10 Şubat 2010

İkiyüzlü tiyatrocular

Güncelleme notu yazının altındadır (13 Şubat 2010)




Ağlayan ve gülen mask imgesi uzun zamandır benim için, Türkiye tiyatrosunun gerçekleri konusunda çifte standartlı bir tavır takınan aforozcu, sansürcü, iftiracı ve linççi "tiyatrocular" ile, hasbelkader tiyatroya "bulaşmış" ve tiyatroyu önemsiyormuş görüntüsü altında gerçekte kişisel menfaat ve tatmin sağlamaktan başka derdi olmayan birtakım omurgasız, tiyatro ve hakikat düşmanlarının ikiyüzlülüğü ve suçortaklığını simgeliyor.

“Yala Ama Yutma” oyununu ve bu oyunu sahneleyecek tiyatro grubunu hedef gösteren Vakit gazetesi haberinin ardından yaşananlar, bir yanıyla, tiyatrocuların ve tiyatro kamuoyunun nasıl ikiyüzlü, nasıl çifte standartlı bir yapıya sahip olduğunu bizlere bir kez daha göstermiş oldu.

Yaklaşık bir ay önce, Zaman gazetesi yazarı İskender Pala’nın, Devlet Tiyatroları ile Şehir Tiyatroları’nın kapatılmasını telkin eden yazısına karşı, haklı olarak derhal kaleme sarılan ve esip gürleyen Ergün Işıldar, Kemal Kocatürk, Can Doğan, Hülya Karakaş, Nedim Saban, Arif Akkaya, Salih Dündar Müftüoğlu ve Şakir Gürzumar gibi tiyatrocular ile İstanbul Şehir Tiyatroları Sanatçıları Derneği (İŞTİSAN), “Yala Ama Yutma” oyunu gerekçe gösterilerek doğrudan “tiyatro yapma hakkına” müdahale niteliğinde bir saldırı söz konusu olduğunda, özünde tiyatro sanatını hedef alan bu saldırıya karşı herhangi bir açıklama yapmadılar, herhangi bir tepki göstermediler.

Daha bir hafta önce, “Sahnede sigara yasağı” konusu gündeme gelir gelmez derhal bir bildiri yayımlayarak bu yasağı tiyatroya karşı maksatlı bir engelleme olarak yorumlayan ve protesto eden Devlet Tiyatroları Sanatçıları Derneği (DETİS) ile yine bu yasak konusunda basına demeç veren Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin de aynı şekilde, “Yala Ama Yutma” oyunu gerekçe gösterilerek doğrudan “tiyatro yapma hakkına” müdahale niteliğinde bir saldırı söz konusu olduğunda, özünde tiyatro sanatını hedef alan bu saldırıya karşı herhangi bir açıklama yapma, tepki gösterme ihtiyacı ve sorumluluğu duymadılar.

Muhsin Ertuğrul Sahnesi ve AKM konusunda inisiyatif kullanan, aktif bir tavır sergileyen Devlet Tiyatrosu Opera ve Balesi Çalışanları Vakfı (TOBAV) ile sadece isminin geçtiği konularda açıklama yapmak gibi bir anlayışa sahip olduğu izlenimi yaratan Tiyatro Oyuncuları Derneği (TODER) de benzer bir tutum takındı. “Yala Ama Yutma” oyunu gerekçe gösterilerek doğrudan “tiyatro yapma hakkına” müdahale niteliğinde bir saldırı söz konusu olduğunda, özünde tiyatro sanatını hedef alan bu saldırıya karşı herhangi bir açıklama yapmadılar, tepki göstermediler.

Tiyatrocuların ve tiyatro kamuoyunun çifte standartlı yaklaşımı bunlarla sınırlı değil elbette.

“Yala Ama Yutma” ekibi üzerinden, özünde “tiyatro yapma hakkını” kısıtlamaya, engellemeye yönelik bu saldırı karşısında zamanında ve yerinde tepki gösteren, kamuoyu oluşturmak için çaba sarfeden Ertuğrul Timur, Üstün Akmen, Orhan Aydın gibi isimler (ki Vakit gazetesinin "tiyatrocuları hedef göstermesine" karşı çıkan bu kişiler aynı zamanda daha önce tiyatro yazarı ve eleştirmeni Coşkun Büktel ile tiyatrocu Hilmi Bulunmaz'ı "hedef gösteren" bir iftira ve linç kampanyasına öncülük etmiş isimlerdir) ile Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği (OYÇED) gibi tiyatro meslek örgütleri de, daha önce saydığım diğer tüm tiyatrocular ve meslek örgütleriyle birlikte, sözbirliği etmişçesine, örneğin Devlet Tiyatroları logolu duyuru ve tanıtım panolarının amacı dışında kullanıldığını belgeleyen haberleri görmezlikten gelmeyi ısrarla sürdürüyorlar.

Tıpkı daha önce, Burak Caney takma adlı tiyatro ve insanlık düşmanı internet sapığının kirli yayınlarını ve faaliyetlerini görmezlikten geldikleri gibi, istisnasız tüm iftira ve linç kampanyası imzacıları, bir kez daha çifte standartlı bir tavır takınarak bu kez de Devlet Tiyatroları logolu duyuru ve tanıtım panolarının amacı dışında kullanılması konusunda hiçbir yorum ya da açıklama yapmıyor, herhangi bir tepki göstermiyorlar. Bir kez daha gerçekler karşısında görmedim, duymadım, bilmiyorum diyen üç maymunu oynuyorlar.

Bu manzara tiyatrocuların, tiyatro kamuoyunun samimiyetsizliğini ve tutarsızlığını çok açık şekilde bir kez daha belgeliyor.

AK Parti icraatlarına, belediyelere, İskender Pala'ya, sigara yasağına ve Vakit gazetesine karşı (o da zaman zaman ve çoğunda sadece kendi menfaatleri, sözgelimi memuriyetleri ve maaşları tartışma konusu edildiğinde) sureti haktan, sureti tiyatrodan görünerek muhalefet etmeye çalışan iftiracı ve linççi tiyatrocular ile tiyatro meslek örgütleri, bu ikiyüzlülüğü devam ettirdikleri müddetçe, ağızlarıyla kuş tutsalar dahi, en nihayetinde "tencere dibin kara, seninki benden kara" demiş olmanın ötesine geçemeyeceklerdir.

Tabii, insan sormadan edemiyor: Bir çeşit çifte standart ve ikiyüzlülük abidesi haline gelmiş bu iftiracı ve linççi tiyatrocular seyirci karşısına acaba hâlâ hangi yüzle çıkabiliyorlar?


Feridun Çetinkaya
10 Şubat 2010


Güncelleme notu (13 Şubat 2010): 

Bu yazının yayımlanmasından 3 gün sonra, 13 Şubat günü, yukarıdaki yazımızda isimleri geçen TOBAV ve Arif Akkaya'nın da aralarında bulunduğu bir grup tiyatrocu, bazı özel tiyatro grupları ve meslek örgütlerinin ortak imzasıyla, "Biliyoruz... Farkındayız... BİRLİKTEYİZ!" başlıklı bir bildiri yayımlandı. Söz konusu bildiri ve altındaki imzalalar şöyle:


"Biliyoruz... Farkındayız... BİRLİKTEYİZ!"
Sanatın özgür irade ve ifade gücünün; zihinlerde oluşturulacak en tehlikeli sansür olan, OTOSANSÜR yoluyla engellenmesini önlemek için...

Sanatın diliyle konuşmak isteyen her topluluğu ve mekânı topun ucuna yerleştirerek başlatılmaya çalışılan kör dövüşlerine izin vermemek için...

Tarih boyunca sıkça gördüğümüz ‘talihsiz rastlantı’ların tekerrür etmemesi için...

Kalıcı çözümler üretilmesi gerektiğini düşünüyoruz. 
Seyirci ve Toplulukları sağduyulu olmaya çağırıyoruz.
Sağlıklı bir düşünce ortamı geliştirmeyi istiyoruz.

Kumbaracı50; Yala Ama Yutma ekibine, oyunu mekânlarında sahnelemeyi istedikleri ilk günden bu yana tehditlere direnerek destek vermeye devam etmiştir ve edecektir. Yala Ama Yutma ekibi de her kararıyla Kumbaracı50’yi korumayı seçmiştir. Sanat yoluyla özgür ifadeden yana isek bunu ifade edebilme hürriyetimize sahip çıkan mekânları da korumamız ve çoğaltmamız gerek. Bu noktada alınan riskin sorumluluğunu soğukkanlılığımızı koruyarak sahiplenmeliyiz.

Oluşabilecek her tehlikeye karşı, gerek yasal yollarla gerek manevi destekle Yala Ama Yutma ekibinin ve Kumbaracı50’nin yanında olmak ve bu sorumluluğu hep beraber paylaşmak bundan sonra gerçekleşebilecek benzer her tür durumda ortaya konulacak ortak tepkinin de ilk adımıdır.

Yala Ama Yutma ekibi provokatif yayınlar durana dek oyunu erteleme kararı almıştır. Kendileri ve seyircileri için duydukları bu haklı korkuyu; yargı, basın ve kamuoyu üzerinden yürütülecek sağlıklı bir sürecin geliştirileceği güne dek paylaşıyoruz.

Korkunun üretilip çoğaltıldığı yerde korkmak cesaretsizlik değil, dünü, bugünü bilmek, farkında olmaktır. Geri çekilmek değil, fazlasını talep etmek için akılcı çözüm yolları aramaktır. Korkunun dile gelmesini baskılamaktansa, var olduğu gerçeğinin dile getirilmesi sorunu görünür kılar.
  
Bildiğimiz dilde konuşmak varken yok edilip kaybolmak değil, ÇOĞALMAK İSTİYORUZ!

Çoğalmaya Devam!


Altıdan Sonra Tiyatro
Arif Akkaya
Ayşe Bayramoğlu
Çıplak Ayaklar Kumpanyası
Dikmen Gürün
Devlet Tiyatrosu Opera ve Bale Çalışanları Vakfı (TOBAV) İstanbul Şubesi
Eraslan Sağlam
Genco Erkal
Hasibe Eren
İlyas Odman
Kumbaracı50 Sahnesi
Mehmet Birkiye
Murat Karasu
Nesrin Kazankaya
oyun deposu
Özen Yula
Seçkin Selvi
Selen Korad Birkiye
Sibel Arslan Yeşilay
Tiyatro…Tiyatro…Dergisi
Tiyatro Gerçek
Tiyatro Hal
Tiyatro Pera
Tiyatrotem
Uluslararası Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (IATC) Türkiye Merkezi (TEB)
Üstün Akmen
Ve Diğer Şeyler Topluluğu
Yala Ama Yutma! Ekibi
Yılmaz Öğüt
Zeynep Tanbay

(Kaynak: Kumbaracı50 internet sitesi, 13 Şubat 2010, http://www.kumbaraci50.com)

"Biliyoruz... Farkındayız... BİRLİKTEYİZ!" başlıklı bu bildiriyi hazırlayanlar ve imzalayanlar, yaklaşık 6 aydır tiyatro kamuoyunun dikkatine sunulmuş olan, Devlet Tiyatroları logolu duyuru ve tanıtım panolarının amacı dışında kullanıldığını belgeleyen haberleri hâlâ, ısrarla bilmezlikten, duymazlıktan, görmezlikten geliyorlar.

Bu yaklaşımlarıyla, Türkiye tiyatrosunun gerçekleri konusunda duruma ve kişiye göre çifte standartlı davranmakta kararlı ve ısrarlı olduklarını bir kez daha göstermiş oluyorlar.

Devlet Tiyatroları logolu duyuru ve tanıtım panolarının amacı dışında kullanılmasıyla ilgili gerçekler ve ayrıntılar ortaya çıktıkça bu konuda tiyatro kamuoyunun takındığı çifte standartlı ve ikiyüzlü tavrın vahameti de çok daha açık ve net bir şekilde görülecektir.

Tiyatro kamuoyunun görmezlikten geldiği söz konusu haberleri okumak için lütfen tıklayınız: Devlet Tiyatroları logolu duyuru ve tanıtım panoları amacı dışında kullanılıyor


Feridun Çetinkaya
13 Şubat 2010