16 Haziran 2009

Sözde "Temiz Tiyatro Yayıncılığı" kampanyası tertipçilerinden Can Törtop’un Nedim Saban’ın ricası üzerine sildiği bazı okur yorumları üzerine



(Okurlara Not: 16 Haziran 2009'da günlüğüme kaydettiğim bu notları, yine İsmail Can Törtop ve Nedim Saban isimlerinin geçtiği yeni bir ahbap çavuş sansürü vesilesiyle kaleme aldığım, Sözde "Temiz Tiyatro Yayıncısı" İsmail Can Törtop’tan yeni bir ahbap çavuş [Can Törtop-Nedim Saban] sansürü daha başlıklı yazımla birlikte 8 Mart 2010 günü yayımladım.)


"Temiz Tiyatro/Temiz Tiyatro Yayıncılığı" kisvesi altında tertiplenen (ama gerçekte Türkiye tiyatrosunun en önemli ve en değerli yazarı Coşkun Büktel ile tiyatro çevresinde Büktel'e karşı yıllardır yürütülen sistemli aforoza karşı çıkarak Büktel'i destekleyen Bulunmaz Tiyatro yöneticisi, sosyalist sanatçı Hüseyin Hilmi Bulunmaz'ı karalamak ve hedef göstermekten başka hiçbir amacı olmadığını cümle alemin bildiği) "Kınıyoruz" başlıklı iftira ve linç kampanyasının elebaşılarından Tiyatro Dünyası internet sitesi editörü İsmail Can Törtop; 2 Haziran 2009 günü, sitesinin ana sayfasında, Tiyatro Dünyası sitesinde pek de adet olmayan bir uygulamaya giderek, Nedim Saban'ın yazmakta olduğu bir yazısını okurlara "müjdeleyen", teaser (meraklandırıcı reklam) niteliğinde, son derece dikkat çekici, anlayan için "pek çok açıdan çok önemli", iddialı ve cüretkâr bir tanıtım spotu yayımlamıştı.

Sözde Temiz Tiyatro Yayıncısı Törtop'un "düşene bir tekme de benden" yaklaşımıyla hazırladığı ve yaklaşık bir hafta boyunca sitesinin anasayfasından yayımladığı, bu spotun, masum bir tiyatro yazısı duyurusundan çok daha başka anlamlar içerdiği, son derece laubali ve çirkin bir üslupla kaleme alınmış ucuz ve kirli bir "propaganda"(!) malzemesi oluğu aşikârdı. (İnşallah Törtop, bu "şık olmayan" Temiz Tiyatro Yayıncılığı faaliyetini de, "Nedim Bey rica etti ben de yayımladım. Ben yapmadım, Nedim Saban yaptı" diye açıklamaya çalışmaz ya da direkt efelenmeyi tercih edip "Beni bağlamaz" diyerek kendisini bir kez daha gülünç duruma düşürmez.)

Bu duyuruda, doğrudan doğruya, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları (İBBŞT) genel sanat yönetmenliği görevinden siyasi bir müdahaleyle alınmış olan Orhan Alkaya ile Tiyatro Oyuncuları Derneği'ndeki (TODER) başkanlık görevinden düşürüldüğü iddia ve ilan edilen Ulvi Alacakaptan'ın kişilikleri hedef alınıyordu. Nedeni belirtilmeden "sıkı dostlar" olarak "yaftalanıp" geçilen Alkaya ve Alacakaptan'ın soyadlarındaki "Al" hecesinden yola çıkılarak yapılmış bayağı bir sözcük oyunuyla da bu kişilerin içinde bulundukları durumla açıkça alay ediliyordu.

Bu spotun orijinal sayfasına yönlendirme yapan bağlantıya tıklandığında gelen sayfada, Tiyatro Dünyası sitesinin yazılar bölümündeki bütün sayfalarda olduğu gibi, aynı zamanda bir de okur yorumları bölümü bulunuyordu. Burada, site editörü Can Törtop'un onay verdiği ve yayımlanmaya değer görüp yayımladığı çeşitli okur yorumları, eleştirileri yer alıyordu.

Geçtiğimiz günlerde, bu duyuruyu ve benim adımın da geçtiği altındaki o yorumları, yazmayı planladığım bir yazıda kullanmam gerekebilir düşüncesiyle arşivime eklemek amacıyla Tiyatro Dünyası'ndaki aynı sayfaya baktığımda, ne o "ilginç" yazı duyurusunu ne de altındaki yorumları görebildim.

Daha önce o "ilginç ve pek çok açıdan önemli" duyuru ile altındaki yorumların bulunduğu 2 Haziran 2009 tarihli aynı sayfada, artık Nedim Saban'ın altında 8 Haziran 2009 tarihi bulunan, Alacakaranlık Kuşağı ve Özerk Tiyatro başlıklı yazısı yer alıyordu.

Bu durum üzerine bilgilerine başvurduğum İsmail Can Törtop ve Nedim Saban'dan, (artık kamuoyuna mal olmuş ve üçüncü kişileri de doğrudan ilgilendirdir bir nitelik kazanmış) bu sıradışı duyuru ile altındaki yorumların, Nedim Saban'ın ricası üzerine İsmail Can Törtop tarafından kaldırıldığını, daha doğrusu tümüyle silindiğini öğrendim.

Benim bu durumu, yani hem o duyuru ve yorumları hem de bunların kaldırılmasını, silinmesini neden önemsediğimi anlayamadığını söyleyen Nedim Saban ve bu olayla ilgili herhangi bir yorum yapmayan İsmail Can Törtop ile bu konuda bir yazışmamız oldu.

Gerçek anlamda ve iyi niyetli bir Temiz Tiyatro Yayıncılığı tartışmasında, bir vaka olarak ele alınabilecek bu "rica üzerine kaldırma/silme" uygulaması hakkında Saban ve Törtop'la yaptığımız yazışmayı okurların ve kamuoyunun bilgisine sunmayı, bu yaşanan olayla ilgili bir kayıt düşmeyi yararlı ve gerekli görüyorum.

Okurlar, bu "rica üzerine kaldırma/silme" vakasının önemli olup olmadığına da kendileri karar versinler. Ama her şeyden önce bütün bu olup bitenlerden, o duyuru ile altındaki yorumların kaldırıldığından, silindiğinden haberleri olsun.

Bunun için öncelikle, ilk iş olarak, internet üzerinde kısa bir araştırma yapıp, İsmail Can Törtop'un bir kopyasını alma gereği dahi duymadan tümüyle sildiği için artık kendi kayıtları arasında bulunmadığını söyediği o ilginç duyuru ile altındaki yorumları buldum. Yukarıda yayımladığım söz konusu duyuru ve yorumlar bunlardır.

Şimdi de bu konuyla ilgili olarak Tiyatro Dünyası internet sitesi editörü İsmail Can Törtop ve Nedim Saban'la yaptığımız yazışmayı yıkarıdan aşağıya tarih sırasıyla Tiyatro Fanzini ziyaretçilerinin ilgisine sunuyorum.


İsmail Can Törtop'un Nedim Saban'ın söz konusu yazısıyla ilgili hazırlayıp yayımladığı özel teaser anonsu:


"Alacakaranlık Kuşağı Nasıl Bitti?

NEDİM SABAN

29 MAYIS'TA İSTANBUL'UN FETHİ NEDENİYLE ALAŞAĞI EDİLEN ORHAN AL KAYA

VE

31 MAYIS'TA ALAŞAĞI EDİLEN ULVİ AL ACAKAPTAN

adlı sıkı dostların öyküsünü tiyatro dünyası için tefrika ediyor

pek yakında...."

***

İsmail Can Törtop'un Nedim Saban'ın söz konusu yazısıyla ilgili hazırlayıp yayımladığı özel teaser anonsun altına onay vererek eklediği ancak daha sonra Nedim Saban'ın telkiniyle silip sansürlediği yorumlar:

Yorumlar:

osman (2.06.2009)
Keser döner sap döner gün gelir hesap döner. Aman Sayın Saban dikkat edin siz tiyatronun magazin muhabirliğini yaparken gün gelip Sabanlar Kesere dönmesin...

Osman Yıldız (3.6.2009)
Sayın Nedim Saban, siz ve sayın Hülya Karakaş, sanatın özerk olmasını, sanata siyasetin karışmamasını savunurken. Nasıl olurda Sayın Orhan Alkaya’nın görevinden alınması için siyasetçilere çanak tutarsınız. Bence bu konu hakkında bir yazı yazmanız gerekmektedir. Ben ve benim gibi düşünenler asıl bu yazınızı bekliyoruz.

Cüneyt Yüce (3.6.2009)
Orhan Alkaya ve Ulvi Alacakaptan ne kadar iyi yöneticilerdir, tartışılır. Ama birbirlerini soyadlarıyla ilişkilendirip, anlam çıkarmak... Nedim Bey, bari siz yapmayın bunu...

osman akyıldız (3.6.2009)
bu iki ismin ne benzerliği olabilir çok merak ediyorum.
bence yazıya bir heyecan faktörü kazandırmak için kullanılmış.
ancak görevden alınan orhan alkaya’nın görevde kalmak için zaten yönetimle pazarlık halinde olduğu aşikar değil mi? bu kişi görevde durmak için tiyatro yıktıran kişi değil mi? dolayısıyla görevde durmak için yönetimle pazarlık ettiyse, görevden alındığı zaman kendisine yönetim mağduru denmesi zaten mantıksız olur.
yine de bu yazıyı ben de öteki osmanlar kadar merakla bekliyorum


Nedim Saban (4.6.2009)
Sevgili Cüneyt Yüce ve Osman Yıldız,

Duyarlılığınız için teşekkür ediyorum.

Şu anda Tiyatro Kedide konuk olarak rol aldığım "Figaro’nun Düğünü" adlı oyunun genel provaları sürüyor. Tiyatro dünyasında yayınlanacak olan yazımda, her zaman olduğu gibi tüm tiyatro dünyası ve izleyicilerine karşı sorumluluk taşımanın bilinciyle yazacağım. iddialarımı belgelere dayandıracağım. Ne yazık ki, meslektaşlarım hakkında en ufak bir kötü söz yazıldığı zaman, mesleğimizin karalanacağını çok iyi biliyorum ve bu konuda yine tiyatrodunyasi.com.da yazan Melih Anık’a katılıyorum. Ancak, karanlık tünelin ucunu görmek için özeleştiri mekanizasmını çalıştırmak zorundayız diye düşünüyorum. Yoksa, "körler sağırlar birbirini ağırlar" diyerek, bir yalan örtüsünün altında yaşamaya devam ederiz ki, bu da, tiyatronun ana ilkesi olan, gerçeğe ayna tutma ilkesine hiç yaraşmaz.

Yazımı oluşturma sürecinde elimdeki belgeleri tekrar tarayacağım,
tabi ki ne yazık ki bilmekten bile utanç duyduğum bir çok şeyi, "Yahya Kemal Sansürü" konusunda olduğu gibi, karşı taraf, "kanıtlamazsan şerefsizsin" diyene kadar, son ana dek, gizli tutmaya çalışacağım.

Son olarak, keşke Alkaya sanatın bağımsız, sanat kurumlarının özerk olması konusunda, görevden alınmadan önce de, bu kadar net çıkışlar yapsaydı ! Görevde olduğu dönemde, kurumun özerkliği için mi çalıştı, yoksa yerini sağlamlaştırmak için mi, bunu tartışabiliriz. Burada Al.... acakaranlık kuşağının diğer üyeleri nasıl devreye girdi, iktidar uğruna, kimlerden ne istendi, kimlere bu köklü kurum bir aracı "kurum" olarak peşkeş çekilmeye çalışıldı, anlatmaya çalışacağım.

İktidarı sanatta iktidarı ele geçirmek için kullananlar, iktidarın silahları kendilerini vurunca mağdur oluyorlarsa, doğrusu ben bu mağduriyete inanmakta ve okurlarımı inandırmakta güçlük çekerim.

Bu konuda tiyatrofanzini.blogspot.com adlı sitesinde muhteşem bir yazı yazan Feridun Çetinkaya'nın nın değindiği doğruları da referans olarak kabul edeceğim.

Şöyle örnekleyelim: Bir çocuğa boş bir tabanca veriyorsunuz, uzun süre bu silahla oynamasını görmezden geliyorsunuz, bir gün birileri bu silahı dolduruyor ve ilk o vuruluyor. Tabi, çok üzücü bir durum.

Ama ne demiş, büyük ozan:

Savaş istiyoruz! (İlk önce kendisi vuruldu, bunu yazan)

Ömer F. Kurhan (5.6.2009)

Şehir Tiyatroları’nın tarihi boyunca yaşadığı iç çalkantılar kuşkusuz her zaman tiyatro camiası adına heyecan verici olmuştur. Bu öyle bir kurumdur ki, koskoca Muhsin Ertuğrul’un bile başını yemiştir. (1960’lardaki değil, 1970’lerdeki olaylardan söz ediyorum.)

Orhan Alkaya ya da gelecekte yeni bir Genel Sanat Yinetmeni’nin ismini öne çıkararak günah keçileri imal etmenin bir fayda sağlayacağını düşünmüyorum.

Heyecan verici değil belki, ama basit bir gerçeklik göz ardı edilmekte: Alkaya muhaliflerinin nasıl bir (somut) tiyatro programı var? Bir zahmet açıklar iseler Şehir Tiyatroları etrafında dönen eternal heyecan fırtınaları da kişiselleşmekten vs. kurtulur. Çünkü o zaman bu programı ve kişileri de fonksiyonları bakımından ele alma şansımız olur.

Nacizane görüşüm, öncelikle bu meselenin (ana)yasal düzenlemeler ve memleketin kültür-sanat politikalarının radikal bir değişime uğratılması ile ilgili olduğudur. (Yoksa 12 Eylül tüm kurumsal armağanları ile hâlâ devam etmiyor mu?) Ondan sonra sorumluluklar daha akılcı bir şekilde masaya yatırılabilir. Bu yapılmaz ise, ne yazık ki tiyatrocuların enerjisi de yanlış ve sonuç alıcı olmayan kanallarda heba olmayı sürdürecektir.

Kısacası, sizin ya da "analitik" zekasına ya da "muhteşem" yazılarına çok güvendiğiniz Çetinkaya'nın meseleyi fazlasıyla kişiselleştirip, Türkiye’deki tiyatro düzeninin gerçek sorunlarına yabancılaşmayı teşvik ettiğinizi ve alınması gereken radikal poziyonların unutulmasına katkı sağladığını düşünüyorum.

Basit bir gerçek: Şehir Tiyatrosu (aslında özel tiyatrolarımız da) bağımlı ve bağlı sanat kurumud altında kategorize edilebilir; bu yapısal sorun çözülmedikçe, tek tek kişileri yargılayıp sorunları birilerini ihale etmek aydınlatıcı değildir. Çünkü meselenin sistemin iyi işletilmesi ilgili bir sorun olduğu yanılsamasını uyandırır

Kişiselci stratejiler de sadece bazı kişileri memnun etme / etmeme üzerine kuruludur. Şehir Tiyatroları sanatçıları ya da konuyla ilgilenen dışardan tiyatro sanatçılarımız bir zahmet Devlet-Belediye-Şehir Tiyatrosu üçgeninde olan bitenlere açıklık getirmeyi denesinler - ki bunu yapmaya çalışanlar da var - o zaman belki tiyatrocular da önemli bazı meselelere kişiselci kâr/zarar stratejileri dışında yaklaşabiliyor imgesi daha bir güçlenir.

***

Söz konusu sansürle ilgili olarak İsmail Can Törtop ve Nedim Saban'la yaptığımız yazışma:


--------------------------------------------------------
1. Mesaj
--------------------------------------------------------

From: Feridun Çetinkaya
To: Can Törtop (Tiyatro Dünyası), Nedim Saban
Sent: Thursday, 11 June, 2009 3:19 PM
Subject: Merhaba


Merhaba,

Yayınladığınız "Alacakaranlık Kuşağı ve Özerk Tiyatro" başlıklı yazının tiyatrodunyasi.com'da yayımlanan bir anonsu vardı. O anonsun altındaki yorum bölümünde Nedim Bey ve Ömer F. Kurhan da bazı yorumlar yazmıştı. Bir ara okumuştum, hafızam beni yanıltmıyorsa. Benim adım da geçtiği için o yorumları arşivime kaydetmek için sitenizde aradım, ancak malesef bulamadım. O anonsu da, yorumları da kaldırdınız, sildiniz mi? Yoksa ben mi bulamadım, göremedim? Rica etsem bu konuda bilgi verebilir misiniz?

Feridun Çetinkaya


--------------------------------------------------------
2. Mesaj
--------------------------------------------------------

From: Nedim Saban
To: Feridun Çetinkaya
Cc: Can Törtop (Tiyatro Dünyası)
Sent:
Thursday, 11 June, 2009 5:37:29 PM
Subject: Merhaba

Selam Feridun,

Yazı yayına girince Can anonsu kaldırdı, çünkü anonsun yorumlarına gerek kalmamıştı artık, ama herhalde bilgisayar ortamında mutlaka yorumları saklamıştır.
Bu konuda, çoğu zaman olduğu gibi, en gerçekçi yaklaşımı sen yapmıştın. Cesaret alarak, ben de biraz araştırdım ve ortaya benim uzuuun yazım çıktı. Teşekkür ederim tekrar.

--------------------------------------------------------
3. Mesaj
--------------------------------------------------------

From: Can Törtop (Tiyatro Dünyası)
To: Nedim Saban, Feridun Cetinkaya
Sent: Thursday, 11 June, 2009 11:52:21 PM
Subject: Merhaba

Merhabalar
Yeni yazı ile birlikte anons kaldırıldığı için yorumlar da kaldırıldı.
bende yorumlar kayıt değil, sadece nedim bey'in yorumu var, onu az sonra maille ileteceğim..
iyi akşamlar


can törtop
www.tiyatrodunyasi.com

--------------------------------------------------------
4. Mesaj
--------------------------------------------------------

From: Can Törtop (Tiyatro Dünyası)
To: Nedim Saban, Feridun Cetinkaya
Sent: Thursday, 11 June, 2009 11:53:33 PM
Subject: Merhaba


From: nedim saban

Orada bir adam var uzakta....
... o adam sanki içimizde...

Yahu Nedim Saban denen bu kişi bu kadar uzaktan muhatabı olmadığı konularda nasıl bu kadar emin yazı yazabiliyor? Bu adama herkes hayır o öyle değil böyle demek zorunda mı? Bu adam asıl ayıbın bu kadar uzaktan o kadar iç konuları yorumlama hakkını nereden buluyor? Yoksa bu adm GSY’lermizin peşine dedektif mi takıyor?

Şimdi... Bu adama cevap versen bir türlü, vermesen olmaz. Demek ki bu adama selam vermeme cezası uygulayacağım. Onun umurunda değildir belki, ama benim umurumda. Polemik üstüne Polemik. GSY’in veya Yönetim Kurulu seçilmiş üyesinin Sultanahmet’teki görüşmesinin içeriğini bile meşum bir ifadeye büründürmüş, neredeyse bir romana dönüştürecek. Kendisinin muhatap alınarak cevap verilmemesini başkalarının aleyhine kullandığıı sanan, aslında küçük burjuva dedikodu kirliliğinde mesleğimizin yozlaşmasına neden olan bu adamı kınıyorum...



Öncelikle, bir meslektaşımın bana selam vermesini son derece önemsediğimi ve tiyatrocuların kenetlenmesi gerektiği bir dönemde Işıldar'ın bana selam vermeyeceğini beyan etmesini önemsediğimi belirtmek istiyorum.
Ancak şunu da çok iyi biliyorum ki, ne yazık ki, sözü edilen kurumda, selam verip almak bile yönetimlere, gruplaşmalara ve çıkarlara endekslidir. Bugün selam verdiğiniz kişiden çıkarlarınız olduğu için selam verirsiniz, yarın selamı çıkarlarınız bittiği için kesersiniz.
Şehir Tiyatrosu köklü bir kurumdur. Bu kurumun yöneticileri şeffaf politikalar uygulamak zorundadırlar. Özellikle demokrasi, özerklik havariliğine soyundukları zaman, gerek sanat, gerek sanatçı politikalarında da güdümsüz olmak zorundadırlar.Bu nedenle gizlileri saklıları olamaz, olmamalıdır. Burjuva dedikodu kirliliğinden söz eden yazı sahibi, dedektif takma gibi burjuva ahlaksızlıkları önererek, meslektaşlarına ve tiyatro dünyası okuyucularına kötü örnek olmaktadır.

Bana ise, bilmeden övgüler yağdırmaktadır.


Dersimi çok iyi çalıştığımı söylüyor! Bir yazı yazıyorsam, binlerce, onbinlerce kişiye karşı sorumluyum. Araştırma yapmadan ortaya iddia atmak benim sanatçı kişiliğime ve meslek etiğime yaraşmaz. Hangi konuda yazarsam yazayım, araştırırım. Yalnızca yazı yazarken değil, bir oyun sahneye koyarken, bir rol çalışırken de, tercih ettiğim bir yoldur bu.


Ancak Şehir Tiyatrosu ile ilgili yazılmaması gereken konular varsa, basın yasağı getirilir, biz de biliriz, o zaman ona göre davranırız. Yanlış yazılmış birşey varsa, birileri yanlış der, yalan der, sen "şerefsizsin" der, Yahya Kemal olayında olduğu gibi, ben susarım, belgeler konuşur. Ancak, işine geldiği zaman "içe dönük", işine geldiği zaman "özerk" olan bir kurumun gerçekçiliği ve inandırıcılığı sorgulanır, işte o zaman mesleğimiz yozlaşır, tiyatronun yokoluşu başlar. Gerçekleri örtbas ederek değil, onların üzerine giderek mesleğimize sahip çıkabiliriz.


Son yazımda, pekçok konuyu teğet geçtim. Bunların bazıları fazla teknik, bazıları fazla özel, bazıları fazla uzun olduğu içindi.

Teğet geçtiğim cümlelerden biri de:

Özelde Tiyatro Dünyası Com, genelde internetteki yazılarımı artık sıklaştıracağım, yazı yazma sayımı azaltacağımdı. Bu konuda gerekçeleri yazılı basında ve bu sitede yayınlayacağım.

Ancak aile içinde pislikler yaşayarak mesleğimizi kirletme hakkını kendilerinde görenlere karşı gerekirse meydanlarda sonuna kadar mücadele vermeye devam edeceğim.

--------------------------------------------------------
5. Mesaj
--------------------------------------------------------

From: Feridun Çetinkaya
To: Nedim Saban
Cc: Can Törtop (Tiyatro Dünyası)

Sent: Friday, 12 June, 2009 21:27 AM
Subject: Merhaba


Nedim Bey,

Okurlara açık bir yayında bütün yazıp çizdiklerimizin aynı zamanda tarihe bıraktığımız birer belge değeri, belge niteliği kazandığını düşünüyorum ben.

Eh, böyle olunca da haliyle, "anonsun yorumlarına gerek kalmamıştı" açıklamanızı anlamam, anlayışla karşılamam da, yazı yayına girince Can Törtop'un söz konusu anonsu yorumlarıyla birlikte kökünden kaldırma, silme gereği duymuş olmasını doğal karşılamam de elbette mümkün değil.

O anonsun altına yazılan yorumların da bir anlamı, önemi ve değeri vardı ki oraya yazıldılar, öyle değil mi? Üstelik söz konusu olan sizin yorumunuz, görüşünüz; sizin sözünüz. Madem bu kadar önemsiz ve değersizdi, müstakbel yazınızla ilgi birtakım önsemelerde bulunduğunuz, açıklamalar getirmeye çalıştığınız bir yanıyla sizin açınızdan bağlayıcı da sayılabilecek o sözlerinizi, neden zahmet edip yazdınız, okurların bilgisi ve dikkatine sunma gereği duydunuz ki? Nasıl olsa kısa bir süre sonra zaten yazınızı yayımlayacaktınız. Demek ki o sözlerinizin de bir değeri bir anlamı ve önemi vardı değil mi?

Ayrıca o bölümde sadece sizin değil pek çok başka kişinin, pek çok başka kişi hakkındaki görüşleri de yer alıyordu. O yorumlar arasında mesela, sizin "Al" hecesiyle yaptığınız sözcük oynunuza yönelik bir eleştiriyle birlikte, Ömer F. Kurhan'ın benim ve yazımla ilgili çeşitli haksız ve yakışıksız suçlamaları da vardı.

Yayıncı olarak, hele hele "Temiz Tiyatro Yayıncılığı" başlıklı bir linç kampanyasının tertipçisi olacak kadar iddialı tiyatro yayıncılarından biri olarak Can Törtop'un en azından okurlara, o bölüme yorum yazanlara, o bölümdeki yorumları okuyanlara ve tarihe karşı bir sorumluluğu yok mu? Hatta o bölümde gerek sizin yorumunuzda, gerek Ömer F. Kurhan'ın yorumunda adı geçen şahsıma karşı da bir sorumluluğu yok mu?

Gerçeklik niteliği kazanmış bir belgeyi kafamıza göre tahrif eder, silip atarsak bunun sonu nerelere varır bir düşünün. Herkes kendi kafasına göre gerçekliğin yalnızca hoşuna giden, işine gelen yanını görür, belgelerse, bu şekilde akıl almaz bir yalan miras bırakmış olmaz mıyız tarihe... Ya Can Törtop, birgün artık gerek kalmadığına kanaat getirip bazı yazıları ya da başka yazılar altındaki artık gerek kalmadığını düşündüğü yorumları da bir bir silmeye kalkarsa, bunu sonu nerelere varır bir düşünün...

O anons altında yer alan yorumlar bir bütün olarak yaşadığımız bugünlere ilişkin önemli bir değer taşımaktadır, sizin, benim ve başkaları hakkında bir tanıklıkta bulunmaktadır.

Gerçeklik bu denli hoyratça tahrif edilememeli, değersizleştirilememeli.

Herhalde internet ortamında o yorumların kaldırılmasını icab ettirecek bir yer sıkıntısı falan da yoktur değil mi...


Feridun Çetinkaya

--------------------------------------------------------
6. Mesaj
--------------------------------------------------------

From: Nedim Saban
To: Feridun Çetinkaya
Cc: Can Törtop (Tiyatro Dünyası)
Sent: Friday, 12 June, 2009
3:28:29 AM
Subject: Merhaba

Feridun,

Senin kadar önemsemedim doğrusu bunu.

Yazılmamış bir yazının yorumlanması zaten tuhaf gelmişti bana. Daha yazı yok, millet yoruma sarmış.

Aslında bu bile internet medyasının kirlenmişliğini gösteriyor.

Yazı yayınlandığında Can yorunları silmemişti, ben rica ettim silmesini çünkü o yorumlar henüz yayınlanmamış bir yazıya aitti. Ancak silinmesinin kaybolması anlamına geleceğini bilmiyodum tabi. Kaybolmasının ise tarihi bir belgenin yitirilmesi kadar önemliolduğu konusunda seninle aynı fikirde değilim. Yine de çok lazımsa belki Ömer Kurhan'dan kendi yorumu istenebilir ya da dediğin bilgisayar teknikleri kullanılabilir. Her ne olursa olsun, bu cümlelerin silinmesinde bir kötüniyet olduğunu aramak anlamsız olur diye düşünüyorum.

--------------------------------------------------------
7. Mesaj
--------------------------------------------------------

From: Feridun Çetinkaya
To: Nedim Saban
Cc: Can Törtop (Tiyatro Dünyası)

Sent: Friday,
June 12, 2009 1:00 PM
Subject: Merhaba




Nedim Bey,

(Yine öyle çelişkilerle dolu, kabul edilemez, "ilham verici" bir cevap göndermiş, öyle bir "açıklama" yapmışsınız ki, adeta beni yeni bir yazı, yeni bir makale yazmaya, konuyu "uzatmaya" mecbur bırakmışsınız :)

Benim bu konuyu önemsememi garipseyen; anlamadığım bir şekilde toptan internet medyasının kirliliğinden yakınan ve Tiyatro Dünyası internet sitesinde yayımlanan söz konusu anons sayfası altındaki yorumların kaldırması için Can Törtop'tan ricada bulunduğunuza ve bunun üzerine Can Törtop'un da bu sizin isteğinizi yerine getirerek o sayfayı ve yorumları sildiğine dair açıklamanızla birlikte, bu konunun neden önemli olduğu hem daha da iyi anlaşıldı, hem de konu daha da önemli, daha da ciddi bir hal aldı.

Ve tabii bu durumda, konu hakkında yazışmamız, görüşlerimiz, söyleyip yazdıklarımız, yazacaklarımız da gittikçe sadece sizi, beni, Can Törtop'u değil, o anons sayfasına yorum yazmış olan üçüncü kişileri, en azından Tiyatro Dünyası sitesi okurlarını ve kamuoyunu da ilgilendirir bir nitelik kazandı: "Temiz tiyatro", "temiz tiyatro yayıncılığı", "internet yayıncılığı", gerçeklik, hakikat, tarihi belge vb. üzerine, bir makale boyutunda genişlemeye, yayılmaya aday bir hale geldi. [Müsade ederseniz, Türkiye'de tiyatrocunun biricik ve tek "önemli" konusu Orhan Alkaya'nın İBBŞT genel sanat yönetmeni olması ya da o koltuktan alınması değildir; Türkiye tiyatrosunun en temel ve en "önemli" meselesi hakikatin, liyakatin, etik değerlerin ve ilkeselliğin hor görülmesi, hâkim kılınamamasıdır. Değerli, anlamlı ve önemli olan şeylerin aforoz edilmesi, hoyratça itilip kakılması, her dönemde, dün ve bugün, kirli menfaat ittifaklarına, hesaplarına, ayak oyunlarına kurban edilmesidir. Gerçekten de samimiyetle, tiyatronun kara kaşı kara gözü hatırına karşı çıkılacak, uğruna mücadele edilecek en önemli çürüme da bu noktadadır. Bu bağlamda bizim şu anda yazıştığımız konu da bu "önem"e haizdir emin olun, üzerinde durulmayı, önemsenmeyi fazlasıyla hak ediyor, fazlasıyla gerektiriyor.]

Bu noktadan sonra burada yazacaklarım sadece sizlerle aramızda, üç kişi arasında kalmaması gereken bir boyuta ulaşıyor. Bundan sonra bu konuyla ilgili yazdıklarımı, yazacaklarımı mutlaka okurlarla, tiyatroseverlerle de paylaşmak tiyatro için de, internet yayıncılığı için de yararlı olacaktır. Artık bu konuda sadece sizi aydınlatmakla yetinemem. Bu konuya bir mesai ayırıyorsam bunu okurlarla, tiyatro kamuoyu ile de paylaşmalıyım ki bir işe yarasın, bir anlamı olsun, buna değsin.

***

Nedim Bey, açıklamınızdan anlaşıldığı kadarıyla, o anonsu ve altındaki yorumları siz de en az benim kadar, hatta görüldüğü kadarıyla benden bile fazla önemsemişsiniz.

Siz gerçekten de o anonsun ve yorumların bir önem, bir anlam ve değer taşımadığını düşünmüş olsaydınız onları çoktan unutup giderdiniz.

Geriye dönüp onları silmesi için (o ana kadar onları silme ihtiyacı ve gereği duymamış olan) Can Törtop'tan özellikle bir ricada bulunmazdınız.

Madem önemli olmadığını düşünüyordunuz neden bir de sildirmek için mesai harcayıp özellikle ricada bulundunuz ki? (Koskoca internette de, Tiyatro Dünyası hosting alanında da, o yorumların saklanması için de herhalde birkaç kilobaytcık yer vardır :)

Nedim Bey, Tiyatro Dünyası sizin "yazılmamış bir yazınızın" anonsunu yapmıştı. O anonsun altında da bir yorum bölümü vardı ve insanlar da (iyi veya kötü, doğru veya yanlış, beğeniriz ya da beğenmeyiz) o yorum bölümüne görüşlerini yazmışlardı. Can Törtop da bu yorumlara bir önem ve değer vermiş, onlarda bir yayın değeri görmüş olacak ki, o yorumları "onay verip" yayımlamıştı. Daha yazı yokken, sizin "yazılmamış yazınızın" anonsunun yapılması ne kadar olağansa, ne kadar tuhaf değilse, o anonsun altındaki yorum bölümüne görüş yazmak da herhalde o kadar doğal, o kadar tuhaf değildir.

Siz madem daha yazı yokken insanların yoruma sarılmasını tuhaf buluyordunuz neden uzun uzun bir açıklama yaptınızı ki, o yorum bölümüne illa ki bir şeyler yazma gereği duydunuz ki? Ya zaten yazınızı kısa bir süre sonra yayımlayacağınız için hiç cevap vermezdiniz o yorum bölümündeki eleştirilere, ya da sadece "Daha yazı yok, millet yoruma sarmış"  durumuna dikkat çekerdiniz, olur biterdi.

Nedim bey, o yorumların neden tarihi bir belge niteliği kazandığını, yayımlandıktan sonra varlıklarının sadece sizin tasarrufunuzda olmadığını, o yazıların sizin dışınızda üçüncü kişileri de ilgilendirdiğini, size ve Can Törtop'a yazdığım daha önceki mesajlarımda yeterince açık bir şekilde ifade ettim.

Hakikatin, gerçeğin, yaşamımıza ilişkin belgelerin küçüğü büyüğü, azı çoğu, önemlisi, önemsizi olabilir mi? Yaşamımıza ilişkin, hele kamuoyuna mal olmuş ayrıntıların hepsi aynı değerde ve önemde değil midir?  Bizim ve birlikte yaşadığımız insanların, yaşantımızın, belleğimizin ortak izleridir onlar. Bir tiyatro insanı olarak bunu çoktan öğrenmiş olmanız gerekirdi.

Nedim Bey, o anonsu ve yorumları benim önemsememde anlaşılmayacak herhangi bir şey de, bir gariplik de yok. Ben Tiyatro Dünyası'nda önemsenip yazılan ve yayımlanan o yorumlara özel bir önem atfetmiyorum ki. Onlara özel bir önem atfedip özellikle sildirmek için ricada bulunmuş olan sizsiniz. (O yorumlarda, benim Tiyatro Fanzini adlı sitemde yayımladığım, "İstanbul Şehir Tiyatroları Kadir Topbaş ve Kenan Işık gibi belediye zabıtalarının şamaroğlanı olmaktan ne zaman kurtulacak?" başlıklı yazıma "muhteşem" diye iltifatta bulunmuş olmanızdan bir süre sonra pişmanlık mı duydunuz? O yorumda, yazmak üzere olduğunuz yazınızda benim yazımdaki doğruları referans alacağınızı vaat ve beyan etmiş olmanızdan mı bir rahatsızlık duydunuz, bilemiyorum? O yorumların silinmesini istemenizin, uygun görmenizin nedenlerinden biri de bunlar olabilir mi, bilmiyorum? Ama ortada bir gerçek var ki sonuçta ortaya çıkan "Alacakaranlık Kuşağı ve Özerk Tiyatro" başlıklı yazınızda, "muhteşem" diye nitelediğiniz yazımın adını bir kez dahi anmamaya, "muhteşem" bulduğunuzu söylediğiniz yazıma herhangi bir şekilde atıfta bulunmamaya azami özen gösterdiğiniz ortada.)

Nedim Bey, bir de internet medyasının kirlenmişliğinden söz etmişsiniz.

İnternet kendi kendine kirlenmiyor. İnterneti de internet medyasını da kirleten insanlar, vurdumduymaz, hoyrat, içten pazarlıklı, hesapçı insanlar: Burak Caneyler kirletiyor interneti Nedim Bey. Gerçeği, hakikati savunan Coşkun Büktel gibi değerli, önemli, dürüst, temiz, yetenekli insanlara, sanatçılara, tiyatroculara karşı insanlık dışı linç kampanyaları tertipleyenler kirletiyor interneti. Sizin imzanızı sizin iradeniz dışında internetteki kirli bir linç kampanyasına alet edenler, Coşkun Büktel gibi bir sanatçıyı hedef göstermek için kullananlar kirletiyor. Kafalarına göre ağzına geleni söyleyip yazıp, yine kafalarına göre kedinin pisliğini örtmesi gibi yazdıklarını silecek, sansürleyecek kadar kötü, hoyrat, hakikat sevgisinden yoksun insanlar kirletiyor.

Nedim Bey, bütün bunları çok iyi bildiğinizden, gördüğünüzden ve anladığınızdan eminim.

Ben bu konuya olduğundan daha fazla bir önem atfediyor değilim.

Başlangıçta da söylediğim gibi o anonsa da, o yorumlara da ekstra bir önem atfeden, anlam yükleyen siz olmuşsunuz.

Siz ricada bulunup, sizin dışınızda artık üçüncü kişileri de ilgilendiren yayımlanmış, okurlara ve kamuoyuna mal olmuş bir şeyi kaldırtıyorsunuz, sildirtiyorsunuz. Bunda bir tuhaflık olmuyor.

Benim bu durumu fark edip sorgulamamı da sanki bu konuya aşırı bir önem vermişim, durduk yerde abartmışım gibi, anlaşılmaz buluyorsunuz, garipsiyorsunuz.

Sonuç olarak, bütün bu yazışmalarımız gösteriyor ki ortada pek de iyi niyet çerçevesinde değerlendirilebilecek bir durum yok.

Belli ki konjönktürel davranıp birtakım dengeleri kollamaya özen gösteriyorsunuz.

Ben söz konusu anonsu ve yorumları internet üzerinden buldum ve kaydettim.

Gerçek anlamda "Temiz Tiyatro"ya ve "Temiz Tiyatro Yayıncılığına" kendimce bir katkıda bulunmak için, bu konuyu bir vaka, bir "case" olarak değerlendiren, sizin ve Can Törtop'un bu konudaki tavrını eleştiren bir sunuşla birlikte, tabii ki bu yazışmalarımızla birlikte, o anonsu da o yorumları da en kısa zamanda yayımlayacağım. Çünkü ben yalnızca gerçeğin, hakikatin ve tiyatronun kara kaşı, kara gözü hatırına "yazıyorum". Bu nedenle gerçeğe, hakikate, adalete, doğruya, güzele, iyiye, içtenliğe, samimiyet dair "her şeye" büyük bir önem ve değer veriyorum.


Feridun Çetinkaya

--------------------------------------------------------
8. Mesaj
--------------------------------------------------------

From: Nedim Saban
To: Feridun Çetinkaya
Cc: Can Törtop (Tiyatro Dünyası)
Sent: Friday, 12 June, 2009
2:46:17 PM
Subject: Merhaba

Feridun,

Küçüğüm olduğum için sana adınla hitap ediyorum.
Her konuyu bir polemiğe çekiyorsun. Ya da bir komplo teorisi üretiyorsun. Hakikaten tuhaf.

Yazı yayınlanmadan okuyucu yorumları vardı. Sonra yazı yayınlandı ve bu okuyucu yorumları kaldırıldı çünkü okumadıkları bir yazının yorumuydu bunlar! Bir insan okumadığı birşeyi yorumlarsa, saçma olur.

Can'a kaldır o yorumları dedim. Sil demedim. Ama yazımın altında olması saçmasapan geldi çünkü yazılmış bir yazının altında, yazılması beklenen bir yazı hakkında yorum tuhaf olur.

Bu arada, yazıyı nasıl şekillendireceğimi düşünürken senden feyz, ilham, her ne dersen de aldım. Araştırma yaptım ve yazıyı senin sayende sağlam bir tabana, araştırma yaparak oturttum.

Eğer, yazından alıntı yapsaydım, senin adını da anar, yazının şu paragrafı, bu paragrafı diye de söz ederdim.

Bence bu kadar basit bir olaydan bu kadar karmaşık komplo teorileri üretmen ve Burak Caney'lere kadar gitmen hakikaten tuhaf.

Yazını merakla bekliyorum. Umarım her zamanki gibi feyz alacağım birşeyler yazarsın.

Ama şunu çok iyi bil ki, ne yazarsan yaz, asla, polemiğe girmem ve cevap yazmam.

Dostlukla...

--------------------------------------------------------
9. Mesaj
--------------------------------------------------------

From: Feridun Çetinkaya
To: Nedim Saban
Cc: Can Törtop (Tiyatro Dünyası)

Sent: Friday, 12 June, 2009 4:13 AM
Subject: Merhaba

Nedim Bey,

"Her konuyu bir polemiğe çekiyorsun. Ya da bir kompo teorisi üretiyorsun" şeklindeki hiç de hoş kaçmayan kestirme yargınızı, toptancı suçlamanızı son derece yersiz ve haksız buldum.

Demek şimdi, ışık hızıyla, "her konuyu" polemiğe çeken bir komplo teorisyeni olup çıktım, Nedim Saban için de birdenbire...

O yorumların, şimdi yayımlanan yazınızın altında yer alması bence de saçma olurdu tabii ki. Bunda yüzde yüz haklısınız.

Ama kafa karıştırmaya gerek yok. Zaten ben hiç böyle bir şey söylemedim, böyle bir şey de beklemedim kimseden.

O anons, yani yazınızın duyurusu da, altındaki yorumlar da olduğu gibi, öylece kalmalıydı; korunmalıydı, korunması gerekirdi diyorum ben.

Benim mantıklı ve haklı tespitlerime karşılık, mantıklı ve haklı hiçbir gerekçe göstermeden sadece "gerek kalmadığını düşündüm, Can'dan o anonsu ve yorumları kaldırmasını istedim" gibi, hem "bunun ne önemi var ki" gibi keyfi bir yaklaşım içinde olmanıza karşı düşüncelerimi yazdım. O anonsun ve yorumların niçin kalması, korunması gerektiğini, onların önemini size açıklamaya, anlatmaya çalıştım. Yazılmamış bir yazının anonsuna yorum yazılması madem saçmaydı Can Törtop bunları neden onay verip yayınladı? Sonra da sadece sizin talimatınızla neden sildi? Bunları sordum.

Bunları sormak, sorgulamak, bu tür "ayrıntıların" önemine dikkat çekmek, vurgu yapmak, polemikçilik, komploculuk mu oluyor? Karmaşık komplo teorisi bunun neresinde.

Bu konudaki dikkatim, duyarlığım için teşekkür etmeniz, yaklaşımımın haklılığını teslim etmeniz gerekirken, alınganlık gösterip, kolay yoldan beni polemikçi, komplocu diye suçlayıp işin içinden çıkıyorsunuz.

Feridun Çetinkaya


Tiyatro Fanzini
Feridun Çetinkaya
16 Haziran 2009