2 Şubat 2010

Vakit gazetesinin provokatif bir haberle hedef gösterdiği "Yala Ama Yutma" ekibi sağduyu çağrısı yaptı


Vakit gazetesinde yayımlanan "Ahlaksız oyun'dan tahrik dolu mesajlar" başlıklı
haberde kullanılan fotoğraf


Vakit Gazetesi'nin 2 Şubat 2010 tarihli ve "Ahlaksız oyun'dan tahrik dolu mesajlar" başlıklı haberiyle açıkça suçlayarak hedef gösterdiği "Yala Ama Yutma" adlı oyunu sahnelemeye hazırlanan tiyatro grubu, söz konusu oyunun herhangi bir dine yönelik saldırı ya da aşağılama unsuru içermediğini ifade ederek, muhtemel provokasyonlara karşı herkesin sağduyulu davranması çağrısında bulundu.

"Yala Ama Yutma" ekibinin konuya ilişkin açıklaması şöyle:

Metni Özen Yula’ya ait olan ve biriken tarafından sahneye koyulan Ayça Damgacı, Nebil Sayın, Cem Yanılmaz, Can Anar ve Ovez Muradov ‘un oynadığı ‘Yala Ama Yutma!’ oyunu bir gazete tarafından gerçeğe uygun olmayan şekilde habere konu edilmiştir.

Oyunla ilgili yapılan haberde maddi hataların yanı sıra pek çok kışkırtıcı bilgi bulunmaktadır. Oyun herhangi bir dine saldırı ya da aşağılama unsuru içermemektedir.

Oyunla ilgili provakasyonlar konusunda herkesin sağduyulu davranmasını rica ediyoruz.

Kumbaracı50′nin oyunla ilgisi sadece sahnelecek mekan olmasından kaynaklanmaktadır. Yala Ama Yutma’ ekibi bağımsız bir gruptur.

"Yala Ama Yutma" Ekibi
***
OYUNUN KONUSU: Yala Ama Yutma! (Küçük Fantezi) çağdaş tiyatronun Türkiye’deki en önemli yazarlarından, oyunlarıyla birçok ödül kazanmış Özen Yula’nın yeni bir oyunu.  İtiraz Oyunları aslında  “kabullenmenin, susmanın erdem sayıldığı topraklarda tam da buraya ait demir leblebi, ağır lokma, çetin ceviz ve susmayı kabullenmeyen oyunlar”.

Kurala göre yüzyılda bir “sınanma”dan geçmek için yeryüzüne gönderilen bir melek, yirmi dört saat içinde en azından bir insanı “iyilik adına” yola getirmelidir. Başarırsa yeniden yüz yıllığına melek olarak devam edecektir; eğer başarısız olursa dünyada insan olarak kalacak ve eceliyle ölecektir. İşte bu sınanmaya tâbi tutulan oyunun başkahramanı Melek, kendini Türkiye’de bir porno film setinde, oyuncu Leyla’nın bedeninde buluverir…


15 Şubat Pazartesi, 16 Şubat Salı, 24 Şubat Çarşamba ve 25 Şubat Perşembe KUMBARACI50′de…

("Yala Ama Yutma" internet sitesi, 2 Şubat 2010, http://www.yalaamayutma.com)
***

Vakit gazetesinde yayımlanan, Fahreddin Dede imzalı söz konusu haberde, "Yala Ama Yutma" adlı tiyatro oyunuyla ilgili şu ifade ve yorumlara yer verilmişti.
Önümüzdeki günlerde Beyoğlu'nda sahnelenecek pornografik oyuna tepki yağıyor. Tiyatro eleştirmeni Bünyamin Yılmaz, tahriklerin sadece Müslümanları değil, diğer din mensuplarını da kızdıracağını söyledi.

Beyoğlu'nda önümüzdeki günlerde sözde ‘Sanat için sanat' anlayışı adına ahlaksız bir tiyatro sergilenecek. ‘Kumbaracı 50' tiyatrosu tarafından sergilenecek ahlaksız oyunda bir meleğin kendini porno film setinde insan olarak bulması konu edilecek.

Ahlaksız senaryosunu Melis Tezkan ve Okan Urun'un yazma cesaretini gösterdiği ‘Yala ama yutma' adlı oyunda melekler arasındaki sözde kurala göre her yüzyıl, bir sınavdan geçmek üzere melekler dünyaya gönderiliyor. Ahlaksız senaryoya konu olan melek ise bu sınav kapsamında, kendini Türkiye'de bir porno film setindeki oyuncunun bedeninde buluyor.

Sağduyulu Müslümanlar, ahlaksız tiyatronun oynanmadan kaldırılmasını istiyor. Gazetemizi arayan okurlar da bu rezilliğe tepki gösterdi.

İNSANIN PİSLİĞİNİ MELEKLERE BULAŞTIRAMAZSINIZ!
Milli Gazete Kültür Sanat Editörü ve Tiyatro eleştirmeni Bünyamin Yılmaz, "Bu sadece Müslümanları değil, bütün din mensuplarını kızdırır. Modern zihinle inanç değerlerinin sentezini yapmak sağlıklı bir durum değil. Bu çok tehlikeli olabilir. İnsan bedenine meleğin girmesi çok saçma bir durum. Melekler inancımıza göre korunmuştur. İnsanın pisliğini meleklere bulaştırmak mümkün değil" diye konuştu.

"Bu oyun sahnelenmemelidir" diyen Tiyatrocu Birol Cürgül ise "Sosyal meseleleri ve problemleri, müstehcenlik aracı kılınarak gündeme getirmeyi ve bunu tiyatro sahneleri aracılığı ile yapmayı her şeyden önce başka sosyal problemleri doğurmaya yönelik bir davranış olarak değerlendiriyorum. Ayrıca toplumun inanç değerleri üzerinde tahrifat yapma alışkanlığının hala devam ettiğini görüyoruz. Bu konunun dini mihraklarca incelenmesi gerektiğini ve bu oyunun sahnelenmemesi gerektiğini düşünüyorum" şeklinde konuştu.

Tiyatro sanatçısı Birol Cürgül ahlaksız oyunu eleştirdi. Cürgül ‘Yala ama yutma' isimli oyunun sahnelenmeden kaldırılması gerektiğini söyledi.


(HaberVaktim internet sitesi,
"Ahlaksız oyun'dan tahrik dolu mesajlar" başlıklı, Fahreddin Dede imzalı haber, 2 Şubat 2010, http://www.habervaktim.com/haber/106197/ahlaksiz_oyundan_tahrik_dolu_mesajlar.html)


***


Konuyla ilgili olarak tiyatro meslek örgütlerinin açıklamaları ile gazeteler ve internet sitelerine yansıyan bazı haberler şöyle:

"Vakit'ten tiyatro oyununa saldırı"
(Sol Haber Portalı / 2 Şubat 2010)
Vakit gazetesi, Özen Yula'nın yazdığı “Yala ama Yutma” adlı oyuna karşı bir kışkırtma kampanyası başlattı.

Vakit gazetesinin haber sitesi habervaktim’de bir numaralı manşet haberi olarak, “Ahlaksız oyundan tahrik dolu mesajlar” başlığıyla verilen haber, bir tiyatro oyununa karşı amansız bir kışkırtma niteliğinde.

(...)

Vakit, haberinde Milli GazeteKültür Sanat Editörü ve Tiyatro eleştirmeni Bünyamin Yılmaz ile tiyatrocu Birol Cüngül’den de oyunun ahlaksız olduğuna ve kaldırılması gerektiğine destek olan görüşlere yer verdi.

Haberin etkisi yorumlarda hemen kendini gösterdi:

Bu sabah siteye eklenen habere gelen ilk yorumlar, haberin içeriğinin yaratmak istediği etkiyi açıkça gözler önüne serdi.

“Nerdesiniz yetkililer?????Resmen provakatör bunlar !!!!
Elimize sopaları alıp salonumu basalım?, bun denli densiz ve dinsiz oldukları için cezalarını bizmi verelim nerde seçilen ve atanan sorumlular??nerde?”

“HAYVANLAR ÖZGÜRDÜR
hayvanların utanma ve haya duyguları olmaz arkadaşlar. Bu hayvanlardan nasıl olurda utanma arlanma beklersiniz.”


İdil Biret konseri akıllara geldi

Vakit gazetesi yine Temmuz ayında Topkapı Sarayı’nda sergilenecek İdil Biret konseri öncesinde “Mini etekler kızların servis ettiği şarapları içecekler” diyerek konseri provoke etmiş, Alperen Ocakları
üyeleri de konser günü saldırıda bulunmaya çalışmıştı.

(soL - Haber Merkezi)


***
Vakit gazetesi iş başında. Bu kez de bir tiyatro oyununu "Ahlaksız haberden tahrik dolu mesajlar" diyerek hedef gösterdi.

***

"Yala Ama Yutma Vakit'in hedefi oldu"
(Radikal / 3 Şubat 2010)
Topkapı Sarayı’nda ‘içkili konser’le ilgili kışkırtıcı yayınlar yapan Vakit gazetesi bu kez, yeryüzüne bir porno yıldızının bedeninde düşen meleğin hikayesini anlatan ‘Yala Ama Yutma!” oyununu hedefine aldı. Dün gazetede “Ahlaksız Oyun‘dan tahrik dolu mesajlar” başlığıyla verilen haberde “Sağduyulu müslümanlar, ahlaksız tiyatronun oynanmadan kaldırılmasını istiyor” gibi ifadelere yer verirken Vakit’in internet sitesinde de şiddet mesajları içeren okuyucu yorumları yer aldı. “Elimize sopaları alıp salonu mu basalım? Bunlar denli densiz ve dinsiz oldukları için cezalarını biz mi verelim. Nerede seçilen ve atanan sorumlular?? Nerede?” gibi birçok yorum yapılırken oyunu sahneleyen ekip de bir açıklama yaptı. Yapılan açıklamada haberde “Maddi hataların yanı sıra pek çok kışkırtıcı bilgi” olduğu ve Özen Yula’nın yazdığı oyunun “Herhangi bir dine saldırı ya da aşağılama unsuru” içermediği belirtildi. Ekip ayrıca, oyunla ilgili provakasyonlar karşısında herkesi sağduyulu davranmaya davet ederek, “Bundan sonra bu sanat olayına yönelik herhangi şiddet gerçekleşirse sorumluları açıktır” dedi. (Kültür Sanat)
***

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği'nden Vakit gazetesine kınama,
kamuoyuna çağrı

(Tiyatro Fanzini / 3 Şubat 2010)

Uluslararası Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (AITC) Türkiye Merkezi, "Yala Ama Yutma" adlı oyunu sahnelemeye hazırlanan tiyatro grubunu,
"Ahlaksız oyun'dan tahrik dolu mesajlar" başlıklı provokatif haberiyle hedef gösteren Vakit gazetesini kınadı. AITC Türkiye Merkezi tarafından söz konusu haber ve konuyla ilgili yapılan açıklama şöyle:

"Daha önce çeşitli kişi ve kurumları okurlarına hedef göstererek provokasyona teşvik eden Vakit gazetesinin, bu kere de Beyoğlu’ndaki Kumbaracı 50 tiyatrosunda sahnelenecek olan Özen Yula’nın oyunu “Yala ama Yutma”yı amacına uygun olarak odak noktası olarak seçmesi ve taraftarlarına göstermesi, Birliğimiz mensuplarınca kınanmış ve geleceğe dönük kuşkularla karşılanmıştır.

Bir eseri daha sahnelenmeden, hatta metnini bile bilmeden “ahlaksız” olarak nitelendirmek ve “din elden gidiyor” çığlıkları atmak, Vakit gazetesinin tutumuna yakışmakta; ancak bu tutum insani faziletin ve savundukları ahlak anlayışının çok dışında kalmaktadır. Hiç kuşku yok ki, bu düşünce son derece karanlıktır ve yarınlarımızın provası niteliğini taşımaktadır. Bu kışkırtıcı, olumsuza yol gösterici yayını bir kısım medyamızın da sessiz sedasız izlemesi ise başlı başına bir olaydır.

Bir sahne eserinin sahnelenmeden ve metni yayımlanmadan yani izlenmeden ve okunmadan dinsel kuralları aşağılamakla suçlanması, geçtiğimiz temmuz ayında Topkapı Sarayı’ndaki İdil Biret konseri öncesi “mini etekli kızların servis ettiği şarapları içecekler” tevatürünü yayarak konserin provoke edilmesiyle eşdeğerdir. Dolayısıyla sanat dünyamız gene karanlık, dar ve tehlikeli bir yola sokulmak istenmektedir.

Hukukçularımızı, siyasetçilerimizi, sanatçılarımızı göreve çağırıyoruz.

Uluslararası Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (AITC) Türkiye Merkezi"


(Kaynak: "Tiyatro eleştirmenlerinden Vakit'e tepki", Gazeteciler.com internet sitesi, 3 Şubat 2010,  http://www.gazeteciler.com/tiyatro-elestirmenlerinden-vakite-tepki-news12204.html)

***

Bünyamin Yılmaz: Sıra meleklere mi geldi?
(Milli Gazete / 4 Şubat 2010)

(...)

Önceki gün Vakit gazetesinden aradılar. Fahrettin Dede'nin verdiği bilgiye göre, (çok özür dileyerek aktarmak istiyorum) Yala Ama Yutma adlı bir oyun sahneye konacakmış. Haber şöyle: Kumbaracı 50'nin sahneye koyacağı, senaryosunu Özen Yula'nın yazdığı oyunun konusu şöyle: "Kurala göre yüzyılda bir 'sınanma'dan geçmek için yeryüzüne gönderilen bir melek, yirmi dört saat içinde en azından bir insanı 'iyilik adına' yola getirmelidir. Başarırsa yeniden yüzyıllığına melek olarak devam edecektir, eğer başarısız olursa dünyada insan olarak kalacak ve eceliyle ölecektir. İşte bu sınanmaya tabi tutulan oyunun başkahramanı melek, kendini Türkiye'de bir porno film setinde, oyuncu Leyla'nın bedeninde buluverir."

Tehlikeli oyun

Daha haberi telefonda dinlerken ter bastı beni. Ahmet Kaya'nın bir şarkısında söylediği gibi: "nerden baksan tutarsızlık, nerden baksan..." Fahrettin'e şöyle bir görüş verdim: "Bu sadece Müslümanları değil, bütün din mensuplarını kızdırır. Modern zihinle inanç değerlerinin sentezini yapmak sağlıklı bir durum değil. Bu çok tehlikeli olabilir. İnsan bedenine meleğin girmesi çok saçma bir durum. Melekler inancımıza göre korunmuştur. İnsanın pisliğini meleklere bulaştırmak mümkün değil" Diğer görüş veren tiyatro eleştirmeni Birol Cürgül ise şunları söylüyor: "Sosyal meseleleri ve problemleri, müstehcenlik aracı kılınarak gündeme getirmeyi ve bunu tiyatro sahneleri aracılığı ile yapmayı her şeyden önce başka sosyal problemleri doğurmaya yönelik bir davranış olarak değerlendiriyorum. Ayrıca toplumun inanç değerleri üzerinde tahrifat yapma alışkanlığının hala devam ettiğini görüyoruz. Bu konunun dini mihraklarca incelenmesi gerektiğini ve bu oyunun sahnelenmemesi gerektiğini düşünüyorum"

(...)

***

Arda Uskan: "Ahlaksız Oyuna Linç Girişimi"
(Takvim Gazetesi / 5 Şubat 2010)
"Ahlaksız oyundan tahrik dolu mesajlar…" Gazetede bu başlığı görünce merak ettim ama şaşırdığımı söyleyemem, çünkü haber Vakit gazetesindeydi. "Önümüzdeki günlerde Beyoğlu'nda sergilenecek pornografik oyuna tepkiler yağıyormuş!" Sonrasında gördüm ki; iki paragraflık yazıda tam sekiz kez 'ahlaksız oyun', 'rezil senaryo' sözcükleri kullanılmuş. Peki neymiş bu ahlaksız oyun? "Bir melek yeryüzüne iniyor ve bir insanı, iyilik adına 24 saatte yola getirecek. Ve o melek, bir insanın bedeninde kendini bir porno oyuncusu olarak buluyor!" Eserin yazarı da Özen Yula… Koparılan fırtına ise işte bu birkaç satır üzerine. İşin komik yanı, ne oyun sergilenmiş ne de metni okuyan biri var! Ama ahkam diz boyu; bu ahlaksızlığa izin verilmemeliymiş!

Haberi yazan arkadaş, bir tiyatro oyunun metnine 'senaryo' denilmeyeceğinin bile farkında değil. Hadi diyelim o küçücük dünyasından dışarı çıkamamış, peki bir tiyatro eleştirmenin, aynı haberde yer alan görüşlerine ne demeli? Milli Gazete eleştirmeni
Bünyamin Yılmaz, oyunun kaldırılmasını buyurmuş! Oynanmayan oyun nasıl kaldırılacaksa! Daha vahimi, tiyatronun adını ve adresini vererek hedef gösteriyor. "

KIYAMET YAKLAŞIYOR"

Yapılan provokasyonun nasıl tehlikeli bir boyutta olduğu da, internet sitesine gelen yorumlarda ortaya çıkıyor. "Allah'tan korkmayanların vay haline", "Böyleleri yüzünden kıyametin yaklaşma vakti geliyor" türünden onlarca mesaj…

Kaç gündür bu konuda kimseden ses çıkmadı. Sadece
AITC Türkiye Merkezi tarafından Medyatava'ya bir açıklama gönderilmiş, bir bölümü şöyle: "Hiç kuşku yok ki, bu düşünce son derece karanlıktır ve yarınlarımızın provası niteliğini taşımaktadır. Bu kışkırtıcı, olumsuza yol gösterici yayını bir kısım medyamızın da sessiz sedasız izlemesi ise başlı başına bir olaydır."

Benim için asıl can alıcı nokta son cümleydi. Evet, koskoca medyadan bu konuda tek bir ses, bir itiraz çıkmamıştı. Üstelik bu açıklama Medyatava gibi bütün gazetecilerin ilk adresi olan sitede yayınlanmasına rağmen. Hakkını vermek lazım, Medyatava daha önce bu konuda tiyatronun açıklamasını da yayınlamıştı.
Öyle ki, düşüncelerini sorduğum Levent Kırca'nın olaydan haberi bile yoktu. "Ben mi oynuyormuşum bu oyunu?" diye sordu önce. Durumu anlatınca şunları söyledi: "Özen Yula'yı çok iyi tanırım. Değerli bir yazardır. Önce oyunu seyredersin, sonra eleştirini yaparsın. Ortada eser yokken yasaklanmaya kalkması kabul edilemez… Bu çocukları hedef gösteriyorlar. Bu gidişat tehlikeli."

NEDEN HERKES SUSUYOR?

Sonra Ferhan Şensoy'u aradım. Onun da kulaktan dolma bir bilgisi var. "Geçen gün de sahnede sigara içiliyor diye soruşturma açılmıştı" diyor ve ekliyor: "Tabii oyunu görmeden yazmak saçmalık. Tiyatroya ve sanata böyle bir müdahaleyi kabul etmek de imkansız."

Aslında medyanın bu sessizliğini kabul etmek imkansız! Peki sevgili Ahmet Hakan… Sen neden iki satır yazmadın bu konuda? Neden ünlü tiyatrocular bir araya gelip bir açıklama yapmadılar da bir derneğin Medyatava'ya yaptığı açıklamalarla yetindiler. "Haberimiz yoktu, duymadık" derlerse söyleyecek söz kalmıyor tabii…

Ama bir zahmet duyun lütfen. Genç bir yazarın, oyunu daha sahnelenmemişken linç edilmesine izin vermeyin.



***

OYÇED: "Sanatın Yasaklara Değil Özgürlüğe İhtiyacı Var"
(Kamuoyuna / 8 Şubat 2010)
2 Şubat 2010 tarihinde, Vakit gazetesinde, “ahlaksız oyundan tahrik dolu messajlar” başlıklı haber, derneğimiz tarafından hayretle karşılanmıştır. Özen Yula’nın yazdığı “Yala Ama Yutma” oyunu üzerinden, hem de oyunu görmeden, kopartılmaya çalışılan bu gürültüyü anlamak mümkün değildir. Bir tiyatro oyunu üzerinden sanata yapılan bu saldırı, ancak ortaçağ karanlığında rastlanabilecek niteliktedir. Özgürlükle ve bilimle karakterize edilebilecek olan çağımızda asla kabul edilemez.

Sanat, dinin, ahlakın ya da politikanın hizmetinde değil, gerçeğin ve estetiğin hizmetindedir. Bir tiyatro oyunu, ancak gerçeğin ve estetiğin ölçütleriyle eleştirilebilir. Bunu yapacak olanlar da, eleştiri disiplini içinde yetişmiş olan, sağlam bir yöntemi bulunan gerçek eleştirmenlerdir, kendilerini eleştirmen ya da tiyatro yönetmeni ilan ederek, yasaklayıcı bir zihniyetle fetva verenler değil.

Üç bin yılı aşan tiyatro edebiyatı içinde, melekleri konu alan, kurgusunu melekler üzerinden yapan çok sayıda oyun bulunmaktadır. Dini eleştiri de dahil olmak üzere, birçok eleştiriyi içeren bu oyunların çoğu klasikleşmiştir. Sözkonusu oyunlar, ülkemizde de yayımlanmakta, oynanmakta, tiyatro okullarımızda ders konusu olarak incelenmektedir. Strindberg’in “Rüya Oyunu”, Maeterlinck’in “Pelléas ve Mélisande”ı, Dürrenmatt’ın “Babil’e Bir Melek İniyor”u bunlardan sadece birkaçıdır. Ülkemizde de birçok sinemada gösterimi yapılan , Lars Von Trier’in şaheser filmi Dogville de benzer bir durumu konu etmektedir. Sözkonusu oyunu engellemeye kalkışan, sözde tiyatro insanları, gerçekten tiyatro insanı olsalardı, bunların farkında olur ve sanatı engelleme, yasaklama yönünde ileri geri konuşmazlardı.

Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği olarak, sanatın önüne konabilecek her türlü engelin, üzerindeki olası her türlü baskının karşısındayız. Her oyun, özgürlük ortamında sahnelenmeli, seyircisiyle buluşabilmeli, iyiliğine-kötülüğüne seyirciler ve uzman eleştirmenler, o oyunu seyredip değerlendirerek karar vermelidir. Ama varılacak olan karar, asla bir oyunu yasaklama vb. olmamalıdır.

Yetkin sanat yapıtları, ancak demokratik ve özgür ortamlarda yeşerebilir. Sanatçılar olarak, toplum olarak, daha geniş bir özgürlük ortamına ihtiyacımız var. Yasakları, engellemeleri artık geride bırakmalıyız. Bunlarla daha fazla vakit ve enerji yitirmemiliyiz.

OYÇED
Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği
Yönetim Kurulu

***

Kemal Oruç: ‘Yalan Söylesinler ‘Ama’ Sen ‘Yutma’!
(www.kemaloruc.com / 9 Şubat 2010)

***


Türkiye Tiyatrolar Birliği: "'Yala Ama Yutma'ya sahnelerimizi açalım"
(Türkiye Tiyatrolar Birliği internet sitesi / 11 Şubat 2010)

***


(Hürriyet gazetesi / 11 Şubat 2010)


***

(firatgullu.blogspot.com / 11 Şubat 2010)

***
Bünyamin Yılmaz: "Tiyatro kapattırmışım heyhat!"
(Milli Gazete / 12 Şubat 2010)




Tiyatro Fanzini

Feridun Çetinkaya
(2 Şubat 2010. Güncellemeler 3-5-8-11-12 Şubat 2010)