21 Eylül 2010

Zaman gazetesi yazarı Ahmet Turan Alkan tiyatrocuları haksız bir şekilde suçlayan Haluk Bilginer'in asistini gole çevirme fırsatını kaçırmadı

Fırsatçılığını gösteren A. Turan Alkan, Haluk Bilginer'in abuk sabuk eleştirilerinden referansla lafı 60 ihtilaline, Brecht'e, Marksizme, sol'a getirmeyi başarmış(!)

Haluk Bilginer'in, "bir deli bir kuyuya bir taş atmış" misali, "yavşak", "salak" gibi sansasyonel sözcükler eşliğinde ve isim vermeden ortaya karışık bir şekilde gündeme getirdiği, bütün oyuncuları ve tiyatrocuları zan altında bırakan abartılı ve cahilce suçlamalarının, gerçekte kimin nereye isterse oraya çekebileceği omurgasızlıkta, kayganlıkta ve abuk sabuklukta suçlamalar olduğunu, çok acı ve trajik bir şekilde kanıtlayan, Zaman gazetesi yazarı Ahmet Turan Alkan'ın ibretlik yazısını Tiyatro Fanzini ziyaretçilerinin bilgisine ve dikkatine sunuyorum. (Feridun Çetinkaya)

19 Eylül 2010

Haluk Bilginer'in "Oyuncuların çoğu yavşaktır genellikle..." iddiası üzerine Ekşi Sözlük'te yazdığım yorumlar


(Aşağıdakı yorumlar "mutebaki" nick'ini kullanan Ekşi Sözlük yazarı Feridun Çetinkaya'ya aittir.
 

Haluk Bilginer'in hakkındaki eleştirilere cevaben yayımladığı "Kutsala mı Dokundum?" başlıklı basın açıklamasını ve Zaman gazetesi yazarı Ahmet Turan Alkan'ın, tiyatrocuları haksız bir şekilde suçlayan Haluk Bilginer'in asistini gole çevirme fırsatını kaçırmadığı, ibretlik yazısını ilgili yorumların altında okuyabilirsiniz.)

Güncelleme: 23 Eylül 2010, 11:20



***


Haluk Bilginer, 
46 adlı derginin Eylül-Ekim 2010 tarihli sayısındaki röportajında, defalarca kullandığı yavşak sözcüğünü ağzına persenk ederek, kendi kendine coşmuş, esip gürlemiş: güya ele avuca sığmaz, aykırı, sivri dilli ve dobra "sanatçı" pozu vermeye çalışmış ama olmamış.

Türkiye'de yapılan tiyatronun bırakın seyirciye bir hayrı dokunmasını, tiyatrocuların kendisine bile zerre kadar faydası olmadığı tezimin ne kadar isabetli olduğunu bir kez daha gösteren, kendilerine bile hayrı olmayan tiyatrocuların "seyirciye verir öğüdü, kendi keser söğüdü" yollu tutarsızlıklarına örnek teşkil eden ibretlik bir vakaya imza atmış.

"Eskilerden ‘çook iyi oyuncu’ olarak hatırlanan birçok oyuncunun aslında çok kötü oyuncular olduğuna eminim. büyük oyuncu olarak hatırlanan birçok isim, aslında kötü oynayan ama efsane yaratmayı becerebilmiş yavşağın tekiydi. Oyuncuların çoğu yavşaktır genellikle...” buyurmuş Haluk Bilginer.

"Oyuncuların çoğu" vurgulu bu ortaya karışık, topyekün yavşak suçlamasıyla, akıllara ziyan bir şekilde, aralarında Müşfik Kenter, Yıldız Kenter, Genco Erkal, Şener Şen, Münir Özkul, Tuncel Kurtiz gibi isimlerin de olduğu yüzlerce, binlerce oyuncuyu, yani "oyuncuların hepsi"ni zan altında bırakmakta sakınca görmemiş.

Ortaya karışık isim vermeden sallamanın, "oyuncuların hepsi"ni bir kalemde zan altında bırakmak gibi vahim bir sonuca yol açma tehlikesinin yanısıra bir diğer mahsuru da, söz konusu yavşak tespitinin gerçek muhatabı olan gerçekten yavşak oyuncuların bu sözü üzerlerine hiç alınmadan, kendilerine hiç toz kondurmadan, hatta ev sahibini bastıran yavuz hırsız misali bir de "Haluk bilginer üstadımız haklı beyler" deyip, "oyuncuların çoğu" karambolünde araya kaynayarak, süreti haktan görünmeleri ihtimali ve tehlikesidir.

"Oyuncuların çoğu yavşaktır genellikle...” diyerek sanatsal ya da bilimsel bir tespit mi yapmış?

"Oyuncuların çoğu yavşaktır genellikle...” diyerek bir tabuyu mu yıkmış Haluk Bilginer?

"Eski tiyatrocular, 'tahta valizle anadolu'yu turlarken parasızlıktan otelde rehin kaldık' der ya, marifet diye mi anlatıyorsun bunu bana, salaksın, beş parasız tiyatro yapıyorum diye bana kahramanlık mı taslıyorsun?" diyerek yoksulluğuyla alay ettiği Türkiye tiyatrosunun gerçekleriyle mi yüzleşmiş, hesaplaşmış, tiyatrosu her yıl devlet yardımı alabilmek için Kültür Bakanlığı önünde tıpış tıpış kuyruğa giren Haluk Bilginer?

Hayır, düpedüz ortaya karışık hakaret etmiş.

Şayet Haluk Bilginer, en azından Türkiye tiyatrosu, sineması ve televizyon aleminde tanık olduğu birkaç somut yavşaklık örneğini açıkça mertçe Türkçe ortaya koyup, somut gerekçelerini göstererek, gerçekten de yersiz bir şekilde 'büyük oyuncu olarak hatırlanan' birkaç yeteneksiz ve yavşak oyuncu adı verme cesaretini gösterebilmiş olsaydı, söylemeye çalıştıklarını ancak o zaman anlamlı ve değerli bulabilir, helal olsun, işte bize böyle özü sözü bir, böyle cesur ve dobra sanatçılar lazım falan bile diyebilirdik belki.

Ama nerde? Söz konusu röportajda kendisine "Bunu yapmasaydım dediği işler" sorulduğunda bile, yapımcıları ve yönetmenleri kırmayı göze alamadığı için olsa gerek, ota boka yavşak, yavşaklık diye kükreyen ele avuca sığmaz, aykırı, sivri dilli ve dobra "sanatçı" pozunu bir yana bırakmayı tercih eden Haluk Bilginer, isim vermekten çekiniyor, kaçınıyor, şöyle bir cevapla konuyu geçiştiriveriyor: "Sinemada da var televizyonda da var, neler olduğunu söylemeyeceğim ama olmaz olur mu?"

Ne güzel değil mi "oyuncuların çoğu yavşaktır genellikle..." diye, isim vermeden ortaya karışık sallarken, ele avuca sığmaz, aykırı, sivri dilli ve dobra "sanatçı"sın. Ama sıra somut isimler vermeye gelince tısss.

E, işte somut isimler vermeyince, böyle topyekün "Oyuncuların çoğu yavşaktır genellikle...” demenin, uluorta, medyatik ve sansasyonel bir aşağılama ve küfürden öte bir anlamı ve değeri de olmuyor tabii.

Haluk Bilginer'in bir kere her şeyden önce, tiyatro yazarı ve eleştirmeni Coşkun Büktel'in "İnsanları, ismimi ve isimlerini vermeden suçlayacak kadar alçak değilim" düsturundan feyzalmasını dileyelim.

Ortaya karışık sallamak ve insanlara yavşak diye hakaret etmek çok kolay. Ama aynı zamanda insanları zan altında bırakmanın ve aşağılamanın da en çirkin yolu.

Güzel Türkçemizdeki güzel bir deyim kâfidir aslında, yılan eğrisini görmez deveye boynun eğri dermiş cinliğindeki bu yavşak sarrafı(!) oyuncunun ızdırabını anlatmak için:

Öküzümün adı sakar adını bana takar


(mutebaki, 18.09.2010 23:19 ~ 19.09.2010 12:44)



***

(İkinci Yorum)

Lafını çatır çatır söylemiş falan değildir.

Usul esasa mukaddemdir
ilkesi göz önünde bulundurulduğunda, haydi diyelim esasta haklı olabileceği noktalar olsa bile, Haluk Bilginer usul yönünden fena halde çuvallamıştır.

Usul
'den kastımız elbette Haluk Bilginer'in meslektaşlarını sert bir dille eleştirmesi, suçlaması ya da yavşak sözcüğünü kullanması değil, eleştirdiği insanların isimlerin vermeden, "oyuncuların çoğu yavşaktır" gibi ortaya karışık, hedef gözetmeyen bir ifade kullanarak ve Anadolu’yu turlarken parasızlıktan otelde rehin kaldıklarını anlatan tiyatroculara salak diye hakaret ederek, hiç de etik olmayan bir davranış sergilemesi, "oyuncuların hepsi"ni bir kalemde topyekün zan altında bırakmasıdır.

Yani tam tersine, somut örnek ya da isim vermekten kaçınan Haluk Bilginer'in çatır çatır konuşmamasıdır.

Hedef gözetmeden, bütün oyuncuları zan altında bırakacak şekilde söylenmiş, düpedüz aşağılama ve hakaretten öte bir anlamı olmayan "yavşak", "salak" benzeri sansasyonel sözleri ortadayken, Haluk Bilginer çatır çatır konuşmuş, tabuları yıkmış demek, bu sözlerde işgüzarca keramet ve boncuk aramakmış gibi geliyor bana.

Ünlülerin isim vermeden, ortaya karışık böyle ucuz ve kanıksanmış magazinel açıklamaları tam tersine vaka-ı adiyeden başka bir şey değildir.

Gören, duyan da Haluk Bilginer, çatır çatır prodüksiyon şirketi ve yapımcı ismi vererek, ünlü isimlere bölüm başına tek partide on binlerce lira ödenebilen, milyonlarca liralık reklam bütçelerinin döndüğü dizi sektöründe yaşanan çarpıklıkları, üç otuz paraya ağır koşullarda çalıştırılan insanların emeğinin nasıl sömürüldüğünü falan çatır çatır eleştirmiş, teşhir etmiş, gündeme taşımış sanacak.

İsim vermeden, aklınca hiçbir risk almadan ve tedbirli davranarak ortaya karışık bir şekilde insanlara topyekün yavşak diye hakaret etmek ve bütün oyuncuları sorumsuzca zan altında bırakmak nasıl çatır çatır konuşmak oluyor anlayan beri gelsin.

İnsanları isim vermeden, ortaya karışık bir şekilde suçlamaktan kolay ne olabilir ki?

Asıl bu çok çirkin bir davranış ve vahim bir yanlış değil mi?

Anadolu’yu turlarken parasızlıktan otelde rehin kaldıklarını anlatan tiyatrocuların yaptığı mı daha yanlış ve zararlı, yoksa isim vermeyerek pek çok insanı zan altında bırakan Haluk Bilginer'in yaptığı mı?

Haluk Bilginer isim vermekten kaçınmış ama Hürriyet'ten Demirhan Hararlı'nın haberine göre Müjdat Gezen ile Ali Poyrazoğlu, Habertürk'ten Bülent İpek ve Oya Doğan'ın haberine göre de Yıldız Kenter, Levent Kırca, Metin Serezli gibi isimler, "oyuncuların hepsi"ni olduğu gibi kendilerini de zan altında bırakan ortaya karışık "yavşak" ve "salak" suçlamalarına karşılık çatır çatır ismini vererek Haluk Bilgineri sert bir dille eleştirmişler:

Müjdat gezen
: “Bu söylenenleri Muhsin Ertuğrul duysa kemikleri sızlar. Asıl seyirciye k.çımı yesin demek yavşaklıktır. Muhsin Ertuğrul, Gazanfer Özcan, Nejat Uygur gibi duayenler, Anadolu’da aç kaldılar, rehin kaldılar, gerçekten babaları öldü sahneye çıktılar. Ben de babam öldüğünde sahneye çıktım. Bence aktörlükten biraz anlayanlar Haluk Bilginer’in şişirilmiş bir balon olduğunu bilirler”

Ali Poyrazoğlu
: “Yavşaklık konusunda aynaya bakıp konuşmuş olsa gerek. Haluk’un kendisini şişirdiği kadar efsane olmadığını hepimiz biliyoruz. Seyirciye kıçımı yesinler demek nasıl bir şeydir? Nasıl ar damarı çatlamaktır, haddini bilmezliktir. Seyirci ona cevabını verecektir. Ben babam ve yakınlarım öldüğünde oynadım, bizler oyuncuyuz ve işimizi yapmak zorundayız.”

Yıldız Kenter
: "Haluk Bilginer’in söyledikleri beni zerre kadar ilgilendirmiyor. Bu çok ağır bir laf, tabii ki anlayan için... Açıkçası ben Haluk Bilginer’in lafına önem vermiyorum, çünkü söyledikleri bana dokunmuyor. Konuşup tartışarak onun tirajını da artırmam. Kendisine aldırış bile etmiyorum."

Levent Kırca
: "Babam öldü, cenazesi İsviçre’den geldi. Gereği Düşünüldü’yü oynuyorum. 3500 biletin tamamı satılmış. Babamı defnedip akşam sahneye çıktım. Yine Kenter Tiyatrosu’nda oynarken annem vefat etti. Gündüz defnedip akşam sahneye çıktım. Hayata böyle bakmak lazım. Haluk Bilginer ayıp etmiş. Az sayıda seyirci vardır, çıkıp 'oynayamayacağım' dersin. Biz Dolmabahçe’deki çadırda oyun oynarken birinci perdede Tekin Siper vefat etti. Ambulans gelip onu alınca seyirciye çıkıp 'oyuncumuz öldü. herkes yarın paralarını gişeden alabilir' dedim. İkinci perde Tekin’in rolü olmasaydı biz oyuna devam ederdik. O da öyle isterdi. Tahta bavul ise Anadolu’ya tiyatro götürmenin ve sanatçının ülkesini tanımasının simgesidir. Ben tahta bavulla Anadolu’yu dolaşmasaydım bugün bu noktada olamazdım. Sanatçılardaki bir vesileyle hakaret etme alışkanlığını kınıyorum. Sanıyorum, New York’ta filminin önünü açmak için reklama ihtiyaç duydu. Kınıyorum."

Metin Serezli
: "Haluk Bilginer’in aradaki küfürler hariç tüm görüşlerine katılıyorum. Öncelikle rolünün etkisinde kalan oyuncu olamaz, hayat hayattır, oyun oyundur. Perde kapandığı anda kendin olmak zorundasın. Babam öldüğünde 22 yaşımdaydım, çok ağır bir dram oynuyordum. Matine arasında babamın öldüğünü öğrendim ve kendimi Kadıköy’e attım, ona vedamı ettikten sonra akşam yine sahneye çıktım. Babanız ölmüş ve sahneye çıkıyorsunuz, bu çok korkunç bir şeydi. Bugünkü aklım olsa kimse kusura bakmasın asla sahneye çıkmaz, acısını yaşardım. Eski aktörlerin kötü oyuncu olup efsaneleşme meselesine gelince; bu durumu çağa, koşullara göre değerlendirmek lazım. Tüm zamanların en iyi oyuncusu olarak tanınan Fransız Sarah Bernard 1912 yılında bir efsaneydi. Ama bugün ne kadar kötü oynadığı konuşuluyor. Belki de 40 yıl sonra Haluk’un oyunlarının videolarını izleyenler 'Ay ne kötü oynamış' diyecekler. Çünkü çağ, anlayış değişecek."

Tabii Haluk Bilginer'e açık destek veren Tarık Akan, Oktay Kaynarca ve Şebnem Bozok gibi isimler de olmuş. Onların desteğini de Milliyet Cadde'den Gülcan Tarımoğlu'nun ilgili haberinden aktaralım:

Tarık Akan: "Haluk’u severim, düşüncelerini de severim. Söylediklerine katılıyorum. Doğru söylemiş, hak veriyorum kendisine."

Oktay Kaynarca: "Söylediği her lafın altına imzamı atarım ama o tabir hoş olmamış. Bu kadar sert söylemesi talihsizlik olmuş."

Şebnem Bozoklu
: "Haluk Bilginer’in söylediklerini okudum. Oh be biri söyledi sonunda!"

Ha, eklemeden geçmeyelim: iki adım bir tokat'çı tiyatrosever(!) Hürriyet gazetesi yazarı Ahmet Hakan da pek bir memnun kalmış Haluk Bilginer'in tiyatrocuları hedef alan ortaya karışık suçlamalarından ve (“salak”, “yavşak” ve “k.ç” kelimelerini çıkarmak koşuluyla) "Ben Haluk Bilginer'ciyim" demiş 20 Eylül 2010 tarihli köşe yazısında.

(mutebaki, 20.09.2010 00:09 ~ 10:57)

(Kaynak: Ekşi Sözlük, http://www.eksisozluk.com/show.asp?id=20379231)

(Yukarıdaki yorumlar "mutebaki" nick'ini kullanan Ekşi Sözlük yazarı Feridun Çetinkaya'ya aittir.)


***


İstisnasız "Oyuncuların hepsi"ni zan altında bırakan, "Oyuncuların çoğu yavşaktır genellikle..." iddiası üzerine kendisine yöneltilen  eleştirilere karşı Haluk Bilginer'in yanıtı:

"Kutsala mı Dokundum?"




Bir mesleği kutsallaştırmak çabası nedendir acep?

Mesleği doğru dürüst icra etmek yerine, mesleklerini kutsallaştırıp, göz boyamak isteyenlere ayna tutulmuş gibi mi oldu?

Bir marangoz övünmüş müdür hiç? Babam öldüğünde atölyeye gidip, iki masa bir büfe zımparaladım, diye.

Bir aşçı böbürlenmiş midir? Anamı kaybettikten sonra mutfağa girip bir tepsi baklava açtım, diye.

Oyuncu niye aynı durumu kullanarak farklı bir algı yaymak isteğindedir dersiniz?

Oyunculuk niçin kutsaldır da, inşaat işçiliği değil? ...

Kendi suretini aynada görüp de aynayı kırmaya çalışana ne demeli? ...

Haberi kaynağından okumadan, hatta haberin sahibine sormak gerekirken, nasıl bir gaza gelmektir bu?

Sansasyonel başlık atmak gazeteci refleksidir mutlaka..

Konuşma anında, öfkeyle, bir durumun altını çizmek adına sarfedilmiş sözleri alıp, içeriğinden bağımsız kullanmak yazanın tasarrufudur tabii ki.

O başlığın altındakini okumak zahmetinde bile bulunmadan, hangi bağlamda, kimler ve hangi durumlar kastedilerek sözün sarfedildiğini araştırma zahmetine katlanmadan nasıl bir saldırıdır bu? ...

Nasıl ve ne sebeple bir nefret birikmiştir ki, o düğmeye basıldığı anda patlar?

Yıllardır söylüyorum söylediklerimin aynısını, tık yok!

Konunun içeriğine bakmadan, neler söylendiğine kulak asmadan, tartışmaya girmekten kaçınarak, sadece "YAVŞAK" la ilişkiye girip, salyalar akıtmak...

Alakalı, alakasız birsürü insan...

Aynı meslekten sayıldıklarımız nereden çıkardılar seyirciye laf ettiğimi? ...

Nasıl bir niyet okumadır bu?

O laf konunun muhataplarınadır, seyirciye değil, haberiniz ola ...

AMA ....."YAVŞAK " da ne kadar güzel bir sözcüktür, değil mi?

YAV- diye alt perdeden başlayıp. Ş harfinden aldığı güçle surata tokat gibi patlar ....

Gözünü sevdiğimin Türkçesi ...

Haluk Bilginer
20 Eylül 2010

(Kaynak: Medyatava internet sitesi, http://www.medyatava.com/haber.asp?id=70501)


***


Zaman gazetesi yazarı Ahmet Turan Alkan tiyatrocuları haksız bir şekilde suçlayan Haluk Bilginer'in asistini gole çevirme fırsatını kaçırmadı

Fırsatçılığını gösteren A. Turan Alkan, Haluk Bilginer'in abuk sabuk eleştirilerinden referansla lafı 60 ihtilaline, Brecht'e, Marksizme, sol'a getirmeyi başarmış(!)

Haluk Bilginer'in, "bir deli bir kuyuya bir taş atmış" misali, "yavşak", "salak" gibi sansasyonel sözcükler eşliğinde ve isim vermeden ortaya karışık bir şekilde gündeme getirdiği, bütün oyuncuları ve tiyatrocuları zan altında bırakan abartılı ve cahilce suçlamalarının, gerçekte kimin nereye isterse oraya çekebileceği omurgasızlıkta, kayganlıkta ve abuk sabuklukta suçlamalar olduğunu, çok acı ve trajik bir şekilde kanıtlayan, Zaman gazetesi yazarı Ahmet Turan Alkan'ın ibretlik yazısını Tiyatro Fanzini ziyaretçilerinin bilgisine ve dikkatine sunuyorum. (Feridun Çetinkaya)


***



"Üstelik tiyatrodan da anlamam ha... "



Zaman gazetesi yazarı Ahmet Turan Alkan



Ahmet Yenilmez kardeşim şimdi bana yine kızacak, çünkü üstüme vazife olmayan bir konuda, üstelik bütün hayranlarınca yüksek ve kırılmaz bir "tabu"yla dokunulmaz bir yere oturttukları tiyatro konusunda ahkâm kesecek ve bu esnada köşe yazarlarının her şey hakkında ahkâm kesebilme imtiyazından da bol bol yararlanacağım.

Tiyatro sanatçısı Haluk Bilginer, bazı meslektaşlarına kızmış galiba, diyor ki, "Babam öldü ama hâlâ sahneye çıkarım, yavşaklığına inanmam. Ben babam ölürse sahneye filan çıkmam, k...mı yesin herkes. Eski tiyatrocular, Anadolu'yu turlarken, parasızlıktan otelde rehin kaldık der ya, marifet diye mi anlatıyorsun, salaksın!" dedikten sonra hızını alamayarak, "Eskilerden 'çook iyi oyuncu' olarak hatırlanan birçok ismin aslında çok kötü oyuncular olduğuna eminim. Büyük oyuncu olarak hatırlanan birçoğu, aslında efsane yaratmayı becerebilmiş y...ğın tekiydi. Oyuncuların çoğu y...tır genellikle..."

İşte bunun üzerine diğer bazı tiyatro oyuncuları, "Tiyatronun duayenleri, Anadolu'da aç kaldılar, rehin kaldılar, gerçekten babaları öldü sahneye çıktılar. Ben de babam öldüğünde sahneye çıktım... Seyirciye k...mı yesinler demek nasıl bir şeydir? Nasıl ar damarı çatlamaktır, haddini bilmezliktir. Seyirci ona cevabını verecektir. Ben babam ve yakınlarım öldüğünde oynadım, bizler oyuncuyuz ve işimizi yapmak zorundayız" diye cevap vermişler.

Y ile başlayan ve yavru bit mânâsına gelen o kelimeyle, "Yesinler" tavsiyesinde bulunduğu o vücut mıntıkasına dair sözlerini doğru bulmuyorum fakat onun haricinde tıpkı Haluk Bilginer gibi düşünüyorum. Sebebi kısaca şu: Türk tiyatrosu'nda 1960'tan sonra (Bu tarih size neyi hatırlatıyor?) yoğunlaşan ve sahnelerimizi rehin alan Brechtvâri tiyatro ve oyunculuk anlayışı, basın, tiyatro ve sinemanın köşebaşlarını tutan eleştirmen takımının da ayran gönüllü desteğiyle büyüklüğü kendinden menkul efsâneler ortaya koymuştur ki, Haluk Bilginer'e tepki gösterenler bana göre o zümrenin içinde yer alıyorlar. Brecht, politik temsili "Epik tiyatro" adı altında Sosyalist ülkelerde ve bu ülkelerin yörüngelerinde kanat çırpan, bizde olduğu gibi sol intelijansiyası güçlü ülkelerde nerdeyse tiyatronun en doğru ve tek yorumu gibi dayatmayı bilmiş bir tersine kahramandı. Brechtperestleri bu konuda Paradigma yayınları arasında çıkan ve Paul Johnson'un imzasını taşıyan "Entelektüeller" adlı eserdeki "Buzdan bir kalp" başlıklı yazıyı gözden geçirmeye davet ederim ki Ayşe Polat'ın nefis Türkçesi ile bu kitap, Türk okuyucusu için gerçek bir okuma ziyafeti vaadediyor.

Sadede geliyoruz: "Babam ölse bile çıkar oynarım; önce sanat, yevmiye ikinci plânda gelir!" türünden fedâkârlık tiradları, tiyatroda yapılan işin neredeyse din gibi algılanması, kutsanması raddelerine kadar varan ama temelde tiyatro yoluyla dünyayı değiştirebileceğine inanan; bilerek veya sehven Marksizm'e fena halde angaje tiyatrocuların pelesengi olmuştur yıllar boyunca. Bilginer buna hayır diyor ve zımnen tiyatrodan daha üstün değerlerin de varlığını ileri sürüyor. "Cemaat"in içinden ifşâ ediyor ve öyle olduğu için büyük patırtı çıkarmış bulunmakta. Yankıları hayli devam eder bu tartışmanın ve eminim ki bir türlü "Sahicilik" hissi veremeyen tiyatromuzun geleceği nâmına hayırlı olur.

Mesele sadece tiyatro değil; moda tabirle "Bir hayat tarzı" algılaması. Tiyatroyu bir hayat tarzı zannedenler, ölenlerini tabutuyla sahneye çıkarıp alkışlayan ve sırayla sahne alıp "Sonsuzluğa yürüdü, ışık oldu" gibi titrek Ateistik lâflarla yolcu eden, babalarının öldüğü gün bile çalışmayı iş ahlâkından sayan bir bölük gurebâdır.

İnsanlar ikiye ayrılır; babaları öldüğünde gidip adam gibi cenazesini omuzlayanlar veya "Show must go on" uğruna acısına flaster yapıştırıp kendi dinine hizmet edenler.

Ben birincileri tutuyorum; üstelik tiyatrodan filan da anlamam.



24 Ağustos 2010

Tiyatronun Dolmabahçe Mutabakatı



Tiyatroda Dolmabahçe mutabakatının tarafları: Nedim Saban ve Tuncay Özinel



Tiyatrocu Nedim Saban ile Tuncay Özinel'in kamuoyu önünde birbirlerine yönelttikleri ağır suçlamalarla aylardır sürdürdükleri "ırkçılık" polemiği; üçüncü kişileri ve tiyatro kamuoyunu da doğrudan ilgilendiren boyutlarıyla, sadece Nedim Saban ve Tuncay Özinel arasındaki kişisel bir sorun olmayı aştı ve Türkiye tiyatrosundaki insan malzemesinin niteliği hakkında önemli ipuçları veren bir ibretlik vakaya dönüştü.


3 Temmuz 2010

Coşkun Büktel'in "Şişli Terakki'de kuzular kurtlara teslim: 'Simplified' mı? 'Stupidfied' mı?" başlıklı yazısı vesilesiyle...




Büyük ozan Melih Cevdet Anday da bundan ta 33 yıl önce yazdığı "Shakespeare Düşmanları" başlıklı yazısıyla, Coşkun Büktel'in sonradan "asparagas tiyatro" diye tanımladığı hastalığa dikkat çekmişti. Shakespeare'i "yorumlama", "güncelleştirme" bahanesiyle yeniden yazma aklıevveliğine, vandallığına seyirci kalamayan Anday, her gerçek tiyatro insanından beklendiği gibi tiyatroseverleri uyarma sorumluluğunun gereğini yerine getirmeden duramamıştı... Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin Mart-Nisan 2002 tarihli, 119-120 numaralı sayısında yayımlanan, “Coşkun Büktel ‘Tiyatro Oligarşisi’ne Karşı” başlıklı yazımda da, Melih Cevdet Anday'ın bu yazısına atıfta bulunmuştum. (FÇ)



(2 Temmuz 2010 günü Facebook'ta yazıp listemdeki kişilerle paylaştığım not)


Coşkun, sitesinde yayımladığı "Simplified" mı "Stupidfied" mı? başlıklı yazısıyla çok önemli bir meseleye dikkat çekiyor bir kez daha. Yazısı Türkiye tiyatrosuna büyük bir hizmet niteliğinde her zamanki gibi.

Coşkun'un bu yazısına dair Ekşi Sözlük'te yaptığım şu kısa sunuşun linkini dün Facebook'ta paylaşmıştım:

2 Temmuz 2010

İnternette sansüre karşı ortak platform deklarasyonu



Tarih : 17 TEMMUZ 2010
Yer :TAKSİM MEYDANI
Saat : 17:00

İnternet’te uygulanan sansürü protesto etmek için 17 Temmuz 2010 Cumartesi günü Taksim Meydanı'nda buluşuyor, temel hak ve özgürlüklerimiz için yürüyoruz.


Temel Hak ve Özgürlükler Engellenemez

1. Internet kullanıcılarının düşünce özgürlüğü ve bilgiye erişim hakkı engellenemez.

2. Türkiye’de bireylerin, kurumların, ve şirketlerin bilişim alt yapılarını istedikleri şekilde oluşturmaları ve istedikleri servislerden yararlanmaları engellenemez. Sansür ülke ekonomisine de kabul edilemez bir bedel yüklemektedir.

25 Mayıs 2010

Mesleklerin En İyisi ve En Kötüsü


Jean-Louis Barrault (1910-1994) Fransız aktör, yönetmen ve mim sanatçısı
(
Fotoğraf: L'Orestie d'Eschyle, George Mason University Libraries Special Collections & Archives)


Mesleklerin En İyisi ve En Kötüsü

Jean-Louis Barrault
Fransızcasından İngilizceye Çevirenler: Manolo Santos ve John Hodgson
İngilizcesinden Türkçeye Çeviren: Feridun Çetinkaya


17 Mayıs 2010

12 Mart darbe hükümeti Kültür Bakanı Talât Sait Halman'ı "Emek Ödülü" vererek taltif etmeye çalışan TAKSAV ile bu ve benzer omurgasızlıklara çanak tutan tiyatrocuların ders çıkarması, feyzalması gereken onurlu ve ilkeli bir duruş


Fikret Otyam


Fikret Otyam ödülü reddetti


BirGÜN

Gazeteci - yazar ve ressam Fikret Otyam, Akdeniz Üniversitesi tarafından yarın verilecek 13'üncü Çevre Hizmet Ödülü'nü almayacağını açıkladı. Otyam, gerekçe olarak aynı ödülün Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu'na da verilmesini gösterdi ve “Aldığım takdirde yaşanan orman katliamına ortak olurum” dedi.

84 yaşındaki Fikret Otyam, “Ben yaştaki sedir, çam ve nice ağaçların acımasızca kıyıma uğratıldığını acıyla izlerken ve bu kıyımı kıyasıya eleştirirken, aynı amaçlı bir ödülün de Çevre ve Orman Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu'na da verilmesi, doğa sevgime ve bu konulardaki yazılarıma ters düşeceği; aldığım takdirde yaşanan orman katliamına ortak sayılacağımdan dolayı ödülü almayacağım” dedi.

Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu ‘Avrupa Birliği'ne tam üyelik sürecinde, çevre başlığının açılması için gösterdiği üstün gayretlerden dolayı’, gazeteci- yazar ve ressam Fikret Otyam ise ‘Türkiye ölçeğinde eserleri ile çevre bilinci ve doğa sevgisinin gelişmesine yaptığı katkılardan dolayı’ ödüle layık görülmüştü.

(Kaynak: Fikret Otyam ödülü reddetti, BirGün gazetesi, 10 Mayıs 2010)


***

Aynı konudaki 11 Mayıs 2010 tarihli Radikal gazetesi haberi:

Fikret Otyam çevre ödülünü reddetti

Radikal

ANTALYA - Gazeteci-yazar ve ressam Fikret Otyam, Çevre ve Orman Bakanı Veysal Eroğlu ile birlikte alacağı çevre ödülünü reddetti. 84 yaşındaki Otyam, ‘kendisiyle yaşıt sedir, çam ve nice ağaçların acımasızca kıyıma uğratıldığını acıyla izlerken ve bu kıyımı kıyasıya eleştirirken...’ söz konusu ödülü alamayacağını vurguladı.

Akdeniz Üniversitesi bünyesinde kurulan Akdeniz Üniversitesi Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi’nin (AKÇAM) 13’üncü çevre hizmet ödülleri bugün verilecek. AKÇAM, Otyam’a eserleri, çevre bilinci ve doğa sevgisinin gelişmesine katkılarından dolayı’ Türkiye ölçeğinde ödül vermek istiyordu. Çevre Bakanı Eroğlu ise ‘AB’ye tam üyelik sürecinde çevre başlığının açılması için gösterdiği üstün gayretlerden dolayı’ özel ödüle layık görülmüştü. Eroğlu’na çevre ödülü verilmesi, bazı akademisyenler ve çeşitli çevre platformları tarafından da protesto ediliyor.

Demirel’in ödülüne de ret!
Otyam’a Cumhuriyet’in 75’inci yıldönümünde de Plastik Sanatlar’da Devlet Sanatçısı olarak Cumhurbaşkanlığı’nca büyük ödül verilmek istenmiş; Otyam, “Bu ödülü almayı onursuzluk addediyorum, bu sanatçılar arasında ikilik yaratır” diyerek reddetmişti. Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, sergisini ziyaret ettiğinde bu konu hatırlatılarak Otyam’a kırgın olup olmadığı sorulmuş; Demirel ise “Barışacağın adamla küsülmez. Barışacaksan küsmeyeceksin” demişti. (dha,Radikal)

(Kaynak: Fikret Otyam çevre ödülünü reddetti, Radikal gazetesi, 11 Mayıs 2010)


***

Konuyla ilgili Tiyatro Fanzini imzalı önceki haber-yorumumu okumak için lütfen aşağıdaki linki tıklayınız:

Türkiye tiyatrosu ve sinemasının "12 Mart ve 12 Eylüllere iyi geldiği" meçhul ama 12 Mart darbe hükümeti kültür bakanı Talât Sait Halman'a çok iyi geldiği kesin

6 Nisan 2010

Türkiye tiyatrosu ve sinemasının "12 Mart ve 12 Eylüllere iyi geldiği" meçhul ama 12 Mart darbe hükümeti kültür bakanı Talât Sait Halman'a çok iyi geldiği kesin



Macit Koper'in 20. Uluslararası Ankara Film Festivali çerçevesinde aldığı
"Aziz Nesin Emek Ödülü"yle ilgili olarak 14 Mart 2009 tarihli Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan haberin kupürü


Geçen yıl, 20. Uluslararası Ankara Film Festivali "Aziz Nesin Emek Ödülü" tiyatro ve sinema sanatçısı Macit Koper'e verilmişti.

Aziz Nesin'in adıyla verilen emek ödülünün Macit Koper'e takdim edildiği 20. Uluslararası Ankara Film Festivali Açılış Töreni 12 Mart 2009 günü yapılmıştı.

27 Mart 2010

Ahmet Cemal'den tiyatroculara seslenen "Farklı Bir ‘Dünya Tiyatrolar Günü’ Bildirisi..."


(Sayın Ahmet Cemal'in, Cumhuriyet gazetesindeki Odak Noktası adlı köşesinde 26 Mart 2010 günü yayımlanan ve doğrudan doğruya tiyatroculara seslenen, "Farklı Bir ‘Dünya Tiyatrolar Günü’ Bildirisi..." başlıklı yazısını, kendisinden aldığım izinle Tiyatro Fanzini okurlarının dikkatine sunuyorum. / Feridun Çetinkaya)



Ahmet Cemal


Farklı Bir Dünya Tiyatrolar Günü Bildirisi...
Ahmet Cemal, Cumhuriyet Gazetesi, Odak Noktası, 26 Mart 2010

20 Mart 2010

Alternatif 27 Mart Dünya Tiyatro Günü Bildirisi - Süreyya Karacabey


Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih -Coğrafya Fakültesi
Tiyatro Bölümü Öğretim Elemanı Dr. Süreyya Karacabey


Tiyatro binalarının önünden yorgun adamlar ve kadınlar geçer, evlerine ekmek götürme yükleri yüzünden omuzları erken çökmüş, yüzleri yaşsız çocuklar geçer, tiyatro binalarının önünden sokak köpekleri ve kediler geçer; kahırlı bir hayatın bütün yükleri sokaktan geçer. Siz koltuklarınıza yerleşmişken, evine çok gecikmiş temizlikçi kadın, onu hiç mutlu olmadığı evine götürecek otobüse koşmaktadır, sokak çocukları geceyi geçirecekleri korunaklı bir yer aramaktadır, siz orada otururken park orospuları, umumi helalarda iş bitirirler. Sokakların vahşi cangılında yolunu arayan bir adam usulca sizin dibinizden geçer ve o da anlamaz neyin dibinden geçtiğini. Siz orada otururken birisi sokaktan alınır belirsiz bir adrese götürülür. Her şey siz oradayken olur, içinde olduğunuz binaların dibinde, ruhunuz bile duymaz.

16 Mart 2010

“Kayıp” Shakespeare oyunu Double Falsehood yayımlandı



William Shakespeare, Fletcher ile birlikte ortaklaşa iki başka oyun daha yazmış


İlk olarak yaklaşık 300 yıl önce keşfedilen bir tiyatro oyununun William Shakespeare’e ait olduğu kabul edildi

.

“Double Falsehood” (Çifte Yalan ya da Duble Yalan diye çevrilebilir-FÇ) başlıklı eser Shakespeare ile birlikte bir başka yazar, John Fletcher tarafından yazılmış. 



Tiyatro emprezaryosu Lewis Theobald bu oyunu 18. yüzyılda bir Shakespeare uyarlaması olarak sunmuş ama eser bir düzmece olarak değerlendirilip reddedilmişti.



Ancak Britanyalı Shakespeare yayıncısı Arden için çalışan uzmanlar, şimdi oyunun büyük bölümünü Ozan’ın (yani Shakespeare’in) yazdığına inanıyorlar.

Araştırmacılar söz konusu oyunun bugüne dek ulaşılamayan, kendisi de Don Kişot’tan yola çıkılarak yazılmış Cardenio adlı kayıp bir eserden yola çıkılarak yazıldığını düşünüyorlar.

Profesör Brean Hammond, BBC World Servis’e “Oyunun Birinci Perdesi, İkinci Perdesi ve muhtemelen Üçüncü Perdesinin ilk iki sahnesinde Shakespeare’in üslubunun ayırt edilebildiğini düşünüyorum.” dedi.

Nottingham Üniversitesi profesörü Hammond, Double Falsehood'un da dahil olduğu en son The Arden Shakespeare koleksiyonunun editörü.



Hammond, Radio 4’teki Today adlı programda, “O dönemde yazılan oyunların en azından yarısı ortaklaşa yazılmıştır.” dedi.

Shakespeare’in yazarlığının son dönemlerinde Fletcher’la birlikte başka iki oyun daha yazdığı halihazırda kabul ediliyor, bu oyunlar VIII. Henry ve The Two Noble Kinsmen’dir (İki Soylu Akraba).



Profesör Hammond, Double Falsehood’un Don Kişot çevirisinin çıktığı 1612’den hemen kısa bir süre sonra yazıldığına inanıyor.



Oyun 1613 yılında en azından iki kere sahnelenmiş.



____________________
(Kaynak: BBC News internet sitesi,
'Lost' Shakespeare play Double Falsehood published, 15 Mart 2010)


Tiyatro Fanzini /Haber
Çeviren Feridun Çetinkaya
16 Mart 2010

14 Mart 2010

Tiyatro yazarı Coşkun Büktel’i karalamak amacıyla aşağıdaki ilkel ve iğrenç iftira fotomontajını imal edip yayımlayan Mustafa Demirkanlı’nın Tiyatro... Tiyatro... Dergisi’ni “herhangi bir şekilde desteklemek” ilkelliğe ve iğrençliğe prim vermek, iftiraya, lince ve sansüre suçortaklığı etmektir



(DT genel müdürü Lemi Bilgin ile İBŞT genel sanat yönetmeni Orhan Alkaya tarafından, skandalları teşhir eden Büktel ve Bulunmaz'a saldırması ve skandalları örtbas etmesi için, dergi adı altında yayınladığı "şeye" reklam adı altında sadaka verilerek suni yemle yaşatılan) besleme sapık
(Resim altı yazısı coskunbuktel.com'dan aynen alınmıştır. Bkz. Burak Caney Sayfası)


Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni herhangi bir şekilde destekleyenlerin gerçekte nasıl bir ilkelliği ve iğrençliği desteklediklerini, nasıl bir ilkelliğe ve iğrençliğe prim verip suçortaklığı ettiklerini belgeleriyle gösteren ibretlik bir yazı:

"İftiracı ve sansürcü Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin baş destekçileri Lemi Bilgin ve Ayşenil Şamlıoğlu'na Demirkanlı'nın bulaştırdığı kara leke bir 'Bahar temizliği'yle alınlarından silinebilir mi?


İftiracı, linççi ve sansürcü tiyatro yayıncısının pişkini, "Bahar temizliği" yapar kış günü...

8 Mart 2010

Sözde “Temiz Tiyatro”cu ve “Temiz Tiyatro Yayıncısı” İsmail Can Törtop’tan yeni bir ahbap çavuş (Can Törtop-Nedim Saban) sansürü daha


“Temiz Tiyatro” / “Temiz Tiyatro Yayıncılığı” kisvesi altında tertiplenen iftira ve linç kampanyasının düzenleyici ve imzacılarından İsmail Can Törtop, Tiyatro Dünyası sitesinde yaptığı nitelikli(!) yayıncılık sebebiyle VIII. Lions Tiyatro Ödülleri'nde Özel Ödül'e layık görülmüş (Kaynak: Tiyatro Dünyası)



“Temiz Tiyatro” / “Temiz Tiyatro Yayıncılığı” kisvesi altında tertiplenen iftira ve linç kampanyası
nın düzenleyici ve imzacılarından İsmail Can Törtop, Tiyatro Dünyası adlı internet sitesinde bizzat kendisinin onay vererek yayımladığı, Nedim Saban'a yönelik eleştiriler içeren, yanıt hakkı ve tekzip niteliğindeki bazı “okur yorumları”nı, bir süre sonra, hiçbir açıklama yapmadan, sessiz sedasız silerek sansürledi.

6 Mart 2010

Tiyatrocu Haldun Açıksözlü'nün Laz Marks'ta Başbakan'a hakaret ettiği iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması 12 Mart'ta




Canşenliği Oyuncuları internet sitesinde yayımlanan
konuyla ilgili basın açıklaması şöyle:

Laz Marks Emice maçlarına adliye koridorlarında devam ediyor!

121. Maçını tamamlayan Laz Marks Emice sahaları renklendirmeye devam ediyor. 30 bin insana ulaşan gösteri artık sadece tribünlerde değil, adliye koridorlarında da devam edecek. Rizeli yazarın yazdığı, Rizeli oyuncunun oynadığı Laz Marks Emice’ye, Rize’deki oyundan dolayı Rizeli Başbakan’dan hakaret davası açıldı.

İlk duruşmanın yapılacağı gün ise çok manidar; 12 Mart 2010
Dava Beyoğlu Adliyesinde saat 9.30 da başlayacak.

3 Mart 2010

Mükerrer imza sahtekârlığı yaparken suçüstü yakalanan sözde "Temiz Tiyatro"cular "1.100 imza" yalanlarında hâlâ arsızca ısrar ediyorlar



Mağdurların tanıklığı ve ifadeleriyle belgelendiği üzere, tezgâhlayanların işi "imza sahtekârlığı"na kadar vardırdıkları "Temiz Tiyatro / Temiz Tiyatro Yayıncılığı" kisvesi altında düzenlenen iftira ve linç kampanyasının tertipleyicileri/çağırıcıları şunlardı: Mimesis Dergisi Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Cüneyt Yalaz, Sahne Dergisi Yayın Yönetmeni T. Murat Demirbaş, TEB Oyun Dergisi Yayın Yönetmeni Hasan Anamur, Tiyatro… Tiyatro… Dergisi Yayın Yönetmeni Mustafa Demirkanlı, www.iatp-web.org - İATP-G Yayıncılık İnisiyatifi (İstanbul Alternatif Tiyatrolar Platformu-Girişim), www.tiyatrodergisi.com.tr Yayın Yönetmeni Mustafa Demirkanlı, www.tiyatrodunyasi.com Yayın Yönetmeni Can Törtop, www.tiyatronline.com Yayın Yönetmeni Yaşam Kaya, www.tiyatrom.com Yayın Yönetmeni A. Ertuğrul Timur


Mükerrer imza sahtekârlığı yaptıkları belgelenen sözde "Temiz Tiyatro"cular, suçüstü yakalanmanın paniğiyle ne yapacaklarını şaşırdılar.

"'Temiz Tiyatro' kisvesiyle bir iftira ve linç kampanyası tezgâhlayan 'tiyatrocu'lar hakkında yeni bir 'imza sahtekârlığı' iddiası daha" başlıklı haberde sözü edilen mükerrer imza sahtekârlıklarının delillerini akıları sıra karartmaya çalışan sözde "Temiz Tiyatro"cular, bu sefer de hesap sahtekârlığı yapıp 1.085 kişilik iftira ve linç imzacıları listelerini 1.100 kişi diye kakalamaya çalışırken suçüstü yakalandılar.

2 Mart 2010

"Temiz Tiyatro" kisvesiyle bir iftira ve linç kampanyası tezgâhlayan "tiyatrocu"lar hakkında yeni bir "imza sahtekârlığı" iddiası daha



Mağdurların tanıklığı ve ifadeleriyle belgelendiği üzere, tezgâhlayanların işi "imza sahtekârlığı"na kadar vardırdıkları "Temiz Tiyatro / Temiz Tiyatro Yayıncılığı" kisvesi altında düzenlenen iftira ve linç kampanyasının tertipleyicileri/çağırıcıları listesinin en başında Mimesis Dergisi ve bu derginin Sorumlu Yazı İşleri Müdürü Cüneyt Yalaz'ın ismi yer alıyor (Bkz. www.temiztiyatro.net)


23 Şubat 2010

Devlet Tiyatroları duyuru ve tanıtım panolarının reklam şirketlerine pazarlanmasına onay veren DT Genel Müdürü Lemi Bilgin'e Sanat Kurumu'ndan "Hizmet Ödülü"



Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin ile yönetimindeki Devlet Tiyatroları yetkililerinin imzaladığı ve içeriğine dair bugüne dek hakkında kamuoyuna herhangi bir açıklama yapmaktan kaçınılan bir sözleşme uyarınca 2016 yılına kadar, yapılış amacına aykırı bir şekilde kullanılmaya, ticari reklamlar için pazarlanmaya mahkûm edilen bir Devlet Tiyatrosu duyuru ve tanıtım panosu


Murathan Mungan, "Türkiye'de her şey olabilirsin ama rezil olamazsın" demiş.

Bugün, bu çarpıcı vecizenin bile kifayetsiz kaldığı bir skandalla karşı karşıyayız.


22 Şubat 2010

Tiyatro Araştırmaları Dergisi arşivi internette



1970 yılındaki adıyla Tiyatro Araştırmaları Enstitüsü tarafından hazırlanan Tiyatro Araştırmaları Dergisi'nin 1. sayı kapağı. Bu tarihi ilk sayıyı hazırlayan akademisyenler ve o günlerdeki unvanları şöyle: Enstitü Müdürü Prof. Dr. Melâhat Özgü, Üyeler Doç. Dr. Sevda Şener, Doç. Dr. Özdemir Nutku, Dr. Metin And, Prof. Max Meinecke, Asistan Sevim Sokullu (Dizgi hatası sonucu Sevinç Sokullu'nun adı derginin bu ilk sayısında "Sevim" olarak yazılmış. FÇ)


Tiyatroseverler, öğrenciler ve araştırmacılar, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Tiyatro Bölümü tarafından 1970 yılından beri yayımlanan Tiyatro Araştırmaları Dergisi'nin arşivinden artık internet aracılığıyla da yararlanabiliyorlar.

20 Şubat 2010

Devlet Tiyatroları panolarındaki ticari reklamlar (Ekşi Sözlük'ten)



(Fotoğraf: Hilmi Bulunmaz)

devlet tiyatrosu panolarındaki ticari reklamlar

"bakalım devlet tiyatroları'nda yılın tiyatro oyunu prodüksiyonu 'yıka ve çık' mı, leblebi çekirdeğin şahı 'sağlıklı abur cubur' mu, yoksa 'ali cengiz oyunu' mu olacak?" diye sorduran; dostlar alışverişte görsün zihniyetli işgüzar yöneticiler yüzünden devlet tiyatroları'nın bir çeşit gecekonduya dönüştüğünü cümle aleme ilan eden; tiyatrocuların bile tiyatrodan, sanattan manattan ümidi kesip, daha rantabl, daha kârlı buldukları ticarete ve pazarlama faaliyetlerine yelken açtıklarını düşündürten reklamlardır.

15 Şubat 2010

Tiyatro ve insanlık düşmanı internet sapığı Burak Caney’i ödüllendiren iftiracı, linççi ve ikiyüzlü “Türkiye Tiyatrolar Birliği” asıl sen “Tiyatroma Dokunma”


Türkiye Tiyatrolar Birliği adlı Cadı Kazanı çetesi daha dün, tiyatro yazarı ve eleştirmeni Coşkun Büktel'i hedef alan bu görmüş olduğunuz ilkel ve iğrenç fotomontajları hazırlayıp yayımlamış olan Burak Caney takma adlı tiyatro ve insanlık düşmanı internet sapığının tiyatrooyun.org adlı korsan internet sitesine "İnternet Yayıncılığı Ödülü" vermişti. (Ayrıca Bkz. Erkan Yücel ödülleri dağıtıldı Kaynak: Atılım) 


Burak Caney takma adlı tiyatro ve insanlık düşmanı internet sapığına çanak tutanları, onunla suçortaklığı edenleri ve onu ödüllendirenleri asla unutma, asla unutturma


Ardı ardına düzenledikleri seri imza kampanyalarıyla, tiyatro kamuoyunu imza manyağına çevirmeyi ve toplumsal muhalefeti sulandıracak şekilde, "imza kampanyası" adı verilen protesto biçimini yozlaştırmayı görev edindikleri anlaşılan Türkiye Tiyatrolar Birliği adlı Burak Caney destekçisi oluşum ve bileşenleri, şimdi de "Tiyatroma Dokunma" adlı yeni bir manipülatif imza kampanyası başlattılar.

Bugün bir kez daha sureti haktan, sureti tiyatrodan görünme maskesini takınarak tiyatrocuların hedef gösterilmesinden, tiyatroya ve tiyatroculara yönelik baskılardan, tiyatroların kapatılmasından sözde yakınan, şikâyet eden Türkiye Tiyatrolar Birliği adlı ikiyüzlü oluşum ve onunla aynı soydan gelen benzeri çeteleşmelerin maskelerini alaşağı ederek gerçek yüzlerini ve karakterlerini mutlaka ifşa etmek, gerçek amaçlarını mutlaka anlatmak ve teşhir etmek gerekiyor.

Bugün tiyatrocuların hedef gösterilmesinden güya yakınan, şikâyet eden
Türkiye Tiyatrolar Birliği adlı yapılanma, Burak Caney takma adlı tiyatro ve insanlık düşmanı internet sapığının, tiyatro yazarı ve eleştirmeni Coşkun Büktel ile tiyatrocu Hilmi Bulunmaz'ı hedef alan ilkel ve iğrenç saldırılarına, yayınlarına hiçbir şekilde karşı çıkmamış, itiraz etmemiş, Burak Caney takma adlı tiyatro ve insanlık düşmanının kirli faaliyetlerini görmezlikten gelerek çanak tutmuştu.

Türkiye Tiyatrolar Birliği
, Bademler Köyü Tiyatro Şenliği çerçevesinde verilen Erkan Yücel Tiyatro Ödülleri kapsamında, bu kirli yayınlarından dolayı Burak Caney takma adlı tiyatro düşmanı internet sapığı'nın tiyatrooyun.org adlı korsan internet sitesine başarılı(!) "İnternet Yayıncılığı Ödülü" vererek Burak Caney takma adlı tiyatro düşmanı internet sapığı'na ve onun tiyatro karşıtı yayınlarına açık destek verdiğini cümle aleme resmen duyurmuştu. (Ayrıca Bkz. Erkan Yücel ödülleri dağıtıldı Kaynak: Atılım)

Türkiye Tiyatrolar Birliği
, bununla da yetinmemiş, Burak Caney takma adlı tiyatro düşmanı'nın kuyruğuna takılarak, tiyatro yazarı ve eleştirmeni Coşkun Büktel ile tiyatrocu Hilmi Bulunmaz'ı hedef gösteren iftira ve linç kampanyasının tezgâhlanmasında da başrollerden birini üstlenerek, tiyatrocuları hedef alan iftira ve linç kampanyasına suçortaklığı etmişti.

Türkiye Tiyatrolar Birliği
adı verilen yapılanma, kısa zamanda tiyatrocuları ve tiyatro çevresini baskı altına almaya yönelik bir tür "Cadı Kazanı" örgütüne, iftira ve linç imzacıları çetesine dönüşmüştü.

T
iyatrocuları ve tiyatro kamuoyunu paravan niteliğindeki bu tür sözde tiyatro örgütleri hakkında bilgilendirmek ve uyarmak sadece her gerçek tiyatroseverin değil, kendisine insanım, demokratım, solcuyum, devrimciyim, ezilenden, haktan hukuktan yanayım diyen herkesin birinci dereceden görevi ve sorumluluğudur.

Bu konuda daha önce yazdığım iki yazıda gerekli tüm bilgi, belge ve kaynakları ortaya koyarak ben tiyatroya ve tarihe karşı bu sorumluluğumu elimden geldiğince yerine getirmeye çalışmıştım: Bkz.
"Türkiye Tiyatrolar Birliği değil 'Türkiye Tiyatrolar Çiğliği': Türkiye Tiyatrolar Kurultayı değil 'Türkiye Linçsever Tiyatrolar Kurultayı" başlıklı yazım ile Türkiye Tiyatroları Güçbirliği Girişimi falan değil, basbayağı "Türkiye Tiyatroları Suçbirliği Girişimi" başlıklı yazım.

Burak Caney takma adlı tiyatro ve insanlık düşmanı internet sapığı
nın tiyatrooyun.org adlı korsan internet sitesine "İnternet Yayıncılığı Ödülü" vermiş olan
Türkiye Tiyatrolar Birliği bu affedilmez çiğliğiyle en başta bizzat kendisinin en tehlikeli türden ve iflah olmaz bir tiyatro zararlısı olduğunu kesin bir şekilde göstermiş, belgelemişti.

Sırf bu sabıkası bile
Türkiye Tiyatrolar Birliği'nin öncülük ettiği "Tiyatroma Dokunma" kampanyasının samimiyetsizliğini ve ikiyüzlülüğünü kanıtlamak için yeterlidir.

Yukarıdaki ilkel ve iğrenç fotomontajların faili
Burak Caney takma adlı tiyatro ve insanlık düşmanı internet sapığına "İnternet Yayıncılığı Ödülü" vermiş olan Türkiye Tiyatrolar Birliği'nin öncülük ettiği "Tiyatroma Dokunma" kampanyasını samimi bulmak da, Türkiye Tiyatrolar Birliği'nin kirli geçmişini bile bile bu kampanyaya destek ve imza verenlerin iyi niyetli olduğunu düşünmek de asla mümkün değildir.

Türkiye Tiyatrolar Birliği
'nin destek ve ödül verdiği
Burak Caney takma adlı tiyatro ve insanlık düşmanı internet sapığının yukarıda sadece birkaç örneğini verdiğimiz fotomontajlarının tümünü görmek için bkz. Burak Caney "fotoğraf" sergisi!... / "Seçme eserler"


Tiyatro Fanzini

Feridun Çetinkaya
15 Şubat 2010



***
Yukarıdaki ilkel ve iğrenç fotomontajların faili Burak Caney takma adlı tiyatro ve insanlık düşmanı internet sapığına "İnternet Yayıncılığı Ödülü" vermiş olan Türkiye Tiyatrolar Birliği'nin öncülük ettiği "Tiyatroma Dokunma" adlı manipülatif kampanyayı imzalarıyla destekleyen kurumlar 15 Şubat 2010 itibarıyla şunlar:

Kurum olarak kampanyaya destek verenler

Çatı Çağdaş Dans Sanatçıları Derneği Beyoğlu
Tiyatro... Tiyatro... Dergisi İstanbul
Tiyatrom.com Tiyatro haber Sitesi istanbul
vetiyatro istanbul
İ.Ü EAT Deneysel Sahne İstanbul
BİLKAR gebze
Antalya Bölge Tiyatrosu Antalya
Seyr-î Mesel Tiyatrosu İstanbul
Taşkışla Sahnesi İstanbul
TİYAB (Tiyatro Yayıncıları Birliği) İstanbul
tiyatro iz istanbul
TİYAGAMM Tiyatro Gazi Mühendislik Mimarlık Ankara
Peyzaj Mimarları Odası Bartın İl Temsilciliği Bartın
TMMOB Peyzaj Mimarları Odası Ankara
Mavi Sanat Tiyatrosu İzmir
genç emek film ekibi izmir
Tiyatro Simurg İstanbul
DERME TİYATRO istanbul
İzmir Halk Tiyatrosu izmir
DestAR-Theatre İstanbul
Seyir Tiyatrosu İstanbuk
Tiyatro Boğaziçi İstanbul
Mask-Kara Tiyatrosu İstanbul
Bartın Sanat Tiyatrosu Bartın
yenikapı tiyatrosu izmir
Yeditepe Oyuncuları İstanbul
Bartın Bölge Tiyatrosu Bartın
Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları İstanbul


Yukarıdaki ilkel ve iğrenç fotomontajların faili Burak Caney takma adlı tiyatro ve insanlık düşmanı internet sapığına "İnternet Yayıncılığı Ödülü" vermiş olan Türkiye Tiyatrolar Birliği'nin öncülük ettiği "Tiyatroma Dokunma" adlı manipülatif kampanyayı bireysel imzalarıyla destekleyen kişiler 15 Şubat 2010 itibarıyla şunlar:

Bireysel olarak kampanyaya destek verenler

Ceyda Karlı Öğrenci Eskişehir
Baha Naci Fizyoterapist İstanbul
Yiğit Şahin Öğrenci İstanbul
Candan Seda Balaban kukla-maske sanatçısı istanbul
Yasin Moğulkoç Öğrenci Uşak
Yılmaz Onay Yazar-Yönetmen İstanbul
Neslihan Bülbül öğrenci Ankara
Nurhan Bülbül öğrenci Bartın
Orhan Güneş öğrenci Antep
Cem Uslu Öğrenci İstanbul
Nevzat süs oyuncu istanbul
ilayda feratlar öğrenci izmir
Zeynep Özçelebi Öğrenci İzmir
Özge Alkan Öğrenci İzmir
seda diren öğrenci istanbul
Duygu Çavdar İletişim Danışmanı İstanbul
burkay kara öğrenci izmir
Feyza Çakar Öğrenci İstanbul
Cemil ŞEN oyunculuk MANİSA
Sultan Kaleli Tiyatrocu/Psikolog İstanbul
İdil Hantal İç Mimar İstanbul
nese tosun Ogrenci Ingiltere
Julide ALBAYRAK Öğretmen İzmir
Mehmet Ufuk PEKER Kamu Emekçisi İzmir
evrim tan öğretmen bartın
Selçuk Uyan oyuncu izmir
NEŞEM AKHAN Tiyatro Oyuncusu İstanbul
mehmet serkan koçak öğrenci izmir
Selami Sarıkoç öğrenci ankara
Burak Yurtsever Öğrenci Istanbul
Didem Masatçı İnsan Kaynakları izmir
Özlem Öztürk oyuncu izmir
Ahmet Can Yıldız öğrenci kocaeli
Selin Beyhan öğrenci istanbul
GÜLŞAH TEKTAŞ oyuncu istanbul
Miray Sendalay Ogrenci Istanbul
Hüseyin Güngör Dishekimi İstanbul
ceylan sipar sosyolog köln
Aysel Yıldırım Tiyatrocu İstanbul
ahmet kurt tiyatrocu-tiyatro öğrencisi istanbul
ahmet örnek öğrenci izmir
Uğur Uyan Öğrenci İzmir
Güliz Sağlam Belgeselci Istanbul
Hünkar Akar oyuncu İzmir
salih zeki tombak yazar istanbul
bilal çetin grafiker izmir
Melis Yılmaz öğrenci Antalya
Deniz Yılmaz Tiyatro öğrencisi Antalya
ELİF GAMZE BOZO GAZETECİ-YAZAR-FOTOĞRAFÇI ANKARA
Deniz Yılmaz öğrenci Bursa
Hakan Tan öğrenci Bartın
Leyla Yazıcı Öğrenci İstanbul
Eylül İDİMAN öğrenci İzmir
kenan yıldırım işçi giresun
Melek ÇAKIR Memur İZMİR
Ali İhsan ÖZÇELİK emekli Bartın
idil arıkan ögrenci istanbul
emrah kızıl öğretmen elazığ
Fırat Güllü Öğretmen İstanbul
Halit OKTAY oyuncu pendik
zümrüt yonca turgut öğretmen istanbul
Çağrı Makaroğlu öğrenci İstanbul
Gökhan GÜVENATAM Tiyatro sanatçısı Antalya
Ayla Uz Ç.Mühendisi Diyarbakir
Aysu Turan mühendis ankara
Hakan GÜNERİ Oyuncu Antalya
mehmet emrah açar üniversite öğrencisi/tiyatro oyuncusu manisa
selim alper duman oyuncu izmir
gülçin uğur öğrenci bartın
Taha Sarı öğrenci edirne
senem han öğretmen istanbul
Ajda Keleş öğrenci istanbul
ayşe kantar öğrenci istanbul
Melda NARİN Oyuncu İstanbul
Nihan Acar öğrenci İstanbul
ozan tokmakoglu grafiker paris
Güneş Demir Peyzaj Mimarı Manisa
mustafa karaduman öğrenci istanbul
Aslı Özbek öğrenci İstanbul
Ela Köksal Ögrenci Bartın
soner akçay oyuncu izmir
Selin Aydınoğlu pazarlama istanbul
mehmet ali aygan oyuncu istanbul
Enver Akan Avukat/Tiyatro İstanbul
Mahir Akgünduğdu Öğrenci İstanbul
ilker karakus öğrenci ankara
Bulut Ertaş öğrenci İstanbul
emel türker öğrenci istanbul
Lale Mansur Tiyatrocu İstanbul
Emre Yetim Oyuncu İstanbul
Gülçin Özhan öğrenci İzmir
Sevgi Görmüş Peyzaj Mimarı Bartın
Gül ORAN peyzaj mimarı Bartın
Talha Mert TANER Peyzaj Mimarı / Öğrenci İzmir
Almila Ahter öğretmen İstanbul
Maltam ERDAMAR öğrenci Bartın
Özgün Kaplama Öğrenci İstanbul
Cansu KARAMAN Öğrenci ANKARA
funda islam amatör tiyatrocu istanbul
LEYLA YİĞİTOĞLU BANKACI İSTANBUL
fatma uysal emekli Antalya
Sibel Aygül Oyuncu/Veteriner Hekim Ankara
Pınar Doğanay Oyuncu Bartın
tayfun kızıldağ öğrenci bartın
Mustafa ARTAR Peyzaj Mimarı Bartın
zeynep ışık öğretmen yozgat
Koray KARAGÜN Öğretmen Kocaeli
Ezgi Zombıyıkoğlu Öğrenci-Oyuncu Bartın
Sevgi Daşdemir Öğrenci-Oyuncu Bartın
Hakan Soydan Öğrenci/Tiyatrocu Bartın
Fatma Çivi Öğrenci-Oyuncu Bartın
Esra Çelik Öğrenci-Oyuncu Bartın
Yunus Emre Mermer Öğrenci-Oyuncu Bartın
Can Yalçın Öğrenci/Tiyatrocu Bartın
İsmail Konyalı Öğrenci/Tiyatrocu Bartın
Ilgın Hoştamer Öğrenci/Tiyatrocu Bartın
Aylin Hacıbekiroğlu Öğrenci/Tiyatrocu Bartın
Nilay Gün Öğrenci/Tiyatrocu Bartın
İrem Okçu Öğrenci/Tiyatrocu Bartın
Naz Timur Öğrenci/Tiyatrocu Bartın
Arca Erdoğan Tiyatrocu Bartın
Burcu Duran Tiyatrocu Bartın
Tugay Dümelli Tiyatrocu Bartın
Cansu Özcan Tiyatrocu Bartın
Selin Özdamar Tiyatrocu Bartın
Giray KARAGÜN Öğretmen Kocaeli
inan gündoğdu tiyatrocu ankara
D.Pelin Sakın Öğrenci İstanbul
filiz yılmaz mimar istanbul
gül berivan karaldi öğrenci istanbul
Deniz Türkali Oyuncu İstanbui
Mehmet Atak oyuncu - yonetmen istanbul
Artunç Yavuz öğrenci istanbul
Sebla Kaptan öğrenci Ankara
FERHAT E. ARSLAN Yönetmen-Oyuncu İstanbul
Ahmet Akdeniz Yazar-Yönetmen İzmir
volkan yosunlu oyuncu istanbul
Arif Akkaya Tiyatro Oyuncusu ve Yönetmeni Şehir Tiyatroları
Evrim AYGÜNDÜZ aksesuar tasarım/tiyatrosever İstanbul
Serhat Aligil Gazeteci İstanbul
Gülçin Gülan e.öğretmen İstanbul
Ersan Uysal oyuncu-yönetmen İstanbul
Kerem Özel Mimar İstanbul
ışıl yücesoy sanatçı ist
Burcu Yankın müzisyen İstanbul
Sumru yavrucuk oyuncu ist.devlet tiyatrosu
ibrahim dülger işçi izmit
gül dülger öğretmen izmit
özge evcin öğretmen antalya
Damla Oflaz Öğrenci Bolu
gülsüm soydan oyuncu istanbul
Zeynep ÖZAN Oyuncu Istanbul
Başak Deniz Özdoğan Araştırma Görevlisi İstanbul
elif denli teknisyen kocaeli
deniz karagöz muhasebe kocaeli
Esen Çamurdan Dramaturg-Yazar İstanbul
Adile Yadırgı Müzisyen İstanbul
Alin Taşçıyan gazeteci istanbul
ISIK YENERSU oyuncu ISTANBUL
nedret denizhan sanatçı i.b.şehir tiyatrosu
tülin özen oyuncu istanbul
Müjde Yılmaz öğrenci İstanbul
hakan ummak tiyatro öğrencisi istanbul
Ayça Günaydın Öğrenci İstanbul
Abdullah TOPAL oyuncu İstanbul
Ataman Gök Oyuncu Bartın
Mazlum Yetiş Oyuncu Bartın
Enis Ekinci Oyuncu Bartın
Seçil Özkan Oyuncu Bartın
Şenol Şahin Oyuncu Bartın
Akın Çetinkale Oyuncu/ Serbest meslek Bartın
Reyhan Suçeken Oyuncu /Muhasebe Bartın
Emircan Sucu Oyuncu Bartın
ebru kara yönetmen istanbul
Damla Cangül Tiyatrocu İstanbul
Şule Ateş Tiyatro Yönetmeni İstanbul
Tilbe Saran Tiyatrocu Istanbul
TUNCER CÜCENOĞLU YAZAR İstanbul
Ümran İnceoğlu Tiyatrocu İstanbul
Rumeysa Çamdereli Öğrenci İstanbul
Gonca Benzeş müzisyen ankara
Aylin Çakı öğrenci İstanbul
yaprak ataman ogrenci istanbul
ERKAN AYTEMUR öğrenci İSTANBUL
özlem pehlivaner öğretmen istanbul
semamerve iş öğrenci istanbul
siBeL akkuLAk ressam istanbul
Uluç Esen Tiyatrocu İstanbul
Senem Gökçe Grafiker / Amatör Tiyatro Ankara
ovul avkıran oyuncu-yönetmen istanbul
Hakan Altun Öğretim Elemanı -
özcan yaman fotoğrafçı istanbul
Özgür Çiçek Öğretmen-Tiyatrocu İstanbul
A.Hicri İzgören Şair-Yazar Diyarbakır
Kemal Çubukçu Mimar Bartın
ece bircan evran tiyatrocu istanbul, beyoğlu
Asli Zengin Doktora Ogrencisi Istanbul
Aylin Eren öğretmen istanbul
Piri Kaymakcioglu Mühendis İstanbul
Meltem Aravi Yayıncı İstanbul
Ali Saysel akademisyen İstanbul
Ayşan Sönmez Tiyatrocu/Çevirmen İstanbul
Berna Kurt Dansçı İstanbul
Sevilay Saral Tiyatrocu / Oyun Yazarı İstanbul
Cevahir Bağdaş Ev Hanımı İzmir
Deniz Bağdaş Öğrenci İzmir
Fazilet Masatçı eğitmen denizli
Serdar Yanıkkaya öğrenci istanbul
B.Seçkin Kaymaz oyuncu bursa- mustafakemalpaşa
Aynur Diz Ölkebaş Amatör Tiyatrocu İstanbul
Ömer F. Kurhan Tiyatro İstanbul
Erdem KAYA öğretmen Bartın
Mustafa Yıldız Öğrenci İstanbul
Serhat Kurtuluş Öğrenci/Tiyatrocu İstanbul
Sezin Gündoğan Tiyatrocu İstanbul
Dila Okuş öğrenci istanbul
Selda Eski Uzman istanbul
özge yıldız öğrenci izmir
Mehmet Selin SAĞDIÇ tiyatro sanatçısı istanbul
Derya SAĞLAM oyuncu istanbul
Mehmet Elmas oyuncu izmir
Evren Barış Yavuz yazar izmir
Uğur Baran oyuncu izmir
Şahin Adıgüzel oyuncu izmir
Deniz Uğur kimya öğrencisi izmir
Nevruz Yıldırım oyuncu izmir
açelya içten öğretmen izmir
hakan güngör tiyatrocu ankara
Filiz Kaya Öğrenci/Tiyatrocu Bartın
Gizem Adalıoğlu Öğrenci-Oyuncu Bartın
Elif Demirci Öğrenci/Tiyatrocu Bartın
Nihat Çomak Öğrenci/Tiyatrocu Bartın
sercan cirit öğrenci İzmir
Hazal Gecegörür Öğrenci/Tiyatrocu Bartın
emine berkan öğretmen manisa
elif zeynep öğrenci izmir
Süleyman ÖZGAN Öğrenci Kastamonu
Esen Gök oyuncu İzmir
Medine Çam Öğrenci İzmir
yonca tuna oyuncu izmir
Onur Çimen öğrenci-tiyatro sever Bartın
Bayramali Şentürk Öğretmen İzmir
Özgür Başkaya Tiyatro Yönetmeni Ankara
salih ozenci ticaret bartın
Temel demirer yazar ankara
İhsan Ata Eleştirmen Kadıköy
Burak Akyunak Tiyatrocu İstanbul
Mine Koçak Eğitmen İstanbul
kübra akalın öğrenci istanbul
Mehmet Bilen Tiyatro Sanatçısı İstanbul
Nurhan Uslu Tiyatro SAnatçısı İstanbul
Nazif Uslu Tiyatro Sanatçısı İstanbul
nazlı masatçı tiyatrocu izmir
Mustafa Sürer Oyuncu İzmir
Azer Şelte Tiyatrocu İstanbul
Sezer Soykök Sanatçı Manisa - Tiyatro Atölyesi Oyuncuları
ezgi şimşek öğrenci bartın
Taylan Tosun Çevirmen İstanbul
Öykü Özcinik Öğrenci İstanbul
Atılım Akbaş Memur İstanbul
Ülker Uncu Müzisyen İstanbul
İnan Gündoğdu Tiyatrocu İstanbul
Ceren Okur Çocuk Tiyatrosu Uzmanı İstanbul
Arzu Öztürkmen Öğretim Görevlisi İstanbul
MERAL ÖZUSLU mühendis/öğretmen Amasra/Bartın
Emre Ersezer Öğrenci/Tiyatrocu İstanbul
Gülsüm Cengiz Şair, Yazar İstanbul
Levent Soy Dansçı İstanbul
Taner Koçak Yayıncı İstanbul
Kerem Kurdoğlu Yazar, Yönetmen İstanbul
Nedim Saban Tiyatrocu İstanbul
Cüneyt Yalaz Tiyatrocu İstanbul
Mustafa Demirkanlı Gazeteci İstanbul
Mennan DEVECİ Kamu Çalışanı İstanbul
Bülent Sezgin Tiyatrocu İstanbul
Atıl Ünal Tiyatrocu İstanbul
Ertuğrul Timur internet Yayıncısı - Ses Tkn. İstanbul
Duygu Dalyanoğlu Tiyatrocu İstanbul
Zafer Gecegörür Oyuncu-Yönetmen Bartın
Remzi Cihan ön muhasebe Bartın
Yasemin YALNIZOĞLU Öğrenci BARTIN
Aykut Oktay ULU Mali Müşavir / Oyuncu Bartın
gözde güldiken oyuncu izmir
Pınar Gümüş Öğrenci/Tiyatrocu İstanbul
Özgür Eren Tiyatrocu İstanbul
gülşen topçuoğlu tiyatrosever izmir
Volkan Mantu Öğrenci/ Tiyatrocu İstanbul
Emine Çimen Öğrenci Bartın
Bilal AKAR öğrenci-tiyatrocu İstanbul
Sezer Arslan Öğrenci İzmir


(Kaynak: Tiyatroma Dokunma kampanya sitesi)