24 Kasım 2011

Mimesis Dergisi Çevresini Hâlâ Ciddiye Alan Bir Tiyatro İnsanını Ciddiye Almak Mümkün mü?


Güncelleme (25 Kasım 2011)

(Ömer Faruk Kurhan'ın tamamen ve doğrudan şahsımı hedef alan, Ne Çetin Ne Kaya... başlıklı hakaret ve iftira yazısını Tiyatro Fanzini ziyaretçileriyle paylaşmamın üzerinden bir aydan uzun bir süre geçti. "Bu yazıyı en kısa sürede yanıtlayacağım" demiştim. Kurhan'ın hiçbir kanıt göstermeden acizliğini sergileyerek hakkımda ağzına geleni söylediği yazısı, sadece Mimesis Sahne Sanatları Portali editörlerinin omurgasız ve sansürcü karakterinin teyidi ve tesciline yeni bir delil olması bakımından bir önem taşıyordu. Bakalım Mimesis editörleri arasında bir tanecik olsun tutarlı bir insan, bir tanecik hakikatsever insan çıkıp aşağıda ayrıntılarıyla ortaya koyduğum apaçık ilkesizliğe ve omurgasızlığa itiraz edebilecek mi diye bir ay bekledim. Maalesef, böyle bir insan, böyle bir ses çıkmadı. Mimesis'e "linç ve sansür çetesi" demekle ne kadar isabetli bir adlandırmada bulunduğum bir kez daha görülmüş oldu.)  




Mimesis Sahne Sanatları Portali editörlerinin somut bir sansür uygulamasını belgeleriyle teşhir ettiğim DİKKAT SANSÜR: HALDUN TANER'İN TARİHE İHANETLE SUÇLANMASINA ÇANAK TUTAN MİMESİS LİNÇ VE SANSÜR ÇETESİ YENİDEN İŞ BAŞINDA... başlıklı yazım üzerine, Mimesis editörleri "Okuyucu Yorumları" Tartışmaları başlıklı bir açıklama yayımlayıp okurlarından özür dilemişti.

Haklı eleştirim ve fikri takibim sonucunda Mimesis'in okurlarından özür dilemek zorunda kaldığı gerçeğini hazmedemeyen ve bu duruma çok sinirlendiği anlaşılan Ömer Faruk Kurhan, varsa konuyla ilgili itirazlarını ortaya koymak ya da sansür uygulayıp okurlarından özür dilemek zorunda kalan Mimesis editöryasından hesap sormak yerine, konuyu kişiselleştirip bana "ad hominem" saldırmayı tercih etti. Tamamen ve doğrudan şahsımı hedef alan, Ne Çetin Ne Kaya... başlıklı kirli bir hakaret ve iftira yazısı kaleme aldı.

Benim Mimesis portalinde yazdığım yorumdaki, "Yazdığı oyunun kahramanını niye 'Keşanlı Ali' yapmayı tercih etmiş, niye kahramanına 'Kürt Cemali' demekten kaçınmış diye Haldun Taner gibi bir yazara seçimlerinin hesabını sorma izansızlığıyla, (25 yıl önce ölmüş ve bugün kendini savunabilecek durumda olmayan) Haldun Taner'i 'Beyaz Türk'lük ve 'tarihe ihanet'le suçlayan Yaşam Kaya ile ona çanak tutan MİMESİS çeviri dergisi çevresini hâlâ ciddiye alan bir tiyatro insanını ciddiye almak mümkün mü?" ifademi sansürleme gerekçelerini, "Site editörleri olarak, bu yorumun ilk paragrafının tartışmalara katkı sunmadığını ve hakaret içerdiğini düşündüğümüz için, ilgili bölümü budayarak, yorumun geri kalan bölümünü ise aynen koruyarak yayınlamıştık" diye açıklamaya çalışan Mimesis editörleri; yorumlarımı peşinen sansürledikleri ve bana bu sansüre karşı yanıt hakkı bile tanımadıkları internet sitelerinde, arkadaşları Ömer Faruk Kurhan'ın tamamen ve doğrudan kişiliğimi hedef alan ve aşağıdaki alıntıda görüleceği üzere, "yalancı", "aptal" vb. "hakaret içerdiği" aşikâr yazısını "yorum" adı altında yayımlamakta ise hiçbir sakınca görmediler:

(...) Hırçınlık, mecburen akıl fikir düşkünlüğü talep eder. Mesela Feridun Çetinkaya’nın Mimesis’le ilgili suçlamalarına bakılacak olursa, en kötüsünden bir yalancı ve dezenformatör olduğu sonucuna ulaşmak çok kolaydır. Fakat yalan dolanları reel bir kurnazlığın sonucu olarak değil, akli deformasyonun bir sonucu olarak uydurmaktadır. Aptallaşma ve aptallık el ele gider. Bu, hırçın ve simülakr yaşantının bedelidir (...)
(Kaynak: Mimesis Sahne Sanatları Portali, http://mimesis-dergi.org/2011/10/%E2%80%9Cokuyucu-yorumlari%E2%80%9D-tartismalari)

Mimesis editörleri, bu çifte standartlı uygulamalarıyla, bir yandan benim "MİMESİS çeviri dergisi çevresini hâlâ ciddiye alan bir tiyatro insanını ciddiye almak mümkün mü?" soruma bile tahammül edemeyip bu düşüncemi ifade etmemi engellerken, öte yandan asıl hakaret ve iftiraya "özgürlük" tanıyarak Ömer Faruk Kurhan'ın şahsıma yönelik nefretini kusmasına yataklık ettiler. Böylece, benim yorumumu sansürleme gerekçelerinin aslında birer sansür bahanesinden ibaret olduğunu ikrar etmiş oldular.

Kurhan'ın kirli yazısı, Metin Göksel, Eser Dilsöz, Ceren Okur, Bülent Sezgin, Öykü Gürpınar, Aysan Sönmez, Cüneyt Yalaz ve Fırat Güllü'den oluşan Mimesis editöryasının ilkesiz, çifte standartlı ve sansürcü karakterini ifşa eden ibretlik yeni bir uygulamaya vesile olması bakımından önemlidir.

Böylesine ilkesiz ve çifte standartlı davranabilen, hakikat ve "ifade özgürlüğü" düşmanı sansürcü insanların, tiyatroyla ilgili herhangi bir sözünün ya da yaratımının herhangi bir değeri ve anlamı olabilir mi?

Bir daha sorayım.

"Mimesis dergisi çevresini hâlâ ciddiye alan bir tiyatro insanını ciddiye almak mümkün mü?"


Feridun Çetinkaya
24 Kasım 2011

Güncelleme Notu (25 Kasım 2011)
Bazı yazım yanlışlarını düzelttim ve bazı açıklayıcı eklemeler yaptım.