24 Şubat 2009

“İATP-G ‘Bazı’ İnsan Hakları İhlallerine Karşı” Başlıklı Yazımı Çarpıtma Girişimlerine Karşı Zorunlu Bir Açıklama


Bir bölümünde, Tiyatrom.com adlı sansürcü internet sitesini öven ve olumlu bir örnek olarak gösteren “İnternet Ortamında Tiyatro Haberciliğinin Hal ve Gidişatı Üzerine” başlıklı İATP-G bildirisini de tutarsız olmakla eleştirdiğim, “İATP-G ‘Bazı’ İnsan Hakları İhlallerine Karşı” başlıklı yazım üzerine, eski Tiyatrom.com sitesi editörü A. Ertuğrul Timur birkaç gündür, çalakalem yazılmış, yalan, yanlış ve çarpıtmalar içeren açıklamalar yayınlıyor.
(Bkz. Sansürcü Suçlamasına Karşı Ertuğrul Timur’dan Açıklama) (Bkz. TİYATROM Sadece Küfüre, Sövgüye, Hakarete Özgürlük Tanımadı)

“İATP-G ‘Bazı’ İnsan Hakları İhlallerine Karşı” başlıklı yazımda değerlendirme gereği duyduğum konuları, okurlara en açık, en doğru şekilde anlatabilmek, herhangi bir şekilde çarpıtılmasına karşı önlem almak ve kimseye herhangi bir şekilde haksızlık etmiş olmamak için uzun uzadıya ele aldığım ve (elverdiğince her türlü “permütasyonu” kullanarak) her ayrıntısına değinmeye çalıştığım halde, A. Ertuğrul Timur'un (her türlü yöntemi meşru sayarak) yazdıklarımı hâlâ
pervasızca, insafsızca ve ısrarla çarpıtmaya, saptırmaya çalıştığı görülüyor.


***

Ben
“İATP-G ‘Bazı’ İnsan Hakları İhlallerine Karşı” yazımda, Tiyatrom.com sitesi editörü A. Ertuğrul Timur'un, Coşkun Büktel hakkında asılsız iddialar içeren ve dolayısıyla Büktel'e yanıt hakkı doğuracak nitelikte birtakım yazılar yayımladıktan hemen sonra, Büktel'e kendisini savunma hakkı tanımadığına dikkat çekmiş, bunun açık bir sansür olduğunu yazmıştım.

Büktel'e yanıt hakkı kullandırmayacağını peşin peşin ilan eden Timur’un, hileli bir anket düzenleyerek okurlarını da bu sansüre ortak ettiğine vurgu yapmıştım.

Benim bu yazdıklarım doğru mu? Doğru.


***

Timur, sonuçlarını “Yaşasın Sansür” başlıklı yazısıyla ilan ettiği söz konusu hileli anketini okurlarına tam olarak hangi soruyla, hangi argümanla sunmuştu,
“Yaşasın Sansür” başlıklı yazısının altında bu anketin sonuçlarını ilan ederken nasıl bir metne yer vermişti, hatırlayalım:


Tiyatrom.com olarak Yazar Coşkun Büktel'in Devlet Tiyatroları repertuar kurulundan geçemeyen çeviri ve eseri için bıkmadan usanmadan yürüttüğü bireysel sataşmalarından oluşan haber ve polemiklerini, hakaret ve küfürlere varan yazışmaları yayımlamayı reddetmekteyiz. Bu bireysel kör dövüşünü ve seviyesi düşük yazışmaları yayınlamamızı siz de sansür sayıyorsanız Coşkun Büktel kişisel sitesinde yada Hilmi Bulunmaz'ın Tiyatroyun sitesinde okuyabilirsiniz.
Bu kısıtlamayı nasıl karşılıyorsunuz?
[toplam 1017 oy] 6.08.2007 05:35 itibarıyla
Seviye korunmalıdır Yayınlanmaması doğrudur (1005) 98.82%


Bu bir sansürdür, yayınlanmalıdır, kınıyorum (12) 1.18%




(Kaynak: A. Ertuğrul Timur, Yaşasın Sansür!, Tiyatrom İnternet Sitesi, 6 Ağustos 2007, http://www.tiyatrom.com/aetimur_yeni_38.htm


Alıntıladığım bu bölüm, web'de hâlâ görülebilen, Tiyatrom sitesindeki sayfasında hiçbir açıklama yapılmadan tahrif edilmiş ve kısaltılmış olarak duruyor.

Bilip bilmeden, araştırıp öğrenmeden, ezbere, hileli anketine temel aldığı,
"Büktel’in çeviri ve eserinin "Devlet Tiyatroları repertuvar kurulundan geçemediği" iddiası bile gerçeği yansıtmadığı için, Büktel'in çeviri ve eserinin ta yıllar yıllar önce DT repertuarına alındığını, "istim arkadan gelsin" misali, sonradan öğrenerek bu konuda okurlarından ve Coşkun Büktel'den özür dilemek zorunda kalan Timur, anlaşılan hileli anketini tümüyle şaibeli hale getiren bu konuda herhangi bir açıklama yapmak yerine, hiçbir uyarıcı not koyma gereği duymadan, o bölümü tümüyle çıkararak bu meseleyi kökünden çözeceğini düşünmüş(!)

Bu "yanlış" ve "düzeltme" konusuna
“Ben sana ‘tiyatrocu olamazsın’ demedim...” başlıklı yazımda ayrıntılı olarak değinmiştim.

Timur’un “Yaşasın Sansür” başlıklı yazısının ilk yayımlandığı ve benim alıntımda esas aldığım orijinal halini görmek için Bkz.
http://www.coskunbuktel.com/timuryasas%C4%B1nsansur.htm)


Bu gerçeğe rağmen;
“Yaşasın Sansür” başlıklı yazısında, aynı zamanda, Büktel'e uyguladığı sansürü okurlarına onaylatmak için düzenlediği hileli anketinin sonuçlarını ilan etmiş olan Timur, bugün çıkıp ısrarla hâlâ ne diyor, kendisini nasıl savunuyor?


"Sayın Feridun Çetinkaya tiyatrom'u defalarca sansürcülükle itham ederken başvurduğu en güçlü delil olarak 'Yaşasın sansür' adlı yazımı dayanak yapmaktadır. Ekte ilettiğim bu yazım incelendiğinde de görülecektir ki "Yaşasın Sansür" başlıklı yazım tamamen "Sıçtığı yere kadar kovalamak, şerefsiz, pespaye, lağım çukuru..." gibi ağır hakaretler içeren bir yazıya yer vermediğim, vermeyeceğim ve eğer bu sansürcülükse küfürü, sövgüyü sansürü her zaman savunacağım üzerinedir."

(Bkz. TİYATROM Sadece Küfüre, Sövgüye, Hakarete Özgürlük Tanımadı)

Bir kere, Tiyatrom.com'un sansürcü olduğunu söylerken benim en ciddi delil olarak Timur'un
“Yaşasın Sansür” başlıklı yazısını dayanak yaptığım iddiası gerçeği yansıtmıyor.

Timur, benim yazımı doğru dürüst okumamış: Ben Timur'un “Yaşasın Sansür” başlıklı yazısını, Tiyatrom.com'un sansürcülüğünün değil, katmerli sansürcülüğünün delili olarak gösteriyorum.

(Daha önce yukarıda da yazdığım gibi; Ben, Coşkun Büktel hakkında yanıt hakkı doğuracak nitelikte, haksız ithamlar içeren yazılar yayımlamakta herhangi bir sakınca görmeyen Timur'un, bunu yaptıktan hemen sonra, peşin peşin Büktel'e yanıt hakkı dahi tanımayacağını ilan etmesini sansür olarak niteliyorum. Tiyatrom.com'un sansürcü bir yayın olduğunu
bu gerçeğe dayanarak söylüyorum.)

Timur, meşhur “Yaşasın Sansür” başlıklı yazısının
tamamen, "'Sıçtığı yere kadar kovalamak, şerefsiz, pespaye, lağım çukuru...' gibi ağır hakaretler içeren bir yazıya yer vermediği, vermeyeceği” üzerine olduğunu söyleyerek çark etmeye çalışıyor.

İyi, hoş da; Timur'un
bu yazısının hemen altında Büktel’i sansürlemesiyle ilgili hileli anketinin sonuçlarını ilan etmesi, bu düzmece, “Coşkun Büktel'i Sansürlemeye Evet anketine ayrıntılı olarak yer vermesi neyin nesi oluyor?

Timur, “Yaşasın Sansür” başlıklı yazısında aynı zamanda Coşkun Büktel’e uyguladığı sansürü konu alan hileli anketinin sonuçlarını ilan etmiş midir etmemiş midir? İlan etmiştir.

Zaten, okuma yazma bilen her insan, Timur’un “Yaşasın Sansür” başlıklı yazısının “tamamen”, "Sıçtığı yere kadar kovalamak, şerefsiz, pespaye, lağım çukuru..." gibi ağır hakaretler içeren bir yazıya yer verip vermemek üzerine olmadığını çok kolay, çok açık bir şekilde görebilir. Bunun için, Timur’un “Yaşasın Sansür” başlıklı yazısının sadece şu son paragrafını okumak dahi yeter:



Ama birisi kendi oyunundan dolayı kopardığı fırtınanın yıkıcı ve şahsi etkisini buraya taşımadık diye, bir diğeri "alçak, pespaye, şerefsiz, lağım çukuru, Dangalak, ve daha buraya asla yazamayacağım kadar duyup okuyabileceğiniz en ağır sözlerle bezediği yazısına yer vermedim diye beni ve tiyatrom'u sansürcü ilan etmiş. Varsın etsin. Bu durumda bana düşen bir tek şey kalıyor, bu düzeysizliğe ve şahsiciliğe taviz vermemek sansür ise "Yaşasın sansür" demek.

(Timur’un “Yaşasın Sansür” başlıklı yazısının ilk yayımlandığı ve benim alıntımda esas aldığım orijinal halini görmek için:
http://www.coskunbuktel.com/timuryasas%C4%B1nsansur.htm)

Timur’un bu paragrafın hemen ilk cümlesinde, “kendi oyunundan dolayı kopardığı fırtınanın yıkıcı ve şahsi etkisini buraya taşımadık diye” sözleriyle “Tiyatrom”u sansürcü ilan etmesinden yakındığı ve “Yaşasın Sansür” diye, düşman çatlatırcasına, yüzüne haykırdığı
birisi kim ola ki dersiniz?

Kim olacak... Tabii ki, Timur'un hemen birkaç paragraf sonra sonuçlarını ilan ettiği hileli anketinin kurbanı; "Theope", "Shakespeare'siz Herifler", "Türk Tiyatrosundan İnsan Manzaraları" ve "'Yönetmen Tiyatrosu'na Karşı Bir Shakespeare ve Nâzım Hikmet Savunması"nın yazarı Coşkun Büktel'i kastediyor bu sözleriyle Timur.

Hani Timur’un “Yaşasın Sansür” başlıklı yazısı, “tamamen”, "Sıçtığı yere kadar kovalamak, şerefsiz, pespaye, lağım çukuru..." gibi ağır hakaretler içeren bir yazıya yer verip vermemek üzerineydi?


***

Timur, benim yazımda adının geçtiği bu ve benzeri somut noktaları, sözgelimi şu hileli,
“Coşkun Büktel'i Sansürlemeye Evetanketini izah etmek yerine, "sıçıp sıvamak", "sıçtığı yere kadar kovalamak", "Şerefsiz....." vb. ifadeler geçen bir Hilmi Bulunmaz yazısını neden yayımlamadığını anlatıyor. Sanki ben Timur'u içinde bu ifadeler geçen bir yazıyı yayımlamadığı için sansürcülükle suçlamışım gibi bir izlenim yaratarak, konuyu saptırmaya, gürültüye getirmeye çalışıyor. (Bu konuda Hilmi Bulunmaz’ın açıklamasını okumak için, Bkz. Timur’un yazısını, küçük bir yorumla sunuyoruz)

Oysaki benim yazımda Tiyatrom.com sitesi editörü A. Ertuğrul Timur’u, Hilmi Bulunmaz’ın herhangi bir yazısını yayımlamadığı için sansürcülükle suçlayan hiçbir ifade yok. Benim yazımda Tiyatrom.com sitesi editörü A. Ertuğrul Timur’u, içinde "sıçıp sıvamak", "sıçtığı yere kadar kovalamak", "Şerefsiz....." vb. ifadeler geçen bir yazıyı yayımlamadığı için sansürcülükle suçlayan herhangi bir ifade de yok.

Yukarıda iki kere yazdım ama üşenmeyip bir kez daha yazayım: Ben, içinde Büktel'e yanıt hakkı doğuracak nitelikte Coşkun Büktel adı geçen birtakım yazılar yayımlamış Tiyatrom.com sitesi editörü A. Ertuğrul Timur’un, Büktel'e peşin peşin kendisini savunma ve yanıt hakkı kullanma izin vermeyeceğini ilan etmesinin sansür olduğunu söylüyorum.

Benim yazdıklarım gerçek değil mi? Bütün bu yazdıklarım yaşanmadı mı?

Timur, Büktel'in yanıt hakkını kullanmasına izin vermeyeceğini peşin peşin ilan etti mi etmedi mi? Bu sansürüne okurlarını da ortak etmek için kurgulanmış hileli bir anket düzenledi mi düzenlemedi mi?

Büktel hakkında asılsız iddialar içeren, yanıt hakkı doğuracak nitelikte yazılar yayımladıktan sonra Büktel'in kendisini savunmasına, yanıt hakkını kullanmasına (peşin peşin, yanıt hakkı doğan Büktel daha henüz bir hak talebinde dahi bulunmamışken, daha Büktel’in ne yazacağını ne yazdığını bile görmeden) izin vermeyeceğini ilan etmek sansür müdür değil midir?

Timur, açıklamasında, Büktel’e uyguladığı sansüre kargaları bile güldürecek şu sözlerle değiniyor:


Peki bunu öne sürerek henüz Coşkun Büktel'in yazılmamış yazısına da sansür uyguladım mı?

Evet bu polemiğin tarafları Coşkun Büktel, Mustafa Demirkanlı, Hilmi Bulunmaz idi. Ve ortada başlamış süren bir polemik varken "seninki küfürlü yayınlamam diğerininkinde küfür yok yayınlarım" yaklaşımı da bu defa tek yanlı görüş yansımasına sebep olmayı getirecekti; taraflardan birini üslubun bozuk deyip susturup diğer ikisine geçit vermeyi getirecekti.


Üstelik her küfür ve her hakaretin karşıdan da benzer reaksiyonu getirmesi sürpriz olmayacaktı.
Bu nedenle de insiyatifimi ve sağduyumu kullanarak, bu polemiğin bu üçlü içerisinde giderek seviyesizleşeceğini de ihtimal dahilinde görerek www.tiyatrom.com sitesinde bu polemiğe yer yok, sadece birinin yada ikisinin değil; Mustafa Demirkanlı da dahil her üçünün de bu minvalde yazısına www.tiyatrom.com sitesinde yeri yok ve bunun adı sansür ise "Yaşasın Sansür" demiştim.



(Bkz. Sansürcü Suçlamasına Karşı Ertuğrul Timur’dan Açıklama)

(İyi de, adama sormazlar mı, Büktel’e yanıt hakkı doğuracak nitelikteki, asılsız iddialar içeren yazıları: sözgelimi, Büktel’in aslında 3-5 kuruş kazanmak için skandallar uydurduğunu iddia eden Mustafa Demirkanlı imzalı “Hay Allah!” başlıklı yazı ile kendisinin Büktel'le ilgili kerameti kendinden menkul "düşünce"lerini, dilediği gibi, özgürce ifade ettiği “Theope Konusu ve Tiyatrom.com’un Sansürcülüğü Meselesi” ve "Sayın Hilmi Bulunmaz'a Kısa Bir Yanıt" başlıklı yazılarını yayımlarken A. Ertuğrul Timur’un aklı acaba neredeydi? Yanıt hakkı doğuracak nitelikteki bu yazılara Coşkun Büktel'in tepki göstereceğini ihtimal dahilinde görmüyor muydu yoksa Timur? Oh ne âlâ, Büktel’e karşı yazıları yayımla, tam sıra Büktel’e gelecekken, “bu tartışma seviyesizleşecek” diye bir kehanet/bahane uydurup “tartışmaya son veriyorum”, de...)

Sonuçta ileri sürdüğü bütün bu uyduruk “gerekçeler” Timur’un yaptığını sansür olmaktan çıkarıyor mu? Hayır, çıkarmıyor. Tiyatrom.com’un Büktel’i sansürlediği gerçeğini ortadan kaldırıyor mu? Hayır, kaldırmıyor.

Açıkça görüldüğü üzere, Timur, Coşkun Büktel'in daha henüz talep dahi edilmemiş, kaleme dahi alınmamış (her insanın en temel ve en doğal hakkı olan) yanıt hakkını, kendisini savunma hakkını peşin peşin engellemesine, akıl almaz şekilde, afaki bir gerekçe uydurarak, bir başka kişinin Himi Bulunmaz'ın yazısını bahane ediyor. Bulunmaz'ın yazısını öne sürerek, henüz içeriğini bilmediği, okumadığı, henüz Büktel'in kaleme bile almadığı cevap yazısını peşin peşin ("ihtimal dahilinde") mahkûm ediyor.



***

Konumuz bu olduğu halde; bu gerçeği herkesin görebileceği ve anlayabileceği açıklıkta, netlikte, belge gösterek yazmış olmamdan rahatsız olduğu anlaşılan ve yapmacık bir biçimde bir yandan bana ikide bir "sayın", "bey" diye hitap eden kibar Timur, öbür taraftan ne yapıyor?

İki yıldır adının ve soyadının arama motorlarında gerçek dışı ve haksız bir ifadeyle anılmasından dolayı yakınan, şikâyet eden eski Tiyatrom.com editörü A. Ertuğrul Timur, aklı sıra bana ders vermiş olacağını, benden öç almış olacağını zannederek, çok ucuz ve çok bayağı bir numaraya başvuracak kadar acizleşiyor. Kendisinin rahatsızlık duyduğu, muzdarip olduğu bu gerçek dışı ve haksız ifadeyi, örnek verme bahanesiyle benim adım ve soyadıma uyarlayarak, yazısında “Feridun Çetinkaya penis büyütücü satıyor” biçiminde kullanıp sinsice internetteki arama motorlarına servis ediyor.

(Timur, bana "...internette adınız 'Feridun Çetinkaya penis büyütücü satıyor' diye anıldı mı sizin hiç?" diye soruyor. Cevap verip merakını gidereyim: Hayır, A. Ertuğrul Timur adında kifayetsiz muhterisin teki, ucuz ve adi bir numarayla bunu yapma cüretini gösterene kadar anılmamıştı.)

Adam gibi fikir tartışması yapmak yerine, sadece gerçeği yazdığım ve sansüre karşı çıktığım için, şark kurnazlığıyla adımı ve soyadımı küstahça kullanarak saygısızlıkta bulunmayı mübah sayan Timur; kendisi hakkında yakındığı o nahoş ifadeyi imal eden ve kullanan Hilmi Bulunmaz’a hitap ederken ise son derece hoşgörülü ve nazik davranmaya özen gösteriyor. Dahası Bulunmaz’ı yere göğe sığdıramıyor. (Bkz. Timur’un yazısını, küçük bir yorumla sunuyoruz)

Timur’un anlayışı hakkında fikir veren bu ikiyüzlü ve samimiyetsiz tutumu ile “İATP-G ‘Bazı’ İnsan Hakları İhlallerine Karşı” başlıklı yazımla ilgili kaypakça çarpıtmalarını okurların takdirine bırakıyorum.


***

Yine de A. Ertuğrul Timur’un açıklamalarını ciddiye alarak sansür bahanesini makul sayanlar, bu apaçık sansürü mazur görenler, haklı ve yerinde bulanlar çıkar mı? Timur’un bu kirli ve konuyu saptırıcı açıklamalarına yalan da yanlış da olsa inanmak isteyenler, bunlardan bile medet umanlar çıkabilir mi?

Hiç şaşırmam, çıkar, çıkabilir... İşte, Türkiye tiyatrosunun bugün en büyük, en temel sorunu da zaten bu: En başta insan malzemesindeki bu bayağılık, bu çiğlik.

“Ben sana ‘tiyatrocu olamazsın’ demedim...” başlıklı yazımda bu duruma şu ifadelerle dikkat çekmiştim.


Eğer tiyatro, yazar, yönetmen, oyuncu, eleştirmen, tiyatro profesörü, tiyatro yayımcısı gibi tiyatroyla birinci dereceden ilgili insanlarda, “tiyatrocularda” dahi yalana, sansüre, ifade özgürlüğünün engellenmesine karşı ortak bir bilinç, en azından ahlaki ve vicdani bir duyarlılık yaratamamışsa, “seyircilere” adaletsizliğe, yoksulluğa, cehalete, gericiliğe, işkenceye karşı mücadele gücü verecek, uyarıcı ve caydırıcı nitelikte ortak bir vicdan, ortak bir ahlak, ortak bir bilinç nasıl aşılayabilir, seyircinin gözünde nasıl inandırıcı olabilir?


(...)


Bir tiyatro yazarının yapıtına göz göre göre iftira atılmasına, düşüncelerinin açık açık sansür edilmesine sessiz kalıp bunu kanıksadıktan sonra, bu vandallığı onaylayıp “yaşasın!” nidalarıyla övmeyi olağan saydıktan sonra, tiyatro dünyanın en popüler sanatı, Türkiye’deki tiyatrocuların hepsi de birer Shakespeare olsa ne yazar!

(Bkz.
“Ben sana ‘tiyatrocu olamazsın’ demedim...”)

Bunun ne kadar yerinde bir tespit olduğu bugün bir kez daha doğrulanıyor.


Ne yazık...



Feridun Çetinkaya



NOT:

Eski Tiyatrom.com sitesi editörü A. Ertuğrul Timur, bu yazım üzerine hemen bir açıklama yaptı. A. Ertuğrul Timur, eleştirdiğim açıklamasında kullandığı “Feridun Çetinkaya penis büyütücü satıyor” ifadesine yazısında empati kurmam için, örnek vermek amacıyla yer verdiğini söylüyor ve maksadını aştığını kendisinin de kabul ettiği bu ifadeyi kullandığı için benden özür diliyor. Timur ayrıca, söz konusu ifadeyi içeren açıklamasını yayımlayan internet sitesi yetkililerinden de yazısındaki bu ifadeyi çıkarmalarını rica ediyor. Sonuçta, Timur’un hatasını kabul edip bu ifadesinin yol açabileceği yanlış anlamaları önemseyerek böyle bir düzeltme yapmış olmasını çok değerli ve önemli buluyorum.

A. Ertuğrul Timur’un söz konusu açıklamasını okumak için bkz. Çok önemli bir rica

(Feridun Çetinkaya / 25.02.2009)