20 Ocak 2010

Nedim Saban, genel sanat yönetmenliğini Ayşenil Şamlıoğlu’nun yaptığı İstanbul Şehir Tiyatroları ile yöneticilerini Muhsin Ertuğrul'u öldürmekle ve seyirciye kurşun sıkmakla suçluyor


İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu


Nedim Saban, "tiyatromuzun karanlık günleri" konu başlığı ve “Değerli Tiyatrocu Dostum, Tiyatrosever Arkadaşım, Türk Tiyatrosu'nun karanlık günleriyle ilgili olarak Medyafaresi.com ve nedimsaban.blogspot.com'daki yazımı üzülerek paylaşıyorum” notuyla Tiyatro Fanzini’ne de gönderdiği, “Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nun açılışında Muhsin Ertuğrul’u öldürdüler! Nasıl mı?” başlıklı yazısında, genel sanat yönetmenliğini Ayşenil Şamlıoğlu'nun yaptığı İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları'nı hedef alan son derece ağır iddia ve suçlamalarda bulunuyor.

Nedim Saban, yazısında "Muhsin Ertuğrul'u öldürdüler", "seyirciye kurşun sıkıyorsunuz", "Harbiye'de intiharın genel provasını yapıp, Ümraniye'de seyirciyi öldürmek hiç ama hiç yakışmadı" diyor. İyi ama bütün bunları kime söylüyor belli değil. Muhsin Ertuğrul'u kimin ya da kimlerin öldürdüğünü de, kimin ya da kimlerin seyirciye kurşun sıktığını da söylemiyor, yazmıyor. Nedim Saban, Oğuz Atay'ın deyişiyle "açıkça, mertçe, Türkçe" konuşmuyor. Suçlamada cömert, isim verme konusunda ise ketum ve "temkinli" davranıyor. "Politik" bir tavır takınmayı tercih ediyor. "Ayşe Hanım'ın kuru fasulyesinin yetişmemesi değil, Darülbedayi geleneğindeki perdenin yetişmemesi sözkonusu olan" vb. ifadelerle neredeyse açıkça eşkâl veren Nedim Saban'ın, sıra açıkça suçladığı insanların isimlerini açıkça yazma dürüstlüğünü göstermeye geldiğinde bundan "özenle" ve "dikkatle" kaçındığı görülüyor. İnsanları isimlerini vermeden suçlayan Nedim Saban, belli ki, "İnsanları ismimi ve isimlerini vermeden suçlayacak kadar alçak değilim" diyen tiyatro yazarı Coşkun Büktel gibi düşünmüyor.

Nedim Saban, "Neymiş  efendim, protokol telaşesi nedeniyle oyun yetişmemiş. Buyrun burdan yakın! Türk tiyatrosu'nda bir ilk! Ayşe Hanım'ın kuru fasulyesinin yetişmemesi değil, Darülbedayi geleneğindeki perdenin yetişmemesi sözkonusu olan" diyerek önemine vurgu yaptığı konu hakkında şunları söylüyor:

(...)

Yalnız, tiyatro adına kurtarılamayacak bir başka durum var!

Muhsin Ertuğrul gibi onurlu bir hoca, tiyatroda perdenin geç açılmasına müsade etmeyen biriydi. Rivayet odur ki, Atatürk bile, oyuna geç kaldığı için, fuayede ikinci perdeyi beklemiştir.

Şimdi, siz Harbiye'de tiyatro açıyorsunuz diye, Ümraniye'de ne hakla 40 dakika perde bekletirsiniz beyler? Pardon ama, Ümraniye'deki seyircinin ne günahı var? Bilet almamış mı, evinden zamanında çıkmamış mı, en güzel kıyafetini giyerek tiyatroya yetişmemiş, cep telefonunu 14.59'da kapatarak oyunun 15.00'da başlamasını beklememiş mi? Herşeyi bırakın, 28 Mart günü sandığa gidip, oy kullanmamış mı? Ümraniye'deki adam, adam değil mi yahu?

Sabah  Harbiye'de tiyatronun açılışında intiharın genel provası'nı yapıyorsunuz, öğleden sonra Ümraniye'de perdeyi 40 dakika geç açarak o seyirciye kurşun sıkıyorsunuz.

Neymiş  efendim, protokol telaşesi nedeniyle oyun yetişmemiş. Buyrun burdan yakın!  Türk tiyatrosu'nda bir ilk! Ayşe Hanım'ın kuru fasulyesinin yetişmemesi değil, Darülbedayi geleneğindeki perdenin yetişmemesi sözkonusu olan. O perde ki sıkıyönetimde, askeri darbede, terörde, ölümde, hastalıkta, cenazede, her koşulda, yıllardır her gün tam zamanında açılmıştır!

Muhsin Hoca görse üzülürdü, tiyatroyu açan ve Muhsin Hoca'yı Türk kültüründeki değerler arasında sayan başbakanınız ve belediye başbakanınız duysa kızardı.

(...)

O açılışa katılan sanatçılar arasından pekçoğu sırf o seçkin kalabalığa performans yapmak için can atardı, rica etseniz sanırım kırmazlardı! Zihni Göktay usta Lüküs Hayat'tan bir pasaj oynardı, Ayla Algan yıllarca çalıştığı "Faust"'tan bölümler sunardı, Rauf Altıntak gibi değerli bir gelenekselci ortaoyunu sanatından örnekler gösterirdi, açılışta gözüme çarpan özel tiyatro sahiplerinden Dilek Türker "Latife"'den bölümler oynar, Ulvi Alacakaptan da kendi tiyatrosundan bir kolaj yapardı. Hem daha çeşit çeşit, rengarenk bir açılış olur, hem herkes memnun ayrılır, hem de en önemlisi Ümraniye'de perde saatinde açılınca, Muhsin Ertuğrul'un ruhu şad olurdu. Sanırım, Muhsin Hoca'nın eşi, Handan Ertuğrul'un teşekkürü de tam yerini bulurdu.


Harbiye'de intiharın genel provasını yapıp, Ümraniye'de seyirciyi öldürmek hiç ama hiç yakışmadı.


16 Ocak 2010, Şehir tiyatrolarında perdenin 40 dakika geç açıldığı gün, intiharın genel provası değil, Türk tiyatrosu'nun düpedüz intihar ettiği gündür 
 

(Nedim Saban, “Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nun açılışında Muhsin Ertuğrul’u öldürdüler! Nasıl mı?”Medya Faresi internet sitesi, 19 Ocak 2010)


Nedim Saban’ın duyurulması isteğiyle Tiyatro Fanzini'ne gönderdiği yazısının tümünü Medya Faresi internet sitesinden okumak için linki tıklayınız:
Feridun Çetinkaya
20 Ocak 2010


(Nedim Saban'ın yazısından yaptığımız alıntıdaki yazım hataları orijinalindeki haliyle bırakılmış, fazla espas vb. dizgi hataları yazının okunmasını güçleştirdiği için düzeltilmiştir. FÇ)