3 Temmuz 2010

Coşkun Büktel'in "Şişli Terakki'de kuzular kurtlara teslim: 'Simplified' mı? 'Stupidfied' mı?" başlıklı yazısı vesilesiyle...




Büyük ozan Melih Cevdet Anday da bundan ta 33 yıl önce yazdığı "Shakespeare Düşmanları" başlıklı yazısıyla, Coşkun Büktel'in sonradan "asparagas tiyatro" diye tanımladığı hastalığa dikkat çekmişti. Shakespeare'i "yorumlama", "güncelleştirme" bahanesiyle yeniden yazma aklıevveliğine, vandallığına seyirci kalamayan Anday, her gerçek tiyatro insanından beklendiği gibi tiyatroseverleri uyarma sorumluluğunun gereğini yerine getirmeden duramamıştı... Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin Mart-Nisan 2002 tarihli, 119-120 numaralı sayısında yayımlanan, “Coşkun Büktel ‘Tiyatro Oligarşisi’ne Karşı” başlıklı yazımda da, Melih Cevdet Anday'ın bu yazısına atıfta bulunmuştum. (FÇ)



(2 Temmuz 2010 günü Facebook'ta yazıp listemdeki kişilerle paylaştığım not)


Coşkun, sitesinde yayımladığı "Simplified" mı "Stupidfied" mı? başlıklı yazısıyla çok önemli bir meseleye dikkat çekiyor bir kez daha. Yazısı Türkiye tiyatrosuna büyük bir hizmet niteliğinde her zamanki gibi.

Coşkun'un bu yazısına dair Ekşi Sözlük'te yaptığım şu kısa sunuşun linkini dün Facebook'ta paylaşmıştım:


simplified mı stupidfied mı

tiyatro yazarı ve eleştirmeni coşkun büktel'in kaleme aldığı, asparagas tiyatro hastalığına dikkat çeken nefis yazının başlığı.

büktel, şişli terakki'de kuzular kurtlara teslim: "simplified" mı "stupidfied" mı? başlıklı bu yazısında; tek taraflı olarak empoze ettiği asparagas tiyatro anlayışıyla tiyatrosever genç dimağları -deyim yerindeyse- zehirleyen şişli terakki lisesi tiyatro eğitmeni cüneyt yalaz'ın ipliğini pazara çıkarıyor.

genç tiyatroculara ve seyircilere peşin peşin anlayışı kıt aptallar muamelesi yaparak onlara william shakespeare, bertolt brecht ve federico garcia lorca gibi önemli ve değerli tiyatro yazarlarının yapıtlarının ilk elden asıllarını, orijinal versiyonlarını değil de, "basitleştirme", "kısaltma", "yorum" ya da "güncelleştirme" adı altında yağmalanmış ve çarpıtılmış özetlerini ya da beşinci sınıf "uyarlama"larını, yani "stupidfied" versiyonlarını reva gören, dahası bir de bunu hâlâ pervasızca çağdaş tiyatro diye yutturmaya, kakalamaya devam eden tiyatro esnafı'nın maskesini bir kez daha düşürüyor.

bkz. http://coskunbuktel.com/buktelcuneytyalazsimplified.htm

Bu paylaşımım üzerine konuya ilgi gösteren, aynı zamanda Sarıyer Halk Eğitim Merkezi Tiyatro Kolu'nda 1986 yılındaki kursiyerlik dönemimden "Hocam" ve çok sevdiğim, saygı duyduğum dostum Semra Çağlayan serzeniş tonu da taşıyan şu yorumuyla önemli bir noktaya çekti:

muhtemelen ortada teorik bir tartışma vardır -umarım-. ancak bu denli kişiselleştirilmiş -hatta overdose olmuş- bir metinde bunu takip etmek hayli zor. büktel tartışmalarına bu yüzden bir türlü ilgi duyamadım. ama günümüzdeki durumdan da beni haberdar edecek bir teorik tartışmayı izlemek isterdim doğrusu. bununla ilgili bir önerin var mı? :)

Çok doğru, evet ortada günümüzdeki durumdan Semra'yı haberdar edebilecek teorik bir "tartışma" yok, olamıyor... Çünkü ortada bir nevi "Cadı Kazanı" kaynatan aforozcu, sansürcü, iftiracı ve linççi sözde tiyatrocular var, meydanda bunlar cirit atıyor ne yazık ki (bkz. http://coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm)

Öneriye gelince... Coşkun'un 2001 Eylül'ünde Kaknüs Yayınları'ndan çıkmış, Yönetmen Tiyatrosu'na Karşı Bir Shakespeare ve Nâzım Hikmet Savunması adlı 368 sayfalık inceleme-eleştir kitabını önerebilirim. "Yönetmen tiyatrosu" / "Asparagas tiyatro" olgusu üzerine benim bildiğim kadarıyla Türkiye'de yapılmış tek ve önemli çalışma da zaten bu kitap... Bu kitaba ilgi duyulmasını tavsiye edebilirim (bkz. http://coskunbuktel.com/yonetmentiyatrosuna%20karsi.htm)

Ayrıca yine bu konuyla ilgili ben de, iki üç yıl kadar önce Edward Albee'nin Oyunları niye okumalıyız? başlıklı, kısa ama aynı zamanda konunun önemini çok özlü bir şekilde vurgulayan bir yazısını naçizane çevirip Tiyatro Fanzini adını verdiğim kişisel internet sitemde yayımlamıştım... Ben o yazıyı da meseleyi çok iyi ortaya koyması açısından önemli buluyorum... (bkz. http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2008/11/yle-sama-bir-soru-ki-bu-cevaplamakla.html)

"Yönetmen tiyatrosu" / "Asparagas tiyatro" vandallığına Melih Cevdet Anday da sessiz kalamamış, seyirci kalamamış... Bakın ta 33 yıl önce, 1977 yılında, "Shakespeare Düşmanları" başlıklı bir yazı kaleme alıp, bildiğim kadarıyla, bu konuya Türkiye'de ilk dikkat çeken insan olarak neler demiş:

(...) bizde son yıllarda, eski büyük yazarlara, ozanlara, ölümsüz yapıtlara karşı bir ilgisizlik, giderek bir küçümseme duygusunun gittikçe yaygınlaşmaya başladığını görmüş olmamdır. Bu duygu elbette düpedüz yoksama biçiminde görünmüyor da, günümüze bağlamak bahanesiyle o ölümsüz yapıtları elden geçirmek, yeni baştan yazmak önerileriyle ortaya çıkıyor.

(...) Shakespeare oyunlarında sahneler yeni bir düzene göre sıralanabilir, giysilerde, dekorda akla gelebilecek bütün yenilikler gerçekleştirilebilir, fakat o oyunu yeniden yazmanın nedeni bulunamaz, gösterilemez, anlatılamaz. O zaman biz yeni bir oyun yazsak daha iyi olmaz mı? Seyirciye, kendi eklemelerimizi, Shakespeare'indir diye yutturmaya ne hakkımız var?

Ama ne yapacaksınız, Shakespeare’in özellikle Shakespeare’in yapıtlarına balta olmak, onun metnini bozmak, ona eklemeler yapmak, bu büyük ozanı, baştan yazmak tutkusu bizde kimilerince halka hizmetin gereği gibi gösterilmektedir. Yarın bakarsınız Desdemona’ya Othello’nun boğazını sıktırırlar! Onun için ne yapın edin, bugünlerde Shakespeare’i okuyun, adamın yazdıkları aklınızda bulunsun.

(Shakespeare Düşmanları başlıklı yazı, 11 Kasım 1977, s.94; Melih Cevdet Anday'ın Yasak isimli kitabından, Çağdaş Yayınları 1978)


Feridun Çetinkaya
2 Temmuz 2010

 

***

Bu Not Üzerine Yorumlar

Yazan: Coşkun Büktel - 2 Temmuz 2010 (13:37)

Semra Çağlayan'ın şu yorumu hakkında ben de birkaç şey söyleyeyim; önce Çağlayan'ı bir kez daha alıntılayalım:

muhtemelen ortada teorik bir tartışma vardır -umarım-. ancak bu denli kişiselleştirilmiş -hatta overdose olmuş- bir metinde bunu takip etmek hayli zor. büktel tartışmalarına bu yüzden bir türlü ilgi duyamadım. ama günümüzdeki durumdan da beni haberdar edecek bir teorik tartışmayı izlemek isterdim doğrusu. bununla ilgili bir önerin var mı?

Sayın Çağlayan, "kişiselleştirilmiş" derken neyi kastettiğinizi anlayabilseydim, bu eleştirinizi yanıtlamak benim için çok daha kolay olacaktı. Benzer biçimde neyin "overdose" olduğunu somut bir-iki alıntıyla gösterseydiniz, sizi yine sağlıklı biçimde cevaplayabilirdim. Ama metnimde -varlığını şüpheli bulduğunuz- teorik tartışmayı takip etmenin hayli zor olduğu fikrinize kesinlikle itiraz ediyorum.

Ben "açıkça, mertçe, Türkçe" yazmakla her zaman övünmüş bir yazarım. Benim yazılarımda "iyi niyetli ve önyargısız olmak koşuluyla" hiçbir şeyi takip etmek zor değildir. Yazım, çok özetle, asparagas tiyatroya karşı sahihlik/sahicilik öneren ve asıl bu önerimiz yüzünden, sahihliği menfaatlerine uygun bulmayan 1100 tiyatrocu linççinin linç kampanyasına maruz kaldığımızı anlatan; iyi niyetli okurların çok önemli dersler çıkarılabileceği bir yazıdır.

Siz, konunun bir başkası tarafından (belki de karşı görüşe sahip bir başkası tarafından) tartışılmış olmasını tercih ediyorsunuz. Ama ne yazık ki, (kitaplarımı okuyanların ve verdiğim linkleri izleyenlerin göreceği üzere) karşı görüşün sahipleri bize hakaret etmek dışında bu konuda hiçbir şey söyleyemediler. Bu konularla gerçekten ilgileniyorsanız, "büktel tartışmalarına bu yüzden bir türlü ilgi duyamadım" önyargınızdan vazgeçmek ve Büktel okumak "zorundasınız". "Büktel tartışmalarına ilgi duymamak" sizin için vazgeçilmez bir ilkeyse, bence tiyatro sanatına da ilgi duyduğunuz söylenemez. Hoşunuza gitmeyebilir, benim de pek hoşuma gitmiyor, ama ne yazık ki, tiyatro sanatını tartışmayı "gerçekten" dileyenler için, Coşkun Büktel, mecburi istikamettir.


***