaki manzara ve bana gelen tepkiler pek sizi doğrular nitelikte değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncay Bey, bana gönderdiğiniz "Kralın Soytarısı" başlıklı yazınızda çok can alıcı bulduğum ve yürekten katıldığım bir ifadeniz var: &lt;i&gt;"Etik olanı gençlere anlatmak boynumuzun borcudur"&lt;/i&gt; diyorsunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte ben de Nedim Saban ile yaptığınız "Dolmabahçe mutabakatı"nın usulünü ve üslubunu etik bulmadığımdan, bu meseleyi açıklığa kavuşturmaya ve belgelemeye çaba gösteriyorum: Etik olanı gençlere ve kamuoyuna anlatmayı boynumun borcu saydığım için.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu nedenle, benim için bana övgüde bulunmanız değil, "ırkçılık suçlamaları"nın akıbetiyle ilgili şu sorulara vereceğiniz açık ve net yanıtlar önem taşıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1) Nedim Saban, şahsınıza yöneltiği "ırkçılık" suçlamalarının yersiz olduğunu açıkça kabul edip sizden açıkça özür diledi mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2) Siz Nedim Saban'a yöneltiğiniz "ırkçılık" suçlamalarınızın yersiz olduğunu açıkça kabul edip Nedim Saban'dan açıkça özür dilediniz mi? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben bu soruların yanıtlarını arıyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;"Etik olanı gençlere anlatmak boynumuzun borcudur"&lt;/i&gt; ifadenizde şayet samimiyseniz sizin de kamuoyunu yakından ilgilendiren "ırkçılık suçlamaları" konusundaki bu belirsizlikleri açıklığa kavuşturmanız gerekiyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yok şayet bu sorulara açık ve net bir yanıt vermek yerine yine ortada kuyu varmışçasına yandan geçmeyi sürdürür ve ille de Nedim Saban ile içeriğini kamuoyundan gizlemeye söz verdiğimiz bir mutabakat yaptık, bu nedenle ben &lt;i&gt;"Etik olanı gençlere anlatmak boynumuzun borcudur"&lt;/i&gt; ifademe değil Nedim Saban ile yaptığım "Dolmabahçe mutabakatı"na sadık kalmayı, bu "gizli" mutabakatın içeriğini kamuoyundan sır gibi saklamayı boynumun borcu sayıyorum derseniz tabii orasını bilemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dilerim böyle düşünmüyorsunuzdur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sağlıcakla kalın,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Feridun Çetinkaya&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif; font-size: 100%;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------------------------------------------- &lt;br /&gt;&lt;span style="color: red; font-size: 100%;"&gt;10. Mesaj&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;----------------------------------------------------- &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Kimden:&lt;/b&gt; Tuncay Özinel&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Kime:&lt;/b&gt; Feridun Çetinkaya&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Tarih ve saat:&lt;/b&gt; 17 Eylül 2010 Cuma 23:36&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Konu:&lt;/b&gt; &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif; font-size: 100%;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;Özür açıklaması hakkında Tuncay Özinel'e açık mektup&lt;br /&gt;&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;"&gt;&lt;br style="font-family: Verdana,sans-serif;" /&gt; &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Feridun kardeş,&lt;br /&gt;özür dilerim biraz geciktim cevap vermekte.  "Dolmabahçe mutabakatı" sözüne pek güldüm. Öyle bir anlaşma yok çünkü.  Nedim Saban ile de henüz karşılaşmadık,görüşmedik. Onun özüründen  sonraki benim cevabımı iyi okursanız her şeyi açıkça anlatıyor. Şöyle  diyorum "... inisanlar çeşitli yanlışlan yaparlar. Nedim sabana yalanı  değil yanlışı bırak demeliydim. Bunun için ben de özür diliyorum." Salt  bu sözüm için. Yoksa söylediğim her şeyin arkasındayım. Sevgiler..&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;----------------------------------------------------- &lt;br /&gt;&lt;span style="color: red; font-size: 100%;"&gt;11. Mesaj&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;----------------------------------------------------- &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Kimden:&lt;/b&gt; Feridun Çetinkaya&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;"&gt;&lt;i&gt; &lt;b&gt;Kime:&lt;/b&gt; Tuncay Özinel&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;"&gt;&lt;i&gt; &lt;b&gt;Tarih ve saat:&lt;/b&gt; 18 Eylül 2010 Cumartesi 13:06     &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: small;"&gt;&lt;i&gt; &lt;b&gt;Konu:&lt;/b&gt; &lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif; font-size: 100%;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;Özür açıklaması hakkında Tuncay Özinel'e açık mektup&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tuncay Bey,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizzat sizin &lt;i&gt;"Etik olanı gençlere anlatmak boynumuzun borcudur" &lt;/i&gt;sözünüze  istinaden size ayrıntılı bir mektup yazmış ve bazı önemli konuları  açıklığa kavuşturmanızın önemli bir gereklilik olduğunu ifade etmiştim.  Ama siz kamuoyuna mal olmuş bu konuyla ilgili sorduğum önemli sorulara  açık ve net bir şekilde yanıt vermekten ısrarla ve dikkatle kaçındınız,  kaçınmaya da devam ediyorsunuz. (Örneğin: Nedim Saban'ın kamuoyuna  yaptığı özür açıklamasında, size yönelttiği "ırkçılık" suçlamasıyla  ilgili açık ve net bir tek sözcük ya da özür ifadesi yer almadığı halde,  Nedim Saban'a karşı açtığınızı hakaret davasının ilk duruşmasına günler  kala birdenbire fikrinizi değiştirip bu davadan vazgeçmenizi  gerektirecek kadar önemli nasıl bir gelişme oldu? Konunun bam teli  olan "ırkçılık" suçlamalarıyla ilgili Nedim Saban'la aranızda nasıl bir  somut mutabakat sağlandı da ikna oldunuz? Hangi "hatırlı  eleştirmenler", "ağır abiler" devreye girip bu meselenin bir an önce  sünger çekilerek kapatılması için racon kesti, nasıl bir arabuluculuk  faailiyeti yürütüldü ve neler yaşandı? vb. konunun esasına ilişkin  sorular karşısında adeta ser verip sır vermediniz.) Bu süreçte sanki  mutlaka gizli kalması gereken şeyler yaşanmış gibi, sorduğum bu esas  soruları, ortada kuyu varmışçasına yandan geçip, sürekli duymazlıktan  geldiniz. Sanki kamuoyundan saklanması gereken gizli birtakım işler  dönmüş gibi, kerhen yapılan o özür açıklamaları sürecine nasıl  gelindiğine ilişkin somut ve net bilgi vermekten özenle kaçındınız. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz gülmüşsünüz; ama ne yazı ki bu, ortadaki acıklı durumu ve vahameti de, söz konusu şaibeli ve esrarengiz duruma dikkat çeken  "Dolmabahçe mutabakatı" benzetmesinin ne kadar anlamlı ve isabetli bir benzetme olduğu gerçeğini de değiştirmiyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Esen kalın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Feridun Çetinkaya&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Arial,Helvetica,sans-serif; font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1142422602676182704-1435051461064708533?l=tiyatrofanzini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/1435051461064708533'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/1435051461064708533'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/08/tiyatronun-dolmabahce-mutabakat.html' title='Tiyatronun Dolmabahçe Mutabakatı'/><author><name>Feridun Çetinkaya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/SieKqvf0ZwI/AAAAAAAAAHY/XBGZRtgcNbk/S220/feridun_c.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/TG-6gbfGqBI/AAAAAAAAAeY/LJnsOLkEX4s/s72-c/nedim_saban_ozinel.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1142422602676182704.post-6824717542692431969</id><published>2010-07-03T09:55:00.012+03:00</published><updated>2010-09-16T11:03:18.036+03:00</updated><title type='text'>Coşkun Büktel'in "Şişli Terakki'de kuzular kurtlara teslim: 'Simplified' mı? 'Stupidfied' mı?" başlıklı yazısı vesilesiyle...</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/TC7ZXosdLVI/AAAAAAAAAdQ/m4gwfaIPXRM/s1600/melih+cevdet+anday.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/TC7ZXosdLVI/AAAAAAAAAdQ/m4gwfaIPXRM/s320/melih+cevdet+anday.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="UIStory_Message" style="font-size: x-small;"&gt; Büyük ozan Melih Cevdet Anday da bundan ta 33  yıl önce yazdığı &lt;b&gt;"Shakespeare Düşmanları"&lt;/b&gt; başlıklı yazısıyla, Coşkun  Büktel'in sonradan "asparagas tiyatro" diye tanımladığı hastalığa dikkat  çekmişti. Shakespeare'i "yorumlama", "güncelleştirme" bahanesiyle  yeniden yazma aklıevveliğine, vandallığına seyirci kalamayan Anday&lt;span class="text_exposed_show"&gt;,  her gerçek tiyatro insanından beklendiği gibi tiyatroseverleri uyarma  sorumluluğunun gereğini yerine getirmeden duramamıştı... &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Tiyatro...  Tiyatro... Dergisi&lt;/span&gt;'nin&lt;span style="font-style: italic;"&gt; &lt;/span&gt;Mart-Nisan 2002 tarihli, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;119-120 numaralı&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; sayısında yayımlanan, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 85%;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2008/11/cokun-bktel-tiyatro-oligarisine-kar.html"&gt;“Coşkun Büktel ‘Tiyatro Oligarşisi’ne  Karşı”&lt;/a&gt; başlıklı yazımda da, Melih Cevdet Anday'ın bu yazısına atıfta bulunmuştum. (FÇ)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(2 Temmuz 2010 günü Facebook'ta yazıp listemdeki kişilerle paylaştığım not)&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Coşkun, sitesinde yayımladığı &lt;a href="http://coskunbuktel.com/buktelcuneytyalazsimplified.htm"&gt;"Simplified" mı "Stupidfied" mı?&lt;/a&gt; başlıklı yazısıyla çok önemli bir meseleye dikkat çekiyor bir kez daha. Yazısı Türkiye tiyatrosuna büyük bir hizmet niteliğinde her zamanki gibi. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Coşkun'un bu yazısına dair &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?id=19570986"&gt;Ekşi Sözlük'te yaptığım şu kısa sunuş&lt;/a&gt;un linkini dün Facebook'ta paylaşmıştım: &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;b&gt;simplified  mı stupidfied  mı&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;tiyatro yazarı ve eleştirmeni &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org//show.asp?t=co%c5%9fkun+b%c3%bcktel"&gt;coşkun büktel&lt;/a&gt;'in kaleme aldığı, &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org//show.asp?t=asparagas+tiyatro"&gt;asparagas tiyatro&lt;/a&gt; hastalığına dikkat çeken nefis yazının başlığı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;büktel, &lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/buktelcuneytyalazsimplified.htm"&gt;şişli terakki'de kuzular kurtlara teslim: "simplified" mı "stupidfied" mı?&lt;/a&gt; başlıklı bu yazısında; tek taraflı olarak empoze ettiği &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org//show.asp?t=asparagas+tiyatro"&gt;asparagas tiyatro&lt;/a&gt; anlayışıyla tiyatrosever genç dimağları -deyim yerindeyse- zehirleyen &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org//show.asp?t=%c5%9fi%c5%9fli+terakki+lisesi"&gt;şişli terakki&lt;/a&gt; lisesi tiyatro eğitmeni &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org//show.asp?t=c%c3%bcneyt+yalaz"&gt;cüneyt yalaz&lt;/a&gt;'ın ipliğini pazara çıkarıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;genç tiyatroculara ve seyircilere peşin peşin anlayışı kıt aptallar muamelesi yaparak onlara &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org//show.asp?t=william+shakespeare"&gt;william shakespeare&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org//show.asp?t=bertolt+brecht"&gt;bertolt brecht&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org//show.asp?t=federico+garcia+lorca"&gt;federico garcia lorca&lt;/a&gt; gibi önemli ve değerli tiyatro yazarlarının yapıtlarının ilk elden asıllarını, orijinal versiyonlarını değil de, "basitleştirme", "kısaltma", "yorum" ya da "güncelleştirme" adı altında yağmalanmış ve çarpıtılmış özetlerini ya da beşinci sınıf "uyarlama"larını, yani "stupidfied" versiyonlarını reva gören, dahası bir de bunu hâlâ pervasızca çağdaş tiyatro diye yutturmaya, kakalamaya devam eden &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org//show.asp?t=tiyatro+esnaf%c4%b1"&gt;tiyatro esnafı&lt;/a&gt;'nın maskesini bir kez daha düşürüyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bkz. &lt;a href="http://coskunbuktel.com/buktelcuneytyalazsimplified.htm"&gt;http://coskunbuktel.com/buktelcuneytyalazsimplified.htm&lt;/a&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;Bu paylaşımım üzerine konuya ilgi gösteren, aynı zamanda Sarıyer Halk Eğitim Merkezi Tiyatro Kolu'nda 1986 yılındaki kursiyerlik dönemimden "Hocam" ve çok sevdiğim, saygı duyduğum dostum Semra Çağlayan serzeniş tonu da taşıyan şu yorumuyla önemli bir noktaya çekti:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;muhtemelen ortada teorik bir tartışma vardır -umarım-. ancak bu denli kişiselleştirilmiş -hatta overdose olmuş- bir metinde bunu takip etmek hayli zor. büktel tartışmalarına bu yüzden bir türlü ilgi duyamadım. ama günümüzdeki durumdan da beni haberdar edecek bir teorik tartışmayı izlemek isterdim doğrusu. bununla ilgili bir önerin var mı? :)&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;Çok doğru, evet ortada günümüzdeki durumdan Semra'yı haberdar edebilecek teorik bir "tartışma" yok, olamıyor... Çünkü ortada bir nevi "Cadı Kazanı" kaynatan aforozcu, sansürcü, iftiracı ve linççi sözde tiyatrocular var, meydanda bunlar cirit atıyor ne yazık ki (bkz. &lt;a href="http://coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm"&gt;http://coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Öneriye gelince... Coşkun'un 2001 Eylül'ünde Kaknüs Yayınları'ndan çıkmış, &lt;a href="http://coskunbuktel.com/yonetmentiyatrosuna%20karsi.htm"&gt;Yönetmen Tiyatrosu'na Karşı Bir Shakespeare ve Nâzım Hikmet Savunması&lt;/a&gt; adlı 368 sayfalık inceleme-eleştir kitabını önerebilirim. "Yönetmen tiyatrosu" / "Asparagas tiyatro" olgusu üzerine benim bildiğim kadarıyla Türkiye'de yapılmış tek ve önemli çalışma da zaten bu kitap... Bu kitaba ilgi duyulmasını tavsiye edebilirim (bkz. &lt;a href="http://coskunbuktel.com/yonetmentiyatrosuna%20karsi.htm"&gt;http://coskunbuktel.com/yonetmentiyatrosuna%20karsi.htm&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayrıca yine bu konuyla ilgili ben de, iki üç yıl kadar önce Edward Albee'nin &lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2008/11/yle-sama-bir-soru-ki-bu-cevaplamakla.html"&gt;Oyunları niye okumalıyız?&lt;/a&gt; başlıklı, kısa ama aynı zamanda konunun önemini çok özlü bir şekilde vurgulayan bir yazısını naçizane çevirip Tiyatro Fanzini adını verdiğim kişisel internet sitemde yayımlamıştım... Ben o yazıyı da meseleyi çok iyi ortaya koyması açısından önemli buluyorum... (bkz. &lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2008/11/yle-sama-bir-soru-ki-bu-cevaplamakla.html"&gt;http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2008/11/yle-sama-bir-soru-ki-bu-cevaplamakla.html&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Yönetmen tiyatrosu" / "Asparagas tiyatro" vandallığına Melih Cevdet Anday da sessiz kalamamış, seyirci kalamamış... Bakın ta 33 yıl önce, 1977 yılında, "Shakespeare Düşmanları" başlıklı bir yazı kaleme alıp, bildiğim kadarıyla, bu konuya Türkiye'de ilk dikkat çeken insan olarak neler demiş:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;(...) bizde son yıllarda, eski büyük yazarlara, ozanlara, ölümsüz yapıtlara karşı bir ilgisizlik, giderek bir küçümseme duygusunun gittikçe yaygınlaşmaya başladığını görmüş olmamdır. Bu duygu elbette düpedüz yoksama biçiminde görünmüyor da, gününmüze bağlamak bahanesiyle o ölümsüz yapıtları elden geçirmek, yeni baştan yazmak önerileriyle ortaya çıkıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(...) Shakespeare oyunlarında sahneler yeni bir düzene göre sıralanabilir, giysilerde, dekorda akla gelebilecek bütün yenilikler gerçekleştirilebilir, fakat o oyunu yeniden yazmanın nedeni bulunamaz, gösterilemez, anlatılamaz. O zaman biz yeni bir oyun yazsak daha iyi olmaz mı? Seyirciye, kendi eklemelerimizi, Shakespeare'indir diye yutturmaya ne hakkımız var?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama ne yapacaksınız, Shakespeare’in özellikle Shakespeare’in yapıtlarına balta olmak, onun metnini bozmak, ona eklemeler yapmak,bu büyük ozanı, baştan yazmak tutkusu bizde kimilerince halka hizmetin gereği gibi gösterilmektedir. Yarın bakarsınız Desdemona’ya Othello’nun boğazını sıktırırlar! Onun için ne yapın edin, bugünlerde Shakespeare’i okuyun, adamın yazdıkları aklınızda bulunsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;(Shakespeare Düşmanları başlıklı yazı, 11 Kasım 1977, s.94; Melih Cevdet Anday'ın Yasak isimli kitabından, Çağdaş Yayınları 1978)&lt;/i&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif; font-size: small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif; font-size: small;"&gt; &lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2000/12/hakkmda.html"&gt;Feridun        Çetinkaya&lt;/a&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;2 Temmuz 2010&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;***&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Bu Not Üzerine Yorumlar &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Yazan: Coşkun Büktel&lt;/b&gt; - 2 Temmuz 2010 (13:37)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Semra Çağlayan'ın şu yorumu hakkında ben de birkaç şey söyleyeyim; önce Çağlayan'ı bir kez daha alıntılayalım:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; muhtemelen ortada teorik bir tartışma vardır -umarım-. ancak bu denli kişiselleştirilmiş -hatta overdose olmuş- bir metinde bunu takip etmek hayli zor. büktel tartışmalarına bu yüzden bir türlü ilgi duyamadım. ama günümüzdeki durumdan da beni haberdar edecek bir teorik tartışmayı izlemek isterdim doğrusu. bununla ilgili bir önerin var mı?&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;br /&gt;Sayın Çağlayan, "kişiselleştirilmiş" derken neyi kastettiğinizi anlayabilseydim, bu eleştirinizi yanıtlamak benim için çok daha kolay olacaktı. Benzer biçimde neyin "overdose" olduğunu somut bir-iki alıntıyla gösterseydiniz, sizi yine sağlıklı biçimde cevaplayabilirdim. Ama metnimde -varlığını şüpheli bulduğunuz- teorik tartışmayı takip etmenin hayli zor olduğu fikrinize kesinlikle itiraz ediyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ben "açıkça, mertçe, Türkçe" yazmakla her zaman övünmüş bir yazarım. Benim yazılarımda "iyi niyetli ve önyargısız olmak koşuluyla" hiçbir şeyi takip etmek zor değildir. Yazım, çok özetle, asparagas tiyatroya karşı sahihlik/sahicilik öneren ve asıl bu önerimiz yüzünden, sahihliği menfaatlerine uygun bulmayan 1100 tiyatrocu linççinin linç kampanyasına maruz kaldığımızı anlatan; iyi niyetli okurların çok önemli dersler çıkarılabileceği bir yazıdır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Siz, konunun bir başkası tarafından (belki de karşı görüşe sahip bir başkası tarafından) tartışılmış olmasını tercih ediyorsunuz. Ama ne yazık ki, (kitaplarımı okuyanların ve verdiğim linkleri izleyenlerin göreceği üzere) karşı görüşün sahipleri bize hakaret etmek dışında bu konuda hiçbir şey söyleyemediler. Bu konularla gerçekten ilgileniyorsanız, "büktel tartışmalarına bu yüzden bir türlü ilgi duyamadım" önyargınızdan vazgeçmek ve Büktel okumak "zorundasınız". "Büktel tartışmalarına ilgi duymamak" sizin için vazgeçilmez bir ilkeyse, bence tiyatro sanatına da ilgi duyduğunuz söylenemez. Hoşunuza gitmeyebilir, benim de pek hoşuma gitmiyor, ama ne yazık ki, tiyatro sanatını tartışmayı "gerçekten" dileyenler için, Coşkun Büktel, mecburi istikamettir. &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1142422602676182704-6824717542692431969?l=tiyatrofanzini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/6824717542692431969'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/6824717542692431969'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/07/coskun-buktelin-simplified-m-stupidfied.html' title='Coşkun Büktel&apos;in &quot;Şişli Terakki&apos;de kuzular kurtlara teslim: &apos;Simplified&apos; mı? &apos;Stupidfied&apos; mı?&quot; başlıklı yazısı vesilesiyle...'/><author><name>Feridun Çetinkaya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/SieKqvf0ZwI/AAAAAAAAAHY/XBGZRtgcNbk/S220/feridun_c.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/TC7ZXosdLVI/AAAAAAAAAdQ/m4gwfaIPXRM/s72-c/melih+cevdet+anday.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1142422602676182704.post-2834592993364877666</id><published>2010-07-02T02:26:00.000+03:00</published><updated>2010-07-18T22:27:42.879+03:00</updated><title type='text'>İnternette sansüre karşı ortak platform deklarasyonu</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://www.sansurekarsiyuruyus.com/"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/TDe6GZwhr1I/AAAAAAAAAeQ/5OtDmC7NcvU/s320/sansurekarsiyuruyus.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://www.sansurekarsiyuruyus.com/"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;http://www.sansurekarsiyuruyus.com&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;table border="0" cellspacing="0"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="color: black; font-family: arial; font-size: small;"&gt;Tarih :&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="color: black; font-family: arial; font-size: small;"&gt;&lt;b&gt; 17 TEMMUZ 2010&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="color: black; font-family: arial; font-size: small;"&gt;Yer :&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="color: black; font-family: arial; font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;TAKSİM MEYDANI&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="color: black; font-family: arial; font-size: small;"&gt;Saat :&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="color: black; font-family: arial; font-size: small;"&gt;&lt;b&gt; 17:00&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: black; font-family: arial; font-size: small;"&gt;   İnternet’te uygulanan sansürü protesto etmek için 17 Temmuz 2010  Cumartesi günü Taksim Meydanı'nda buluşuyor, temel hak ve özgürlüklerimiz  için yürüyoruz.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Temel Hak ve Özgürlükler Engellenemez&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;1. Internet kullanıcılarının düşünce özgürlüğü ve bilgiye erişim hakkı engellenemez.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;2. Türkiye’de bireylerin, kurumların, ve şirketlerin bilişim alt yapılarını istedikleri şekilde oluşturmaları ve istedikleri servislerden yararlanmaları engellenemez. Sansür ülke ekonomisine de kabul edilemez bir bedel yüklemektedir.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Hukuka Aykırı, Ölçüsüz ve Keyfi İdari İşlem Demokratik Hukuk Devletinde Kabul Edilemez&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;3. 03 Haziran 2010 tarihinden beri Google servislerine uygulanan dolaylı sansür Anayasa’ya ve hukukun temel ilkelerine aykırıdır. BTK ve TİB tarafından alınan karar ve uygulama ölçüsüz ve tutarsız bir uygulamadır. Bu konuya ilişkin yapılan açıklamalarda, idarenin böyle bir yetkisinin olmadığı vurgulanmıştır. Nitekim, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı talebi ile Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından 17.06.2010 tarihinde YouTube sitesine erişim sağlayan 44 IP adresini engelleme kararı daha önce yapılan işlemin yetki bakımından hukuka aykırı olduğunu ispatlanmıştır.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;4. 1. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 17.06.2010 tarihinde verdiği ek karar, yetki sorununu çözmüş bulunmakla birlikte, kullanıcıların anayasal haklarını dikkate almadığı için yanlıştır ve en kısa sürede kaldırılması gerekir.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Sansür Amaçlı Kullanılan 5651 Sayılı Kanun Kaldırılmalıdır&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;5. Erişim engelleme hukuka aykırı içeriği engellemede yetersiz bir yöntemdir. Mevcut engelleme yöntem ve araçlarının hiçbiri hukuka aykırı olduğu veya çocuklar açısından uygun olmadığı iddia edilen içeriğe ulaşmayı engelleyecek etkili bir çözüm sunmamaktadır. Erişim engelleme ile iddia edilen suçu işleyenden ziyade tüm Internet kullanıcıları cezalandırılmaktadır. Eğer filtre kullanımı gerekli görülüyorsa, bu kullanım bireyler tarafından kendi kişisel bilgisayarları üzerinde gerçekleştirilmelidir.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;6. Ayrıca, engelleme kararları sadece hukuka aykırı olduğu iddia edilen içeriğe değil, bu sistemlerin tümünün çalıştığı tek bir alanın içeriğinde bulunan milyonlarca yasal sayfa ve dosyaya da erişimi imkânsız kılmaktadır. Bu nedenle, 5651 sayılı Kanun ve uygulaması, Anayasa’da öngörülen ve AİHM tarafından geliştirilen zorunluluk ve orantılılık testlerinin gereğini yerine getirememektedir.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;7. 5651 Sayılı Kanunun uygulanması sansürle aynı kapıya çıkmaktadır. Türkiye’de mahkeme kararları ve idari engellemelerle 5000’den fazla web sitesi şu anda erişime kapatılmış bulunmaktadır. Yüzlerce web sitesi de 5651 Sayılı Kanun’un kapsamı dışında engellenmiştir. Mevcut rejimin taşıdığı esasa ve usule dair eksiklikler ifadeyi sansürleyen ve susturan bir yapı oluşturmuştur. Kanun ve uygulamasının etkileri geniştir, yalnızca ifade özgürlüğünü değil, özel yaşamın gizliliğini ve adil yargılanma hakkını da ihlâl etmektedir. Demokratik bir toplumda sansürün bu ölçüde yaygınlaşması kabul edilemez.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;8. 5651 Sayılı Kanun Kaldırılmalıdır. 5651 Sayılı Kanun, çocukları hukuka aykırı ve zararlı İnternet içeriğinden korumak amacıyla hazırlanmıştır. Fakat benimsenen engelleme politikası, hükümetin çocukları koruma amacının çok ötesine geçmektedir. Uygulamada yaygın olarak görünen sonuç, hukuka aykırı olmayan içeriğin ve 03 Haziran 2010’dan itibaren Google şirketinin Türkiye’den milyonlarca kişi tarafından kullanılan 40’a yakın servisine yetişkinlerin erişiminin ve bu servislerin kullanılmasının yasaklanması olmuştur.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;Çocukların Zararlı İçerikten Korunması için Öngörülen Devlet Politikası Yetişkinleri Etkilememelidir&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;9. Hükümet, mevcut politikası yerine çocukları gerçekten zararlı İnternet içeriğinden korumak için yeni bir politikayı katılımcı bir şekilde geniş kamuoyu desteği (sivil toplum, akademi, ve özel sektör) ile geliştirmelidir. Ancak bu yeni yapılanma, çoğunluğun ahlaki değerlerini diğerlerine dayatacağı bir çalışma olmamalıdır. İnternet düzenlemesine ilişkin yeni politika, ifade özgürlüğüne ve yetişkinlerin her türlü İnternet içeriğine erişim ve tüketim haklarına saygı temelinde geliştirilmelidir. Bu ilkeleri içeren yeni politika, şeffaf, açık, katılımcı, ve çoğulcu bir yöntemle belirlenmeli ve hayata geçirilmelidir.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;10. Vatandaşların Anayasa’da güvence altına alınan temel hak ve özgürlüklerini korumak hükümetin ve idarenin asli görevidir. Bu güvencenin sağlanmaması halinde sorumluların istifa etmesi demokratik bir toplumun zorunlu sonucudur. Bu nedenle, yukarıda sayılan önlemleri en kısa sürede almamaları halinde gelişmelerden sorumlu Telekomünikasyon İletişim Başkanlığı İnternet Daire Başkanlığı Başkanı Sayın Osman Nihat Şen, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu Başkanı Sayın Tayfun Acarer ve Ulaştırma Bakanı Sayın Binali Yıldırım’ın istifa etmesi acil bir zorunluluk haline gelecektir.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;Yürüyüşe destek veren siteler:&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;ankara.net&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;bildirgec.org&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;bobiler.org&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;fizy.com&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;hafif.org&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;oyungezer.com.tr&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;inci.sozlukspot.com&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;istanbul.net&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;itusozluk.com&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;izmir.net&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;seslisozluk.com&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;sozluk.sourtimes.org&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;uludagsozluk.com&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;uzman.tv&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;zargan.com&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;zaytung.com&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Kaynak: &lt;a href="http://www.sansurekarsiyuruyus.com/"&gt;http://www.sansurekarsiyuruyus.com&lt;/a&gt;)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1142422602676182704-2834592993364877666?l=tiyatrofanzini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/2834592993364877666'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/2834592993364877666'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/07/internette-sansure-kars-ortak-platform.html' title='İnternette sansüre karşı ortak platform deklarasyonu'/><author><name>Feridun Çetinkaya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/SieKqvf0ZwI/AAAAAAAAAHY/XBGZRtgcNbk/S220/feridun_c.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/TDe6GZwhr1I/AAAAAAAAAeQ/5OtDmC7NcvU/s72-c/sansurekarsiyuruyus.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1142422602676182704.post-8512142100070038250</id><published>2010-05-25T14:35:00.005+03:00</published><updated>2011-11-12T12:34:45.745+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Feridun Çetinkaya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Jean-Louis Barrault'/><title type='text'>Mesleklerin En İyisi ve En Kötüsü</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S6d6rwKT7KI/AAAAAAAAAck/2lMmgobbjoQ/s1600-h/barrault.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="256" src="http://2.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S6d6rwKT7KI/AAAAAAAAAck/2lMmgobbjoQ/s320/barrault.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Jean-Louis Barrault (1910-1994) Fransız aktör, yönetmen ve mim sanatçısı &lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;(&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Fotoğraf: &lt;i&gt;L'Orestie d'Eschyle&lt;/i&gt;, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;a href="http://specialcollections.wordpress.com/2009/03/09/jean-louis-barrault-and-the-world-of-french-theater/"&gt;George Mason University Libraries Special Collections &amp;amp; Archives&lt;/a&gt;)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;Mesleklerin En İyisi ve En Kötüsü&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Jean-Louis Barrault &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Fransızcasından İngilizceye Çevirenler: Manolo Santos ve John Hodgson&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;İngilizcesinden Türkçeye Çeviren: Feridun Çetinkaya&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; Oxford Üniversitesi 1961 yılında Zaharoff Konferansı’nı vermek üzere Jean-Louis Barrault’yu davet etti, o da bir uygulayıcının bakış açısıyla “Tiyatro Fenomeni” üzerine konuşmayı seçti. Oxford Tiyatrosu sahnesinden, salonu tıklım tıklım dolduran Oxford lisansüstü ve lisans öğrencilerine Fransızca yaptığı bu konuşmasında, oyuncu ve onun eserinin yerini, oyuncunun topluma olan katkısını çok açık ve etkili bir şekilde özetliyor. Tiyatro diye sunulan bazı çalışmaların kusurlarını görmezlikten gelmiyor, birtakım aktörlerin bazı yetersizliklerinin farkında ama bir gücün suistimal edilebilir olması onun değerini ve önemini azaltmıyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Jean-Louis Barrault, burada bizim araştırmamızın pek çok yönünü ortaya koyuyor, başka yazarlar tarafından da ele alınan bazı temel konuları gündeme getiriyor ve yüzleşiyor.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Barrault, bir ömür boyu tiyatro içinde yaptığı çalışmalardan ve tiyatro hakkındaki düşüncelerinden yola çıkarak konuşuyor. 1910’da doğdu ve bir ressam olarak çalışmaya başlamasına rağmen, Etienne Ducreux’la mim araştırmaları yaparak ve Antonin Artaud ile çalışarak kısa bir süre sonra oyunculuk sanatına dahil oldu. 1940’ta hem oyuncu hem de yönetmen olarak Comédie Française için çalışıyordu ve bir aradan sonra, Théâtre de France olarak yeniden adlandırılan Comédie Française’ye 1959’de sanat yönetmeni olarak döndü. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; 1968’deki öğrenci isyanı sürecinde, tiyatro binası Parisli öğrenciler tarafından işgal edildi. Barrault sahneden eylemci gençlere umutsuz bir çağrı yaptı, her iki tarafı da tatmin etmeyen, hükümeti de öğrencileri de yatıştırmaya çalışan bir çağrı gibi görünüyordu. Birkaç ay sonra da görevinden alındı.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Jean-Louis Barrault, &lt;i&gt;Reflections on the Theatre&lt;/i&gt; (Tiyatro Üzerine Düşünceler) ve &lt;i&gt;The Theatre of Jean-Louis Barrault&lt;/i&gt; (Jean-Louis Barrault Tiyatrosu) adlı yapıtlarında tiyatro üzerine yazdı. Ona göre, “drama insan kadar eskidir: tiyatral oyun, yaşayan her varlığın yapısında olduğu için ona ikizi kadar yakındır”. &lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;Otuz yıllık tecrübeden sonra tiyatro, aynı anda, hem en büyük ticaret hem de mesleklerin en saçması görünüyor bana. Sık sık o sağlığa yararlı illete yakalanırım, kuşkuya. Çoğu zaman şöyle demişimdir kendi kendime: “Aman tanrım! Kesinlikle aptal, sahte ve aldatıcı bir meslekle uğraşıyorum. İzlemeyi istediğim rotadan tümüyle saptım. Tiyatro işe yarayan bir insan etkinliği değil hiçbir biçimde. Sosyal, bireysel ve estetik düzlemde reddedilmelidir.” Umutsuzluk dönemlerimde böyleydi, ama umutsuzluk döneminin sağlıklı bir muhakeme olduğuna inanırım. Büyük umutsuzluğun içinden geçmeye her zaman ihtiyaç vardır, ancak bu umutsuzluktan sonra istek kalırsa inanç sarsılamaz, yıkılamaz, ebedi bir nitelik kazanır. André Gide’in akla yatkın şöyle bir günah tanımı vardı: “Günah, yapmadan duramadığımız şeydir.” O büyük umutsuzluğun ardından tiyatro yine, tıpkı günah gibi, yapmadan duramadığımız bir şey olarak kalıyorsa – o zaman tiyatro bizim uğraşımızdır. Ama uğraş çok önemli değil. Bilmek istediğimiz şu: Tiyatro bireysel, sosyal ve estetik bakımdan değerli bir fenomen midir?&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Tiyatroyu yıkma işlemiyle başlayalım ve sonrasında istek kalıp kalmadığına bakalım – yani kısaca, tiyatro fenomeninin varlığını sürdürüp sürdüremediğine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Tiyatro yıkımı&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Haşin bir eleştirmen tarafından yargılandığında, tiyatro sosyal yanılsama, bireysel kabiliyetsizlik ve şüpheli estetiktir.&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;b&gt;Sosyal yanılsama:&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;Dram sanatı, halk oyalanmaya ihtiyaç duyar bahanesiyle –hani, hükümetler insanların zihinlerini meşgul etmeye, onların eleştirel duyularını uyuşturmaya meraklıdır ya– tiyatro, sinema ve televizyon aracılığıyla seksüel heyecana, para kazandıran ucuz güldürüye başvurularak onur kırıcı bir şekilde kullanılabilir.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Sinema ya da tiyatrodaki birtakım prodüksiyonların bayağı erotizmi istismar ettiği bu hem marazi hem de bunakça yaklaşımın, Basının bu erotizmi önemli bir şeymiş gibi sunarak, gazete satmak için bazı starların özel yaşamlarından faydalanmaya çalıştığı bu yaklaşımın, ticaretlerini dürüstçe yapanları utandırması kaçınılmazdır. Buna şöhret serabı ve bir anda parlayıp sönen başarıyı da eklemeli, büyük ülkelerin kralları, kraliçeleri ve hükümetlerinin bir starı, bilge bir kişiden daha gönüllüce karşılamalarının nedeni budur. İnsanlara hizmet etmesi gereken, en azından, eğitirken eğlendirmesi gereken dram sanatı, böylece baştan çıkaran bir uyuşturucu, dolayısıyla suçlu haline gelir.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;b&gt;&lt;i&gt;Bireysel kabiliyetsizlik:&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; Daha genç kuşak içinde kendilerini tiyatroya adadıklarını sananların birçoğu gerçekte hayattan kaçıyor, önemli bir reflekse itaat ediyorlar; zenginlikleri nedeniyle değil de, yoksullukları yüzünden tiyatroya giriyorlar. Aradıkları tiyatro değil, yaşamın gerçek problemlerinden kaçıyorlar. Bir keresinde tiyatroya girmek istediğini söyleyen bir genç gelmişti bana. “Neden?” diye sorduğumda, “Çünkü çalışmaktan nefret ediyorum!” diye yanıt vermişti. Kendi sınırlarını görmesi için zorlayarak sorguyu biraz daha ileriye götürdüm. “Babanız ne iş yapıyor?” dedim.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; “Avukat.”&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; “Senden memnun mu?”&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; “Hayır! Dışarı attı beni!”&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; “İyi, bir gün babana kendisinin bir aptal olduğunu kanıtlayabilmek için çalışmalısın o zaman.” dedim. “Ama o bunu biliyor!” dedi. Kesinlikle yapılacak bir şey yoktu – çalışmak istemiyordu.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bir başka genç adam geldi. Çelimsiz, kıvırcık saçlıydı ve yanlış nefes alıyor gibiydi -göğsü içe çöküktü! Onun dikkatini çektiğim için çok gururlandım ama biraz da şaşırdım. Tiyatroya niye girmek istediğini sordum, “Sağlık durumum başka bir şey yapmama izin vermiyor.” dedi.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Drama kurslarına koşan bütün bu oğlanlar ve kızlar, kabiliyetsizlik ve tembelliklerine illüzyonda ve düşte çeşitli mazeretler bulacakları inancıyla yaşama sırtlarını dönerek intihar eden talihsizlerdi.&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;b&gt;Şüpheli estetik:&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; Tiyatronun ikinci dereceden bir sanat olduğu düşünülür çoğu zaman. Bağımsızlığını ilan etmesine olanak vermek için onu bir yazın türü olarak düşünmek gerekecekir.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bir ticaret nedir gerçekte? Ortak yaşama hizmet sunan bir etkinliktir. Ya bir sanat? Ticaret olmayan ama yansıtma aracılığıyla, bir tür yaşam belirtisi ve ölüme karşı bir tepki olarak, ortak yaşama hizmet sunan bir etkinliktir. Sanat ölüme karşı alınan bir intikamdır. Bir tuval, bir resim fırçası, biraz boya alın; fırçayı tuvale sürün ve birdenbire bu durağan ama sadık araç gereçlerden bir yaşam başlangıcı, bir varlık, ölüme karşı büyük bir zafer olan bir keşif ortaya çıkarırsınız. İdeal bele sahip kadın bedeni şeklinde bir kutu alın. Boynunun en üst noktasından bedeninin en altına kadar, sinirler gibi, biraz kiriş ipi gerin. İnce uzun at kılından bir tür çubuğu hafifçe dokunmaya başlayarak, okşayarak bu kadın büstünü gıcırdatın, müzikten başka bir şey olmayan yaşamın bir yankısını çıkaracaktır. Durağan bir taş, çelikten bir keski alın, çeliği taşa vurun ve birdenbire (heykeltıraş &lt;i&gt;Maillol&lt;/i&gt;’a saygıyla) capcanlı insan teni belirir. Kaleminle kâğıt üzerinde çiziktirmeye başla, şiir şakımaya başlar. İşte böyle, ister sürelim, ister vuralım, ister çarpalım ya da okşayalım, catışan iki cansız materyal aracılığıyla sanat hayatı yeniden yaratır ve insan ölümden intikamını alır.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bu sanatları arı ve hakiki yapan, söz konusu durağan materyallerin sabit olmasıdır. Tiyatro bu cansız materyallere başvurmaz. Tiyatro boş alanda hareket eden insanı kullanır. Aktör sağlık durumunun cilvelerine bağımlıdır. Sesi, soluması, dikkati onun dengesine ve metabolizmasına bağlıdır. Sinirleri duyarlılığıyla bastırıldığında teskin olabilir. Coşkusu kontrolden çıkabilir. O zaman, gerçek yaratıcıya, yazara karşı, tüm gerçek sanatlar için vazgeçilmez olan itaati ve sadakati gösteremeyecektir. Dram sanatını özenle değerlendirenlere tiyatro sanatının arı bir sanat olmadığını söyleten budur. Bir tepki olarak, Gordon Craig ya da Baty gibi insanlar, kendileri kusursuz ve itaatkâr nesneler olan ipli kukla ya da ueber-marionette’lerce (üst-kukla) baştan çıkarılmıştır. Eğer dram sanatını açıklama sorumluluğunu bir kere aktörlere emanet edersek, arı olmayan, ikinci el ve minör bir sanat olmanın ötesine geçemez.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Eğer dram sanatı değerli bir metine yaslanıyorsa, itibarı yüksek bir edebiyat türü olur. Böylece bir yazın dalı olarak, daha kesin bir şekilde ikinci dereceden bir sanat olur, ama edebiyattan bağımsızlığını ilan etme gücüne sahiptir. Pek çok kişiye “Tiyatro her şeyden önce metindir.” dedirten işte budur.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Sanatların birleşimi:&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; Tiyatro Baudelaire’in “sanatların bir yakınlaşması” tanımına göre de değerlendirilebilir. Başka bir deyişle, bütün sanatların buluştuğu bir kavşak. Kabul etmeliyiz ki, sık sık sanatların bir suçortaklığı halini alır. Dram sanatı ister edebiyat yazarına gönüllü kulluk etsin ister elleri ayakları bağlanıp yönetmene teslim edilmiş olsun olsun, ilham perilerinin ziyafetinde artık masanın başköşesinde oturmaz. Diğer sanatların yanında estetik açıdan arı olmayan, minör bir sanat olarak değerlendirilir.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bu acı veren yöntemle bu aykırı mesleğin sosyal yanılsamasını, bireysel yetersizliğini ve şüpheli estetiğini kanıtladık, yanlış bir rota izlediğimizi anladık. Öyleyse tiyatroyu geçici olarak unutmalı ve hayata dönmeli.&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Hayata bak:&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; Benim için hayat, gerilmiş ipin üzerinde az ya da büyük ustalıkla dengesini kaybetmemeye çalışan ip cambazının uğraşı gibidir. Ama biz ipi gereni de nereye gideceğimizi de bilmiyoruz! Biz ne çıkış noktasını ne de varacağımız yeri açık seçik görebiliyoruz. Şunu biliyoruz ki, ip cambazı ip üstünde hassas dengesini korumaya uğraşarak hisleriyle yolunu bulmaya çalışırken, er ya da geç, baş aşağı zifiri karanlığa doğru düşeceği bir an gelecek. Şimdilik kesin olarak bildiğimiz bu kadar. Açıkçası bu hiç de cesaret verici bir şey değil. Bununla birlikte, yaşamaya ve hayat üzerine düşünmeye başladığımızda daha ilginç üç nokta gözlemleyebiliriz: İlki, yalnızca bir kez doğmadığımızdır. Doğru, annemizin rahminden ayrıldığımızdaki o küçük varlığımız &lt;i&gt;bir&lt;/i&gt;dir. Annemizi emerken, ağlarken, bir bitkisel hayat yaşarken &lt;i&gt;bir &lt;/i&gt;taneyizdir. Sonra büyürüz, güzel bir günde, &lt;i&gt;görüldüğümüzü&lt;/i&gt; fark ederiz, ötekilerin ayırdına varırız. Başkaları tarafından görüldüğümüzü fark ettiğimiz tam bu anda, ikinci bir doğum, ikinci bir organik devrim gerçekleşir, ikinci bir göbek bağı kesilir, &lt;i&gt;bir&lt;/i&gt;ken &lt;i&gt;iki&lt;/i&gt; oluruz. Öyleymiş gibi görünmek istediğimiz ikinci bir varlık tasarlarız hatta. Sadece kendimiz değil bir başkası olduğumuz andan itibaren, kişiliğimiz doğar, iki kişi oluruz.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Başkaları ağırlığını koyar üzerimize. Toplum bize karışır, bize eziyet eder, gereğinde bizi besler. Birey ile toplum arasında değiş tokuşlar başlar. Böylece iki düzlemde yaşamaya başlarız: olduğumuza inandığımız biz ve görünmek istediğimiz biz. Aslında bu yaşadımız &lt;i&gt;üç&lt;/i&gt; düzlemdir, çünkü biz ne olduğumuz konusundaki inancımızda yanılırız. Bu üçüncü düzlem, olmadığımız şey, aslında görmezlikten geldiğimiz halimizdir.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İnsan başkalarının varlığının farkına vardığı andan itibaren, kalkanının arkasına sığınan savaşçının yaptığı gibi kişiliğinin arkasında gizlenir. O andan itibaren insan sadece ötekilerle dövüşmek zorunda kalmayacak, aynı zamanda kendi kişiliğinin baskın hale gelmesinden de kaçınmak zorunda kalacaktır. Sokaklardaki ne kadar insan kendi kişiliği tarafından yutulur! Yetişkinlerden bahsediyorum. Gençken, asıl Ben, ilk doğduğumuzdaki varlık hâlâ öz suyla doludur; ikizinden –omurgasız kişilikten- korkmasını gerektirecek bir şeyi yoktur. Ama yıllarla birlikte, öz su çekilmeye başlar, kişilik gelişir ve bir gün ikinci birinciyi bir lokmada silip süpürür. O artık sokaklarda dolanan kişi değildir, öğretmendir, polistir, oyuncudur, generaldir, yöneticidir, astsubaydır, işadamıdır, devlet memurudur –artık görünmek istedikleri olmaktan öte başka bir şey olmayan, özünden yoksun bireylerdir. Varoluşumuzun büyük kısmı üzerinde kumar oynarız burada. Öyleymiş gibi görünmek istediğimiz kişiye direnirsek yaşamımız başarılı olabilir. &lt;i&gt;Bir&lt;/i&gt; olduğumuz zamandaki –içimizde bir bütün dünya olduğunda, bir çocuk, bir bebekken gözlerimizin içinde sahip olduğumuz parıltıyı korumalıyız.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Genç insanlara seslendiğim için, onların dikkatini bu probleme çekme özgürlüğünü kullanıyorum. Gençlik sürecinizde, kişi olurken belki ölürsünüz ya da doğduğunuzdan beri olduğunuz ve saklamanız gereken o ilk varlık halinizi muhafaza ederek sağ kalırsınız. İçinizdeki bu varlık çocuktu. Çocukluğu muhafaza etmek önemlidir. Çocukluğunuzu koruyup yaşamaya devam etseniz de, çocukluğunuzu boğup öldürerek yetişkin olsanız da, bu süreçte gençlik bir derttir.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Her birimizin iki yönlü olduğunu, kendi içimizde en az iki kişilikle yaşadığımızı ve &lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;Olduğumuz&lt;br /&gt;Olduğumuza inandığımız&lt;br /&gt;Başkalarına karşı görünmek istediğimiz&lt;/blockquote&gt;biçimindeki en az üç düzlemde hareket ettiğimizi bilmek, büyük çoğunluğumuz arasında, ötekilerin davranışlarını anlama isteği veren bir ifşaattır. Her birimizin kendimizi tam olarak gerçekte olduğu gibi sunmadığımızı bilmek, bizde ne olduklarını anlamayı öğrenebilmek için başkalarının kişiliklerinin sorumluluğunu yüklenme isteği doğurur. Bu ikilik bedenimizi değiştirme isteğini azmettirir. Kişilik metaformozu için duyduğumuz istek içimizde böyle oluşur.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;i&gt;&lt;b&gt;Yaşama antremanı:&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; Gelelim ikinci noktaya. Varoluşumuza dair beni etkileyen ikinci şey, merak ve içgüdüyle yapılan her şeyin muhafaza etme amacıyla yapılıyor olmasıdır. Yaşam mücadelesi öyledir ki, çöküş dönemleri hariç, amaçsız bir şey yapacak zamanımız yoktur. Varlığımıza yararlılık kılavuzluk eder. Yeryüzündeki bütün canlı varlıklarınki gibi insan davranışına yararlılık kılavuzluk eder. Bu davranışlar hangi biçimleri alır? Uyumak, yemek, çalışmak – yiyecek bir şey bulmak için; üremek – varlığını sürdürebilmek için (ölüme karşı sürekli bir karşı koyma), ve yemek, uyumak, çalışmak ve üremenin yanı sıra, sürpriz bir şekilde, &lt;i&gt;oynamak&lt;/i&gt;. Doğadaki her canlı varlık oynar. Birkaç satır önce, her canlı varlığın davranışının yararlılık ilkesine göre işlediğini ve koruma içgüdüsüyle yapıldığını söylediğimize göre, oynamanın yararlı olduğu sonucunu çıkarmalıyız.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Topla oynayan bir köpek gördüğünüzde, “Aynı André Gide’in amaçsız bir şekilde hareket eden kahramanı Dafcadio’ya benziyor” diyemezsiniz. [Kaynak metinde Gide’in kahramanı Dafcadio olarak yazılmış. Barrault, Gide’in Türkçeye de &lt;i&gt;Vatikan’ın Zındanları&lt;/i&gt; adıyla çevrilen romanındaki Lafcadio adlı karakteri kastetmiş olmalı. FÇ] O faydalı bir şey yapmadan edemez. Fiziksel bir tıkanıklıktan kaçınmak anlamında, oyun bir taşkının tahliye çıkışı olabilir ya da benzer şekilde pillerin aşırı şarj olmasını önlemek için deşarj olması gibi, fazla enerjinin serbest bırakılması. Ama bu fenomen çok daha derindir. Bir topla oynayan köpeği izleyin. Köpek topun önünde çömelip siner. Top düşmanı olmuş gibi bir davranır. Etrafında çember çizer, bütün maharetini gösterir. Sanki ilgisizmiş gibi başka bir yere bakıyorken, birdenbire solur. Topun üzerine atılır. Kapana kıstır. İşte oldu. Taktiklerle düşmanını ele geçirdi. Onu dişlerinin arasında tutar, hatır hutur yer, sanki düşmanını yaralıyormuş taklidi yapar. Düşmanın öldüğüne kanaat getirildikten sonra da onu havaya fırlatıp atar. Düşman tekrar yere düşer. Köpek topun etrafında sanki bir kafa derisi yüzme dansı yapıyormuşçasına döner, sonra onu tekrar alır, tekrar atar, falan filan. Oynar ve birdenbire sonunda ne yapar? Bir çukur kazar, topu içine koyar ve gelecekte kullanmak üzere gömer. Köpek tehlike, cesaret, zafer ve zafer sonrasında, sağlamlaştırma deneyimi kazanmıştır. Yaptığı, orduların barış zamanında yaptıklarından başka bir şey değildir. Antreman yapmıştır. Çeşitli manevralar icra etmiştir. Belirli bir zaman süresi içinde kendisini, tıpkı bir aşıyla yapıldığı gibi, varlık tehlikesi ve ölüm tehdidine karşı kontrollü bir şekilde aşılamıştır. Böylece, bu tehlike ve bu ölüm tehdidi soluk gölgeler gibi olduğundan, güzel bir şekilde hareketlerinin analizini yapabildi. Bu sayede de, top yerine, bir başka köpekle, yani gerçek bir düşmanla, karşılaştığında daha ustaca savaşmaya hazır olacak şekilde muharabesini güzelce planladı. Bu oyun böylece, bunun bir yaşama antremanı, bir çeşit geçici kötülük ve tehlike aşılaması, tıpkı hayatın tehlikeli durumları gerçek olduğunda kendimizi daha iyi yönetebilelim diye hayatın tüm tehlikeli durumlarını bir şekilde yansılayarak yaşamamıza olanak sağlayan bir aşı gibi, bir denge bozulması olduğunu anlamamızı sağlıyor. Demek ki oyun amaçsız bir aktivite değil, yaşam için bir antremandır. Yaşamı gözlemleme, böylece, kişi kavramı ve faydalı bir aktivite - bir yaşam antremanı olarak oyunun açıklamasını verdi bana.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;i&gt;&lt;b&gt;Yaşamla buluşma yolları:&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; Sırada öteki ikisinin sentezi üçüncü bir nokta var. Kendimizi yaşama hazırlamak için oynayabiliriz. Kendi dışımızdakilerin, başka çok sayıdaki yaşamın arasında kendi kişisel yaşamımızın farkına varabiliriz. Yaşamın ortaya çıkardığı şu başlıca sorunun farkına varabiliriz: bireyin toplumla çatışması sorunu, toplumun birey üzerindeki baskısı, evrenin hem toplum hem birey üzerindeki baskısı. Bu baskı ve var oluş biçimiyle doğrudan ve dolaylı yüzleşme yollarına sahip olabiliriz; yine de bir süre sonra arkasına saklanarak siper aldığımız kişiye ve kendimizi adayabileceğimiz deneyimlere rağmen, tek sonuç kendimizi yalnız hissetmemizdir.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bu varoluşun, bizi ölüme götüren ip üstündeki bu grotesk yaşam yürüyüşünün farkına vardığımızda büyük bir endişe duyarız. Savunma tepkisinin bir sonucu olan kişiye rağmen, bir talim tepkisinin sonucu olan oyuna rağmen, birey toplum içinde kendisini &lt;i&gt;yalnız&lt;/i&gt; ve &lt;i&gt;endişeli&lt;/i&gt; hisseder.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bu endişeye karşı iki çözüm vardır. Birincisi bize bahşedilen bayağı sıradışı yaşama dayanma gücü ve aşırı dayanıklılık. Bu durumda, ölüme sırtını dönmek yerine, korkudan, insan kendini sıkar ve ileriye doğru hamle yapar. Aiskhylos’la birlikte haykırır, “Tanrım, kısır endişemden kurtar beni”. Ezip geçerek ilerler. Varlığını sürdürme içgüdüsünün ardından ölüme meydan okur. Daha da ileri gider. Bu anda, tragedya olgusu ortaya çıkar. Muhafaza etme içgüdüsünün bittiği yerde tragedya başlar. Fazla enerji muhafaza etme içgüdüsüne burun kıvırır. Koşullar ne denli kasvetli olursa olsun tragedyanın ortaya daima bir tür neşe, bir tür yaşam gerilimi çıkarması bu yüzdendir. Diğer taraftan, bu direkt tepkiden başka, kaygımıza tepki göstermenin bir de dolaylı yolu var. Bu, varlığımızı muhafaza etmenin tehdit altında olduğu tam o anda perende atmaktır. Burada muhafaza etme içgüdüsü en güçlü halindedir ve insan kaçarak tepki verir. O zaman komedi olgusu ortaya çıkar. Öyleyse komedi kaçmaktan doğar. Muhafaza etme içgüdüsü insanı şaka yapmaya, tehlikeyi küçültmeye götürür. Ve insan Menander’le haykırır, “Neşem beni kim olduğumu bilmekten koruyor”. İnsanın kaygıya karşı verdiği iki duygusal tepki bunlardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;Tiyatronun yıkılmazlığı&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aşırı bir enerjiden doğan tragedya, gözyaşlarına rağmen, belirli bir haz duygusu ortaya çıkarır. Öteki taraftan, duygusal bir kaçıştan doğan komedya, gülmeye rağmen, belirli bir hüzün duygusu ortaya çıkarır. Molière’in eserleri işte bu nedenle Racine’nin tragedyalarından daha keder vericidir. Fakat tiyatro olgusunun bu karşıt biçimlerinin her ikisi de –Gülme ya da Korku ve Acıma’yı birbirlerine dönüştürmede uzmanlaşmış tragedya ve komedya- aynı kaynaktan doğar: kaygılarımız ve yalnızlığımızdan. Bize kararlaştırılmış bir buluşma yerinde bir araya gelme isteğini veren de hayatta mağduru olduğumuz bu yalnızlık duygusudur. Teatral gösteriyi aklımıza düşüren bu yalnızlık duygusudur.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; &lt;i&gt;&lt;b&gt;Aktörler ve seyirci:&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; Bir tiyatro gösterisi iki insan grubunun buluşmasıdır. İlki seyirci. İkincisi oyuncular. Seyirci bütün toplumun ya da bir başka deyişle ötekilerin en mükemmel örneğidir. İzleyici, ötekilerin parçasıdır, dünyaya aittir. Seyirci sayısal olarak bütün insanlığı, bütün&amp;nbsp; farklılıklarıyla bir araya getiren bir çeşit mıknatıstır ve ancak bütün insani farklılıkları bir araya getirdiğinde ve insanların omuzları birbirine değdiğinde gerçekten seyirci olur. Koltukları arasında iki kolçak bulunan tiyatrolarda atmosferin çok daha soğuk olması dikkat çekicidir. Sadece tek kolçaklı koltuklara sahip tiyatrolar çok daha sıcaktır. Karışmaya ihtiyaç vardır. Seyirci, bütün dünya toplumunun, birbirlerini baskılayan bütün ötekilerin karışımının bir çeşit bileşimidir; bir çeşit insanlık hareketi, omuz omuza, tıpkı kimyasal bir çökeltide, canavarca bir tanrı, kocaman bir kafa ve kocaman kollarıyla evdeki bütün alanı doldurmuş yalnız bir kişilik meydana çıkaran büyük bir manyetik atom reaktörü gibi. Seyirci bir tür azman bebektir. Mantıksal bir fenomendir bu: Bir bütün olarak alındığında, bütün yetişkinler kişiliklerini kaybederler, artık kendilerin temsil etmek zorunda değildirler, çünkü o kendisini onların yerine temsil edecektir. Onun araclığıyla da kendilerini yeniden bulurlar. Sonra onların çocukluğu yeniden belirir. Seyirci çocuğun bütün vasıflarına ve canlılığına sahiptir. Kolektif varlığın, insanlığın çocukluk döneminin birliği olan bir birlik bulur.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Öte yandan, sahnede bir başka insan grubu vardır -oyuncular. Bu grup karşıt şekilde biçimlenmiştir. Nitelik, bireysellik ilkesi üzerine biçimlenmiştir. Bütün çeşitliliğiyle insan olmanın en mükemmel örneğidir. Seçilmiş ve derlenmiş insan prototiplerdir. Âşık vardır, kaptan vardır, hanım vardır, bütün hizmetçiler vardır: birinci uşak, ikinci uşak, fesatçı, bütün darbeleri yiyen adam ve benzerleri vardır orda. Ötekilerin düşünmesi için kendi bencilliklerini gözler önüne serecek, ötekilerin sahip oldukları aşırılıkları gösterecek insan prototipleridir. Temsil, birey ile topluluk arasında bir iletişim kurma, bir alışveriştir. Halihazırda yaşamda gözlediğimiz başlıca problemin –Kendi ve ötekiler- yeniden yaratımıdır, gerçek bir sanatsal sunumdur. Sahnede tümüyle “kendi”, salonda ise tümüyle “ötekiler” olacaktır.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Seyirciyi oluşturan bu insanlar ne için gelirler? Her şeyden önce kendilerini unutmak için, kişiliklerini unutmak için, günlük yaşamlarını unutmak için gelirler. Aynı zamanda ötekilerin dertlerine tanıklık etmek için. Bireysel küçük dertleri olanlar, başkalarının daha büyüklerine sahip olduğunu görmek isterler. Bu onları kendi kaygılarından arındıracaktır. Bu bir arınma arayışıdır. Tiyatro temsilinde bir yok etme vardır. Kendini unuttuktan sonra, ötekilerin başlarının büyük belada olduğunu, büyük bir karmaşıklık yaşadıklarını gördükten sonra, onların dertlerine , çatışmalarına, gözyaşlarına, yaralarına, tutkularına ortak olduktan sonra, seyirci ideal bir yer, bir düşsel alan aramaya başlar. Düş görmek için gelirler: yüce olanı aramak için gelirler, yani, saf yaşam için, fanteziler aracılığıyla bir insanın daima yaşamda beklediği, adalet dağıtılan aşamaya varmak isterler. Yaşam dengesinin yeniden ayarlanmasına tanıklık etmek isterler.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Onlar bütün çatışmaların sahnede ortaya konulmasını isterler- herkesin bencilce kendisi için bir şeyler talep ettiği, herkesin gerçekte olmadığı bir olarak göründüğü, bu olmadığı kişi olduğuna inandığı, kendisinin kim olduğunu bilmediği, ötekilerin haklarına karşı kendi hakları için uğraştığı, gerçekte ilk kurbanının kendisi olduğu tutkusunun peşinde koştuğu çatışmaların- bunu isterler, bütün bu var olma mücadelesine tanıklık ettikten sonra, adalete tanıklık etmek isterler, yani kesin bir hükme, çünkü sahnedeki bütün bireylerin hesaplaşmasını sağlayacak yalnızca adalettir. Sonuç olarak, aşırılığa kapılanın ölüm emrine ve yaşamın korunması için uğraşanların zaferine –ancak herkes öldüğünde- hüküm verecek olan adalettir.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Gerçekte onlar cambazın gergin tel boyunca yakaladığı mükemmel dengeye tanıklık etmek isterler, yaşam yürüyüşüne, çünkü cambazın her tökezlediğini ve düştüğünü gördüklerinde buyük bir ızdırap duyarlar.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bir temsilin sonunda, eğer bu iyi bir temsilse, seyirci adaletin tecelli etmesi gibi görünen şeyle, kişisel kaygılarından arınmış ve kendine güvenini yeniden kazanmış olarak, yeniden canlandırılmış, sakinleşmiş olarak ayrılır oradan. İşte ben bu nedenden dolayı, tiyatroyu sosyal olarak ilk ve en önemli adalet sanatı olarak görüyorum. Böyle kabul edildiğinde, tiyatro artık sosyal bir aldatmaca olarak görünmez, insanları arındırdığı ve canlandırdığı için, kaygı ve yalnızlığa karşı güvenini tazelediği için, hatta tam tersine topluma yararlı bir etkinlik olarak görünür.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Şimdi sahnedeki oyuncuya gelelim. O, bir insan prototipinin seçilmiş ve billurlaştırılmış biçiminin rolünü yapabilmesi için, büyük bir sevgiden yararlanmak zorundadır. Bir kişi ancak büyük bir aşk aracılığıyla bir başkasının bedeni içine mükemmel olarak girebilir. Çok iyi bilirsiniz, âşıklar aynı göz rengine, aynı bakış biçimine, aynı ses tonuna, aynı el yazısına sahip olurlar sonunda. Gerçek âşıklara taklit sirayet eder –mimetizm olgusu. Aynı jestlere sahip olurlar. Büyük bir yaşam sevgisi aracılığıyla, ve özellikle, mesleğine aktör denilen kişi, yorumlamak istediği, olmak istediği kişiye benzemeye başlayacaktır. Burada güçsüzlükten çok uzaktayızdır, yaşamdan kaçıştan çok uzaktayızdır. Tiyatral uğraşı kişinin kendisini adama uğraşıdır.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Aşkın gücüyle, sadece insana değil yaşama duyulan aşkla, insan yaşama bir insan ruhu ödünç verir. Etrafımızı saran her şeye bir ruh ödünç verme olgusuna animizm (canlıcılık) adı verilir. Böylece meşe ormanın kralı olur, aslanın hayvanların kralı olması gibi. Rüzgâr haylaz bir delikanlı, ateş kötü bir kişidir. Özgürlük bir kadındır – kuşkusuz ki zayıflığından!&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Büyük aşktan kaynaklanan bu iki olgu –mimetizm ve animizm- aracılığıyla başkalarının bedenlerinin içine mükemmel bir şekilde girebilir ve karakter değiştirebiliriz. Bana bu şekilde tiyatro fenomeni aktörün başarılı olduğu ölçüde mümkün görünüyor. Burada gösterişçilik ve narsizme karşı çıkarız. Ben bu tiyatro bozulmasında ilk iki itirazın – sosyal yanılsama ve bireysel kabiliyetsizlik – üstesinden geldim ve onların yerine toplum yararını ve büyük insan aşkını koydum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Şimdiki anın sanatı&lt;/b&gt;&lt;/i&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Estetik düzlemde tiyatronun –bir sosyal gereklilik ve kendini adama- bağımsız bir sanat olduğunu size kanıtlamak kalıyor bana. Hakiki bir sanat olabilmesi için onu diğer sanatlardan ayırabilmemiz gerekiyor. Şimdi biz tiyatroyu öteki sanatlarla karşılaştırırsak, tiyatroya pek fırsat düşmez. Diğer sanatlar bizim bütün duyularımızı doyurur: resim, anlaşılması kolay bir şekilde, görme duyumuzu doyurur; müzik işitme duyumuzu; şiir anlamamızı doyurur; bu böylece daha dilimizdeki tat almaya yarayan gözenekleri doyuran aşçılık sanatına kadar gider. Tiyatronun yerinin nerede olacağını açıkça göremiyorum. Bütün belli başlı duyularımıza öteki sanatlar tarafından ulaşılır. Fakat onlara birbiri ardına ulaşılır. Bir resme baktığımızda, teorik olarak sağır oluruz, sadece gözlerimiz vardır. Müzik dinlediğimizde çoğu zaman gözlerimizi kapatırız, sadece kulaklarımız vardır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bu anda sizden şimdiki şu dakikayı iyice hissetmenizi istiyorum. Soyut terimlerle bir konuşma yapıyorum sizinle. Fakat bu anda, şimdi, tam şu saniyelerde, şimdiki an bize somut bir şekilde görünüyor. Onu yakalayabilir, dokunabiliriz ona. Birdenbire belirip geçen şimdi süresince bize sadece gözlerimizle ve kulaklarımızla değil, bedenimizin tüm yüzeyiyle ulaşılır. Her yandan sesler, şekiller, renkler, her tür dalga bize ulaşır. Dünya her yerden bizimle iletişime geçer ve bizim bütün radar alıcılarımız açıktır. Şimdinin her bir anında, varlığımız kuşatma altında alarma geçmiş bir şehir gibidir. Şimdinin her bir anında, gelecek geçmişe çevrilir. Beklenen yaşam yıldırım gibi parlar ve birden geçmiş olur. Soyut gelecek olan kavramı, somut gerçeklikle ilişkilenerek, soyut bir geçmiş hatıraya dönüştürülür. Böylecedir ki şimdiki zamanın şimşek gibi çaktığı biricik anda yaşam var olur, gerçeklik buradadır, somuttur ve bizim idrak ettiğimiz tam olarak bu andır.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; İnsanın en çok hakkında konuştuğu gelecek ve geçmişin – var olmayan ve şimdi olan -kavranılamaz olduğunu fark etmek şaşırtıcı değil midir? İçinde ne olduğunu görmek, onu tanımlamak ve içinde ne var ne yok saymak için şimdiki zamanı cazip kılacak, bir şeyin üzerindeki kabuğu soyar gibi onu gözler önüne serecek, bir eğlence bulmaya, bir nefes almaya ihtiyacımız var. Resim gibi renk ve şeklin ya da müzik gibi sesin görüş noktasından değil de sessizliğin ve duyularının hep birlikte var olduğu, tam olarak şimdiki zamanın görüş noktasından yaşamı yeniden canlandıma gücüne sahip bir sanat, bir eğlence bulmaya ihtiyacımız var.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bu şimdiyi, belki de saniyenin beşte biri bir zaman için yaşama kattığımız bu şimdiki anı analiz edelim. Onun ne zaman artık şimdiki zaman olmaktan çıktığını zor fark ederiz. Hareketti, değişimdi bu. Şimdiki zaman, bir yürüyen bant üzerinde cereyan eden aralıksız bir metamorfozdur. Yaşam yürüyüşüdür o. Ama başka bir şey daha vardır orada. Sessiz kaldığımızda, aramızda bir ilişki ve alışveriş vardı, ciğerlerimiz hayatlarını değiş tokuş ettiler. Belirli bir ritim içinde yaşadık, bir konferansın ritminde, fakat örtük olarak Oxford’da, Büyük Britanya’da, Yeryüzü’nde, Uzayda bir konferansın ritmi içinde. Bu konferansta oluşan ve herkesin büyük bir önem arzetmediğinde hemfikir olduğu bu minör ritim, gizli olarak evrensel ritimle, yerçekimiyle uyum içindedir. İzole edilmiş ya da amaçsız bir şey değildir. Bu nedenle şimdiki zaman, hareketle, alışveriş ve ritimle analiz edilebilir. Şimdiyi bir arada varoluşu içinde yeniden yaratabilmek için bu üç karakteristiği -hareket, alışveriş ve ritim- kendi doğal halleri içinde taşıyan bir enstrüman bulmaya ihtiyaç vardır. Ben böyle sadece bir şey biliyorum –insan. Bütün devinimin aktığı, hareketin merkezi bir omurgadan oluşan insan. Değişimin, yeniden canlanmanın merkezi solumadan ibaret insan. Ve içinde yaşamla ahenk içinde çarpan, bir tür büyücü olan kalbi barındıran insan. Düzenli olarak uzun ve kısa iki vuruşunu sistol-diastol, sistol-diastol, sürdüren kalp, “iamb”ı (kısa ve uzun heceden oluşan vezin şekli) vuran kalp. Kalbin çarpışı, şiirin temel ritmi, iambic’tir. İnsan, bütün duyguların birlikte var olduğu anda gözlemlenen şimdiki zamanı taklit edebilen tek enstrümandır.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bir insanı alıp da bir alana, hava dolu bir küpün içine gelişigüzel bir şekilde yerleştirdiğimde ve insan ile hava arasında, tümü belirli bir ritim içinde, hareketler ve değişimler kurabilirsem, başka hiçbir sanatın üretemeyeceği şimdiki zaman yaşantısını uzayda yeniden yaratabileceğim. Bu yolla, diğer bütün sanatlardan tümüyle bağımsız bir eğlenceye sahip olacacağız –şimdiki zamanın sanatı ya da tiyatro fenomeni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Hareket ve ritim&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Şimdi de gelin şu insan dediğimiz enstrümanı analiz edelim. Omurgasından hareket akar. Hareket davranışlara, sözcüğün gerçek anlamıyla eylemlere ve işaretlere bölünür. Tutum öznedir, eylem fiildir ve işaret tümleçtir. Bundan dolayı hareket bir dildir. Hareket ritmin coşkusuyla dansa dönüşür. İnsan, ağzının şeklini değiştirerek sesli harfleri biçimlendireceği bir ses çıkarır göğsünden; dudakları bir araya getirerek sessiz harfleri yaratacağı; soluğu ve hareketi birleştirerek hecelere, sonra sözcüklere, bundan sonra özneye, fiile ve tümlece hayat vereceği. Sözcük, ritmin coşkusuyla şarkı haline gelen bir başka dildir. Nefesle desteklenen bir adele kasılması olan hareketi ile bir adele kasılmasıyla desteklenen nefes almasının bir sonucu olan sözcük arasında belirgin bir kesin sınır yoktur. Doğaları aynıdır. Hareket ve söz arasında fark yoktur. Söz uzayda titreşen anlaşılabilir ağız hareketidir. Demek ki uzayda hareket eden insan, dış dünyayla bir değişime girerken, sadece gözlerimize ve kulaklarımıza değil, aynı zamanda bütün bedenimizi etkileyecektir. Bize yalnızca görme ve duymayla değil bütün bunların üzerinde, dokunma duyusuyla da ulaşacak.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Dokunma duyusunun önemine dikkat çekebileceğimiz bir çağda yaşadığımıza inanıyorum. Rönesans boyunca halihazırda, ve öncesinde, simyacılar zamanında, insanı bir ışık halesiyle tasvir ediyorduk. Çok iyi biliyorduk ki insan, dışarıya dalgalar gönderen bir yayın istasyonuydu. Çok iyi biliyorduk ki, o radyasyon gücüne sahip bedeninin ötesinde başkalarına ulaştı. Çağımızda bunun bilimsel teyidine de sahibiz. Bizler dalgalar yayan istasyonlarız ve bizim en önemli, en güçlü, en etkin duyumuz hiç kuşkusuz dokunma duyumuzdur. Hatta dokunmanın gizemli bir duyu, ilahi bir duyu olduğunu bile söyleyebiliriz.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Tam şimdi, sessiz kaldığımda, aramızda bir tür fiziksel fenomen belirdi. Belirli bir uzaklıktan birbirimize dokunduk. Var olmanın gizemini yaşadık. Bir aktörün güçlü ya da zayıf duruşundan söz ettiğimizde, kastettiğimiz onun manyetik gücüdür. Ormandaki büyücü, kulübesinden 50 kilometre uzaktaki kaşifi karşılamak üzere çıkar, hiç kimse onun geleceğini öngörmese de büyücünün duyuları kaşifin varlığıyla uyarılır. Büyücünün kapısı tıklanmış, ona dokunulmuş, ulaşılmıştır. Görme, dokunma duyusunun bir dalı olsaydı beni şaşırtmazdı, tabii işitme de. Bizlere gözler aracılığıyla, kulaklar aracılıyla dokunulur. Dinsel alanda, tanrısal dokunuş şiirsel bir imge değildir. Bu gerçektir! Bize dokunulur. İnsanın “Tanrı’nın eli”ni keşfetmesi boşuna değildir. Azizlere dokunulur. Molière tiyatroda ilk kuralın memnun etmek olduğunu söyler. Haklı. Niçin memnun etmek? Her şeyden evvel açık olmak için. Sevgiye ve iyiye açık olmak! Ama Racine, Berenic’e önsözünde şunu ekliyor, “Memnun etmeli ve dokunmalıyız.” Kuşkusuz bunu on sekizinci yüzyıla özgü dokunma duyusunu göz önünde tutarak söylüyor. Pekâlâ, bizim modern dünyamızda, “dokunmak” fiilinin tanımını, fizyolojik anlamını içerecek şekilde genişletebiliriz – memnun etmeli ve dokunmalıyız. Claudel’in sözlerinin sihirli&amp;nbsp; etkisini sağlayan budur. Claudel bazen entellektüel açıdan kavranılamazdır, fakat onun söylediği sözler bir hamur kadar, fizyoloji kadar açık ve sarihtir ki, seyirciler bedensel olarak Claudel’in sözlerinden etkilenir. Sözlerinin bir davulu çalar gibi dokunmasıyla seyirciler her türlü entelektüel anlamanın ötesinde belirli bir fiziksel duruma gelirler.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Dokunma duyusu sağ olsun, dram sanatı radikal bir bedensel, duyusal keyiftir. Tiyatral temsil bir kolektif karışma, bir gerçek aşk hareketi, iki insan grubunun duyusal bir paylaşımıdır. Birisi kendisini açar, diğeri dokunur ve idrak eder. İki, bir olur. Birbirlerini yutarlar. Tiyatro, hareketi esasen bunun için temsil eder. Peki hareket ancak yaşanan an olarak anlaşılıyorsa, o zaman, hareket nedir? Bir hareket üç unsurdan oluşur: nötr, eril ve dişil. Hazırlık, hareketin kendisi, sonuç. Hazırlık yavaştır – gelecek’tir, nötr gelecektir. Sonra hareket gelir ve birdenbire şimdiki anda coşkuyla çakan şimşek vardır, ardından bunu geçmiş denilen uzun&amp;nbsp; sonuç takip eder. Hareketin üç anı şunlardır: tutkunun yavaş yavaş güçlenmesi, gerçekleşmenin ışığı ve yine aynı yavaşlıkta fikrin olgunlaşma süreci.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Kendisini esas olarak dokunma duyusuyla tanımlayan tiyatro sanatı, her şeyden önce bir duyu sanatıdır öyleyse. Bütün entelektüel zihin uğraşılarına karşıttır. Bu nedenle edebiyat ve yazından epey uzaktayız. Şiir, tiyatronun yazı aracılığıyla yaratılan şiirden çok daha eski olan sözlü şiiri hariç, edebiyat ve tiyatro arasında ortak hiçbir şey yoktur. Biz dramatik şiirde, şimdiki zamanda başkaları önünde kendi yaratımını şarkı söyleyip dans ederek sergileyen antikitenin şairini yeniden keşfederiz. Şarkının çaptan düşmesinden ve dansın çaptan düşmesinden sonradır ki, şair yazdı ve başkaları onun metnini konuştu. Edebiyata döndük çünkü total şiir, tiyatral şiir, bitkin düşmüştü. Sonra, sentaks prozodi üstünde hâkimiyet kurdu. Ama edebiyatta dikkate değer olan sentakssa, kuşkusuz tiyatroda prozodidir, çünkü prozodi nefes alıp vermedir, nefes alıp verme değişim ve değişim de şimdik zamandaki yaşamdır.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Tiyatro son derece bağımsız bir sanattır, edebiyattan ve öteki sanatlardan bağımsızdır bakış açısıyla konuşuyorum sanırım. Buna her zaman, insan denilen varlık zayıf ve güvenilmez bir enstrüman olduğu için saf olmadığı söylenerek karşı çıkılacaktır. Halihazırda bu noktaya başlangıçta değindim. Bu nedenledir ki dram sanatına aktörlük sanatı denilen bir başka sanatı aşıladık. Aktörlük sanatı, insan denen disiplinsiz varlığı disiplinli bir enstrüman yapmayı içerir. Sadece her bireyin ikiliğiyle, daha derindeki varlığın ve onun karakterinin ikiliğiyle mümkün olabilen çok karmaşık ve absurd bir sanattır. Bir taraftan aktörün kendi duyarlılık kapasitesi çerçevesinde histeri düzeyini geliştirmesi gerekliliğinden, diğer taraftan kendi iradesiyle&amp;nbsp; sürekli kontrolü geliştirmesi gerekliliğinden dolayı kısıtlayıcı bir sanattır. Aktörlük sanatının esası mutlak çelişkiyi –kendiliğinden oluşu- sağlamayı içerir. Eğer tiyatro fenomeni şimdinin sanatıysa, aktörlük irade sanatıdır.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; O halde kuşku testinin, tiyatronun yalan ve ayıp içerdiğine ilişkin ithamımızın üstesinden geldik. Yaşama sığındık ve onun en çarpıcı taraflarını gözlemledik: varlığın ikiliğini, eğlencenin yararlı anlamını, yalnızlık ve ızdırabı. Tiyatro fenomeni şimdi bize, insanın bir araya getirme, güven tazeleme, arıtma, yeniden canlandıma ihtiyacından doğan bir arzu gibi tazelenmiş görünüyor. Güvenimizi bu yolla yeniden keşfettiğimiz için, şimdi bugüne kadar olduğundan çok daha yıkılmaz tiyatro bizim için ticaretlerin en iyisi, kapsayıcı sanat ve din –günah gibi, yapmadan edemediğimiz şey, olacaktır.&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bir psikanalistle yemeğe çıkan psikopos hikâyesi vardır. “Efendim, bugünlerde, insanlar kendilerini arındırmak için günah çıkarmaya değil, benim daha konforlu olan muayenehaneme geliyorlar –kimse dizlerini incitmiyor, çok konforlu bir şekilde bir kanepeye uzanıyorlar. Böylesi daha rahatlatıcı.” demiş psikoanalist. Psikopos şöyle cevap vermiş ona, “Evet, sevgili doktor, haklısın. Aramızdaki tek fark sen affetmiyorsun.”&lt;br /&gt;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Bizler, tiyatro insanları bağışlama yetkisine sahip değiliz; doktorlar gibi iyileştirme gücüne de sahip değiliz. Fakat biz çoğu kez hemcinslerimizi rahat ettirmenin, güvenlerini yeniden kazanmalarını sağlamanın duygusuna sahip oluyoruz. Ben bizim sanatımıza asalet kazandıranın işte bu olduğuna inanıyorum.&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; Bu konferans Oxford University Press yayınevi tarafından ilk kez Fransızca olarak 1961 yılında yayımlandı, Oxford bütün okuyucularının onu Fransızcasından okuyabilecek donanıma sahip olduğunu varsaymış olmalı ki daha önce İngilizce olarak yayımlanmadı. Buradaki versiyonu Barrault’nun bütün temel görüşlerini içerecek şekilde biraz kısaltılmıştır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; &amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp;&amp;nbsp; Barrault’nun tiyatronun büyüsünün koşullarıyla ilgili konuşmasındaki görüşleri bir bakıma romantiktir. Seyircinin üzerindeki etkinin nihai adaletin gösterilmesindeki sakinleştiricilik ve yatıştırıcılıktan biri olduğuna inanır. Tiyatroya politik ya da başka bağlı yaklaşımları tartışmaz. Hâlâ geleneksel tiyatro uygulamasındaki koşullar çerçevesinde oyuncuyu bir icracı olarak düşünüyor, yaratıcılık potansiyeline sahip olduğunu hesaba katmadığı görülüyor. Ritmi ve yaklaşımıyla, usul bakımından güvenilir akademik rahatlıkta tam bir Oxford konferansı. Büyük bir saygı göstererek konuşma yaptığı gençler ile Fransız tiyatrosunda sahip olduğu mevkiyi uğurlarına feda ettiği Fransa’daki gençlerle akran olmasında müthiş bir ironi vardı. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; Bununla beraber, şu sıralayacağımız noktalar önemli görünüyor ve tekrar edilmesi gerekli:&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; 1. oyunculuk bir yaşamdan kaçma biçimi olabilir&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; 2. tiyatro çabuk para kazanma içgüdüsünü cezbediyor &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; 3. drama yaşama hazırlanmaya yardım edebilir –bazı oyunlar yaşamın buluşturu yönlerinin yoludur (tiyatro eğitim aracılığıyla eğlendirmelidir)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; 4. seyirciler tiyatroda bir dayanışma deneyimi yaşarlar – bulmak üzere kimliklerini kaybederler &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; 5. oyuncular prototipleri sergilerler – kimlikleri giyinirler &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; 6. drama “şimdi”nin sanatıdır – “duyuların ortak bir var oluşudur”&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; 7. iyi oyunculuk ruhun cömertliğini gerektirir &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; 8. oyunculuk mimetizm ve animizmi kullanır &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; 9. oyunculuk sanatı disiplinsiz insanoğlunu disiplinli bir enstrümana dönüştürmeyi gerketirir&lt;br /&gt;10. tiyatro bir kaçıştır – fakat anlamak ve farkına varmak için bir kaçış&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;__________________&lt;br /&gt;(Kaynak: Jean-Louis Barrault&lt;b&gt;, &lt;/b&gt;"Best and Worst of Professions&lt;b&gt;", &lt;/b&gt;&lt;i&gt;The Uses of Drama: Acting as a social and educational force&lt;/i&gt;, An anthology edited by John Hodgson, Eyre Methuen Ltd., London, 1972, s.16-32)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1142422602676182704-8512142100070038250?l=tiyatrofanzini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/8512142100070038250'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/8512142100070038250'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/02/jean-louis-barrault-mesleklerin-en.html' title='Mesleklerin En İyisi ve En Kötüsü'/><author><name>Feridun Çetinkaya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/SieKqvf0ZwI/AAAAAAAAAHY/XBGZRtgcNbk/S220/feridun_c.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S6d6rwKT7KI/AAAAAAAAAck/2lMmgobbjoQ/s72-c/barrault.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1142422602676182704.post-6396395965290056072</id><published>2010-05-17T12:46:00.009+03:00</published><updated>2010-05-17T12:57:02.775+03:00</updated><title type='text'>12 Mart darbe hükümeti Kültür Bakanı Talât Sait Halman'ı "Emek Ödülü" vererek taltif etmeye çalışan TAKSAV ile bu ve benzer omurgasızlıklara çanak tutan tiyatrocuların ders çıkarması, feyzalması gereken onurlu ve ilkeli bir duruş</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S_EBn27Iu9I/AAAAAAAAAdI/XV_J5IWgw0s/s1600/F.OTYAM-S%C4%B0YAH-BEYAZ.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S_EBn27Iu9I/AAAAAAAAAdI/XV_J5IWgw0s/s320/F.OTYAM-S%C4%B0YAH-BEYAZ.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Fikret Otyam&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;Fikret Otyam ödülü reddetti&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;BirGÜN&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Gazeteci - yazar ve ressam Fikret Otyam, Akdeniz Üniversitesi tarafından yarın verilecek 13'üncü Çevre Hizmet Ödülü'nü almayacağını açıkladı. Otyam, gerekçe olarak aynı ödülün Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'na da verilmesini gösterdi ve “Aldığım takdirde yaşanan orman katliamına ortak olurum” dedi.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;84 yaşındaki Fikret Otyam, “Ben yaştaki sedir, çam ve nice ağaçların acımasızca kıyıma uğratıldığını acıyla izlerken ve bu kıyımı kıyasıya eleştirirken, aynı amaçlı bir ödülün de Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu'na da verilmesi, doğa sevgime ve bu konulardaki yazılarıma ters düşeceği; aldığım takdirde yaşanan orman katliamına ortak sayılacağımdan dolayı ödülü almayacağım” dedi.  Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu ‘Avrupa Birliği'ne tam üyelik sürecinde, çevre başlığının açılması için gösterdiği üstün gayretlerden dolayı’, gazeteci- yazar ve ressam Fikret Otyam ise ‘Türkiye ölçeğinde eserleri ile çevre bilinci ve doğa sevgisinin gelişmesine yaptığı katkılardan dolayı’ ödüle layık görülmüştü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Kaynak: &lt;a href="http://www.birgun.net/cultures_index.php?news_code=1273492107&amp;amp;day=10&amp;amp;month=05&amp;amp;year=2010"&gt;Fikret Otyam ödülü reddetti&lt;/a&gt;, BirGün gazetesi, 10 Mayıs 2010)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Aynı konudaki 11 Mayıs 2010 tarihli &lt;a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalHaberDetay&amp;amp;ArticleID=996147&amp;amp;Date=03.05.2010&amp;amp;CategoryID=97"&gt;Radikal&lt;/a&gt; gazetesi haberi:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Fikret Otyam çevre ödülünü reddetti&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;i&gt;&lt;b&gt;Radikal&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;ANTALYA - Gazeteci-yazar ve ressam Fikret Otyam, Çevre ve Orman Bakanı Veysal Eroğlu ile birlikte alacağı çevre ödülünü reddetti. 84 yaşındaki Otyam, ‘kendisiyle yaşıt sedir, çam ve nice ağaçların acımasızca kıyıma uğratıldığını acıyla izlerken ve bu kıyımı kıyasıya eleştirirken...’ söz konusu ödülü alamayacağını vurguladı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Akdeniz Üniversitesi bünyesinde kurulan Akdeniz Üniversitesi Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin (AKÇAM) 13’üncü çevre hizmet ödülleri bugün verilecek. AKÇAM, Otyam’a eserleri, çevre bilinci ve doğa sevgisinin gelişmesine katkılarından dolayı’ Türkiye ölçeğinde ödül vermek istiyordu. Çevre Bakanı Eroğlu ise ‘AB’ye tam üyelik sürecinde çevre başlığının açılması için gösterdiği üstün gayretlerden dolayı’ özel ödüle layık görülmüştü. Eroğlu’na çevre ödülü verilmesi, bazı akademisyenler ve çeşitli çevre platformları tarafından da protesto ediliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Demirel’in ödülüne de ret!&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Otyam’a Cumhuriyet’in 75’inci yıldönümünde de Plastik Sanatlar’da Devlet Sanatçısı olarak Cumhurbaşkanlığı’nca büyük ödül verilmek istenmiş; Otyam, “Bu ödülü almayı onursuzluk addediyorum, bu sanatçılar arasında ikilik yaratır” diyerek reddetmişti. Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, sergisini ziyaret ettiğinde bu konu hatırlatılarak Otyam’a kırgın olup olmadığı sorulmuş; Demirel ise “Barışacağın adamla küsülmez. Barışacaksan küsmeyeceksin” demişti. (dha,Radikal)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;(Kaynak: &lt;a href="http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalHaberDetay&amp;amp;ArticleID=996147&amp;amp;Date=03.05.2010&amp;amp;CategoryID=97"&gt;Fikret  Otyam çevre ödülünü reddetti&lt;/a&gt;, Radikal gazetesi, 11 Mayıs 2010)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;Konuyla ilgili &lt;b&gt;Tiyatro Fanzini&lt;/b&gt; imzalı önceki haber-yorumumu okumak için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız:&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/04/turkiye-tiyatrosu-ve-sinemasnn-12-mart.html"&gt;Türkiye  tiyatrosu ve sinemasının "12 Mart ve 12 Eylüllere iyi geldiği" meçhul  ama 12 Mart darbe hükümeti kültür bakanı Talât Sait Halman'a çok iyi  geldiği kesin&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1142422602676182704-6396395965290056072?l=tiyatrofanzini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/6396395965290056072'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/6396395965290056072'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/05/12-mart-darbe-hukumeti-kultur-bakan.html' title='12 Mart darbe hükümeti Kültür Bakanı Talât Sait Halman&apos;ı &quot;Emek Ödülü&quot; vererek taltif etmeye çalışan TAKSAV ile bu ve benzer omurgasızlıklara çanak tutan tiyatrocuların ders çıkarması, feyzalması gereken onurlu ve ilkeli bir duruş'/><author><name>Feridun Çetinkaya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/SieKqvf0ZwI/AAAAAAAAAHY/XBGZRtgcNbk/S220/feridun_c.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S_EBn27Iu9I/AAAAAAAAAdI/XV_J5IWgw0s/s72-c/F.OTYAM-S%C4%B0YAH-BEYAZ.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1142422602676182704.post-2133449580272981842</id><published>2010-04-06T18:05:00.007+03:00</published><updated>2010-05-17T11:21:17.452+03:00</updated><title type='text'>Türkiye tiyatrosu ve sinemasının "12 Mart ve 12 Eylüllere iyi geldiği" meçhul ama 12 Mart darbe hükümeti kültür bakanı Talât Sait Halman'a çok iyi geldiği kesin</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S7s3v4fCJwI/AAAAAAAAAcw/077zhkq60ak/s1600/koper_halman.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://3.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S7s3v4fCJwI/AAAAAAAAAcw/077zhkq60ak/s400/koper_halman.jpg" width="326" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Macit Koper'in 20. Uluslararası Ankara Film Festivali çerçevesinde aldığı &lt;br /&gt;"Aziz Nesin  Emek Ödülü"yle ilgili olarak 14 Mart 2009 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan haberin kupürü&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Geçen yıl, 20. Uluslararası Ankara Film Festivali "Aziz Nesin Emek Ödülü" tiyatro ve sinema sanatçısı Macit Koper'e verilmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aziz Nesin'in adıyla verilen emek ödülünün Macit Koper'e takdim edildiği 20. Uluslararası Ankara Film Festivali Açılış Töreni 12 Mart 2009 günü yapılmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;Ödül töreninin, Türkiye siyasi tarihine &lt;a href="http://tr.wikipedia.org/wiki/12_Mart_Muht%C4%B1ras%C4%B1"&gt;"12 Mart Muhtırası"&lt;/a&gt; olarak geçmiş ve aralarında Aziz Nesin'in de bulunduğu pek çok aydın ile sanatçının tutuklandığı, işkence tezgâhlarından geçirildiği, sonuçları dönemin önde gelen devrimci gençleri Deniz Gezmiş, Hüseyin İnan ve Yusuf Aslan'ın idam edilmesine kadar varacak &lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=balyoz+harekat%C4%B1"&gt;"Balyoz Harekâtı"&lt;/a&gt; olarak bilinen insanlık dışı faşizan uygulamaların hüküm sürdüğü karanlık bir dönemin yolunu açmış askeri darbenin yıldönümüne, 12 Mart'a rastlaması, bazı "münasebetsiz" tesadüfleri daha da dikkat çekici ve rahatsız edici hale getirmişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Farabi Salonu'nda düzenlenen törende, "Aziz Nesin Emek Ödülü"nü Macit Koper'e takdim eden Talât Sait Halman'ın, 12 Mart darbesinin ardından kurulan Nihat Erim hükümetinde kültür bakanı olarak görev üstlenmiş olması tabii ki manidardı.&amp;nbsp; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Aziz Nesin Emek Ödülü"nü, "Özgürlüklerin üzerine şal örtülebileceğini" söylediği için Aziz  Nesin’in “Şalcı Nihat” adını taktığı Nihat Erim başbakanlığındaki 12 Mart darbe hükümetinde  “kültür bakanı” olarak görev üstlenmiş Talât Sait Halman'ın elinden alan Macit Koper'in, günün anlam ve önemine dikkat çeken, 12 Mart ve 12 Eylül darbelerine göndermeler içeren bir ödül konuşması yapması, münasebetsiz tesadüflerin üzerine iyice tuz biber ekmiş, töreni tam manasıyla Aziz Nesinlik bir hikâye haline getirmişti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Onat Kutlar’ın &lt;i&gt;“Sinema, içinde özgürlük ateşlerinin yakıldığı bir şenliktir. O ateşten sıçrayan her bir kıvılcım her şeye iyi gelir. Acıya, aşka, hüzne iyi gelir, âşıkların yüzünü güldürür”&lt;/i&gt; sözlerine atıfta bulunan Macit Koper, konuşmasını &lt;i&gt;“12 Mart ve 12 Eylüllere sinema çok iyi gelir”&lt;/i&gt; diye bitirir bitirmez salonda büyük bir alkış tufanı kopmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugünlerde gazetelerde ve internet sitelerinde yer alan haberlere göre, Uluslararası Ankara Film Festivali düzenleyicileri ve yöneticileri, 21. Uluslararası Ankara Film Festivali'nde de "Aziz Nesin Emek Ödülü"nü takdim etme "onurunu", tıpkı geçen yıl olduğu gibi, yine 12 Mart darbe hükümeti kültür bakanı  Talât Sait Halman'a vermeyi uygun görmüşler. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Uluslararası Ankara Film Festivali düzenleyicileri ve yöneticileri adeta nazire yaparcasına, festival kapsamında verilen "Aziz Nesin Emek Ödülü"nün, Aziz  Nesin’in “Şalcı Nihat” adını takarak tepki gösterdiği Nihat Erim başbakanlığındaki 12  Mart darbe hükümetinin kültür bakanı Talât Sait Halman'ın eliyle takdim edilmesini bir Uluslararası Ankara Film Festivali klasiği ve geleneği haline getirmişler. Bu yıl 21.si düzenlenen Uluslararası Ankara Film Festivali'nde sinema sanatçısı Filiz Akın'a verilmesi kararlaştırılan "Aziz Nesin Emek Ödülü"nü yine Talât Sait Halman takdim etmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hatırlanacağı üzere Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf (TAKSAV) da, 2008 yılında Ankara'da düzenlediği 13. Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali çerçevesinde, 12 Mart darbe hükümeti kültür bakanı Talât Sait Halman'ı "Emek Ödülü"yle onurlandırarak adeta taltif etmişti. (Bkz. &lt;a href="http://tiyatroyun.blogspot.com/2009/01/toplumsal-aratrmalar-kltr-ve-sanat-iin_04.html"&gt;Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf'ın [TAKSAV] 12 Mart Faşizmi Kültür Bakanı Talat Sait Halman’a verdiği “Emek Ödülü” haber linkleri&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://haber.sol.org.tr/kultur-sanat-medya/taksav-dan-evlere-senlik-odul-haberi-7513"&gt;TAKSAV'dan "evlere şenlik" ödül&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://haber.sol.org.tr/kultur-sanat-medya/taksav-odulune-tepkiler-buyuyor-haberi-7730"&gt;TAKSAV ödülüne tepkiler büyüyor&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Kendisini "sosyalist sanatçı" olarak tanımlayan tiyatrocu &lt;a href="http://tiyatroyun.blogspot.com/2009/01/toplumsal-aratrmalar-kltr-ve-sanat-iin_04.html"&gt;Hilmi Bulunmaz&lt;/a&gt;, TAKSAV'ın 12 Mart darbe hükümeti Kültür Bakanı Talât Sait Halman'ı "Emek Ödülü"yle  onurlandırarak taltif etmesini protesto eden bir kampanya başlatmıştı. Bulunmaz'ın başlattığı bu kampanyaya tiyatro yazarı &lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/buktelhalmansone.htm"&gt;Coşkun  Büktel&lt;/a&gt;, tiyatrocu &lt;a href="http://tiyatroyun.blogspot.com/2008/11/orhan-aydndan-gelen-ileti.html"&gt;Orhan Aydın&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://tiyatroyun.blogspot.com/2008/11/taksav-danima-kurulu-ve-festival.html"&gt;Özgür Tiyatro Sanat Yönetmeni Özgür Başkaya&lt;/a&gt; ve Tiyatrom internet sitesinin sahibi ve editörü &lt;a href="http://tiyatroyun.blogspot.com/2009/11/gecen-yil-darbe-donemi-bakani-talat.html"&gt;A. Ertuğrul Timur&lt;/a&gt; gibi isimler de destek vermişlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;TAKSAV yöneticileri, bu konudaki protesto ve eleştirilere rağmen, 12 Mart darbe hükümeti kültür bakanı Talât Sait Halman'ı "Emek Ödülü"yle  onurlandırarak taltif etme kararını savunmaya devam etmiş, bu konuda herhangi bir şekilde geri adım atmamış, herhangi bir özeleştiride bulunma gereği de duymamışlardı. (Bkz.&lt;a href="http://draft.blogger.com/post-edit.g?blogID=1142422602676182704&amp;amp;postID=2133449580272981842"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://www.bgst.org/tb/yazilar/061208fg.asp"&gt;13. Uluslararası Ankara Tiyatro Festivali'nin  Ardından&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; ve &lt;a href="http://tiyatroyun.blogspot.com/2008/12/taksavc-yener-aksu-yalan-sylyor.html"&gt;TAKSAV'cı Yener Aksu yalan söylüyor!&lt;/a&gt;) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bu manzaraya bakıldığında, tiyatronun, sinemanın, Ankara tiyatro ve film festivallerinin 12 Mart ve 12 Eylüllere iyi geldiğini söylemek pek mümkün görünmüyor ama 12 Mart darbe hükümeti kültür bakanı Talât Sait Halman'ın ödüllendirilmesine ve taltif edilmesine çok iyi geldiği son derece açık ve sarih bir şekilde görülebiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif; font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Tiyatro    Fanzini&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2000/12/hakkmda.html"&gt;Feridun       Çetinkaya&lt;/a&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;6 Nisan 2010&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1142422602676182704-2133449580272981842?l=tiyatrofanzini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/2133449580272981842'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/2133449580272981842'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/04/turkiye-tiyatrosu-ve-sinemasnn-12-mart.html' title='Türkiye tiyatrosu ve sinemasının &quot;12 Mart ve 12 Eylüllere iyi geldiği&quot; meçhul ama 12 Mart darbe hükümeti kültür bakanı Talât Sait Halman&apos;a çok iyi geldiği kesin'/><author><name>Feridun Çetinkaya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/SieKqvf0ZwI/AAAAAAAAAHY/XBGZRtgcNbk/S220/feridun_c.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S7s3v4fCJwI/AAAAAAAAAcw/077zhkq60ak/s72-c/koper_halman.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1142422602676182704.post-7113348847960433991</id><published>2010-03-27T15:35:00.009+02:00</published><updated>2010-04-05T12:47:13.270+03:00</updated><title type='text'>Ahmet Cemal'den tiyatroculara seslenen "Farklı Bir ‘Dünya Tiyatrolar Günü’ Bildirisi..."</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;(Sayın Ahmet Cemal'in, Cumhuriyet  gazetesindeki Odak Noktası adlı  köşesinde 26 Mart 2010 günü yayımlanan ve doğrudan doğruya tiyatroculara  seslenen, "Farklı  Bir ‘Dünya Tiyatrolar Günü’ Bildirisi..." başlıklı yazısını,  kendisinden aldığım izinle Tiyatro  Fanzini okurlarının  dikkatine sunuyorum. / Feridun Çetinkaya)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S64HX79s6fI/AAAAAAAAAcs/FggtS0UgCDo/s1600-h/ahmetcemal.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="175" src="http://2.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S64HX79s6fI/AAAAAAAAAcs/FggtS0UgCDo/s200/ahmetcemal.jpg" width="200" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Ahmet Cemal&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span class="H2"&gt;Farklı Bir &lt;/span&gt;&lt;span class="H2"&gt;‘&lt;/span&gt;&lt;span class="H2"&gt;Dünya &lt;/span&gt;&lt;span class="H2"&gt;Tiyatrolar Günü&lt;/span&gt;&lt;span class="H2"&gt;’&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;span class="H2"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;Bildirisi..&lt;/span&gt;.&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;i&gt;Ahmet Cemal, Cumhuriyet Gazetesi, Odak Noktası, 26 Mart 2010&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Aşağıdaki yazı, yıllar önce yeni bir tiyatro sezonunun açılışı  için kaleme alınmıştı. Zamanın akışı içersinde ne yazık ki hemen hiçbir  olumsuzluğun giderilemediği hüzünlü ülkemizde aynı yazıyı, bu kez yeni  bir &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Dünya Tiyatrolar Günü&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;için  değiştirerek alıntılıyorum.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gazeteler ve dergiler ilan etti: Yarın, yeni bir &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Dünya  Tiyatrolar Günü.&lt;/i&gt;&lt;i&gt;”&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Çok sevindik.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yalnız şimdi, bu ülkenin yetişmekte olan ve yetişmiş bütün  tiyatro insanlarına, yalnızca sıradan ölümlüler kimliğiyle, yalnızca&lt;i&gt;  “&lt;/i&gt;&lt;i&gt;izleyici&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;kimliğimize sığınarak sormak  istediklerimiz var.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan sonra, perdelerin arkasında ne olacak?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bize neler oynayacaksınız? Neler göstereceksiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Örneğin günümüzü gösterecek misiniz? Yoksa tiyatroyu, aslında  bizim olmayan günleri bizim sanmamız için mi kullanacaksınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bizi yaşadıklarımız üzerinde düşünmeye zorlayabilecek misiniz?  Yoksa, genellikle yapılageldiği gibi, yaşamakta olduklarımızı bize yok  saydırtmaya mı çalışacaksınız? Başta hukuk devleti niteliği ve demokrasi  olmak üzere, hemen her şeyi göstermelik bir ülkede, sizler de salt  gösteriyle mi yetineceksiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nasıl oynayacaksınız? Var olmayan bir gerçeklik varmışçasına  mı, yoksa olmayanın olmadığını, olanın da yetersizliğini vurgularcasına  mı?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Evet, nasıl oynayacaksınız?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatronun büyüsünü, olup bitenleri perdeleyen bir esrikliğe  dönüştürmek için mi, yoksa bizi ayıltmak için mi kullanacaksınız? Eğer  yalnızca bizleri büyülemekle yetinecekseniz, hiç zahmet etmeyin! Çünkü  biz, nice zamanlardır zaten büyülenmiş bir toplumuz. Ve bu arada  sahnelere yalnızca oynamak için çıkacaksanız, ona da zahmet etmeyin.  Çünkü bizler, yıllardır birbirimize ve -asıl önemlisi!- kendimize  oynamayı zaten yaşamak saymaktayız. Kendimizi bu oyunculuğa öylesine  kaptırdık ki, artık hemen hiçbir şeyin gerçek yüzünü görmek istemez  olduk. Bizler, artık sadece yanılsamalarımızla geçinip gitmekteyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşiniz, bu yüzden hem çok kolay hem de çok zor!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eğer seçiminiz, bizleri yanılsamalarımızda pekiştirmek olursa,  bizimle çok kolay anlaşabilirsiniz. Müthiş bir iletişim yanılsamasını  paylaşabiliriz ve sizlerden de nasıl daha yoğun yanılsamalar  yaşanabileceğini öğreniriz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Böylesi, bizi temel soruların yanıtlarını önce kendi iç  dünyalarımızda, üretmeyi göze aldığımız kendi etik kurallarımız  çerçevesinde aramak zahmetinden bir kez daha kurtarır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ama eğer zor yolu seçerseniz kalkıp,&lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Ben  sizlerin gözlerinizi açacağım!&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;derseniz ya da &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Eğlenmeye  geldiğinizi sanacaksınız, ama sonradan beyninizden vurulmuşa  döneceksiniz!&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;derseniz, o da sizin bileceğiniz bir  şey.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu yolu da seçebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün hayatınızı adamak zorunda olduğunuz bir uğraşın, yani  sanatınızın her anını, &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Gerçek, hiçbir  yalana benzemeyen bir şeydir!&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;tezinin doğruluğunu  kanıtlamak için harcayabilirsiniz. &lt;i&gt;“&lt;/i&gt;&lt;i&gt;Zaten başka  türlüsü, ancak bir tiyatro yalanı olabilir!&lt;/i&gt;&lt;i&gt;” &lt;/i&gt;demeyi  yeğleyebilirsiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ne dersiniz?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bunları &lt;b&gt;yapabilecek misiniz? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ahmet Cemal*&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;26 Mart 2010&lt;br /&gt;Cumhuriyet Gazetesi, Odak Noktası&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;__________________________&lt;br /&gt;* Ahmet Cemal,&lt;/b&gt; 1942’de İzmir’de doğdu. Avusturya Lisesi’ni ve İstanbul  Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni bitirdi. Aynı üniversitenin Edebiyat  Fakültesi’nde çeviri dersleri verdi. Yazıları &lt;i&gt;Varlık&lt;/i&gt;, &lt;i&gt;Yeni Ufuklar&lt;/i&gt;,  &lt;i&gt;Gergedan&lt;/i&gt;, &lt;i&gt;Argos&lt;/i&gt;, &lt;i&gt;Milliyet Sanat&lt;/i&gt; ve &lt;i&gt;Gösteri&lt;/i&gt; dergilerinde yayımlandı.  &lt;span class="fnt1" id="ctl00_ContentPlaceHolder1_lblAuthorBiyografi"&gt;&lt;i&gt;Yazko  Çeviri&lt;/i&gt; dergisini yönetti. Halen  Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Sinema ve Televizyon  bölümü öğretim görevlisi olarak sanat tarihi ve estetik, aynı üniversitenin Devlet Konservatuvarı'nda dünya tiyatro tarihi ve  çağdaş tiyatro, Güzel Sanatlar Fakültesi'nde de sanat kavramları  dersleri veriyor. &lt;i&gt;Bertolt Brecht, Elias Canetti, Stefan Zweig, Ingeborg Bachmann, Paul Celan, Rainer Maria Rilke, Georg Trakl,  Friedrich Hölderlin, Heinrich von Kleist, Georg Lukacs, Anna Seghers,  Erich M.Remarque, Manès Sperber, Franz Kafka, Walter Benjamin, Robert Musil, Ernst  Fischer, Octavio Paz&lt;/i&gt; ve E&lt;i&gt;.H.Gombrich&lt;/i&gt;'ten çevirileri  yayınlandı. Deneme ve makaleleri &lt;i&gt;Yaşamdan Çevirdiklerim, Odak  Noktasında Yaşananlar, Aradığımız Tiyatro &lt;/i&gt;ve &lt;i&gt;Şeref Bey Artık  Burada Yaşamıyor&lt;/i&gt;,şiirleri &lt;i&gt;Geçmiş Bir Dua Kitabından&lt;/i&gt;  başlığıyla, öyküleri de &lt;i&gt;Dokunmak&lt;/i&gt; adı altında kitap olarak çıktı.  Çeviri kuramı, estetik, sanat tarihi, kültür eleştirisi ve edebiyat üzerine makaleler yazdı; aynı konularda  Avusturya'da, Viyana ve Innsbruck üniversiteleriyle, Avusturya Edebiyat  Kurumu'nda konferanslar verdi. 1998 yılında, Türk kültürüne yaptığı hizmetler  nedeniyle kendisine Anadolu Üniversitesi Senatosu tarafından fahri  doktor unvanı verildi. Halen &lt;i&gt;Cumhuriyet&lt;/i&gt; gazetesinde köşe  yazarıdır.&lt;/span&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Yazar hakkındaki bu not, Can Yayınları internet sitesiyle Facebook'ta yazar adına açılmış sayfada yer alan bilgilerden derlenmiştir. FÇ)&lt;/i&gt;&lt;span class="fnt1" id="ctl00_ContentPlaceHolder1_lblAuthorBiyografi"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1142422602676182704-7113348847960433991?l=tiyatrofanzini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/7113348847960433991'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/7113348847960433991'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/03/ahmet-cemalden-tiyatroculara-seslenen.html' title='Ahmet Cemal&apos;den tiyatroculara seslenen &quot;Farklı Bir ‘Dünya Tiyatrolar Günü’ Bildirisi...&quot;'/><author><name>Feridun Çetinkaya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/SieKqvf0ZwI/AAAAAAAAAHY/XBGZRtgcNbk/S220/feridun_c.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S64HX79s6fI/AAAAAAAAAcs/FggtS0UgCDo/s72-c/ahmetcemal.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1142422602676182704.post-872795998098810974</id><published>2010-03-20T21:11:00.006+02:00</published><updated>2010-03-23T14:58:02.206+02:00</updated><title type='text'>Alternatif 27 Mart Dünya Tiyatro Günü Bildirisi - Süreyya Karacabey</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S6TqkYJB6NI/AAAAAAAAAcI/G629FX-GCtU/s1600-h/s%C3%BCreyya_karacabey.jpg" imageanchor="1"&gt;&lt;img border="0" src="http://3.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S6TqkYJB6NI/AAAAAAAAAcI/G629FX-GCtU/s1600/s%C3%BCreyya_karacabey.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih -Coğrafya Fakültesi &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Tiyatro  Bölümü Öğretim Elemanı Dr. Süreyya Karacabey&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatro binalarının önünden yorgun adamlar ve kadınlar geçer, evlerine  ekmek götürme yükleri yüzünden omuzları erken çökmüş, yüzleri yaşsız  çocuklar geçer, tiyatro binalarının önünden sokak köpekleri ve kediler  geçer; kahırlı bir hayatın bütün yükleri sokaktan geçer. Siz  koltuklarınıza yerleşmişken, evine çok gecikmiş temizlikçi kadın, onu hiç mutlu olmadığı evine götürecek otobüse koşmaktadır, sokak çocukları  geceyi geçirecekleri korunaklı bir yer aramaktadır, siz orada otururken  park orospuları, umumi helalarda iş bitirirler. Sokakların vahşi  cangılında yolunu arayan bir adam usulca sizin dibinizden geçer ve o da  anlamaz neyin dibinden geçtiğini. Siz orada otururken birisi sokaktan  alınır belirsiz bir adrese götürülür. Her şey siz oradayken olur, içinde  olduğunuz binaların dibinde, ruhunuz bile duymaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;O sesler, o çığlık, o yakarma sahnedeki seslere hiç karışmaz, çünkü  kimse binanın dışından akan vahşi nehrin çağıltısını duymaz. Duysa  repliğinden utanır oyuncu, sokaktaki bağırış onun sesini bastırır,  duysa, içerinin sıcağına sığınır kediler ve köpekler. Sahnenin sesi   tuhaf bir uğultuya dönüşür, içinden uzun ölümlerin geçtiği bir tünelin  uğultusuna. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyun bitip evlerinize dönerken, henüz sönmemiş ışıklarınıza ecnebi bir  memleket gibi bakan çırak çocuklar geçer tiyatronun karşısından, operada  asılı kalmış bir sopranonun sesini, kendi hayatının çığlığına  ekleyerek, çok uykulu bedenini onu, sizlerle ters yöne götüren gece  otobüsünün koltuğuna gizleyerek. Arka sokakta biri bıçaklanır, öteki  umutsuzca sığınacak bir yer aramaktadır.&lt;span class="text_exposed_show"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hiçbiri tiyatronuzun içinden geçmez,  hiçbiri sizi oyununuzdan utandırmaz, dışarısı, içeriyi doldurmaz.  Binalarınızın önünden otobüsler geçer, tabut evlere ölüler taşıyan  otobüsler. Hiçbiri orada durmaz, camlara başlarını yaslamış kent  hayaletleri sadece ışıklarınıza bakar ve anlar, oradaki hayatın  kendisinin olmadığını; anlar, giremeyeceği kapılardan bir kapıdır  tiyatronuzun kapıları.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söyleyin şimdi, böyle tiyatro olsa ne  olur, olmasa ne? Kendini sokağa kapatmış bir tiyatro ölüdür, içinde çok  üşümüş birinin ısınmadığı tiyatro sadece mezarlıktır. Gidin ve her gece  gömün ölülerinizi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatro gününüz kutlu olsun.&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Süreyya Karacabey*&lt;br /&gt;Mart 2010&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;*&lt;b&gt;Süreyya Karacabey&lt;/b&gt;,&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Adana’da doğdu. 1988-1992 yılları    arasında Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi (DTCF) Tiyatro Bölümü, Dramatik Yazarlık  Anasanat    Dalında lisans eğitimini tamamladı.&lt;i&gt; Nâzım Hikmet’in Oyun Yazarlığı&lt;/i&gt;    başlıklı teziyle yüksek lisans programından mezun oldu. Aynı bölümde    doktora yaptı. &lt;i&gt;Modern Sonrasında Dramatik Yapının Kırılma Biçimleri     ve Heiner Müller’in Metinleri&lt;/i&gt; tezinin başlığıdır. Halen aynı bölümde    Geleneksel Türk Tiyatrosu, Epik Tiyatro, Modern Avrupa Tiyatrosu ve  Oyun    Yazma dersleri vermektedir.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="text_exposed_show" style="font-size: x-small;"&gt;Yayımlanmış Kitapları:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;- &lt;a href="http://www.deki.com.tr/index.php?productID=127"&gt;Modern Sonrası Tiyatro ve Heiner Müller&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt; &lt;i&gt;(De Ki Basım Yayım Ltd. Şti, Ankara 2007)&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;-&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="text_exposed_show" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;b&gt; &lt;i&gt;&lt;a href="http://www.deki.com.tr/index.php?productID=153"&gt;Brecht'ten Sonra&lt;/a&gt; &lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;i&gt;(De Ki Basım Yayım Ltd. Şti,  Ankara 2009)&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="text_exposed_show"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1142422602676182704-872795998098810974?l=tiyatrofanzini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/872795998098810974'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/872795998098810974'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/03/alternatif-27-mart-dunya-tiyatro-gunu.html' title='Alternatif 27 Mart Dünya Tiyatro Günü Bildirisi - Süreyya Karacabey'/><author><name>Feridun Çetinkaya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/SieKqvf0ZwI/AAAAAAAAAHY/XBGZRtgcNbk/S220/feridun_c.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S6TqkYJB6NI/AAAAAAAAAcI/G629FX-GCtU/s72-c/s%C3%BCreyya_karacabey.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1142422602676182704.post-2917594627448397684</id><published>2010-03-16T12:39:00.009+02:00</published><updated>2010-03-19T19:56:00.105+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Haber'/><title type='text'>“Kayıp” Shakespeare oyunu Double Falsehood yayımlandı</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: Verdana,sans-serif; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S59cFqktkkI/AAAAAAAAAbY/mDiTkwEgGhg/s1600-h/shakespeare.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="240" src="http://1.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S59cFqktkkI/AAAAAAAAAbY/mDiTkwEgGhg/s320/shakespeare.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;William Shakespeare, Fletcher ile birlikte ortaklaşa iki başka oyun daha yazmış&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;İlk olarak yaklaşık 300 yıl önce keşfedilen bir tiyatro oyununun William Shakespeare’e ait olduğu kabul edildi  .&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;“Double Falsehood” (&lt;i&gt;Çifte Yalan&lt;/i&gt; ya da &lt;i&gt;Duble Yalan&lt;/i&gt; diye çevrilebilir-FÇ) başlıklı eser Shakespeare ile birlikte bir başka yazar, John Fletcher tarafından yazılmış.   &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatro emprezaryosu Lewis Theobald bu oyunu 18. yüzyılda bir Shakespeare uyarlaması olarak sunmuş ama eser bir düzmece olarak değerlendirilip reddedilmişti.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ancak Britanyalı Shakespeare yayıncısı &lt;a href="http://www.acblack.com/drama/default.aspx?catid=22&amp;amp;series=1"&gt;Arden&lt;/a&gt; için çalışan uzmanlar, şimdi oyunun büyük bölümünü Ozan’ın (yani Shakespeare’in) yazdığına inanıyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Araştırmacılar söz konusu oyunun bugüne dek ulaşılamayan, kendisi de Don Kişot’tan yola çıkılarak yazılmış Cardenio adlı kayıp bir eserden yola çıkılarak yazıldığını düşünüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S59lBug0vkI/AAAAAAAAAbg/jKEF01YK6fI/s1600-h/doublefalsehood.jpg" imageanchor="1" style="clear: left; float: left; margin-bottom: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S59lBug0vkI/AAAAAAAAAbg/jKEF01YK6fI/s320/doublefalsehood.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;Profesör Brean Hammond, BBC World Servis’e “Oyunun Birinci Perdesi, İkinci Perdesi ve muhtemelen Üçüncü Perdesinin ilk iki sahnesinde Shakespeare’in üslubunun ayırt edilebildiğini düşünüyorum.” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Nottingham Üniversitesi profesörü Hammond, Double Falsehood'un da dahil olduğu en son &lt;a href="http://www.acblack.com/drama/Books/details.aspx?isbn=9781903436776&amp;amp;title=+Double+Falsehood"&gt;The Arden Shakespeare&lt;/a&gt; koleksiyonunun editörü.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hammond, Radio 4’teki Today adlı programda, “O dönemde yazılan oyunların en azından yarısı ortaklaşa yazılmıştır.” dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Shakespeare’in yazarlığının son dönemlerinde Fletcher’la birlikte başka iki oyun daha yazdığı halihazırda kabul ediliyor, bu oyunlar VIII. Henry ve The Two Noble Kinsmen’dir (&lt;i&gt;İki Soylu Akraba&lt;/i&gt;).  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Profesör Hammond, Double Falsehood’un Don Kişot çevirisinin çıktığı 1612’den hemen kısa bir süre sonra yazıldığına inanıyor.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Oyun 1613 yılında en azından iki kere sahnelenmiş. &lt;span style="font-size: 10pt;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;____________________&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;(Kaynak: BBC News internet sitesi, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://news.bbc.co.uk/2/hi/entertainment/8569101.stm"&gt;'Lost' Shakespeare play Double Falsehood published&lt;/a&gt;, 15 Mart 2010)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif; font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Tiyatro   Fanzini /Haber&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;Çeviren&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2000/12/hakkmda.html"&gt;Feridun      Çetinkaya&lt;/a&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;16 Mart 2010&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1142422602676182704-2917594627448397684?l=tiyatrofanzini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/2917594627448397684'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/2917594627448397684'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/03/kayp-shakespeare-oyunu-double-falsehood.html' title='“Kayıp” Shakespeare oyunu Double Falsehood yayımlandı'/><author><name>Feridun Çetinkaya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/SieKqvf0ZwI/AAAAAAAAAHY/XBGZRtgcNbk/S220/feridun_c.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S59cFqktkkI/AAAAAAAAAbY/mDiTkwEgGhg/s72-c/shakespeare.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1142422602676182704.post-5440275496463081366</id><published>2010-03-14T01:20:00.016+02:00</published><updated>2010-03-26T13:48:32.792+02:00</updated><title type='text'>Tiyatro yazarı Coşkun Büktel’i karalamak amacıyla aşağıdaki ilkel ve iğrenç iftira fotomontajını imal edip yayımlayan Mustafa Demirkanlı’nın Tiyatro... Tiyatro... Dergisi’ni “herhangi bir şekilde desteklemek” ilkelliğe ve iğrençliğe prim vermek, iftiraya, lince ve sansüre suçortaklığı etmektir</title><content type='html'>&lt;b style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2009/12/iftirac-lincci-ve-sansurcu-tiyatro.html"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/Syuql3aACII/AAAAAAAAANs/NCdji4OTBog/s400/buktelgamali.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;div style="line-height: 150%; margin-left: 25px; margin-right: 80px;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;Eser: &lt;u&gt;         &lt;a href="http://tiyatroyun.blogspot.com/2008/01/hilmi-bulunmaz-26-ocak-2008-demirkanlnn.html" style="color: #999988; text-decoration: none;"&gt;         &lt;span style="color: blue;"&gt;&lt;u&gt;Mustafa Demirkanlı&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/u&gt;&lt;span style="color: blue;"&gt;         &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;         &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;(DT genel müdürü          &lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/buktelolulerigomunyedi.htm" style="color: blue; text-decoration: none;"&gt;&lt;u&gt;         Lemi Bilgin&lt;/u&gt;&lt;/a&gt;           ile İBŞT genel sanat yönetmeni          &lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/buktelalkayabuyikimlahatirlanacak.htm" style="color: blue; text-decoration: none;"&gt;         &lt;u&gt;Orhan Alkaya&lt;/u&gt;&lt;/a&gt;  tarafından, skandalları teşhir eden Büktel ve Bulunmaz'a saldırması ve  skandalları örtbas etmesi için, dergi adı altında yayınladığı "şeye"  reklam adı altında sadaka verilerek suni yemle yaşatılan) &lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/bukteldemirkanlialkayasoylesi.htm" style="color: #999988; font-weight: bold; text-decoration: none;"&gt;         &lt;span style="color: blue;"&gt;&lt;u&gt;besleme sapık&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;  &lt;br /&gt;&lt;span style="color: red;"&gt;(Resim altı yazısı coskunbuktel.com'dan aynen  alınmıştır.&lt;/span&gt; Bkz. &lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/linkburakcaneyyazilari.htm" style="color: blue;"&gt;Burak Caney Sayfası&lt;/a&gt;)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni herhangi bir şekilde  destekleyenlerin gerçekte nasıl bir ilkelliği ve iğrençliği  desteklediklerini, nasıl bir ilkelliğe ve iğrençliğe prim verip  suçortaklığı ettiklerini belgeleriyle gösteren ibretlik bir yazı:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="post-body entry-content"&gt;&lt;div style="color: black;"&gt;&lt;i&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;"İftiracı    ve sansürcü Tiyatro... &lt;/span&gt;Tiyatro...   Dergisi'nin baş  destekçileri Lemi Bilgin ve Ayşenil  Şamlıoğlu'na Demirkanlı'nın    bulaştırdığı kara leke &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;bir 'Bahar temizliği'yle alınlarından silinebilir mi?&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2009/12/iftirac-lincci-ve-sansurcu-tiyatro.html"&gt;İftiracı,   linççi ve sansürcü tiyatro yayıncısının pişkini,  "Bahar temizliği"   yapar kış günü...&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1142422602676182704-5440275496463081366?l=tiyatrofanzini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/5440275496463081366'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/5440275496463081366'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/03/tiyatro-yazar-coskun-bukteli-hedef-alan.html' title='Tiyatro yazarı Coşkun Büktel’i karalamak amacıyla aşağıdaki ilkel ve iğrenç iftira fotomontajını imal edip yayımlayan Mustafa Demirkanlı’nın Tiyatro... Tiyatro... Dergisi’ni “herhangi bir şekilde desteklemek” ilkelliğe ve iğrençliğe prim vermek, iftiraya, lince ve sansüre suçortaklığı etmektir'/><author><name>Feridun Çetinkaya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/SieKqvf0ZwI/AAAAAAAAAHY/XBGZRtgcNbk/S220/feridun_c.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/Syuql3aACII/AAAAAAAAANs/NCdji4OTBog/s72-c/buktelgamali.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1142422602676182704.post-1597130235761464292</id><published>2010-03-10T12:52:00.026+02:00</published><updated>2010-03-12T13:00:24.545+02:00</updated><title type='text'>Türkiye tiyatrosunun biricik hakikatli fikir muhalefetini hedef alan hileli ve şaibeli iftira ve linç kampanyasının faillerinden OYÇED, "sureti atsineği"nden görünmeye çalışıyor</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S5dpAKq00VI/AAAAAAAAAaw/o4NZjCbKn_E/s1600-h/oyced.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="101" src="http://2.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S5dpAKq00VI/AAAAAAAAAaw/o4NZjCbKn_E/s400/oyced.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;br /&gt;Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği (OYÇED), &lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/03/tiyatro-sanatcs-haldun-acksozluye.html"&gt;sahnelediği Laz Marks adlı oyunda Başbakan'a hakaret ettiği iddiasıyla hakkında açılan dava kapsamında 12 Mart'ta Beyoğlu Adlıyesi'nde ifade verecek olan&lt;/a&gt; tiyatrocu Haldun Açıksözlü'ye destek vermek amacıyla kamuoyuna hitaben &lt;a href="http://tiyatroyun.blogspot.com/2010/03/bak-su-konusana.html"&gt;"At  Sinekliği ve Düşünceyi  İfade Etme (Konuşma-Yazma) Özgürlüğü Üzerine  Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği’nin 'Açıksözlü' Bildirisi"&lt;/a&gt; başlıklı bir açıklama yaptı.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği'nin (&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;OYÇED) bu bildirisinde Haldun Açıksözlü, literatürde yılmaz, "iflah olmaz", "kronik" aydın muhalefetini tanımlayan ve simgeleyen "Atsineği" kavramıyla özdeşleştiriliyor ve övülüyor. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;OYÇED bildirisinde şu tür ifadeler yer alıyor:&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;"Sokrates, 'at sineği'  diyordu, düşünen, üreten bilim, felsefe ve sanat      insanlarına. Çünkü bu üçlüdeki insanlar sistemi rahatsız etmek için  vardı.      Var oluş sebepleri sorgulamak, sorgulatmak üzerineydi. Bunu yapmaya      mecburdular. Sokrates de mecburdu, AÇIKSÖZLÜ Haldun da.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt; "İnsanlığın düşünce  tarihinde iktidarların bugün için hala düşünceyi ifade      etme özgürlüğünü benimseyememiş olduğunu bir kez daha gördük.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt; "Bizler düşünceyi  ifade etme özgürlüğünün AÇIKSÖZLÜ Haldun hakkında açılan      kamu davasıyla zedelendiğini, sanatsal eleştirinin bu kadar kolay  bir      şekilde ceza davalarına konu yapılmaması gerektiğini düşüyoruz.  Yoksa bunun      ardı arkası gelmeyecek, başka seslere ve renklere tahammülü  olmayanlar      onları susturmak ve renksizleştirmek için kamunun elini  kullanacaklardır."&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;(Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği [OYÇED], &lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://tiyatroyun.blogspot.com/2010/03/bak-su-konusana.html"&gt;"At   Sinekliği ve Düşünceyi  İfade Etme [Konuşma-Yazma] Özgürlüğü Üzerine   Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği’nin 'Açıksözlü' Bildirisi"&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;)&lt;/blockquote&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;Peki bugün sureti haktan görünmeye çalışarak, "Atsineği" olmayı, yani bir anlamda yılmaz, "iflah olmaz", "kronik" aydın muhalefetini sahiplenen, eleştiri ve sorgulama hakkını yücelten, "&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;başka seslere ve  renklere tahammülü  olmayanlardan, başka sesleri susturmaya, başka renkleri renksizleştirmeye çalışanlardan" şikâyet eden&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği (&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;OYÇED) nedir, kimdir gerçekte? &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konuda kamuoyunu uyarmak, kamuoyunun hafızasını tazelemek, hakikat aşkına, boynumuzun borcu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OYÇED, bir "oyun yazarları" örgütü olma iddiasına rağmen, tiyatro profesörü Özdemir Nutku'nun, "tiyatro yazarı" Coşkun Büktel tarafından yazılmış &lt;a href="http://coskunbuktel.com/theope.htm"&gt;Theope&lt;/a&gt; adlı oyunun özgünlüğü &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;üzerinde şaibe yaratmaya yönelik olduğu açık, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/buktelnihayet.htm"&gt;CD kaydıyla da belgelenmiş&lt;/a&gt; kanıtsız, belgesiz iddialarına karşı bugüne kadar hiçbir tepki göstermemiş, yani oyun yazarlarının haklarını sadece lafta savunmakla kalmış, sözde bir "oyun yazarları" örgütüdür. (Bkz. &lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/nutkuoycedskandal.htm"&gt;Özdemir Nutku Skandalı ve OYÇED&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/buktelgerizekarehberi.htm"&gt;Geri zekâlılar için alfabe düzeyinde Özdemir Nutku Skandalı rehberi&lt;/a&gt;) &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OYÇED,&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; bir "oyun yazarları" örgütü olma iddiasına rağmen, tiyatro profesörü &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Özdemir Nutku'nun bir oyun yazarının yapıtını hedef alan iftira niteliğindeki kanıtsız, belgesiz ithamlarına karşı bırakın tepki göstermeyi, oyunu üzerinde şaibe yaratılmaya çalışılan "oyun yazarı" Coşkun Büktel'e adeta nazire yaparcasına, Büktel'in Theope'sinin özgünlüğü konusunda kanıtsız ispatsız şaibe yaratmaya çalıştığı &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/buktelnihayet.htm"&gt;CD  kaydıyla da belgelenmiş&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; Özdemir Nutku'ya "Onur Üyesi" payesi vermiştir. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;(Bkz. &lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/nutkuoycedskandal.htm"&gt;Özdemir Nutku  Skandalı ve OYÇED&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/buktelgerizekarehberi.htm"&gt;Geri  zekâlılar için alfabe düzeyinde Özdemir Nutku Skandalı rehberi&lt;/a&gt;) &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OYÇED, &lt;a href="http://coskunbuktel.com/linkburakcaneyyazilari.htm"&gt;Burak Caney   takma &lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://coskunbuktel.com/linkburakcaneyyazilari.htm"&gt;adı arkasına  gizlenen bir tiyatro ve insanlık&lt;/a&gt;&lt;a href="http://coskunbuktel.com/linkburakcaneyyazilari.htm"&gt; düşmanı internet sapığı&lt;/a&gt;nın açtığı korsan internet sitelerinde, &lt;a href="http://www.yenitiyatrodergisi.com/makale/66-ertugrul-timurdan-yanit.html"&gt;Özdemir Nutku, Üstün Akmen, Mustafa Demirkanlı, Tuncer Cücenoğlu gibi tiyatro insanlarının, tiyatro yazarlarının gerçek isimleriyle verdikleri desteği&lt;/a&gt; de arkasına alarak aylarca sürdürdüğü, tiyatro yazarı ve eleştirmeni Coşkun Büktel ile tiyatrocu Hilmi Bulunmaz'ı hedef alan kirli yayın ve faaliyetlerine karşı da hiçbir tepki göstermemiştir. &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://www.yenitiyatrodergisi.com/makale/66-ertugrul-timurdan-yanit.html"&gt;Özdemir  Nutku, Üstün Akmen, Mustafa Demirkanlı, Tuncer Cücenoğlu gibi  tiyatro insanlarının, tiyatro yazarları&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; tarafından desteklenen ve cesaretlendirilen &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://coskunbuktel.com/linkburakcaneyyazilari.htm"&gt;Burak Caney    takma &lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://coskunbuktel.com/linkburakcaneyyazilari.htm"&gt;adı arkasına   gizlenmiş tiyatro ve insanlık&lt;/a&gt;&lt;a href="http://coskunbuktel.com/linkburakcaneyyazilari.htm"&gt; düşmanı  internet sapığı&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;nı bu&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; kirli yayın ve  faaliyetlerini &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; görmezlikten gelmeyi tercih etmiştir.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: Verdana,sans-serif; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://hilmibulunmaz.blogspot.com/2007/10/burak-caney-fotoraf-sergisi.html"&gt;&lt;img border="0" height="121" src="http://1.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S3NFJdJeinI/AAAAAAAAAXo/9cV0vorqITc/s400/bc.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; &lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/tiyatrobulusmasi.htm"&gt;Türkiye  Tiyatrolar  Birliği&lt;/a&gt; adlı &lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2009/12/turkiye-tiyatrolar-guc-birligi-girisimi.html"&gt;  Cadı Kazanı çetesi&lt;/a&gt; daha dün, tiyatro yazarı ve eleştirmeni&lt;br /&gt;&lt;a href="http://coskunbuktel.com/buktelhakkinda.htm"&gt;Coşkun Büktel&lt;/a&gt;'i  hedef  alan bu görmüş olduğunuz ilkel ve iğrenç fotomontajları  hazırlayıp yayımlamış  olan Burak Caney  takma adlı tiyatro ve insanlık  düşmanı internet sapığının tiyatrooyun.org  adlı korsan internet  sitesine &lt;a href="http://tiyatroyun.blogspot.com/2008/05/cokun-bktel19-mays-2008gncelleme-19.html"&gt;  "İnternet Yayıncılığı Ödülü"&lt;/a&gt; vermişti&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 12pt;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: 12pt;"&gt;&amp;nbsp; &lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;OYÇED bununla da kalmamış, sırf yazarı olduğu Theope adlı oyunun özgünlüğü üzerinde şaibe yaratmaya yönelik &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/buktelnihayet.htm"&gt;CD  kaydıyla da belgelenmiş&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; iftiranın hesabını bıkmadan usanmadan ısrarla sorduğu için (&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;o dönemde halihazırda &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;a href="http://coskunbuktel.com/linkburakcaneyyazilari.htm"&gt;Burak Caney   takma &lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://coskunbuktel.com/linkburakcaneyyazilari.htm"&gt;adı arkasına   gizlenmiş bir tiyatro ve insanlık&lt;/a&gt;&lt;a href="http://coskunbuktel.com/linkburakcaneyyazilari.htm"&gt; düşmanı  internet sapığı&lt;/a&gt;nın aylarca sürdürdüğü &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;kirli yayın ve  faaliyetlerine hedef olan) &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;tiyatro yazarı ve eleştirmeni Coşkun Büktel'i &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;bu sefer de açıkça binlerce insana hedef gösteren, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/03/temiz-tiyatro-kisvesi-altnda-bir-iftira.html"&gt;hileli  ve şaibeli iftira ve linç kampanyası&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;na tam destek vermiştir. &lt;/span&gt;(Coşkun Büktel'in kişisel internet sitesindeki &lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm"&gt;"Tarih hepinizin  suratına tükürecek!"&lt;/a&gt; başlıklı sayfada, &lt;b&gt;Mimesis Dergisi&lt;/b&gt;, &lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="line-height: 115%;"&gt;Sahne  Dergisi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="line-height: 115%;"&gt;&lt;b&gt;TEB Oyun Dergisi&lt;/b&gt;, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="line-height: 115%;"&gt;Tiyatro…  Tiyatro… Dergisi, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small; line-height: 115%;"&gt;&lt;b&gt;www.tiyatrodunyasi.com&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;, &lt;span style="color: black; font-size: small; line-height: 115%;"&gt;www.tiyatronline.com  ve &lt;b&gt;tiyatrom.com&lt;/b&gt;'un&lt;/span&gt; elebaşılığını üstlendikleri bu iftira  ve linç kampanyası ile bu kirli kampanyayı tertipleyenlerin faili  oldukları diğer kirli faaliyetler hakkında ayrıntılı bilgileri bulmak  mümkün. Ayrıca yine bu konuyla ilgili olarak Büktel'in sitesindeki şu  linkler de incelenebilir: 1) &lt;a href="http://tiyatroyun.blogspot.com/2008/05/cokun-bktel19-mays-2008gncelleme-19.html"&gt;Türkiye  Tiyatroları Birliği=Burak Caney&lt;/a&gt; 2) &lt;a href="http://hilmibulunmaz.blogspot.com/2007/10/burak-caney-fotoraf-sergisi.html"&gt;Burak  Caney budur&lt;/a&gt; 3) &lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm"&gt;Temiz  Tiyatro=Kirlilik&lt;/a&gt; 4) &lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm"&gt;Temiz Tiyatro(!)  budur&lt;/a&gt; 5) &lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/buktelsahindetis.htm"&gt;Küfürbaz(!)=Erdemli&lt;/a&gt;  6) &lt;a href="http://www.blogger.com/goog_1267517046863"&gt;Küfür aslında  budur&lt;/a&gt;)&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yani bugün &lt;/span&gt;Voltaire'in &lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;"Söyleyeceklerinize katılmayabilirim ama onu söylemek  hakkınızı ölüm pahasına savunurum"&lt;/b&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/b&gt;sözünü &lt;/span&gt;yayımladığı bildirinin başköşesine &lt;span style="font-size: small;"&gt;yerleştirerek kullanan, bir anlamda kahramanlık taslayan OYÇED, Özdemir Nutku'dan Theope'nin özgünlüğü üzerinde şaibe yaratmaya dönük kanıtsız belgesiz iddialarının hesabını soran Coşkun Büktel'in "söz söyleme", "hesap sorma" hakkını savunmak şöyle dursun, Büktel'i hedef göstermek, susturmak ve "ötekileştirmek" amacıyla tertiplendiği apaçık olan hileli ve şaibeli iftira ve linç kampanyasına açıkça tam destek vermiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İşte, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;bu kirli faaliyetlerinin herhangi bir şekilde  özeleştirisini vermeden, kendisinde hâlâ sağa sola  "Atsineği" payesi dağıtma hakkını gör&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;en &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği (OYÇED) &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;böylesine kirli bir sicile sahiptir.&lt;a href="http://coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İftiracı ve linççi Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği (OYÇED)&lt;/a&gt; yöneticileri örgütlerinin yukarıda bir bir saydığımız bu kirli siciline bakmadan ne yapıyorlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir taraftan &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://coskunbuktel.com/linkburakcaneyyazilari.htm"&gt;Burak Caney   takma &lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://coskunbuktel.com/linkburakcaneyyazilari.htm"&gt;adı arkasına   gizlenmiş bir tiyatro ve insanlık&lt;/a&gt;&lt;a href="http://coskunbuktel.com/linkburakcaneyyazilari.htm"&gt; düşmanı  internet sapığı&lt;/a&gt;nın aylarca sürdürdüğü &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;ve tiyatro yazarı ve eleştirmeni Coşkun  Büktel ile tiyatrocu Hilmi Bulunmaz'ı hedef alan kirli yayın ve  faaliyetlerini &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;  tümüyle görmezlikten gelerek, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Türkiye tiyatrosunun biricik hakikatli fikir muhalefetini temsil eden oyun yazarı ve tiyatro eleştirmeni Coşkun Büktel ile tiyatrocu Hilmi Bulunmaz'ı hedef göstermek, "ötekileştirmek" amacıyla tertiplendiği aşikâr, &lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/03/temiz-tiyatro-kisvesi-altnda-bir-iftira.html"&gt;hileli ve şaibeli iftira ve linç kampanyası&lt;/a&gt;na çanak tutuyorlar; düşünen, sorgulayan, hesap soran tiyatro insanlarını hedef tahtasına yerleştiren &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/03/temiz-tiyatro-kisvesi-altnda-bir-iftira.html"&gt;hileli  ve şaibeli iftira ve linç kampanyası&lt;/a&gt;na&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; imza vererek iftirayı ve linci destekleyen sanki kendileri değillermiş gibi bugün ortaya çıkıp, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://tiyatroyun.blogspot.com/2010/03/bak-su-konusana.html"&gt;Hilmi Bulunmaz'ın deyişiyle "Ellerindeki linç imzasına bakmadan"&lt;/a&gt;, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Voltaire ve Sokrates gibi, düşüncelerini ve muhalif kimliklerini ölümleri pahasına savunmuş insanların adlarını kullanarak birdenbire "Atsineği sevici" kesiliyorlar.&lt;a href="http://coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;OYÇED'in iftira ve linç imzacısı yönetici ve üyelerine&lt;/a&gt; sormak gerekmez mi, "Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu" misali, "Bu ne iftira ve linç imzacılığı, bu ne atsineği seviciliği"?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Atsineği" sözcüğünün Oxford sözlük ve Wikipedia'daki tanımlarına bakıldığında, &lt;a href="http://coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm"&gt;iftiracı ve linççi bir tiyatro örgütü olan Oyun Yazarları ve  Çevirmenleri Derneği'nin (OYÇED)&lt;/a&gt; gerçekte, sadece ve sadece "sureti atsineği"nden görünmeye çalıştığı kolayca tespit edilecektir.&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="background-color: white; font-size: small;"&gt;&lt;u&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Atsineği" sözcüğünün Oxford Advanced Learner's Dictionary'deki&lt;/u&gt;&lt;u&gt; tanımı:&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;  &lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;atsineği&lt;/i&gt; / (genellikle yermek için kullanılır) başka insanları belirli bir şeyi yapsınlar diye kızdıran ve eleştiren kişi: &lt;i&gt;O, şehir meclisi toplantılarına katılan ve vergi ödeyenlerin paralarının boşa harcandığından şikâyet eden politik bir atsineğiydi.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Kaynak: Oxford Advanced  Learner's Dictionary, &lt;a href="http://www.oup.com/oald-bin/web_getald7index1a.pl"&gt;Gadfly&lt;/a&gt;)&lt;/span&gt;&lt;b style="background-color: white;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;u&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;"Atsineği" sözcüğünün Wikipedia'daki tanımı:&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;  &lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Social gadfly&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atsineği, ortaya alt üst edici ya da alışılmışın dışında sorular atarak &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Status_quo"&gt;statüko&lt;/a&gt;yu rahatsız eden ya da sadece tahrik eden insanlar için kullanılan bir terimdir.  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Atsineği” terimi (&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Ancient_Greek"&gt;Eski Yunanca&lt;/a&gt;: μυο̃ψ, myops)&lt;sup class="reference" id="cite_ref-0"&gt;&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Social_gadfly#cite_note-0"&gt;[1]&lt;/a&gt;&lt;/sup&gt; &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Plato"&gt;Platon&lt;/a&gt; tarafından, &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Socrates"&gt;Sokrates&lt;/a&gt;’in, yavaş ve alık bir ata benzettiği &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Ancient_Greece"&gt;Atina&lt;/a&gt; siyasi sahnesine yönelik rahatsız edici dürtüklemelerini tanımlamak için &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Apology_%28Plato%29"&gt;Sokrates’in Savunması&lt;/a&gt;&lt;sup class="reference" id="cite_ref-1"&gt;&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Social_gadfly#cite_note-1"&gt;[2]&lt;/a&gt;&lt;/sup&gt; adlı yapıtta kullanılmıştır. Ayrıca Kitab-ı Mukaddes’te atsineği terimine politik etkisi açısından atıfta bulunulur: Yeremya Kitabı (46:20, &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Darby_Bible" title="Darby Bible"&gt;Darby  Bible&lt;/a&gt;) “Mısır güzel bir düve; atsineği geliyor, kuzeyden geliyor” der. Bu terim pek çok politikacı ve sosyal yorumcuyu tanımlamak için kullanılmıştır.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Platon’un yazdıklarına göre, Sokrates ölüm kalım duruşmasındaki &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Apology_%28Plato%29"&gt;savunmasında&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Dissent"&gt;fikir muhalefeti&lt;/a&gt;ni, (bir atın ölçüleriyle karşılaştırıldığında) minnacık bir &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Horse-fly"&gt;atsineği&lt;/a&gt; gibi, vurup ezmenin çok kolay olduğuna ama bunun dürtüklediği susan bireylerden oluşmuş toplum için çok pahalıya mal olabileceğine işaret etmişti. &lt;i&gt;“Eğer benim gibi bir adamı öldürürseniz, kendinizi beni yaraladığınızdan daha çok yaralarsınız,”&lt;/i&gt; çünkü o bir atsineği rolü oynuyordu, &lt;i&gt;“insanları kaşındırmak ve öfkeye sevk etmek, hepsi hakikate hizmet için”&lt;/i&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Atsineği terimi, modern ve yerel siyasette, güce sahip, statüko içinde ya da popüler bir konumda olan insanlara karşı ısrarla ve sürekli mücadele veren kişileri tanımlar.&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;sup class="reference" id="cite_ref-slategadfly_2-0"&gt;&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Social_gadfly#cite_note-slategadfly-2"&gt;[3]&lt;/a&gt;&lt;/sup&gt; Örneğin, &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Morris_Kline" title="Morris Kline"&gt;Morris  Kline&lt;/a&gt;, “Atsineğinin pek çok uzmanın görmezden geldiği soruları ortaya atmak gibi bir işlevi vardır. &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Polemics"&gt;Polemik&lt;/a&gt; sağlığa yararlıdır." yazmıştır.&lt;sup class="reference" id="cite_ref-3"&gt;&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Social_gadfly#cite_note-3"&gt;[4]&lt;/a&gt;&lt;/sup&gt; Sözcük aynı zamanda şerefli bir iş ya da vatandaşlık görevi tanımı olarak da kabul edildiği için &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Pejorative"&gt;aşağılama&lt;/a&gt; amacıyla da kullanılabilir.&lt;sup class="reference" id="cite_ref-h2g2gadfly_4-0"&gt;&lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Social_gadfly#cite_note-h2g2gadfly-4"&gt;[5]&lt;/a&gt;&lt;/sup&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Kaynak: Wikipedia, The Free &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif; font-size: small;"&gt;Encyclopedia, &lt;a href="http://en.wikipedia.org/wiki/Social_gadfly"&gt;Social Gadfly&lt;/a&gt;)&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatro  Fanzini&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2000/12/hakkmda.html"&gt;Feridun     Çetinkaya&lt;/a&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;10 Mart 2010&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;sup class="reference" id="cite_ref-h2g2gadfly_4-0"&gt; &lt;/sup&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1142422602676182704-1597130235761464292?l=tiyatrofanzini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/1597130235761464292'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/1597130235761464292'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/03/turkiye-tiyatrosunun-biricik-hakikatli.html' title='Türkiye tiyatrosunun biricik hakikatli fikir muhalefetini hedef alan hileli ve şaibeli iftira ve linç kampanyasının faillerinden OYÇED, &quot;sureti atsineği&quot;nden görünmeye çalışıyor'/><author><name>Feridun Çetinkaya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/SieKqvf0ZwI/AAAAAAAAAHY/XBGZRtgcNbk/S220/feridun_c.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S5dpAKq00VI/AAAAAAAAAaw/o4NZjCbKn_E/s72-c/oyced.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1142422602676182704.post-2427307455351374814</id><published>2010-03-08T16:13:00.106+02:00</published><updated>2010-03-09T01:11:33.577+02:00</updated><title type='text'>Sözde “Temiz Tiyatro”cu ve “Temiz Tiyatro Yayıncısı” İsmail Can Törtop’tan yeni bir ahbap çavuş (Can Törtop-Nedim Saban) sansürü daha</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: Verdana,sans-serif; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S5UCJp-5yrI/AAAAAAAAAao/GNPORi7fDQM/s1600-h/ismail_can_tortop.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="200" src="http://3.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S5UCJp-5yrI/AAAAAAAAAao/GNPORi7fDQM/s200/ismail_can_tortop.jpg" width="136" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm"&gt;“Temiz Tiyatro”  / “Temiz Tiyatro Yayıncılığı” kisvesi altında tertiplenen iftira ve  linç kampanyasının düzenleyici ve imzacılarından İsmail Can Törtop&lt;/a&gt;, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;span class="haberdetay"&gt;&lt;b&gt;Tiyatro Dünyası&lt;/b&gt; sitesinde  yaptığı nitelikli(!) yayıncılık sebebiyle &lt;b&gt;VIII. Lions Tiyatro  Ödülleri&lt;/b&gt;'nde &lt;b&gt;Özel Ödül&lt;/b&gt;'e layık görülmüş (Kaynak: &lt;a href="http://www.tiyatrodunyasi.com/icerik.asp?icerikno=21"&gt;Tiyatro Dünyası&lt;/a&gt;)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Temiz Tiyatro” / “Temiz Tiyatro Yayıncılığı” kisvesi altında tertiplenen iftira ve linç kampanyası&lt;/a&gt;nın düzenleyici ve imzacılarından İsmail Can Törtop, Tiyatro Dünyası adlı internet sitesinde bizzat kendisinin onay vererek yayımladığı, Nedim Saban'a yönelik eleştiriler içeren, yanıt hakkı ve tekzip niteliğindeki bazı “okur yorumları”nı, bir süre sonra, hiçbir açıklama yapmadan, sessiz sedasız silerek sansürledi.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Nedim Saban, Tiyatro Dünyası internet sitesinde yayımlanan &lt;a href="http://www.tiyatrodunyasi.com/makaledetay.asp?makaleno=1385"&gt;Ölmemiş  Bir Sanatçının Cenazesinin Düşündürdükleri&lt;/a&gt; başlıklı yazısında, herhangi bir somut kanıt ya da belge göstermeksizin Tiyatro Oyuncuları Derneği (TODER) yöneticilerini görevlerini yapmamakla suçluyor, Kadıköy Belediye Başkanı’ndan lokal dilendiklerini iddia ediyor. Nedim Saban'ın yazısındaki ilgili bölüm şöyle:&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;blockquote style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span class="haberdetay"&gt;Ulvi Alacakaptan’ı günahım kadar sevmem. Adamın  politik olarak tutarlı olduğuna inanmıyorum ama  Allah için, imanlı  olduğuna inanıyorum. TODER başkanıyken, en azından zor durumdaki  oyuncular için geceler düzenlendiğinde, elinden geldiğince  bir şeyler  yapardı. Özel gecelere kendi cebinden  bilet  aldığına şahidim. Şimdiki   Tiyatro Oyuncuları derneği ne yapıyor acaba? En son duyduğumda Kadıköy  Belediye Başkanı’ndan lokal dileniyorlardı!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Nedim Saban, &lt;a href="http://www.tiyatrodunyasi.com/makaledetay.asp?makaleno=1385"&gt;Ölmemiş Bir Sanatçının Cenazesinin Düşündürdükleri&lt;/a&gt;, Tiyatro Dünyası, 1 Şubat 2010)&lt;/blockquote&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;TODER Başkanı Yalçın Özden başta olmak üzere, İhsan Ustaoğlu, Ali Yaylı gibi eski ve yeni bazı TODER yöneticileri, Saban’ın yazısının altındaki yorum bölümünde bu eleştiri ve suçlamalara karşı görüşlerini yazmış, Nedim Saban'ın TODER'e ve kendilerine yönelik iddialarını yalanlayarak bu yorum bölümünde bir anlamda yanıt haklarını kullanmışlardı. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm"&gt;Sözde “Temiz Tiyatrocu” / “Temiz Tiyatro Yayıncısı” İsmail Can Törtop&lt;/a&gt;'un önce yayımlanmaya uygun ve değer bulup yayımladığı, sonradan her ne hikmetse birdenbire fikir değiştirerek silme gereği duyduğu “okur yorumları” işte bunlardı: Nedim Saban’ın suçlamalarına hedef olan TODER Başkanı Yalçın Özden ile TODER yöneticilerinin Nedim Saban'a hitaben yazdıkları konuyla ilgili görüş ve eleştiriler.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Şu anda Tiyatro Dünyası internet sitesinde Nedim Saban’ın &lt;a href="http://www.tiyatrodunyasi.com/makaledetay.asp?makaleno=1385"&gt;Ölmemiş   Bir Sanatçının Cenazesinin Düşündürdükleri&lt;/a&gt; başlıklı yazısı, dolayısıyla Saban’ın TODER’e yönelik kanıtsız ispatsız eleştiri ve suçlamaları hâlâ olduğu gibi duruyor. Törtop'un sansürünün ardından, TODER Başkanı Yalçın Özden ile TODER yöneticilerinin bu suçlamalara karşı verdikleri yanıtların yerinde ise yeller esiyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;İsmail Can Törtop, bu yeni ahbap çavuş (Can Törtop-Nedim Saban) sansür operasyonuyla, Tiyatro Dünyası internet sitesinin ilkeli bir tiyatro yayıncılığı yapmak gibi bir amacı ve niyeti olmadığını, esas olarak Nedim Saban güdümlü bir yayın organı olduğunu "bir kez daha" gösterdi.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Can Törtop, daha önce de, Nedim Saban’ın “Alacakaranlık Kuşağı Nasıl Bitti?” başlıklı yazısını (Saban daha sonra bu yazısının başlığın değiştirip &lt;a href="http://www.tiyatrodunyasi.com/makaledetay.asp?makaleno=1172"&gt;Alacakaranlık Kuşağı ve Özerk Tiyatro &lt;/a&gt;yapmıştı) duyuran anonsun altındaki yorum bölümüne kendisinin onay vererek eklediği ve yine Nedim Saban’a yönelik eleştiriler içeren okur yorumlarını da benzer şekilde, okurlara hiçbir açıklama yapmadan sessiz sedasız silip yok etmeye çalışmıştı. Törtop’un Nedim Saban’ın ricası ve telkiniyle uyguladığı ortaya çıkan bu ilk ahbap çavuş sansürü hakkında o günlerde sıcağı sıcağına günlüğüme kaydettiğim notlarımla, İsmail Can Törtop ve Nedim Saban’la yaptığım yazışmaları, &lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/03/sozde-temiz-tiyatro-yaynclg-kampanyas.html"&gt;Sözde  "Temiz Tiyatro Yayıncılığı" kampanyası tertipçilerinden Can Törtop’un  Nedim Saban’ın ricası üzerine sildiği bazı okur yorumları üzerine&lt;/a&gt; başlıklı sayfada okuyabilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;h3 class="post-title entry-title" style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;/h3&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Nedim Saban tarafından açıkça suçlanan Tiyatro Oyuncuları Derneği (TODER) yöneticileri Başkan Yalçın Özden ile İhsan Ustaoğlu ve Ali Yaylı'nın konuyla ilgili yorumlarını, görüşlerini önce yayımlayıp sonra neden sildiğini sorduğumuz Tiyatro Dünyası sitesi editörü İsmail Can Törtop, bu sansür uygulamasına gerekçe olarak söz konusu yorumların "düzeysizleşmesini" gösterdi.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Oysa TODER Başkanı Yalçın Özden ve İhsan Ustaoğlu, Ali Yaylı'ya ait  söz konusu yorumları önce uygun bulup onay vererek yayımlayan da Tiyatro Dünyası sitesi editörü kimliğiyle bizzat İsmail Can Törtop'un ta kendisiydi. Törtop bu yorumlara onay verip yayımlarken bu yorumları "düzeysiz" bulmamış ama ne hikmetse sonradan, "bir gece ansızın" fikir değiştirerek, bizzat kendisinin onay verip yayımladığı bu yorumları "düzeysiz" oldukları gerekçesiyle silme gereği duymuştu. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;İsmail Can Törtop'un ileri sürdüğü bu sansür gerekçesi tabii ki hiç de inandırıcı, hiç de anlaşılabilir değil.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Nedim Saban, Tiyatro Oyuncuları Derneği (TODER) yöneticilerini hiçbir kanıt ya da belge göstermeden ağır bir dille suçluyor. İsmail Can Törtop, Nedim Saban'ın Tiyatro Oyuncuları Derneği (TODER) yöneticilerini hedef alan, TODER yöneticilerinin bir belediye başkanından lokal "dilendiğini" iddia ettiği kanıtsız ispatsız suçlamasını "düzeysiz" bulmuyor, bunu sitesinde yayımlıyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Sıra Nedim Saban tarafından haklarında kanıtsız ispatsız suçlamalar yapılan Tiyatro Oyuncuları Derneği (TODER) yöneticilerinin konuyla ilgili yanıtlarına, yorumlarına geldiğinde ve Nedim Saban'a yönelik eleştirilerin dozu artmaya&amp;nbsp; başlayınca, İsmail Can Törtop derhal bundan rahatsızlık duyuyor. Nedim Saban'ın gönüllü avukatlığına soyunan Törtop bizzat kendisinin onay verip yayımlamakta sakınca görmediği söz konusu yorumların birdenbire "düzeysiz" olduğuna kanaat getiriyor ve sansüre başvurarak TODER yöneticilerinin tekzip ve cevap hakkı niteliğindeki yorumlarını siliyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;İsmail Can Törtop'un gerçekte "düzeysiz" yorumlardan rahatsız olmadığı açık. Törtop "düzeysiz" yorumlardan rahatsız falan değil, Törtop, nedense Nedim Saban hakkındaki eleştiri içerikli yorumlardan rahatsızlık duyuyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Tiyatro Eleştirmeni Melih Anık'ın Tiyatro Dünyası internet sitesinde yayımlanan &lt;a href="http://www.tiyatrodunyasi.com/makaledetay.asp?makaleno=924"&gt;Testosteron: Soytarılar Panayırı&lt;/a&gt; yazısının altında Tiyatro Dünyası editörü Can Törtop olarak bizzat kendisinin onay vererek yayımladığı ve hâlâ Tiyatro Dünyası arşivinde olduğu gibi duran, doğrudan Melih Anık'ın kişiliğini hedef alan hakaretamiz ve "düzeysiz" onlarca sözde yorumdan herhangi bir rahatsızlık duymuyor Can Törtop.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Feridun Çetinkaya'nın &lt;a href="http://www.tiyatrodunyasi.com/makaledetay.asp?makaleno=957"&gt;Şehir Tiyatroları bir ailedir edebiyatı&lt;/a&gt; başlık yazısının altına ünlü tiyatrocu Sezai Aydın'ın oğlu Arda Aydın tarafından eklenen ve Tiyatro Dünyası editörü Can Törtop'un bizzat kendisinin onay vererek  yayımladığı, &lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="s_yazi10ince"&gt;"saygısız feridun, senin kim olduğunu  ve ne iş yaptığını bilmiyorum ama, beni gece vakti şuraya, şu yazıyı  yazacak kadar öfkelendirdiğin için seni sadece tiyatro sanatından  nemalanmaya çalışan bir asalak olarak adlandırmayı tercih ediyorum." &lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;span class="s_yazi10ince"&gt;biçimindeki&lt;/span&gt; ifadenin "düzeysizliğinden" de herhangi bir rahatsızlık duymuyor Can Törtop. (Kendisiyle bu "yorum"un yayımladığı dönemde konuştuğum Can Törtop, bu ifadenin hakaret içerdiğini kabul etmişti. Ancak Törtop, bu ifadenin yayıncı olarak kendisini bağlamayacağını, söz konusu hakaret içerikli "yorum"un sorumluğunun bu yorumu yazan Arda Aydın'a ait olduğunu ifade etmişti.) &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Aynı Can Törtop'un bugün Nedim Saban'a yönelik eleştiriler söz konusu olduğunda "düzeysiz" yorumlar bahanesine sığınmasının ne kadar inandırıcılıktan uzak olduğu açık değil mi?&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Tiyatro Dünyası editörü Can Törtop, Nedim Saban'a yönelik eleştiriler söz konusu olunca "düzeysiz"liği gerekçe göstererek bu yorumları silip sansürlüyor. Yani Nedim Saban'ı koruma ve kollama misyonuna soyunuyor. Nedim Saban hakkında eleştiriler içeren birtakım yorumlar söz konusu olunca, TODER Başkanı Yalçın Özden ile diğer TODER yöneticilerini açık adları ve imzalarıyla yazdıkları yorumlar için bunlar yazarlarını bağlar deyip geçmiyor Can Törtop. Açıkça ikiyüzlülük yapıyor, çifte standart uyguluyor. Bir omurgasız ve kirli tiyatro yayıncılığı rezaletine daha imza atıyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;İşte &lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm"&gt;“Temiz Tiyatro”  / “Temiz Tiyatro Yayıncılığı” kisvesi altında tertiplenen iftira ve  linç kampanyası&lt;/a&gt;nın elebaşlarından İsmail Can Törtop'un gerçekte nasıl bir "Kirli Tiyatro Yayıncısı" olduğunun yeni bir kanıtı, yeni bir belgesi.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: Verdana,sans-serif; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Nedim Saban’ın söz konusu yazısının tümünü ve sözde &lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm"&gt;“Temiz Tiyatro” / “Temiz Tiyatro Yayıncılığı” adlı iftira ve linç kampanyası&lt;/a&gt;nın çağırıcı ve imzacılarından İsmail Can Törtop tarafından önce uygun bulunup söz konusu Nedim Saban yazısının altına eklenerek yayımlanan, sonra birdenbire ne hikmetse hiçbir açıklama yapılmadan silinip sansürlenen okur yorumlarını Tiyatro Fanzini ziyaretçilerinin dikkatine sunuyorum. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: center;"&gt;***&lt;/div&gt;&lt;blockquote style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;&lt;br /&gt;Ölmemiş Bir Sanatçının Cenazesinin  Düşündürdükleri&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: left;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S5T-ACq-7MI/AAAAAAAAAag/UJq37ez0mt8/s1600-h/nedim_saban.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://1.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S5T-ACq-7MI/AAAAAAAAAag/UJq37ez0mt8/s320/nedim_saban.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;&lt;br /&gt;Nedim  Saban&lt;br /&gt;1 Şubat 2010&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;30  Ocak Cumartesi sabahı Teşvikiye Camii’de tek başımaydım. Hüngür hüngür  ağlıyordum.Caminin imamının yanına yaklaştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Hatun kişinin  hakkını helal ediyorum dedim.Bana çok tuhaf bakışlarla baktı. Sabah  sabah burada ne işin var demek ister gibiydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-“Beni tanımadınız  mı?Hani Bayram sabahı, siz sabah namazından çıkmıştınız, ben de  mahallenin çocuklarına çikolata dağıtıyordum. Bayramlaşmıştık”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-  Aman efendim, sizi herkes tanır. Sevilen bir sanatçısınız, ailecek  izliyoruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Zaten ben Teşvikiye’ye , aksatmadan yılda 8 ila 10  defa gelirim Teşvikiye. Son olarak Cüneyt Gökçer’i uğurladık buradan.  Şimdi de Ayten Erman’a geldim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- Anladım Nedim Bey. Ama şu anda  bir yanlışlık olmasın. Saat sabahın körü. Gördüğünüz gibi avluda da  cenaze filan yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Avluya gözümü diktiğimde, bir iki güvercinin  uçuşması, bir iki kedinin dolaşması ve soğuğun ruhumu sarmalaması,  soğuğun beni acıtması dışında bir şey yoktu gerçekten. Öğle namazında  Ömer Uluç Bebek Camii’den kalkacaktı, geçen gün Nedim Doğan adlı  tiyatrocu ağabeyimizi Bakırköy’den uğurlamıştık. Ama ben Zaman  Gazetesi’nde 30 Ocak sabahı okuduğum “Tiyatro patronlarına helallik  vermeden öleceğim” başlıklı çarpıcı yazıdan sonra, Ayten ablanın da  öldüğünden çok emindim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;100 kişilik bir ekiple Anadolu yollarını  aşındırdığımız Zeki Müren Müzikali’nde, bir gün bile en ufak bir kapris  yapmadan, sahnede en ufak bir disiplinsizliğe izin vermeden, tüm  turnelerde otobüsteki en ön koltuğa tam zamanında oturarak genç  meslektaşlarına örnek olan neşeli, dürüst Ayten Erman’ın hakkını helal  etmeye gelmiştim Teşvikiye’ye. 59 yılın tiyatro emekçisi son olarak  Cennet Mahallesi’nin Kısmet Ana’sı olmuş. Daha eski televizyon  izleyicileri onu Cadaloz Mefaret olarak tanıyorlarmış. Cadaloz Mefaret,  cenazesinde tabutunun içinden fırlayıp, onu zamanında sigortalamaysan,  ya da sigorta primlerini yatırmayan, yevmiyelerinin üzerine yatan  tiyatro patronlarını pataklamak istiyormuş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ah keşke Azrail  cenazelerde ölülere son bir söz hakkı verebilse!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Geçen gün  emektar tiyatro sanatçısı Nedim Doğan’ın cenazesindeydim mesela.  Rahmetlinin en büyük isteği bir bulmacada resminin çıkmasıymış. Sağolsun  Levent Kırca, ona sürpriz yaparak, bunu sağlamış. Peki, kanserle  boğuştuktan ve kanseri yendiğini sandıktan sonra, tiyatro  organizasyonlarında birlikte çalıştığımız Nedim Doğan’ın, ruhundaki  karanlık bulmacaları kim çözer? Örneğin Avcılar’da örnek bir belediye  tiyatrosu kurmuşken, elinden kayıp giden bir tiyatroyu görmek onun gibi  bir tiyatro aşığını tam anlamıyla hasta etmişti! O dönem haklı  gerekçeleri de olsa, Avcılar’da yaşayan bir sanatçıya bu kadar büyük bir  saygısızlık yapan bir belediyenin Bakırköy’den kalkan bir cenazeye en  azından bir çiçek göndermesi gerekirdi diye düşünüyorum.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Gelelim  Ayten Erman’ın eski tiyatrolarının patronlarına helallik vermeme  meselesine! Sağolsun beraber çalıştığı tiyatrolar arasından bizim  tiyatromuz olan Tiyatrokare’yi ve Tuncay Özinel Tiyatrosu’nu ayırmış,  diğer tiyatrolardan haklarını alamadığı için veryansın etmiş. Dormen  Tiyatrosu’nun ne güçlüklerle kapandığını bildiğim için, bu yargının  dışında tutulması gerektiğine inanıyorum. Ancak, sevgili Ayten Erman  ablamızın 75 yaşında, ödenmemiş 30 milyar emeklilik primi nedeniyle  halen emekli olamasının bir sanatçıyı yaşarken öldürdüğünü düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu  nedenle, sözkonusu miktarın toplanmasına öncülük etmeye ve kendi  bütçemden katkı sağlamaya hemen hazırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Cenazelerde, gözümü  tabutlardan alamam. Egoları şişik de olsa, dünyalıkları büyük de olsa,  cüsseleri kocaman da olsa, tabut boylarının fazla değişmediğini görürüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayten  Abla, şişman, tonton, cüsseli biri! Yürüme güçlüğü çekiyor yıllardır.  Zeki Müren Müzikali’nin Bodrum’daki ihtişamlı galasında, sahne  arkasında, karanlıkta düştü. Ben panikledim tabi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Abla, oyunu  keseyim mi? “ dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatrocuların, “the show must go on” sözüne  hiç inanmam çünkü. Moliere sahnede ölmüş, Türkiye’ye gelseydi, bence  kırk yıl evel geberirdi. Biz tiyatrocularımızı sahnede değil, gazete  röportajlarında kırk kez öldürüyor, gömüyoruz vefasızlığımızla.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayten  Abla, oyunu gala gecesi ortada kesme teklifime çok şaşırdı,&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Ne  diyorsun evladım, galada 3000 kişi var” dedi, toparlanarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;“Abla,  onlar yapımcı olarak benim düşmemi bekliyorlar, senin düşmeni değil”  dedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ayten Erman, acılar içinde oyuna devam etti ve bitirdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün,  Zaman Gazetesi’ndeki söyleşiyi okuduktan sonra, ben aynı acıyı duydum.  Onu bayramlarda arardım, sonra I Phone’a geçince, numaralarım silindi,  sanki bahaneymiş gibi, arayamadım. Kardeşi Ayşen Gruda’yı gördüğümde  hatırını sormuştum, o da aksi kadın, anladığım kadarıyla ablasının  onurunu zedelemek istememiş. Kimse Yok Mu Derneği’ne, eski bir dostumu  bana tekrar hatırlattığı için teşekkürü borç biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Eski  oyuncularımıza vefa gösteren Okan Bayülgen’imiz, Cem Yılmaz’ımız var.  Bir de kafalarını çeviren, ciplerinin camlarını buzlatan, telefona  çıkmayan hayvancıklarımız var.Amerikalı yazar ,A.R. Gurney’nin ”Yemek  Odası” diye bir oyunu vardır. Prova edilmesi çok kolay, kısa sahnelerden  oluşur. Gelin; halen insan kalanlarla bu sahneleri toparlayalım, şu  eski oyuncularımız için jübileler yapıldığında bu oyunu farklı farklı  kadrolarla sahneye koyarız, her defasında İbrahim Tatlıses’in, Sezen  Aksu’nun kapısına gitmekten kurtuluruz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ulvi Alacakaptan’ı  günahım kadar sevmem. Adamın politik olarak tutarlı olduğuna inanmıyorum  ama Allah için, imanlı olduğuna inanıyorum. TODER başkanıyken, en  azından zor durumdaki oyuncular için geceler düzenlendiğinde, elinden  geldiğince bir şeyler yapardı. Özel gecelere kendi cebinden bilet  aldığına şahidim. Şimdiki Tiyatro Oyuncuları derneği ne yapıyor acaba?  En son duyduğumda Kadıköy Belediye Başkanı’ndan lokal dileniyorlardı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Zaman  Gazetesi’ndeki bu yazı beni sadece Ayten Erman’ın değil, pek çok  sanatçının cenazesine götürdü erkenden. Onlara ölmeden sahip çıkalım  beyler! Tiyatro Oyuncuları derneği diye bir derneğimiz varsa, bu  dernekten bunu istemek hakkımızdır. Yıllarca sendikalaşmaktan, politize  olmaktan, direnmekten korktuk. Belki bugün gazetede Ayten Erman  söyleşisi okuyacağımız yerde, TEKEL işçilerinin onurlu direnişi gibi,  kültür baronlarına karşı tiyatro, sinema, televizyon sanatçılarının  direnişini okuyor olacaktık!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tartışılması gereken tek konu,  sanatçılarımızın kiralarını ödeyememeleri, sigorta primlerini  ödeyememeleri, ilaç alacak durumda olamamaları, işsizlikten intiharın  eşiğinde olmaları da değil bence. Bazıları setlerde köle durumunda,  şerefleri ayaklar altında…. Ayten Erman en azından özgürce konuşabilmiş!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ya  zincirlerine rağmen medyatik olduğunu sananlar?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Nedim  Saban&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="mailto:nedimsaban@superonline.com"&gt;&lt;span style="color: #3333ff;"&gt;nedimsaban@superonline.com&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;01.02.2010&lt;/blockquote&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="background-color: red; font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="background-color: yellow;"&gt;(Tiyatro Dünyası internet  sitesi editörü İsmail  Can Törtop tarafından yaklaşık 20 gün yayımlandıktan sonra, Nedim Saban'a  yönelik eleştirilerin artmaya başlaması üzerine, yazının altındaki yorumlarla birlikte silinen Nedim Saban güncellemesi)&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt; &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="color: red; font-size: 180%;"&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;blockquote style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;i style="background-color: white;"&gt;&lt;b&gt;Güncelleme..&lt;/b&gt;&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i style="background-color: white;"&gt;Aşağıdaki  bölüm Nedim Saban tarfından 02.02.2010 tarihinde eklenmiştir.&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;i style="background-color: white;"&gt;"tiyatro  oyuncuları başta olmak üzere,ilgili tüm kamuoyuna; nedim saban yalan  söylüyor...toder hiç bir zaman kadıköy belediyesinden lokal talebinde  bulunmamıştır...kaldı ki böyle bir talepte bulunsaydı kim ne diye karşı  çıkabilirdi...acaba bu yalanı kadıköy belediyesine açmış olduğu kavgaya  alet olmayan toder e olan hıncından mı söylemektedir?...ve derneğinden  taleplerde bulunma hakkından, örgütlenmekten söz eden nedim saban'ı, son  zamanlarda devrimciliğe (!) iten sebebi çok merak ettiğimizi  söylemeliyim...ey nedim saban sen ne zamandan beri örgüte, örgütlülüğe,  mücadeleye başladın da bizim haberimiz oldu? devrimciliği sen ne  zannediyorsun? kafana tuğla mı düştü ya da tanrısal bir uyarı mı oldu da  sen ateşli ateşli bu söylemlere giriştin...ben senin gibilerin bu  girişimlerinin ardında başka şeyler ararım...bunu da umuma açık sanal  dedikodu ortamlarında değil yüzyüze yaparım...o kastetiğin toder  yönetiminden beni ve yönetimimi kastediyorsan uyarayım ben sataştığın  diğer arkadaşlara benzemem...başta sen ve güvendiğin herkes bilsin..."&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;Sabahın  üçbuçuğunda posta kutuma düşen bu posta iletisini mahallenin kasabından  aldığımı sanmayın sakın!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;Bu kişi, binbeşyüze yakın üyesi olan  Tiyatro Oyuncuları Derneği Başkanı'dır. Başkan, Televizyon Gazetesi'ne  ve Tiyatro Dünyası'na yazdığım yazıda derneğinin işlevsiz kalmasıyla  ilgili iki cümleye kızmış. İki gündür facebookta, sanal ortamda devamlı  saldırı mailleri atıyorlar.Hem de, onursal başkanları Ulvi  Alacakaptan'ın taktiğini uygulayarak, buldukları tüm mail adreslerine,  özel polemikleri gönderiyorlar. Ben bu kişinin gönderdiği mailleri  spam'e almıştım çünkü oyuncu meseleleri ile ilgileneceği yerde Sinop'un  Eyfel Kulesi, Paris'in Özgürlük Anıtı, New York'un Volga Nehri gibi  şeyler gönderiyordu ama işe bakın ki, telefonuma düşmüş. Farkındaysanız,  yukarıda da, temsilcisi olduğu derneğin yükümlülükleriyle ilgili tek  bir cümle yok! Kime ne, senin lokalinden? Kime ne benim eylemimden? Kime  ne senin beni çok fena yapacağından?Siz sanal takılırken, bu memleket  daha Cumartesi günü İclal Aydın'ın yazısını okudu, birkaç gün önce Aşkım  Aşkım dizisinin eylemini gördü, birkaç ay önce işsizlikten intihar eden  Yaman'ımız başka bir memleketin çocuğu muydu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;Ayten Erman ile  ilgili yazdığım koskoca yazıda sadece TODER bölümünü mü gördünüz,  ayıptır yahu!O yazıda çözüm önerileri var, açın tekrar  televizyongazetesini okuyun, 72 saat içinde, önce 6 aydır başkanı  olduğunuz Tiyatro Oyuncuları Derneği'nde, Tiyatro Oyuncuları için neler  yaptığınızı bir anlatın, derneğinize üyelerin kim olduğunu bir  açıklayın, bir de çözüm önerilerime cevap verin.Sizinle oturup uzlaşmaya  yokum ama tartışmaya varım.Sanal ortamdan çıkın, çözüm önerileri  getirin!Kendisini hiç sevmediğim halde, şu tavrınızla eski başkanınız  Ulvi Alacakaptan'ı mumla aratıyorsunuz çünkü.&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: center;"&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="background-color: yellow; font-size: small;"&gt;(Tiyatro Dünyası internet  sitesi editörü İsmail  Can Törtop tarafından onay verilip bir süre yayımlandıktan sonra, Nedim  Saban'a  yönelik eleştirilerin dozunun artmaya başlaması üzerine, okurlara hiçbir  açıklama  yapılmadan birdenbire silinip sansürlenenen yorumlar)&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;blockquote style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;b style="background-color: white; font-weight: normal;"&gt;&lt;span style="font-size: 130%;"&gt;Yorumlar &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="background-color: white; font-size: 130%;"&gt;İhsan Ustaoğlu&lt;br /&gt;2 Şubat 2010&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;Son  dönemlerde tiyatro sanatçılarının sözcülüğüne soyunan SAYIN Nedim  SABAN, komik açıklamalar yapıyor... Tiyatro Oyuncuları Derneği (TODER)  Yönetim Kurulu eski Üyesi olarak diyorum ki,&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white; color: red;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;derneğin yerini bile  bilmez...&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt; Kendi çevrelerindeki sanatçılar dışında düşkün sanatçıları  kabullenmiyor herhalde ya da bilmiyor... Böyle durumlarda &lt;/span&gt;&lt;i style="background-color: white;"&gt;"TODER ne  yapıyor?"&lt;/i&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt; demek, son derece komik. Örgütlenmeyi daha yeni kavrayan  bu meslektaşımız&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;, dernek, meslek örgütü, sendika, biroy ne yapar&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white; color: red;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;sınırları  nelerdir bildiğini sanmıyorum. TODER eski Başkanı Ali Yaylı, 3  meslektaşımızı huzurevine kendi yerleştirdi... Belediye başkanlarıyla  görüşerek... Rahmetli Erdinç Bora bunlardan biriydi...&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;  Erdinç Bora'yı tanımaz tabii... TODER'in bir takip komitesi mi var?&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white; color: red;"&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;i style="background-color: white;"&gt;"Hangi  oyuncu düşkün durumda, kim nerede ne yapar?"&lt;/i&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;ı &lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;takip edecek&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white; color: red;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;Aymazlığın bu  kadarına pes doğrusu... Kendi çevreleri dışındaki oyuncuları tiyatrocu  saymayan ve &lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;binlerce  çakma derneğe oyuncu alındı&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;  diyen sayın Saban, şunu bilsin ki TODER Yönetimi&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white; color: red;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;emekçiler&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;den oluşur ve o&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt; bu dünyayı bilmez. &lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;Sizler daha önce saymadığınız ve ötekileştirdiğiniz topluluk ve  oyuncuları bilmezken, biz onlarla&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white; color: red;"&gt;&lt;b&gt;  &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;yıllar önce çalışmalar yapmıştık&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;.  Tabii ki&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt; dernek üyeliğine kabul  edeceğiz... Tiyatro sanatçılığına ipotek koyan&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white; color: red;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;bu anlayış&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;, önce  kendini sorgulayacak... Bize hocalarımız, oyuncu önce düzgün konuşacak  derdi... Fazla uzatmak istemiyorum&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white; color: red;"&gt;&lt;b&gt;  &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;öfkeliyim&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;  sözü edilen 3o milyarı bulma konusunda kendisine&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white; color: red;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;önerim şudur:&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white; color: red;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;Tatlıcı Tombak  Tiyatrosu&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;nun  onlarca dükk&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;nından  oluşan gelirlerinden birer milyar akıtsa, bu para sağlanır... Ayrıca  malum, bakanlık &lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;yardımının  kimlere en fazla verildiği&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="background-color: white; color: black;"&gt;&lt;b&gt;***&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="background-color: white; font-size: 130%;"&gt;Zeynep&lt;br /&gt;2 Şubat 2010&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;Çok güzel  yazmışsınız ama herzaman sizin gibi sanatcilar bunu dile getirecek  kaymagini digerleri yiyecek...... onun icin sadece sizin yazdiklarinizi  okuyup bir tiyatroya gidemeyecek kadar iki yuzlu bir seyirci  olacagim...cunku icmizde var hiyekarlik ... .ama siz yazin mutlaka  birileri sizin arkanizda gelecek kadar tiyatro sevdasi olur......  saygiyla sizi selamliyorum........&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;&lt;b&gt;***&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: large;"&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;Ali Yaylı&lt;br /&gt;2 Şubat 2010&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;Nedim  Saban'a;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;Sines-Sen sayfasına ve yukarıdaki yazına; yalan, iftira,  suçlama, çarpıtma ve bilgisizce yapılan karalamalarına cevabımdır...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="background-color: white;"&gt;1-&lt;/b&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;  Yukarıdaki yazıyı, sabahın üç buçuğu&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt; değil, akşam yirmi iki sularında  gönderdim.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="background-color: white;"&gt;2-&lt;/b&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt; Derneğin işlevsizliği konusunda  hak vermekle beraber, sebebinin ben ve yönetim kurulu olmadığını  bildiğini biliyorum... Neden işlevsiz? Eğer bir ülkede tiyatro&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white; color: red;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;en azından  sanat yasası yoksa, iş kolu ile ilgili yasa yetersizse, var olan telif  yasası işletilmiyor, sanatçının mahkeme kapılarında sürünmesi  sağlanıyorsa ve buna karşı yapacağın her eylemin sonuca ulaşması  beklenemez... Ya da yapılacak kısmî düzenlemeler ancak &lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;aspirin tedavi&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt; olur, o  kadar... Yani dilencileştirilen topluma tiyatrocuları ya da tüm  sanatçıları da katmak istemeleri sonucudur... Dolayısıyla burada tek tek  zora düşen oyuncu arkadaşlar nedeniyle panik halde çare aramalar, işte  bu amaca hizmet eder... Eee bu durumda başta sen olmak üzere, üyelerin  destek vermediği, (ayrıca senin TODER'i ciddiye bile almadığını her  platformda söylediğini biliyorum) proje üretmediği, üretse de hayata  geçmesinin kotarılamadığı, gerek sosyal&lt;/span&gt; gerek özlük&lt;span style="background-color: white;"&gt; gerek&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white; color: red;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;telif hakları konusunda derneğin  yetkisinin de yaptırımının da (yasal olarak) olmaması sebebiyle işlevsiz  kalmaktadır... Kaldı ki adı üstünde yönetim kurulu yönetmek üzere  göreve gelir... Ama yönetecek üye yoksa ne yapabilir...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="background-color: white;"&gt;3-&lt;/b&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;  Bilgisiz olduğunu, söylediğin bir başka yalanla ispatlayayım, TODER'in  üye sayısı 984'tür, 1500 değildir... Hatta ölenlerin numaralarını (anısı  kalsın diye) silmediğimiz için onlar da dahildir... Yani yaşayan  üyelerimizin sayısı 900 civarındadır...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="background-color: white;"&gt;4-&lt;/b&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;  Bilgisizliğin ötesinde ilgisiz olduğunu da şurdan anlıyoruz, ben  yaklaşık bir aydır başkanlığı demokratik bir şekilde sayın Yalçın  Özden'e devrettim, bunu da derneğin internetteki sayfasından ilan  ettik... Demek ki derneğin sayfasına da zahmet edip bakmamışsın bile...  Eğer bu sayfadan haberdar değilsen bu daha da vahimdir...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="background-color: white;"&gt;5-&lt;/b&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;  iftiralarından biri, sanal ortamda saldırdığımdır...bu külliyen  yalandır...bu cevabi yazım sinesen’in sayfasına yazdığım yazıdan sonraki  ikinci yazımdır...bir daha da yazmayıp yüzyüze, bir platform oluşturup  orada tartışmayı ( senin önerine icabet ederek) beklediğimi  belirteyim...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="background-color: white;"&gt;6-&lt;/b&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt; lokal meselesine gelince  yukarda da olan sinesen’in sayfasında, kadıköy belediyesinden lokal  dilendiğimi yazmışsın..a bilgisiz a mütecaviz a muhteris nedim doğan  bunu nerden uydurdun? ıspatlamazsan müfterisin...ilan ediyorum...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="background-color: white;"&gt;7-&lt;/b&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;  derneğe üyelerinin kim olduğunu soruyorsun, başka yazışmalarda da  benzer şeyler sormuşsun yani derneğe sahte üye mi kaydediyoruz? bunu da  ıspatlamak zorundasın...ıspatlayamazsan müfterisin...kaldı ki istifa  ettiğini söylediğin dermeğin üyelerini sorgulamak sana mı düşer, velev  ki düştü,burada bir yönetim kurulu var onların oluruyla üyeliğe kabul  ediliyorlar, yasa var tüzük var eğer kaygın kuşkun ya da delilin varsa  gelir dernekteki defterlere bakarsın incelersin, olmadı çağırırsın  derneği olağandışı kongreye sorarsın...hesaplaşma yeri kongredir,ibra  etmezsin ilgili mahkemeye dava açarsın...a örgüt engelli a yasa özürlü a  bilgi yoksunu a ilgi sakatı nedim saban...kaldı ki seni üye yapan  yönetim eski kurulundaki arkadaşlar seni üyeliğe kabul ederlerken eksik  mi davrandılar...ha aklıma gelmişken sorayım sen tiyatro patronusun, her  hangi bir tiyatroda salt oyuncu olarak çalıştın mı? eğer kendini yalnız  patron değil aynı zamanda oyuncu olduğunu iddia ediyor ve toder den  hesap sormak istiyorsan bu yaklaşık yaşayan 900 civarındaki üyenin yüzde  onunun imzasını topla olağandışı genel kurula götür...tekrarlıyorum 90  üyenin imzasını...hatta sana kolaylık olsun diye 90 değil 50 üye imzası  topla yönetim kurulunu ikna etmek benden...hatta 50 değil 30 üye  imzasına ben razıyım...yemin ederim ki derhal olağandışı kongre için  çabalayacağım, yönetim kurulu ve denetim kurulunu ikna edeceğim...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="background-color: white;"&gt;8-&lt;/b&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;  gelelim sevgili ayten erman’ın yardıma muhtaç olup tiyatro patronlarına  olan tavrına...adı üstünde tiyatro patronları...sizin bir derneğiniz  yok mu da hemen her birinin durumu ayten abla ayarında olan, yoksulluk  ve yukarıda bahsettiğim sosyal,özlük hakkından mahrum telif hakları  gaspedilen toder üyelerinden ya da başkanı,yönetim kurulunu aklın sıra  görevlerini yapmaya çağırıyorsun (sanki böyle bir görevleri varmış  gibi)... sen kim oluyorsun da böyle bir çağrı yapıyorsun? hadi yaptın bu  çağrıyı bunca yalan, iftira neden?bu tavrın dilenci toplumu yaratmaya  çalışanlara hizmettir...temelde yasal olarak çözülmeyen sanatçının  sorunları bu aspirin tedaviyle çözülmez tam aksine sanatçıyı dilenci  konumuna düşürür, böyle olunca da senin gibilere malzeme olur...BU SON  SANAL YAZIMDIR SANA, EĞER TİYATRO İNSANLARI BİR PLATFORM OLUŞTURURLARSA  TARTIŞMAYI DAHA DA DETAYLI AYDINLATMAYI, BİLGİLENDİRMEYİ, ŞOV YERİNE İŞ  ÜRETMEYİ TERCİH ETTİĞİMİ BELİRTİR...AKSİ HER TUTUM SEVİYESİZLİĞE HİZMET  EDER Kİ BEN BUNDA YOKUM...son uyarı bir daha bu gibi iftira ,yalan ve  benzeri yazı sohbeti sürdürürsen yasal her türlü hakkımızı gerek  kurumsal gerel kişisel olarak arayacağımızı ilan ediyorum...not: bu  seviyesi kuşkulu yazışma için kendi adıma tüm tiyatro insanlarından ve  okuyanlardan özür dilerim...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="background-color: white;"&gt;Ali Yaylı &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="background-color: white;"&gt;Tiyatro  oyuncusu&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="background-color: white; color: black;"&gt;&lt;b&gt;***&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="background-color: white; font-size: 130%;"&gt;Yalçın Özden&lt;br /&gt;9 Şubat 2010 &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;Tiyatro  patronu ve iş adamı Nedim Saban... Nereden beslenerek bu tatsız  yazıları yazdığını çok iyi kestiriyorum... Keşke bu büyük ailenin  sorunlarını derneğimize gelip konuşsaydın. Hep birlikte neler  yapacağımızı tartışırdık. Ama sizin patronlar derneğiniz bir lobi  oluşturmuş ki ne yaman çelişki... Ne içerlerine bir başkasını alırlar ne  de birbirlerinden vaz geçebilirler. Siz kendinizden başkasını  sevemezsiniz... Boşuna kimseyi kandırmayın. Devletten aldıklarınızdan  zor durumda kalan oyuncu arkadaşlarımıza yardım edebilirsiniz pekala...  Oyuncuların durumu malum aidatlarını bile ödeyemiyorlar çoğu zaman...  Ülkemizde devletten beslenen özel tiyatrolar dışında benim gibi hiç  yardım alamayan ve bu ülkenin insanlarını, BU ÜLKE İNSANINA oynayan  tiyatrolar ne yapacak... Siz sıcak yataklarınızda maddi destekli  kardeşler... Ayten hanımı kullanarak kamuoyu oluşturamazsınız... Sakın  bir şeylere soyunmaya kalkma, tiyatro adına sakın... Çünkü sen o tiyatro  sokağının insanlarını, o tuvaletsiz kulislerini görmedin, tanımıyorsun  sen başka bir yerdesin... Oradan atlayıp aramıza karışma sakın çünkü  atlarken bir yerlerine zarar verirsin... Ulvi’ye -Günahım kadar sevmem-  cümlesini kullanman büyük saygısızlık... Ulvi’nin siyasi görüşü ne  olursa olsun. O bir tiyatro duayenidir ve oyuncudur... Onunla  görüzlerimiz ayrı bile olsa barış içinde diyalog kurup ilişkilerimizi  dostane götürmeliyiz. Ne olursa olsun Ulvi bir ustadır. Keşke biraz  ustalarla oynayabilmiş olsaydın... Ne yazık ki o merdivenlerden çıkmadın  ya da çıkamadın... Bu yüzden işin acısını hiç bir zaman bilemeyeceksin.  Lale Oraloğlu’nda oynarken ben turnede kamyonda yatardım ki ustalarım  daha rahat seyahat edebilsin diye... Direkler Arası Kabare’de İhsan Yüce  kulise girdiği zaman ayağa fırlardım... Üç Maymun Kabare'de Özcan  Özgür’ün sırtını kurulardım... Hepimiz aynı sahneyi paylaşıyorduk ama  onlar benim ustalarımdı... Ve sonsuza değin ustalarım kalacaklar nur  içinde yatsınlar... Sen güzel kardeşim tiyatronu yap çizmeyi geçme daha  çok yol alman gerekiyor... Erdinç Dinçer ölmeden önce bir ay ETFAL  hastanesinde yattı hanginiz ziyaret etti yanıt bekliyorum. Bu da sanal  ortamda ilk ve son yazımdır. Sorunlar yüz yüze konuşulmalıyız. Böyle  polemikler ucuz ve yakışıksız kaçıyor... Sana son söz önce saygılı  olmalısın...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="background-color: white;"&gt;Yalçın Özden&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="background-color: white;"&gt;TODER  BAŞKANI&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small;"&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;&lt;b&gt;***&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br style="background-color: white;" /&gt;&lt;span style="background-color: white; font-size: 130%;"&gt;Nedim Saban&lt;br /&gt;10 Şubat 2010&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;Toder’e  bakan Yalçın Özden, Ölmemiş bir sanatçının cenazesinin düşündürdükleri  yazımdaki bir küçücük cümleden ne kadar nem kapmışsınız ki, üçüncü  ligde, iki arkadaşınızın arkasından siz de hiçbir mesleki formasyon  göstermeden sadece saldırıyorsunuz.Birincisi, sözünü ettiğiniz o  patronlar derneğinden çoktan istifa ettim.İkincisi, o derneğe girmek  için kaç takla attığınızı ne çabuk unuttunuz.Üçüncüsü, aşağıladığınız o  derneğin sekreteri olan Tuncay Özinel, eleştirilerime cevap vermektense  şahsıma küfür ederek saldırmayı seçen ikinci lig üyeniz Ali Yaylı’nın  patronudur.Kaldı ki, insanları patron işçi diye ayırmak, çok gerilerde  kalmadı mı? Özel tiyatrolar olmasa oyuncular hangi tiyatrolarda görev  alacaklar? Bence mesele dürüst işverenleri ortaya koymakta, dürüst  olmayanları ayırmakta!Çok merak ediyorum, sizin de ziyaret ettiğiniz  ilkokullarda tiyartro yapan 300 işverenin kaçı dürüst? Kaçı  oyuncularının sigortasını düzenli olarak ödüyor, sosyal haklarına sahip  çıkıyor? Kaçı korsan tiyatro yapıyor? Kaçı tüccar? Hatta kötü tüccar  Zavallı çocukların sırtından ticaret yaparak, günde sekiz oyun oynayarak  ticaret yapıyor? Yarının seyircisinin düşlerini sömürüyor?Ben bunları  rahatlıkla sorarım çünkü alnım son derece aktır. Yaptığım tiyatro  ortadadır.Şimdi bırakın kamyonda yatma edebiyatı yapmayı, önce ikinci  ligdeki kendine tiyatro oyuncusu diyen arkadaşlarınızla beraber bugüne  kadar Türk Tiyatrosu için yaptıklarınızı, aldığınız ödülleri, yaptığınız  çalışmaları, aldığınız eğitimi ortaya koyun. Tatlı mı sattınız, kebap  mı sattınız, bilet mi sattınız, ruhunuzu mu sattınız hiç önemli değil,  sonuç önemlidir çünkü seyirci ne gördüğünü sorgular.Ulvi Alacakaptan  meselesine gelince... Yazımı dikkatli okursanız, kendisini hiç  sevmediğimi ama oyuncular için yine de bir çabası olduğunu söylemişştim.  Yazımın diğer kısmında da şu TODER üyelerinin mesleklerini açıklamanızı  istiyorum. Bir de TODER neler yapıyor onu soruyorum. Madem TODER’e  bakıyorsunuz, ticari çalışmalarınız el verirse, onu da cevaplarsınız bir  ara. Ya da politik düşüncelerine ben de katılmasam da , bunu TODER’i  sizden çok daha iyi yöneten Alacakaptan’a bırakın. Meslek grubunuza  sahip çıkmanız gerekiyor, bu konuda sorumnluluklarınız var ve galiba  komplo teorileri üretmenin dışında birşey yapma peşinde değilsiiniz  çünkü.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br style="background-color: white; color: black;" /&gt;&lt;span style="background-color: white; color: black;"&gt;&lt;b&gt;***&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="background-color: white; font-size: 130%;"&gt;Asuman Çakır&lt;br /&gt;13 Şubat 2010&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;Yapmayınız...  Nedim Saban tiyatroya büyük katkılar sağlamış bir tiyatro adamıdır...  Oyuncularının emeğine ne kadar hassas olduğu herkes tarafından bilinir..  Biraz izan...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="background-color: white; color: black;"&gt;&lt;b&gt;***&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="background-color: white; font-size: 130%;"&gt;Yalçın Özden&lt;br /&gt;20 Şubat 2010&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;Siz önce oyuncu  değilsiniz ve düzelemez Türkçenizle hiç olamazsınız... Bu nedenle  tiyatro patronluğunuz isabetli; ama tiyatro adına oyuncular adına  konuşacak o kadar değerli ve o kadar usta var ki, size laf etmek yerine  ne düşer anlamalısınız... Ayrıca, okullarda yapılan doğru çocuk  tiyatroları, yarının tiyatro izleyicisini oluşturmaktadır. Bu konuda ne  kadar takdir aldığımız somuttur. Ve kendimizi size kanıtlamak zorunda  hiç değiliz. Haddini bil ve çizmeyi aşma sakın... Hiç yazmayacaktım; ama  kamuoyu bazı şeyleri bilmeli... Yaptığın tiyatroyu, nereden geldiğini  her şeyi biliyorum... Sen patronlarla ilgili konular dışına çıkma;  oyuncuları oyuncular konuşsun, Tiyatro Derneği'mizi (TODER) de bırak  dernek üyelerimiz irdelesin... Ben bir kez yapımcılar derneğine müracaat  ettim. Onlar da "derneğimiz kapandı" dediler, iyi niyetle yaklaştım;  ama tuhaf bir yalan söylendi... Ayrıca takla filan atmadım; ama bir  yerde seni yakalarsam, güvercin takla attırabilirim sana... Bu küstahça  davranışın yüzünden takla atmayı sen hak ediyorsun çoktan... Sen "ne  kadar kazanırım, hangi oyunu koyarsam hangi kesimi çekerim, ne kadar  cüzdanımı doldururum" onları düşün... İkinci lige gelince, negatif kusan  midenizden çıkan ayırımcı, bölücü konuşmalarınız kimseyi  kışkırtmayacaktır. Çünkü, sizi ciddiye almamız olanaksız... Kimin hangi  ligde oynadığına halk karar verir. Biz, rüştümüzü çoktan kanıtladık...  Sen, kendine bir yer açmaya çalısan, hırs küpü olmuş çaresiz ve  tatminsiz bir şeysin... Ben çocuk tiyatromdan gurur duyuyorum... Ayrıca,  Anadolu'nun en uç noktalarına turne yapıyorum; yetişkinlere de  oynadığım kabareler bizim insanlarımızı anlatıyor. Hazıra konmuyorum  yani. Yıllarca yazdım, yazıyorum ve oynuyorum...TRT'de 17 yıl yazdım ve  oynadım... Ülkemde ayakta alkışlanıyorum... Ne kadar terbiyesiz ve  utanmaz bir insansın sen; insanları küçümseyen, büyüklerine yukarıdan  bakan bir zavallısın; temsil ettiğin cemaati de daha fazla utandırma; o  insanlar dost insanlardır. Geleneklerine bağlı ve saygılı insanlardır.  Buradan senin büyüklerine sesleniyorum: Lütfen sizin yanlış  anlaşılmanıza neden olacak bu kardeşinizin kulağını çekiniz. Tiyatro  ortamında sağa sola sataşan SABAN, kendi soyadına zarar vermeye  başlamıştır. Bu kadar agresif ve tiyatro camiasındaki büyüklerine ve  derneğimize saldırarak, eski magazin programcılarına benzer düzeysiz  davranışlarla puan almıyor kaybediyor... Ayrıca, ailenizin yanlış  anlaşılmasına neden olacaktır. Saban’ın saygın babası, çocuğunuzun  yazılarını okuyun lütfen... Aldığım iki ödülü bilen bilir, ama en büyük  ödül halkın sevgisini ve takdirini kazanmaktır. Dr. Stres, önce kendini  şu stresten kurtar bakalım... Yazmayacaktım; ama bu kadar kaşınan birini  kaşımak lazım diye düşündüm...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;(Kaynak: &lt;/span&gt;&lt;a href="http://209.85.229.132/search?q=cache:Kh6YC3sJsOEJ:www.tiyatrodunyasi.com/makaledetay.asp%3Fmakaleno%3D1385+%22Nedim+Saban%22+yal%C3%A7%C4%B1n+%C3%B6zden+alacakaranl%C4%B1k+ku%C5%9Fa%C4%9F%C4%B1+ve+%C3%B6zerk+tiyatro&amp;amp;cd=2&amp;amp;hl=tr&amp;amp;ct=clnk&amp;amp;gl=tr" style="background-color: white;"&gt;&lt;span style="color: #3333ff;"&gt;tiyatrodunyasi.com&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;) &lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="background-color: white;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif; font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Tiyatro Fanzini &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2000/12/hakkmda.html"&gt;Feridun     Çetinkaya&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;8 Mart 2010&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;   &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1142422602676182704-2427307455351374814?l=tiyatrofanzini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/2427307455351374814'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/2427307455351374814'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/03/sozde-temiz-tiyatro-yayncs-ismail-can.html' title='Sözde “Temiz Tiyatro”cu ve “Temiz Tiyatro Yayıncısı” İsmail Can Törtop’tan yeni bir ahbap çavuş (Can Törtop-Nedim Saban) sansürü daha'/><author><name>Feridun Çetinkaya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/SieKqvf0ZwI/AAAAAAAAAHY/XBGZRtgcNbk/S220/feridun_c.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S5UCJp-5yrI/AAAAAAAAAao/GNPORi7fDQM/s72-c/ismail_can_tortop.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1142422602676182704.post-6751850201877365812</id><published>2010-03-06T17:07:00.015+02:00</published><updated>2010-03-06T17:28:14.036+02:00</updated><title type='text'>Tiyatrocu Haldun Açıksözlü'nün Laz Marks'ta Başbakan'a hakaret ettiği iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması 12 Mart'ta</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: Verdana,sans-serif; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S5Jg3Y_8giI/AAAAAAAAAaQ/iB6scCZ2R1c/s1600-h/laz_marks.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S5Jg3Y_8giI/AAAAAAAAAaQ/iB6scCZ2R1c/s320/laz_marks.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif; font-size: small;"&gt;Canşenliği Oyuncuları internet sitesinde yayımlanan &lt;br /&gt;konuyla ilgili basın açıklaması şöyle:&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif; font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Laz Marks Emice maçlarına adliye koridorlarında devam ediyor!&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;121. Maçını tamamlayan Laz Marks Emice sahaları  renklendirmeye devam ediyor. 30 bin insana ulaşan gösteri artık sadece  tribünlerde değil, adliye koridorlarında da devam edecek. Rizeli yazarın  yazdığı, Rizeli oyuncunun oynadığı Laz Marks Emice’ye, Rize’deki  oyundan dolayı Rizeli Başbakan’dan hakaret davası açıldı. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;İlk  duruşmanın yapılacağı gün ise çok manidar; 12 Mart 2010 &lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;br /&gt;Dava Beyoğlu  Adliyesinde saat 9.30 da başlayacak. &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Darbelere karşı olduğunu  söyleyenler, düşünceye ve sanata darbe yapmak istiyorlar. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yılmaz  Okumuş’un yazdığı, Haldun Açıksözlü’nün canlandırdığı, Tuncay Akgün’ün  desenini çizdiği Laz Marks oyununa Rize’deki gösteri sırasında,  ‘Başbakan Tayyip Erdoğan’a hakaret edildiği’ gerekçesiyle savcılık  tarafından dava açıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Dava üzerine görüşlerini aldığımız Haldun  Açıksözlü, “Başbakanımıza hakaret etmişim. Bunu nereden çıkardılar  bilmiyorum ama, bildiğim bir şey varsa o da; kimseye parola  yazmadığımdır. Sadece politik stand-up yaptığımı, bu nedenle hiciv ve  yergiden yararlandığımı düşünüyorum. Kişisel olarak hakaret etmedim.”  dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Kaynak: Canşenliği Oyuncuları Basın Bildirisi, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://www.cansenligi.org/content/view/257/2/"&gt;Canşenliği Oyuncuları internet sitesi&lt;/a&gt;, 1 Mart 2010)&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;***&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;"Laz Marks" oyununun yazarı Yılmaz Okumuş'un blog'unda &lt;span style="font-size: small;"&gt;7 Aralık 2009 günü &lt;/span&gt;yayımlanan &lt;a href="http://yilmazokumus.blogspot.com/2009/12/laz-marks-emiceye-sorusturma.html"&gt;Laz Marks Emice'ye Soruşturma&lt;/a&gt; başlıklı yazıda&lt;span style="font-size: small;"&gt; konunun ayrıntılarıyla ilgili&lt;/span&gt; verilen bilgiler de şöyle:&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Yılmaz Okumuş’un yazdığı, Haldun Açıksözlü’nün canlandırdığı, Tuncay  Akgün’ün desenini çizdiği Laz Marks’a soruşturma açıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 Haziran’da  Rize’de valiliğe ait kültür merkezinde oynanan oyunda, Başbakan Tayyip  Erdoğan’a hakaret edildiği gerekçesiyle savcılık tarafından inceleme  başlatıldı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Laz Marks Emice’yi sahnede canlandıran Haldun Açıksözlü,  oyunda soruşturmaya konu olan bir Tayyip fıkrası anlatıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Fıkradaki  Tayyip Rizeli’dir, Kasımpaşa’da büyümüştür ve annesinin adı da  Vesile’dir. Fıkra şöyle; Bir gün Vesile Ana Kasımpaşa’da bakkala  alışverişe gider, bakkal mahallenin çok eski bir esnafıdır. Yaşlı bakkal  Vesile Ana’yı görünce başlar yakınmaya; “Nasıl bir evlat ettin, böyle  başbakan olur mu? Enflasyon bir yandan, işsizlik bir yandan öldük da…  Böyle idare mi olur, böyle yönetim mi olur?” Vesile Ana bakkalın sözünü  keser ve der ki; “Bakkal efendi hatırlar mısın tam elli yıl önce sana  gelmiştim ve senden borç para istemiştim.” Bakkal hatırladığını ve  parası olmadığı için ona istediği borcu veremediğini söyler. Vesile Ana  da der ki; “O borç para ne içindi bilmek ister misin, o para kürtajın  parasıydı, der.”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Soruşturma üzerine görüşlerini aldığımız Haldun  Açıksözlü, “Başbakanımıza hakaret etmişim. Oysa ben politik stand-up  yaptığımı, bu nedenle hiciv ve yergiden yararlandığımı ancak kişisel  olarak kimseye hakaret etmediğimi belirttim ve uzlaşma istemediğimi de  özellikle ekledim” dedi.&lt;/span&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;(Kaynak: &lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://yilmazokumus.blogspot.com/2009/12/laz-marks-emiceye-sorusturma.html"&gt;Laz  Marks Emice'ye Soruşturma&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;, Yılmaz Okumuş'un kişisel internet sitesi, &lt;a href="http://yilmazokumus.blogspot.com/"&gt;http://yilmazokumus.blogspot.com&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;, 7 Aralık 2009)&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;Tiyatro Fanzini / Haber / 6 Mart 2010&amp;nbsp;&lt;/b&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1142422602676182704-6751850201877365812?l=tiyatrofanzini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/6751850201877365812'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/6751850201877365812'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/03/tiyatro-sanatcs-haldun-acksozluye.html' title='Tiyatrocu Haldun Açıksözlü&apos;nün Laz Marks&apos;ta Başbakan&apos;a hakaret ettiği iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması 12 Mart&apos;ta'/><author><name>Feridun Çetinkaya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/SieKqvf0ZwI/AAAAAAAAAHY/XBGZRtgcNbk/S220/feridun_c.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S5Jg3Y_8giI/AAAAAAAAAaQ/iB6scCZ2R1c/s72-c/laz_marks.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1142422602676182704.post-5899951629374930897</id><published>2010-03-03T00:44:00.083+02:00</published><updated>2010-03-03T09:53:34.498+02:00</updated><title type='text'>Mükerrer imza sahtekârlığı yaparken suçüstü yakalanan sözde "Temiz Tiyatro"cular "1.100 imza" yalanlarında hâlâ arsızca ısrar ediyorlar</title><content type='html'>&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S44VA0WWitI/AAAAAAAAAaI/fgNeUI2esAI/s1600-h/temiztiyatro1085.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="250" src="http://2.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S44VA0WWitI/AAAAAAAAAaI/fgNeUI2esAI/s400/temiztiyatro1085.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif; font-size: xx-small;"&gt;Mağdurların tanıklığı ve ifadeleriyle  belgelendiği üzere,  tezgâhlayanların işi "imza sahtekârlığı"na kadar vardırdıkları &lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm"&gt;"Temiz Tiyatro /  Temiz Tiyatro Yayıncılığı" kisvesi altında düzenlenen iftira ve linç  kampanyası&lt;/a&gt;nın tertipleyicileri/çağırıcıları şunlardı: &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif; font-size: xx-small;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="line-height: 115%;"&gt;Mimesis  Dergisi&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="line-height: 115%;"&gt;&lt;b&gt;            Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Cüneyt Yalaz&lt;/b&gt;, &lt;/span&gt;&lt;span style="line-height: 115%;"&gt;Sahne  Dergisi&lt;/span&gt;&lt;span style="line-height: 115%;"&gt;             Yayın Yönetmeni T. Murat Demirbaş, &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="line-height: 115%;"&gt;TEB Oyun  Dergisi&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="line-height: 115%;"&gt;&lt;b&gt;            Yayın Yönetmeni Hasan Anamur&lt;/b&gt;, &lt;/span&gt;&lt;span style="line-height: 115%;"&gt;Tiyatro…  Tiyatro… Dergisi&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; line-height: 115%;"&gt;            Yayın Yönetmeni Mustafa  Demirkanlı, &lt;b&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;www.iatp-web.org - &lt;/span&gt;İATP-G             Yayıncılık İnisiyatifi                       &lt;a href="http://www.iatp-web.org/" style="text-decoration: underline;"&gt;            &lt;/a&gt;(İstanbul            Alternatif Tiyatrolar Platformu-Girişim)&lt;/b&gt;,  www.tiyatrodergisi.com.tr            Yayın Yönetmeni Mustafa  Demirkanlı, &lt;b&gt;www.tiyatrodunyasi.com             Yayın             Yönetmeni Can Törtop&lt;/b&gt;, www.tiyatronline.com                        Yayın Yönetmeni Yaşam Kaya, &lt;b&gt;www.tiyatrom.com                        Yayın Yönetmeni A. Ertuğrul Timur&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;Mükerrer imza sahtekârlığı yaptıkları belgelenen &lt;span style="font-size: small;"&gt;sözde "Temiz Tiyatro"cular, suçüstü yakalanmanın paniğiyle ne yapacaklarını şaşırdılar. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/03/temiz-tiyatro-kisvesi-altnda-bir-iftira.html"&gt;"'Temiz  Tiyatro' kisvesiyle bir iftira ve linç kampanyası tezgâhlayan 'tiyatrocu'lar hakkında yeni bir 'imza sahtekârlığı' iddiası daha"&lt;/a&gt; başlıklı haberde sözü edilen mükerrer imza sahtekârlıklarının delillerini akıları sıra karartmaya çalışan &lt;span style="font-size: small;"&gt;sözde "Temiz Tiyatro"cular&lt;/span&gt;, bu sefer de hesap sahtekârlığı yapıp 1.085 kişilik &lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm"&gt;iftira ve linç imzacıları&lt;/a&gt; listelerini 1.100 kişi diye kakalamaya çalışırken suçüstü yakalandılar&lt;span style="font-size: small;"&gt;.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Sözde "Temiz Tiyatro"cular, &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.temiztiyatro.net/"&gt;www.temiztiyatro.net&lt;/a&gt;  adresindeki kampanya internet sitesinde, belgelenen mükerrer imza sahtekârlıklarını,&lt;span style="font-size: small;"&gt; yaklaşık bir yıl sonra ve &lt;b&gt;"&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;Türkçe                      karakter sorunu nedeniyle bazı mükerrer isimler  silinmiştir"&lt;/b&gt; gibi kargaları bile güldürecek bir açıklamayla izah etmeye çalışıyorlar. &lt;br /&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana; font-size: x-small;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Sözde "Temiz Tiyatro"cu iftira ve linç imzacıları hakikatin, doğruluğun ve dürüstlüğün karşısında ne kadar aciz durumlara düştüklerini hâlâ idrak edememiş görünüyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm"&gt;Sözde "Temiz Tiyatro"cu iftira ve linç kampanyası tertipçileri&lt;/a&gt; &lt;/span&gt;her fırsatta 1.100 imza toplamakla övündükleri iftira ve linç imzacıları listesindeki 15 mükerrer imzacının ismini, bir yıl sonunda tükürdüklerini yalayarak "paşa paşa" silmek zorunda kaldıkları halde, yani söz konusu iftira ve linç imzacları listesindeki iftira ve linç destekçilerinin sayısı 1.085'e düştüğü halde, utanmadan hâlâ&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif; font-size: small;"&gt; &lt;span style="color: red;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;"DESTEKLEYENLER                      (1100 KATILIMCI)"&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; &lt;/span&gt;d&lt;/span&gt;iye yazmaya, bu sefer de hesapta sahtekârlık yapmaya devam ediyorar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu bizlere, "Temiz Tiyatro / Temiz Tiyatro Yayıncılığı" kisvesi altında bir iftira ve linç kampanyası düzenleyen bu sözde "Temiz Tiyatro"cuların gerçekte, tiyatroyla, tiyatroculukla, hatta insanlıkla uzaktan yakından ilgisi olmayan, iflah olmaz birer imza kampanyası sahtekârı olduklarını gösteriyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Sözde "Temiz Tiyatro"cuların, 2 Mart 2010 gecesi, saat 23.48 itibariyle bu kez de &lt;strike&gt;&lt;b style="color: black;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="font-family: Verdana;"&gt;"DESTEKLEYENLER                      (1100 KATILIMCI)"&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/strike&gt; sahtekârlığıyla sundukları, gerçekte &lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm"&gt;sözde "Temiz Tiyatro"cu iftiracı ve linççiler&lt;/a&gt;in iddia ettikleri gibi &lt;strike&gt;1.100&lt;/strike&gt; değil,&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;1.085 iftira ve linç imzacısı&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt; bulunan yenilenmiş listesini incelemek için bkz. &lt;a href="http://www.temiztiyatro.net/"&gt;www.temiztiyatro.net&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;Tiyatro Fanzini / Haber&lt;/b&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2000/12/hakkmda.html"&gt;Feridun   Çetinkaya&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;3 Mart 2010&lt;/b&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1142422602676182704-5899951629374930897?l=tiyatrofanzini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/5899951629374930897'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/5899951629374930897'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/03/mukerrer-imza-sahtekarlg-yaparken.html' title='Mükerrer imza sahtekârlığı yaparken suçüstü yakalanan sözde &quot;Temiz Tiyatro&quot;cular &quot;1.100 imza&quot; yalanlarında hâlâ arsızca ısrar ediyorlar'/><author><name>Feridun Çetinkaya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/SieKqvf0ZwI/AAAAAAAAAHY/XBGZRtgcNbk/S220/feridun_c.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S44VA0WWitI/AAAAAAAAAaI/fgNeUI2esAI/s72-c/temiztiyatro1085.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1142422602676182704.post-5090080688022290487</id><published>2010-03-02T10:56:00.059+02:00</published><updated>2010-04-18T23:49:34.791+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mimesis'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='TEB Oyun'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tiyatro Dergisi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sahne Dergisi'/><title type='text'>"Temiz Tiyatro" kisvesiyle bir iftira ve linç kampanyası tezgâhlayan "tiyatrocu"lar hakkında yeni bir "imza sahtekârlığı" iddiası daha</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: Verdana,sans-serif; text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S8tfwMcg7OI/AAAAAAAAAc4/G9zUuKaMX_k/s1600/mimesis.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="87" src="http://2.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S8tfwMcg7OI/AAAAAAAAAc4/G9zUuKaMX_k/s400/mimesis.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Mağdurların tanıklığı ve ifadeleriyle belgelendiği üzere,&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt; tezgâhlayanların işi "imza sahtekârlığı"na kadar vardırdıkları &lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm"&gt;"Temiz Tiyatro / Temiz Tiyatro Yayıncılığı" kisvesi altında düzenlenen iftira ve linç kampanyası&lt;/a&gt;nın tertipleyicileri/çağırıcıları listesinin en başında &lt;a href="http://www.mimesis-dergi.org/"&gt;Mimesis Dergisi&lt;/a&gt; ve bu derginin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Cüneyt Yalaz'ın ismi yer alıyor (Bkz. &lt;a href="http://www.temiztiyatro.net/"&gt;www.temiztiyatro.net&lt;/a&gt;)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2009 yılı Nisan ayında, "Temiz Tiyatro" kisvesi altında, tiyatro yazarı ve eleştirmeni Coşkun Büktel ile tiyatrocu Hilmi Bulunmaz'ı "iftiracı" ve "küfürbaz" ilan ederek hedef göstermek üzere tezgâhlanmış, manipülatif bir &lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm"&gt;iftira ve linç kampanyası&lt;/a&gt; düzenlenmişti.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Aralarında&lt;b&gt;&lt;span style="line-height: 115%;"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;span style="line-height: 115%;"&gt;Mimesis Dergisi&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;&lt;b&gt;            Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Cüneyt Yalaz&lt;/b&gt;, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="line-height: 115%;"&gt;Sahne Dergisi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;            Yayın Yönetmeni T. Murat Demirbaş, &lt;/span&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="line-height: 115%;"&gt;TEB Oyun Dergisi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-size: small; line-height: 115%;"&gt;&lt;b&gt;            Yayın Yönetmeni Hasan Anamur&lt;/b&gt;, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="line-height: 115%;"&gt;Tiyatro… Tiyatro… Dergisi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small; line-height: 115%;"&gt;            Yayın Yönetmeni Mustafa Demirkanlı, &lt;b&gt;&lt;span style="color: black;"&gt;www.iatp-web.org - &lt;/span&gt;İATP-G            Yayıncılık İnisiyatifi                       &lt;a href="http://www.iatp-web.org/" style="text-decoration: underline;"&gt;           &lt;/a&gt;(İstanbul            Alternatif Tiyatrolar Platformu-Girişim)&lt;/b&gt;, www.tiyatrodergisi.com.tr            Yayın Yönetmeni Mustafa Demirkanlı, &lt;b&gt;www.tiyatrodunyasi.com             Yayın            Yönetmeni Can Törtop&lt;/b&gt;, www.tiyatronline.com                       Yayın Yönetmeni Yaşam Kaya, &lt;b&gt;www.tiyatrom.com                       Yayın Yönetmeni A. Ertuğrul Timur&lt;/b&gt;'un bulunduğu çağırıcılar, &lt;/span&gt;tiyatro kamuoyunu, Coşkun Büktel ve Hilmi Bulunmaz'ın "iftiracı" ve "küfürbaz" olduğunu ilan eden &lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm"&gt;iftira ve linç bildirisi&lt;/a&gt;nin altına imza atmaya davet etmişlerdi.&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Bu iftira ve linç kampanyası sonuçlandırıldığında, &lt;a href="http://www.temiztiyatro.net/"&gt;www.temiztiyatro.net&lt;/a&gt; adresindeki kampanya internet sitesinde, bu kampanyaya 1.100 katılımcının imzalarıyla destek verdiği ilan edilmişti. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Coşkun Büktel'in kişisel internet sitesindeki &lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm"&gt;"Tarih hepinizin suratına tükürecek!"&lt;/a&gt; başlıklı sayfada, &lt;b&gt;Mimesis Dergisi&lt;/b&gt;, &lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="line-height: 115%;"&gt;Sahne Dergisi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="line-height: 115%;"&gt;&lt;b&gt;TEB Oyun Dergisi&lt;/b&gt;, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;span style="line-height: 115%;"&gt;Tiyatro… Tiyatro… Dergisi, &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="color: black; font-size: small; line-height: 115%;"&gt;&lt;b&gt;www.tiyatrodunyasi.com&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;, &lt;span style="color: black; font-size: small; line-height: 115%;"&gt;www.tiyatronline.com ve &lt;b&gt;tiyatrom.com&lt;/b&gt;'un&lt;/span&gt; elebaşılığını üstlendikleri bu iftira ve linç kampanyası ile bu kirli kampanyayı tertipleyenlerin faili oldukları diğer kirli faaliyetler hakkında ayrıntılı bilgileri bulmak mümkün. Ayrıca yine bu konuyla ilgili olarak Büktel'in sitesindeki şu linkler de incelenebilir: 1) &lt;a href="http://tiyatroyun.blogspot.com/2008/05/cokun-bktel19-mays-2008gncelleme-19.html"&gt;Türkiye Tiyatroları Birliği=Burak Caney&lt;/a&gt; 2) &lt;a href="http://hilmibulunmaz.blogspot.com/2007/10/burak-caney-fotoraf-sergisi.html"&gt;Burak Caney budur&lt;/a&gt; 3) &lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm"&gt;Temiz Tiyatro=Kirlilik&lt;/a&gt; 4) &lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm"&gt;Temiz Tiyatro(!) budur&lt;/a&gt; 5) &lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/buktelsahindetis.htm"&gt;Küfürbaz(!)=Erdemli&lt;/a&gt; 6) &lt;a href="http://www.blogger.com/goog_1267517046863"&gt;Küfür aslında budur&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Aradan geçen yaklaşık bir yıllık süre zarfında, bu kirli iftira ve linç kampanyasını tezgâhlayanların bazı "imza sahtekârlıkları" yaptıkları ortaya çıkmıştı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Söz konusu 1.100 kişilik imza listesinde adlarına yer verilerek, "Temiz Tiyatro" kisvesi altında tertiplenen bu hileli kirli iftira ve linç kampanyasına destek verdikleri ilan edilen &lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2009/05/nedim-sabann-temiz-tiyatro-baslkl.html"&gt;Nedim Saban&lt;/a&gt;, Pelin Akil ve &lt;a href="http://tiyatroyun.blogspot.com/2009/06/buktel-ve-bulunmaza-kars-linc-kampanyas.html"&gt;İhsan Ustaoğlu&lt;/a&gt;, isimlerinin ve imzalarının bilgileri ve inisiyatifleri dışında kullanılarak bu iftira ve linç imzacıları listesine dahil edildiklerini açıklamışlardı. İsimlerinin bu iftira ve linç imzacıları listesinden çıkarılması talebinde bulunmuşlardı. (Söz konusu açıklamaları okumak için lütfen isimlerin üzerine tıklayınız: &lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2009/05/nedim-sabann-temiz-tiyatro-baslkl.html"&gt;Nedim Saban&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://tiyatroyun.blogspot.com/2009/06/buktel-ve-bulunmaza-kars-linc-kampanyas.html"&gt;İhsan Ustaoğlu&lt;span style="color: black;"&gt;)&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;h3 class="post-title entry-title"&gt;&lt;/h3&gt;Bunun yanı sıra, 1.100 kişilik imza listesinde, bazı kişilerin adları ve soyadlarının da küçük birkaç değişiklikle iki kere yazıldığı, böylece (Hilmi Bulunmaz'ın şu ana kadar tespit edip açıkladığı kadarıyla) en azından tam 10 kez de "mükerrer imza sahtekârlığı" yapıldığı ortaya çıktı. (Söz konusu mükerrer imza sahtekârlığıyla ilgili ayrıntıları okumak için: &lt;a href="http://tiyatroyun.blogspot.com/2010/02/alcaklga-onuncu-ornek-ismail-kurt.html"&gt;LİNÇÇİLER,  1100 kişilik liste oluşturabilmek için, olmayan adlar uydurmanın yanı  sıra, mükerrer imzalar kullandırma alçaklığını bile göze alabildiler!&lt;/a&gt;)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bundan 10 gün önce, adı söz konusu iftira ve linç imzacıları listesinde bilgisi dışında kullandıldığını ifade eden bir kişi daha, sözde "Temiz Tiyatro"cular tarafından mağdur edildiğini açıkladı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Adı ve soyadı söz konusu iftira ve linç imzacıları listesinde yer alan Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Sahne Sanatları Bölümü Yüksek Lisans öğrencisi Ege Işık, 19 Şubat 2010 günü, Yeni Tiyatro Dergisi internet sitesinde kamuoyuna bir açıklama yaptı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Ege Işık, Yeni Tiyatro Dergisi internet sitesinde yayımlanan açıklamasında, adının ve imzasının söz konusu iftira ve linç imzacıları listesinde kendi bilgisi ve isteği dışında "kullanıldığını" beyan etti. &lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Ege Işık'ın söz konusu açıklaması şöyle:&lt;/div&gt;&lt;blockquote style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü Sahne Sanatları Bölümü'nde yüksek lisans yapmakta ve şu günlerde &lt;i&gt;"12 Mart Sürecinde İstanbul Şehir Tiyatrosu"&lt;/i&gt; başlıklı tezimi hazırlamaktayım. Kişisel yolculuğumu, değerli hocalarımın da yol göstericiliğiyle, tiyatro bilimine yapacağım katkı belirleyecek. Türk Tiyatrosu'na, kendimce -kendi katkımı koyabilme- çabası ve telaşı içindeyim. Çok çalışıp sınırlarımı zorlayarak tiyatro adına, başarılı kuramsal çalışmalar ortaya koymak amacımdır. Kuramsal çalışmalarımı 'çeşitli' tiyatro dergilerinde ve içeriğini mükemmel bulduğum &lt;b&gt;Yeni Tiyatro&lt;/b&gt; dergisinde yayımlamaktayım. Benim sevinçlerim böyledir. Bunun dışındaki kişisel hırslardan, heyecanlardan kendimi arındırdım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2009 yılı Nisan ayında bir "kampanya" başlatılmış, Hilmi Bulunmaz ile Coşkun Büktel'i isimleri verilerek hedef alan ve hedef gösteren bu kampanyanın imzacıları arasına benim de "adım" konulmuş. Oysa ben, bu kampanya için imza vermediğim gibi, ne bir form doldurdum, ne belge imzaladım, ne de telefonla da olsa bir kimseye adımı kullanmaları için izin verdim. O yüzden imzamın da iradem dışında kullanıldığı bu haksız ve "sahte" kampanyanın düzenleyicilerini esefle kınarken, &lt;b&gt;"imzamın"&lt;/b&gt; geçersiz olduğunu bildiriyor ve &lt;b&gt;"Kampanya Listesi"&lt;/b&gt;nin yayınlandığı tüm sitelerden, tüm yayın organlarından &lt;b&gt;"adımın ve soyadımın"&lt;/b&gt; kaldırılmasını rica ediyorum.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;(Kaynak: Ege Işık, "Ege Işık'tan Kamuoyuna Açıklama", 19 Şubat 2010,&lt;span style="color: #3333ff;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.yenitiyatrodergisi.com/"&gt;&lt;span style="color: #3333ff;"&gt;www.yenitiyatrodergisi.com&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;)&lt;/blockquote&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Tiyatro Fanzini / Haber&lt;/b&gt; &lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2000/12/hakkmda.html"&gt;Feridun  Çetinkaya&lt;/a&gt;&lt;b&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;2 Mart 2010&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konuyla ilgili bir bir başka "imza sahtekârlığı" belgesi için:&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/03/mukerrer-imza-sahtekarlg-yaparken.html"&gt;Mükerrer  imza sahtekârlığı yaparken suçüstü yakalanan sözde "Temiz Tiyatro"cular  "1.100 imza" yalanlarında hâlâ arsızca ısrar ediyorlar&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="post-header"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp; &lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1142422602676182704-5090080688022290487?l=tiyatrofanzini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/5090080688022290487'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/5090080688022290487'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/03/temiz-tiyatro-kisvesi-altnda-bir-iftira.html' title='&quot;Temiz Tiyatro&quot; kisvesiyle bir iftira ve linç kampanyası tezgâhlayan &quot;tiyatrocu&quot;lar hakkında yeni bir &quot;imza sahtekârlığı&quot; iddiası daha'/><author><name>Feridun Çetinkaya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/SieKqvf0ZwI/AAAAAAAAAHY/XBGZRtgcNbk/S220/feridun_c.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S8tfwMcg7OI/AAAAAAAAAc4/G9zUuKaMX_k/s72-c/mimesis.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1142422602676182704.post-2171581275191518120</id><published>2010-02-23T01:48:00.000+02:00</published><updated>2010-02-25T09:45:25.525+02:00</updated><title type='text'>Devlet Tiyatroları duyuru ve tanıtım panolarının reklam şirketlerine pazarlanmasına  onay veren DT Genel Müdürü Lemi Bilgin'e Sanat Kurumu'ndan "Hizmet Ödülü"</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif; font-size: small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S4RSERYDXEI/AAAAAAAAAZI/38pkoOlTbPc/s1600-h/lemi_bilgin.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="291" src="http://3.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S4RSERYDXEI/AAAAAAAAAZI/38pkoOlTbPc/s400/lemi_bilgin.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif; text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Devlet Tiyatroları Genel Müdürü &lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/search/label/Lemi%20Bilgin"&gt;Lemi Bilgin&lt;/a&gt; ile yönetimindeki &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Devlet Tiyatroları yetkililerinin imzaladığı ve içeriğine dair bugüne dek hakkında kamuoyuna herhangi bir açıklama yapmaktan kaçınılan bir sözleşme uyarınca 2016 yılına kadar, &lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/01/devlet-tiyatrolar-logolu-duyuru-ve.html"&gt;yapılış amacına aykırı bir şekilde kullanılmaya, ticari reklamlar için pazarlanmaya mahkûm edilen bir Devlet Tiyatrosu duyuru ve tanıtım panosu&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Murathan Mungan, "Türkiye'de her şey olabilirsin ama rezil olamazsın" demiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bugün, bu çarpıcı vecizenin bile kifayetsiz kaldığı bir skandalla karşı karşıyayız.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/01/devlet-tiyatrolar-logolu-duyuru-ve.html"&gt;Sultanahmet'ten Üsküdar'a, oradan Sarıyer'e, İstanbul'un dört bir yanındaki Devlet Tiyatroları logolu duyuru ve tanıtım panoları, Devlet Tiyatroları yetkililerinin yaptığı bir anlaşma, sözleşme yüzünden amacına tümüyle aykırı bir şekilde kullanılıyor.&lt;/a&gt; Devlet Tiyatroları logolu duyuru ve tanıtım panoları, tiyatro sezonunun başı, sonu, tam ortası denmeden, birtakım özel ticari şirketlere ait ürünlerin reklamları sergilenmek üzere  reklam şirketlerine pazarlanıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Belge niteliğindeki &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;fotoğraf ve video kayıtlarıyla&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; bu suistimale dikkat çeken tiyatrocu &lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/yazarlarbulunmaz.htm"&gt;Hilmi Bulunmaz&lt;/a&gt;, Tiyatro Oyun dergisi internet sitesinde yayımladığı ve sürekli güncellediği &lt;a href="http://tiyatroyun.blogspot.com/2009/11/istanbul-devlet-tiyatrosu-reklam-panosu_26.html"&gt;İstanbul  Devlet Tiyatrosu reklam panosu&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://tiyatroyun.blogspot.com/2010/02/devlet-tiyatrolarn-yakndan-izliyoruz_17.html"&gt;Devlet  Tiyatroları'nı yakından izliyoruz&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; başlıkı haberleriyle 6 aydan beri konuyla ilgili fikri takibini sürdürüyor. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bu konu 6 aydır gündemde olmasına rağmen, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;tiyatro kamuoyu, tiyatro meslek örgütleri ve yayınları&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;, tiyatronun menfatlerine aykırı bu suistimale karşı sessiz kalmayı sürdürüyorlar. Bu rezalete göz yumarak, bu rezaletin hesabını sormayarak bu rezalete suçortaklığı ediyorlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Konunun birinci dereceden muhatabı ve sorumlusu Devlet Tiyatroları Genel Müdürü &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/search/label/Lemi%20Bilgin"&gt;Lemi  Bilgin&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;, Devlet Tiyatroları logolu  duyuru ve tanıtım panolarının amacı dışında  kullanıldığına dikkat çeken &lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/01/devlet-tiyatrolar-logolu-duyuru-ve.html"&gt;haberler&lt;/a&gt; hakkında aylardır olumlu ya da olumsuz, leyhte ya da aleyhte hiçbir yorum, hiçbir açıklama yapmıyor. Söz konusu haberleri görmezlikten gelmeyi tercih ediyor. Sorumluluk makamında bulunduğu halde, konuyla ilgili olarak kamuoyunu herhangi bir şekilde bilgilendirme gereği ve sorumluluğu duymuyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bütün bunlar yaşanırken, &lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/01/devlet-tiyatrolar-logolu-duyuru-ve.html"&gt;Devlet Tiyatroları logolu duyuru ve tanıtım panolarının amacı dışında kullanılması&lt;/a&gt;na ve pazarlanmasına onay vererek göz yuman ve kamuoyuna bu konuda açıklama yapmaktan dahi kaçınan Devlet Tiyatroları Genel Müdürü &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/search/label/Lemi%20Bilgin"&gt;Lemi   Bilgin&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; bırakın rezil olmayı, Sanat Kurumu tarafından Hizmet Ödülü'yle onurlandırılıyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;25 Kasım 2009 günü yayımladığım &lt;/span&gt;&lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2009/11/devlet-tiyatrolar-genel-muduru-lemi.html"&gt;Devlet  Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin istifa etmelidir&lt;/a&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt; başlıklı yazımda, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/search/label/Lemi%20Bilgin"&gt;Lemi   Bilgin&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;'in istifa etmesi gerektiğini ifade etmiştim. Bu tespitimin ne kadar doğru, ne kadar yerinde olduğu bugün bir kez daha açıkça görülüyor.&lt;/span&gt;&lt;b style="font-weight: normal;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/search/label/Lemi%20Bilgin"&gt;Lemi   Bilgin&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;b style="font-weight: normal;"&gt;Devlet Tiyatroları'nı &lt;/b&gt;&lt;b style="font-weight: normal;"&gt;7 yıldan uzun bir süredir hemen hemen hiçbir ciddi  muhalefetle karşılaşmadan yönetmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;b style="font-weight: normal;"&gt;Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü görevini  yürütürken icraatlarında hakikati, liyakati, tiyatro sanatının ilkelerini, menfaatlerini ve gereklerini gözetmeyen bir yaklaşım&lt;/b&gt;&lt;b style="font-weight: normal;"&gt; içinde olan &lt;/b&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/search/label/Lemi%20Bilgin"&gt;Lemi    Bilgin&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;b&gt;, &lt;/b&gt;&lt;b style="font-weight: normal;"&gt;Devlet Tiyatroları'nı bir çeşit &lt;/b&gt;&lt;b style="font-weight: normal;"&gt;&lt;a href="http://www.coskunbuktel.com/dtilkturyerlioyunlar.htm"&gt;gecekondu&lt;/a&gt;ya çevirmiştir.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b style="font-weight: normal;"&gt;&lt;br /&gt;Devlet Tiyatroları'nı "Ensesine  vur, Taksim Sahnesi'ni al; ensesine vur, AKM'sini ve Büyük Salon'unu al; ensesine vur, Oda Tiyatrosu'nu al" itibarsızlığıyla  malul hale getiren &lt;/b&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/search/label/Lemi%20Bilgin"&gt;Lemi   Bilgin&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;, şimdi buna bir de &lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/01/devlet-tiyatrolar-logolu-duyuru-ve.html"&gt;"Ensesine vur, Devlet Tiyatroları logolu duyuru ve tanıtım panolarını al" rezaleti&lt;/a&gt;ni eklemiştir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/search/label/Lemi%20Bilgin"&gt;Lemi   Bilgin&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;devletin &lt;/span&gt;sahnelenen tiyatro oyunları vatandaşa  duyurulsun, tanıtılsın diye, Sultanahmet   gibi, Üsküdar İskelesi gibi istanbul'un en kalabalık ve reklam açısından en   değerli meydanlarında &lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;özel olarak tiyatro için tahsis  ettiği &lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Devlet Tiyatroları logolu duyuru ve  tanıtım panolarını Devlet Tiyatroları'nda sahnelenen oyunların  duyurulması ve tanıtılması için en verimli ve en etkin şekilde kullanmak varken, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;bu panoların birtakım özel ticari şirketlere ait ürünlerin reklamları  sergilenmek üzere  reklam şirketlerine pazarlan&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;masına onay vererek, acaba tiyatro sanatına nasıl bir katkıda ve hizmette  bulunmuştur?&lt;/span&gt;&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bakalım &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/search/label/Lemi%20Bilgin"&gt;Lemi    Bilgin&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;, &lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;Sanat Kurumu Hizmet Ödülü'nü alırken neye ve kime hizmet ettiği meçhul bu "hizmet"inden de bahsedip, bununla da övünebilecek mi?&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Tiyatro Fanzini&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2000/12/hakkmda.html"&gt;Feridun  Çetinkaya&lt;/a&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;23 Şubat 2010&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Konuyla ilgili Tiyatro Fanzini'nde yayımlanan diğer yazılar:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;22 Ocak 2010&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/01/devlet-tiyatrolar-logolu-duyuru-ve.html"&gt;Devlet   Tiyatroları logolu duyuru ve tanıtım panoları amacı dışında  kullanılıyor&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;20 Şubat 2010 &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/02/devlet-tiyatrolar-panolarndaki-ticari.html"&gt;Devlet  Tiyatroları panolarındaki  ticari reklamlar (Ekşi Sözlük'ten)&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;h3 class="post-title entry-title" style="font-weight: normal; text-align: left;"&gt;&lt;/h3&gt;&lt;div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;a href="http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/01/devlet-tiyatrolar-logolu-duyuru-ve.html"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;h3 class="post-title entry-title" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;/h3&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S1eOFO8EV8I/AAAAAAAAAV4/F9dNYuEFGVo/s1600-h/dt+reklam+silindiri.JPG" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt; &lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1142422602676182704-2171581275191518120?l=tiyatrofanzini.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/2171581275191518120'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1142422602676182704/posts/default/2171581275191518120'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2010/02/devlet-tiyatrolar-duyuru-ve-tantm.html' title='Devlet Tiyatroları duyuru ve tanıtım panolarının reklam şirketlerine pazarlanmasına  onay veren DT Genel Müdürü Lemi Bilgin&apos;e Sanat Kurumu&apos;ndan &quot;Hizmet Ödülü&quot;'/><author><name>Feridun Çetinkaya</name><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='21' src='http://4.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/SieKqvf0ZwI/AAAAAAAAAHY/XBGZRtgcNbk/S220/feridun_c.JPG'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S4RSERYDXEI/AAAAAAAAAZI/38pkoOlTbPc/s72-c/lemi_bilgin.jpg' height='72' width='72'/></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1142422602676182704.post-3562292271363166229</id><published>2010-02-22T22:11:00.005+02:00</published><updated>2010-02-22T22:22:02.688+02:00</updated><title type='text'>Tiyatro Araştırmaları Dergisi arşivi internette</title><content type='html'>&lt;span style="font-family: Verdana,sans-serif; font-size: small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; font-family: Verdana,sans-serif; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://dergiler.ankara.edu.tr/detail.php?id=13"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;img border="0" src="http://2.bp.blogspot.com/_sXCxAHf4fhA/S4LZKVCMe0I/AAAAAAAAAZA/bDNEbI72vVc/s320/tiyatro_ara%C5%9Ft%C4%B1rmalar%C4%B1_dergisi.jpg" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;1970 yılındaki adıyla Tiyatro Araştırmaları Enstitüsü tarafından hazırlanan Tiyatro Araştırmaları Dergisi'nin 1. sayı kapağı. Bu tarihi ilk sayıyı hazırlayan akademisyenler ve o günlerdeki unvanları şöyle: &lt;b&gt;Enstitü Müdürü&lt;/b&gt; Prof. Dr. Melâhat Özgü, &lt;b&gt;Üyeler&lt;/b&gt; Doç. Dr. Sevda Şener, &lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: x-small;"&gt;Doç. Dr. Özdemir Nutku, Dr. Metin And, Prof. Max Meinecke, Asistan Sevim Sokullu (Dizgi hatası sonucu Sevinç Sokullu'nun adı derginin bu ilk sayısında "Sevim" olarak yazılmış. FÇ)&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatroseverler, öğrenciler ve araştırmacılar, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü tarafından 1970 yılından beri yayımlanan Tiyatro Araştırmaları Dergisi'nin arşivinden artık internet aracılığıyla da yararlanabiliyorlar.&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a name='more'&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Ankara Üniversitesi Dergiler Veritabanı projesi çerçevesinde PDF formatına dönüştürülerek dijital ortama aktarılan Tiyatro Araştırmaları Dergisi arşivine &lt;a href="http://dergiler.ankara.edu.tr/detail.php?id=13"&gt;http://dergiler.ankara.edu.tr/detail.php?id=13&lt;/a&gt; internet adresinden ulaşılabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Tiyatro Araştırmaları Dergisi'nin ilgili sayfada yer alan künyesi şöyle:&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Dergi Adı:&lt;/b&gt; Tiyatro Araştırmaları Dergisi&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Yayıncı:&lt;/b&gt; Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;Sahibi:&lt;/b&gt; Prof.Dr. Sekine KARAKAŞ, DEKAN &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;Yayın Yılı&lt;/b&gt;: 1970 &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;Periyot:&lt;/b&gt; Yılda İki &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;Dil:&lt;/b&gt; Türkçe &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Amaç:&lt;/b&gt; Türk tiyatrosunu batı ve doğu tiyatro akım, eğilim, yaklaşım ve oluşumları ile karşılaştırmalı olarak ele alan, Türk tiyatrosunu kültür, sanat, edebiyat ve siyaset hayatı ile ilişkilendiren yazıların yazılmasını teşvik etmeyi hedeflemektedir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Kapsam:&lt;/b&gt; Türk tiyatrosunu batı ve doğu tiyatro akım, eğilim, yaklaşım ve oluşumları ile karşılaştırmalı olarak ele alan, Türk tiyatrosunu kültür, sanat, edebiyat ve siyaset hayatı ile ilişkilendiren yazıların yazılmasını teşvik etmeyi hedeflemektedir. &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;Editörler:&lt;/b&gt; Doç. Dr. N. Selda Öndül, Yrd. Doç. Dr. Beliz Güçbilmez, Dr. Süreyya Karacabey &lt;br /&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;ISSN:&lt;/b&gt; 1300-1523 &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;Yazışma Adresi:&lt;/b&gt; Ankara Üniversitesi, D.T.C.Fakültesi, Tiyatro Bölümü, Sıhhiye/ANKARA &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;Telefon:&lt;/b&gt; 03103280-1624 &lt;b&gt;Faks:&lt;/b&gt; 03105713 &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;E-Posta:&lt;/b&gt; dtiyatro@humanitiy.ankara.edu.tr &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;URL:&lt;/b&gt; http://www.ankara.edu.tr/Yayinlar/dergiler/tiyatro.htm &lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;DOI Ön Eki:&lt;/b&gt; 10.1501/ TAD&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="MsoNormal" style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;b&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;Tiyatro Fanzini Haber / 22 Şubat 2010&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="font-family: Verdana,sans-serif;"&gt;&lt;span style="font-size: small;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1142422602676182704-3562292271363166229?l=tiyatrofanzini.blogspot.com' alt='' /&g
