17 Ocak 2010

Orhan Alkaya’nın deyişiyle “Kongre Vadisi’ne iliştirilen” yeni Muhsin Ertuğrul Sahnesi halkın katılımına kapalı, kendin çal kendin oyna bir devlet töreniyle açıldı


Bugün 16 Ocak 2010.

2008 yılı Nisan ayında Kongre Vadisi projesi adı verilen rant ve çevre katliamı (betonlaşma) projesinin hayata geçirilebilmesi uğruna, çevresindeki doğal dokuyla, yeşil alanlar ve ağaçlarla birlikte yıkılıp yok edilen müstakil Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yerine yapılan, Kongre Vadisi kompleksine "iliştirilmiş" yeni Muhsin Ertuğrul Sahnesi, bugün Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da katıldığı, siyasi bir şova, bir iktidar şovuna dönüştürülen resmi bir devlet töreniyle açıldı.

Açılış töreninde Başbakan Erdoğan şunları söyledi:

"Tabii ki Muhsin Ertuğrul bu ülkenin bir değeri. Elbette bizim de saygı duyduğumuz, hürmet gösterdiğimiz, önemli bir şahsiyet. Nasıl ki Mevlana, nasıl ki Yunus Emre, nasıl ki Hacı Bektaş Veli bu ülkenin ortak değeri ise nasıl ki Fuzuli, Baki, Nedim bu ülkenin değeri ise nasıl ki Mehmet Akif, Necip Fazıl bu ülkenin değeri ise aynı şekilde Muhsin Ertuğrul da bu ülkenin değeridir. Nâzım Hikmet bu ülkenin bir değeridir. Kemal Tahir bu ülkenin bir değeridir. Oğuz Atay bu ülkenin bir değeridir. Bu ülkeye ait bu topraklara ait bu toprakların bünyesinde içinde ne varsa bu ülkenin bir ferdi olarak onların tamamı bizim değerimizdir. Tamamına saygı duymalıyız. Milletin sahiplendiği bir değer olarak yaşam tarzı olarak benimsediği her şeyi her hükümette sahiplenmek, ona saygı duymak durumundadır. Bunları burada ilk kez söylemiyorum. Siyaset sahnesinde yer aldığım andan itibaren bu yaklaşımı savundum. Hiç kimsenin yaşam tarzına herhangi kastımız olamaz, bir kısıtlamamız olamaz. Şüphesiz ki insanların düşüncelerini farklı görebilir, beğenmeyebilir, eleştirebiliriz ama bunların bir saygı içerisinde olmasının gereğine inanıyoruz. Bunu 72 milyon için böyle düşünüyorum ve bunu bir zenginlik kabul ediyorum, kabul ediyoruz. Bizim anlayışımız bu ve bunu da böyle sürdürmek gerekir. Bunu böyle sürdürürken böyle düşünürken bunu farklı yere taşımanın da hiçbir anlamının olmadığına inanıyorum. Kendi irademizle seçtiğimiz veya doğal olarak sahip olduğumuz her kimlik özelliğini korumak, geliştirmek, özgürce yaşamak en tabii hakkımızdır diye düşünüyorum ve buna böyle bakıyorum(...)

"Bütün bunları neden söylüyorum. Biz burada inşaata ilk kazmayı vurduğumuzda bana da başkanıma da kazmayı vurdular. Çünkü ne söylüyorsak kabul edilmiyor, inanılmıyor. Sanki biz Muhsin Ertuğrul Sahnesi'ni yere çakıyoruz. Halbuki durum böyle değil. Neler söylenmedi ki... Buraya cami inşa edeceğimizi bile iddia edenler oldu. Bu iddiaya inanan insanlar oldu. Ciddi ciddi köşelerinde, sayfalarında, ekranlarında bunları yazdılar, ifade ettiler. Sanki biz bir tiyatro düşmanıyız. Ben 1994'te İstanbul'a Büyükşehir Belediye Başkanı oldum ve bizden önceki belediye başkanlarının yaptıkları tiyatrolara bakınız. Kaç tane tiyatro inşa etmişler acaba? Sanki biz görsel sanatlara, gösteri sanatlarına karşıyız(...)


''Türkiye genelinde bütün tiyatroları yıktığımızı söylediler. Hepsini kaldırdığımızı, kaldıracağımızı söylediler. Allah aşkına böyle bir yaftayı yapıştırmaya, bizi böyle göstermeye, bizimle ilgili böyle bir imaj çizmeye kimin ne hakkı var? Üstelik dün ya da bugün sürekli yapıldı. Israrla yapılıyor. Şimdi çıkıyor bazıları diyor ki 'Başbakan ve partisi gerekli güvenceyi vermiyor. Kitleleri ikna edemiyor, kitlelerde böyle düşünüyor'. Allah aşkına 'tiyatroyu yıkıyorlar, cami yapacaklar' iddiasının ben neresine cevap vereyim, neresini düzelteceğim ki? Bu düzelmez. Bu tür dedikoduların, söylentilerin, izanların, ithamların, iftiraların peşine düşsem onları düzeltmeye kalksam veya kalksak bu ülkede biz taş üstüne taş koyamayız.''

(Cumhuriyet gazetesi internet portalı, “Muhsin Ertuğrul sahnesi açıldı”, 16 Ocak 2010)

Yapılan konuşmaların ardından tören tamamlandı ve Sırp yazar Duşan Kovaçeviç`in yazdığı, Nurullah Tuncer'in yönettiği İstanbul Şehir Tiyatroları yapımı "İntiharın Genel Provası" adlı oyun yeni Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nde sergilenen ilk oyun olarak davetlilere sunuldu.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, “Sanatçıların hassasiyetini biliyorum. Ben her zaman sanatçıları bu konunun dışarıda tutmaya çalıştım. Sanatçı hassasiyetiyle duygusal davranabilirler. Kendilerini 19 Ocak’taki galaya davet edeceğiz." diyerek, tiyatrocuların ve davetlilerin katılabileceği ikinci bir açılış töreni daha yapılacağını açıklamıştı. (Bkz. "Yeni Muhsin Ertuğrul Sahnesi tüm görkemiyle açılışa hazır…", İstanbul Büyükşehir Belediyesi internet sitesi, 11 Ocak 2010)

***


Hatırlanacağı üzere, müstakil Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin Kongre Vadisi projesi kapsamında yıkılacağı öğrenilir öğrenilmez tiyatrocular, tiyatroseverler, sanatçılar, aydınlar ve çeşitli sivil toplum kuruluşları bu yıkıma haklı olarak muhalefet etmiş, haklı olarak karşı çıkmışlardı.

Çünkü biliyorlardı ki, daha birkaç yıl önce tadilattan geçirilmiş, tiyatro yapılmasına engel hayati bir sorunu olmayan, halihazırda tiyatroseverlere dolu dolu hizmet veren müstakil Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi tiyatronun kara kaşı kara gözü hatırına yıkılmıyordu…

Çünkü biliyorlardı ki, müstakil Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi milyonlarca lira bütçeli (bugün 330 milyon TL’ye mal olduğu açıklanan) Kongre Vadisi projesi adı verilen rant ve çevre katliamı (betonlaşma) projesinin hayata geçirilebilmesi “hatırına” gözden çıkarılıyor, yıkılıp yok ediliyordu.

Tiyatrocular, tiyatroseverler, sanatçılar, aydınlar ve çeşitli sivil toplum kuruluşları bu yıkıma karşı çıkıyorlardı, çünkü İstanbul Şehir Tiyatroları’na bağlı Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin halihazırdaki sadece tiyatroya tahsis edilmiş “müstakil statüsünü” kaybetmesinden ve Kongre Vadisi'ne "iliştirilmesinden" endişe duyuyorlardı.

Müstakil Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin Kongre Vadisi projesi çerçevesinde yıkılıp yok edilerek yerine milyonlarca liraya mal olacak (bugün 17 milyon TL’ye mal olduğu açıklanan) yeni bir tiyatro inşa edilmesini çevre katliamı öngören bir rant girişimi ve işgüzarlık olarak görüyorlardı.

2008 yılı başında Belediye Başkanı Kadir Topbaş tarafından İstanbul Şehir Tiyatroları genel sanat yönetmenliği kotuğuna oturtulduktan sonra müstakil Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yıkılmasına onay veren Orhan Alkaya bile, 1 Nisan 2007 tarihli Radikal gazetesinde (daha sonra genel sanat yönetmenliği koltuğuna oturtulunca çark edeceği ve bugün ne yazık ki bir bir gerçekleştiğini gördüğümüz) şu haklı gerekçelerle yıkıma karşı çıkıyordu.

Harbiye Tiyatrosu, ustamızın son mekânı idi. Orada iken küstürülüp kaçırıldı hocamız. Öldüğünde, 1979 senesinde yani, tiyatronun ismi Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi oldu. Eskiden Etibank paviyonunu konuk etmiş yeşil alan, 1981'de, kirli bir söz kesme ile Harbiye Orduevi'ne devredildi. Orası Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin rekreasyon alancığı idi oysa. Şimdi de, yıkılıp kongre vadisine iliştirilmek isteniyor, kentin merkezinde, "çok amaçlı virüs"ten bugüne dek sakınabildiğimiz, bağımsız olarak sadece tiyatro işlevini üstlenmiş Şehir Tiyatrosu'nun merkez binası Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi.

(Orhan Alkaya, "Mevcudu biraz daha temiz tutalım", Radikal gazetesi, 1 Nisan 2007)


Tiyatrocuların, tiyatroseverlerin, sanatçıların, aydınların ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının bu itirazlarına, protestolarına karşı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ise şöyle bir savunma yapmıştı:

“Bugüne kadar hizmet vermiş, simge haline gelmiş Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yok etmeyi hiç düşünmedik, asla böyle niyetimiz olmadı. Onu daha mükemmel hale getireceğiz. Daha modern bir yapı olacak… Daha önce baraka şeklinde yapılan, sonra ihtiyaca göre büyütülen Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin daha mükemmel hale getirilmesi, mekaniği, akustiği, ışığı ile her şeyiyle ciddi ve gurur duyacağımız bir yer haline gelmesi proje kapsamına alınmıştır. Sanat Danışmanımız Kenan Işık Bey de projeyi çok beğendi. Proje kapsamında silüeti etkileyecek yapı yapılmayacak. Tamamen yerin altında, mütevazi, fonksiyonel, tiyatro çalışmalarının, sanatsal aktivitelerin de yapılacağı bir yer olarak düşünüldü… Açık Hava Tiyatrosu önünde oluşturulacak meydan ile üst kottaki Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nu da içine alan meydan arasındaki yeşil bant korunacak. Çalışma sırasında inşaat sınırına giren ağaçlar ise hazırlanan raporlar doğrultusunda ve tekniğine uygun olarak buradan taşınacak.”

(Kadir Topbaş, “Başkan Topbaş; ‘Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ni daha mükemmel hale getiriyoruz’”, İstanbul Büyükşehir Belediyesi internet sitesi, 11 Şubat 2008)

Kadir Topbaş, neredeyse Kongre Vadisi projesini bile sanki sırf “Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin daha mükemmel hale getirilmesi, mekaniği, akustiği, ışığı ile her şeyiyle ciddi ve gurur duyacağımız bir yer haline gelmesi” hatırına gündeme getirmiş bir tiyatro aşığı, tiyatro sevdalısı gibi konuşuyordu.

(Oysa aynı Kadir Topbaş, Kongre Vadisi projesini hayata geçirme konusunda duyduğu iştahı, gösterdiği kararlılığı ve ısrarı bugüne kadar nedense "Şişhane’deki Türk Hava Yolları (THY) eski binasını çok önemli ve ideal boyutta bir sahne haline getirme" vaadinin gereğini yapma konusunda bir türlü göstermedi. “Şişhane’deki Türk Hava Yolları (THY) eski binasını çok önemli ve ideal boyutta bir sahne haline getireceğiz” diye vaatte bulunan Topbaş'ın bu sözünü tutmadığını tiyatro yazarı Coşkun Büktel “Somut sonuçları gözümüzle görmedikçe, sanatsal ve siyasal aktörlerin hiçbir vaadine inanmıyoruz!” başlıklı belgesel yazısında kanıtlarıyla belgelemişti.)

Kadir Topbaş ve AK Parti iktidarına yandaş çevreler yeni Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin açılışının duyurulduğu Ocak ayı başından beri, müstakil Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yıkılmasına karşı çıkan, muhalefet eden tiyatrocuları, tiyatroseverleri, sanatçıları, aydınları ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarını hedef alan bir siyasi şov kampanyası yürütüyorlar.

Kadir Topbaş ve AK Parti iktidarına yandaş medya kuruluşları ile bazı köşe yazarları sanki Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yıkımına “Yerine cami yapılacak” gerekçesiyle karşı çıkılmıştı izlenimi yaratacak şekilde çeşitli manipülatif haber ve yazılar üretiyorlar (Yıkıma “Yerine cami yapılacak” gerekçesiyle karşı çıkıldı iddialarına ilişkin de, kimin ya da kimlerin yıkıma “Yerine cami yapılacak” gerekçesiyle karşı çıktığına ilişkin de, ne isim veriyorlar, ne belge ne de kaynak gösteriyorlar.)

Bu dezenformasyon kampanyasıyla, “Bakın Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yerine cami değil tiyatro yapıldı” diyerek, Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yıkımına muhalefet edenleri sanki haksız çıkmışlar gibi göstermeye çalışıyorlar.

Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yıkımına karşı çıkanların yukarıda sıraladığımız “gerçek ve esas gerekçelerini” akılları sıra çarpıtmaya, unutturmaya, sulandırmaya çalışıyorlar.

Kamuoyunun dikkatini Kongre Vadisi adı verilen rant ve çevre katliamı (betonlaşma) projesinin vahametinden ve müstakil Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin yerine işgüzarca 17 milyon TL gömülerek dikilen beton dağının çirkinliğinden başka taraflara çekmeye çalışıyorlar. 

Yeni Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ni gezip gördükten, hakkında ayrıntılı bilgi edindikten sonra, iki yıla yayılan yıkılıp yeniden yapılma süreciyle ilgili tanıklık ettiğimiz gerçekleri, artıları ve eksileriyle ayrıca bir başka yazıda değerlendireceğim. Açılışı vesilesiyle şimdilik, sıcağı sıcağına yazacaklarım bunlar.

Umarım yeni Muhsin Ertuğrul Sahnesi de en az eskisi kadar kullanışlı bir şekilde, en az eskisi kadar uzun bir süre Türkiye tiyatrosuna hizmet verir. Uzun yıllar boyunca tiyatronun tüm güzellikleriyle dolu dolu yaşandığı bir tiyatro evi, yeni bir güzellikler evi olur.

Yeni Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin başta İstanbul Şehir Tiyatroları sanatçıları, çalışanları ve tiyatroseverler olmak üzere, tüm Türkiye tiyatrosu için hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.

Yıkımına karşı çıkanların, protesto gösterilerinde dile getirdikleri "rant projesi", "çevre katliamı (betonlaşma)", "tiyatronun 'müstakil statüsünü' kaybedeceği" ve "Konre Vadisi'ne iliştirileceği" öngörülerinde ne kadar haklı çıktıkları gerçeği gün gibi açık önümüzde duruyor.

Bir tiyatro yapısı olarak eskisini aratıp aratmayacağına dair kuşku ve kaygıların ne ölçüde haklı olup olmadığını ise yeni Muhsin Ertuğrul Sahnesi'ni gezip gördükten, hakkında ayrıntılı ve somut bilgi edindikten sonra hep birlikte değerlendireceğiz...

Feridun Çetinkaya
16 Ocak 2010


Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yılan hikâyesine dönen açılışıyla ilgili Tiyatro Fanzini'nde yayımlanan Feridun Çetinkaya imzalı yazılar (Tarih sırasıyla)

  1. “Harbiye Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu bir başka bahara mı?
    (8 Kasım 2009)

  2. Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ni “Bu yıl bitmeden, 2010 yılına geçmeden” hizmete açacağız diyen Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay sözünü tutacak mı? (23 Aralık 2009)

  3. Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay da "Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ni 'Bu yıl bitmeden, 2010 yılına geçmeden' hizmete açacağız" sözünü tutamadı (1 Ocak 2010)

  4. Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin bir an önce açılması için sürdürdüğümüz fikri takip sonuç verdi: Açılışın gecikmesi ve yeni açılış tarihine ilişkin resmi açıklama nihayet yapıldı (3 Ocak 2010)