1 Ocak 2010

İftiracı, linççi ve sansürcü tiyatro yayıncısının pişkini, "Bahar temizliği" yapar kış günü...



İftiracı ve sansürcü 
Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin 
baş destekçileri Lemi Bilgin ve Ayşenil Şamlıoğlu'na 
Demirkanlı'nın bulaştırdığı kara leke bir "Bahar temizliği"yle alınlarından silinebilir mi?

(DT genel müdürü Lemi Bilgin ile İBŞT genel sanat yönetmeni Orhan Alkaya tarafından, skandalları teşhir eden Büktel ve Bulunmaz'a saldırması ve skandalları örtbas etmesi için, dergi adı altında yayınladığı "şeye" reklam adı altında sadaka verilerek suni yemle yaşatılan) besleme sapık
(Resim altı yazısı coskunbuktel.com'dan aynen alınmıştır. Bkz. Burak Caney Sayfası)


Tiyatro yazarı ve eleştirmeni Coşkun Büktel’i Nazi faşizminin simgesi gamalı haçlı bir kompozisyon içinde resmeden bu "ilkel ve iğrenç" iftira fotomontajını Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin bir numaralı yöneticisi Mustafa Demirkanlı imal etmiş ve Tiyatro... Tiyatro... Dergisi internet sitesinin anasayfasında günlerce yayımlamıştı.

Birkaç hafta önce arka arkaya yayımladığım, Türkiye Tiyatroları Güç Birliği Girişimi falan değil, basbayağı "Türkiye Tiyatroları Suç Birliği Girişimi" ve İftira ve linç imzacısı Üstün Akmenin başkanlık ettiği Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’nden ikiyüzlülük ve arsızlık şahikası bir bildiri başlıklı yazılarımda Mustafa Demirkanlı'nın imal ettiği bu "ilkel ve iğrenç" iftira fotomontajının vahametine dikkat çekmeye çalışmıştım.

Okurlar Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin faili olduğu bu iftira fotomontajının orijinalini, yayımlandığı Tiyatro... Tiyatro... Dergisi internet sitesi sayfasında bizzat kendi gözleriyle görsünler, Demirkanlı'nın imza attığı bu çiğliğe kendi gözleriyle şahitlik edebilsinler diye, bu iftira fotomontajının orijinal kaynağına da link vermiştim.

Tiyatro yazarı Coşkun Büktel ile tiyatrocu Hilmi Bulunmaz'ı açıkça hedef alan ve hedef gösteren iftira ve linç kampanyasının tertipçisi, Burak Caney takma adlı tiyatro ve insanlık düşmanı internet sapığının baş destekçisi ve dava arkadaşı (belki de bizzat kendisi), “ilkel ve iğrenç" olmayı şiar edinmiş Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin bir numaralı yöneticisi Mustafa Demirkanlı, imal edip Tiyatro... Tiyatro... Dergisi internet sitesinin anasayfasında günlece yayımladığı bu "ilkel ve iğrenç" iftira fotomontajıyla (karikatür desen karikatür değil, mizahi eleştiri desen mizahi eleştiri değil, eleştiri desen eleştiri değil, bu "ilkel ve iğrenç" iftira fotomontajıyla) ne diyordu?

Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin


Devlet Tiyatroları (DT) Genel Müdürü Lemi Bilgin ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları (İBBŞT) Genel Sanat Yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu gibi ödenekli kamu tiyatroları yöneticileri ve tiyatro iktidarları tarafından (Türkiye tiyatrosundaki çürüme ve yozlaşma gerçeğini manipüle etmek, gerektiğinde tiyatroyla ilgili gerçekleri çarpıtacak ve yönlendirecek şekilde dezenformasyon üretmek, Türkiye tiyatrosu ve tiyatro iktidarlarının icraatları ve uygulamalarıyla ilgili tarihsel gerçeklerin tiyatro tarihine, tiyatro iktidarlarının işine geldiği biçimde yanlı ve yanlış aktarılmasını sağlayacak birtakım sahte belgeler düzenlemek, kısacası bir çeşit düzmece "resmi tarih" oluşturmak amacıyla kullanılmak üzere) el altında bir "yandaş tiyatro medyası" bulunsun anlayışıyla, yıllardır ödenekli kamu tiyatrolarının reklam bütçeleriyle fütursuzca ve sorumsuzca beslenen ve desteklenen Mustafa Demirkanlı'nın Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, bu "ilkellik ve iğrençlik" abidesi iftira fotomontajını yayımlayarak şunu demeye getiriyordu: "Burada resmini, Nazi faşizminin simgesi gamalı haçla yan yana koyarak fotomontajladığımız tiyatro yazarı ve eleştirmeni Coşkun Büktel bir Nazi faşistidir."

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları Genel Sanat Yönetmeni
Ayşenil Şamlıoğlu

İstanbul Şehir Tiyatroları tarafından sahnelenmiş ve yaklaşık 20 yıl önce Devlet Tiyatroları repertuarına alınmış olan Theope adlı tiyatro oyununun ve yine İstanbul Şehir Tiyatroları repertuarına dahil edilmiş Shakespeare'siz Herifler adlı tiyatro oyununun yazarı Coşkun Büktel'i; "Eleştiren Oyunlar" adıyla yayımlanmış kısa oyunlar antolojisindeki oyunların (o antolojide yer alan ve bu yıl İstanbul Devlet Tiyatrosu  Müdürü ve DT'nin halihazırdaki en önemli ve en itibarlı yönetmeni diyebileceğimiz Şakir Gürzumar'ın rejisiyle İstanbul DT tarafından sahnelenmek üzere provalarına başlanmış olan savaş karşıtı, antimilitarist "Ölüleri Gömün" adlı oyunun) çevirmeni Coşkun Büktel'i; Türk Tiyatrosundan İnsan Manzaraları ve Yönetmen Tiyatrosuna Karşı adlı eleştiri-inceleme kitaplarıyla Türkiye tiyatrosu tarihi içindeki yerini almış olan, önemi ve değeri tartışılmaz tiyatro yazarı ve eleştirmeni Coşkun Büktel'i, açıkça bir Nazi faşisti olmakla suçluyordu Mustafa Demirkanlı.

Yazdığı kanıtlı ispatlı, nesnel eleştiri yazılarıyla Türkiye tiyatrosundaki çürümeyi ve yozlaşmayı, Türkiye tiyatrosundaki insan malzemesinin kalitesizliğini ve yetersizliğini çok açık ve net bir şekilde ve mutlaka isim vererek belgelediği için, bu gerçeği "Açıkça, mertçe, Türkçe" ortaya koyduğu için, "tiyatro esnafı" tarafından, kuyruk acısıyla kin beslenerek, yıllardır "aforoz" edilmiş olan Coşkun Büktel'i; Türkiye tiyatrosunun en önemli muhalif ismi, dürüstlük ve demokratlık timsali, gerçek tiyatrocu Coşkun Büktel'i, açıkça bir Nazi faşisti olmakla suçluyordu Mustafa Demirkanlı.

Suçlasın tabii, herkes suçlanabilir. Yeter ki kanıt ve belge gösterilsin, belgelerin orijinal sayfalarına link verilebilsin. Peki Demirkanlı Büktel’e yönelik faşist suçlaması için, belge gösteriyor, link veriyor muydu? Hayır! Yalnızca fotomontaj yaparak iftira atmayı, hakaret etmeyi yeterli buluyordu? Ve bu iftiracı tutum, Ayşenil Şamlıoğlu ve Lemi Bilgin tarafından beğeniliyor olmalıydı ki, Demirkanlı İBBŞT ve DT reklamlarıyla destekleniyor, halkın parasıyla “besleniyordu”. 

Demirkanlı bu fotomontajıyla alenen, yayın yoluyla bir iftira ve hakaret suçu işlemiş oluyordu.

Üstelik hangi yayın yoluyla?

18 yıldır Devlet Tiyatroları ve Şehir Tiyatroları gibi ödenekli kamu kuruluşlarının reklam bütçeleriyle, yani halkın ödediği vergilerle, halkın parasıyla desteklenen, beslenen bir yayın yoluyla: Tiyatro... Tiyatro... Dergisi yoluyla.

DT Genel Müdürü Lemi Bilgin ve İBBŞT Genel Sanat Yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu gibi ödenekli kamu tiyatroları yöneticileri tarafından reklam bütçeleriyle, yani halkın ödediği vergilerle, halkın parasıyla düzenli olarak beslenen ve desteklenen bir yayın olan Tiyatro... Tiyatro... Dergisi yoluyla.

Bu tabii ki Türkiye tiyatrosu için son derece vahim ve yüz karası bir durum. 

Birkaç gün önce Coşkun Büktel de, kişisel internet sitesi www.coskunbuktel.com'da bu iftira fotomontajını teşhir etmek için nal kadar bir suretini koyup, bu resmin vahameti ve bu resmin nasıl okunması gerektiği üzerine şu manidar satırları yazmıştı:
"Demirkanlı ve Timur gibi linççi vandalların kendi sitelerinde yayınlayıp da, sonradan konjonktür değiştiğinde, kedi pisliğini örtbas eder gibi gözden kaybettiği suç belgelerini göz önüne koyarak toplumsal hafızayı sürekli diri tutmayı görev sayıyoruz

27 Aralık 2009

Arşiv:

Bir Demirkanlı klasiği



(DT genel müdürü Lemi Bilgin ile İBŞT genel sanat yönetmeni Orhan Alkaya tarafından, skandalları teşhir eden Büktel ve Bulunmaz'a saldırması ve skandalları örtbas etmesi için, dergi adı altında yayınladığı "şeye" reklam adı altında sadaka verilerek suni yemle yaşatılan) besleme sapık


Düzinelerce yalan
ı somut biçimde belgelenmiş, linç patronu Mustafa Demirkanlı'yla aynı havayı solumak insanın ciğerlerine ve değerlerine son derece zararlıdır.

Demirkanlı'yla iş birliği etmek, "iki kere iki dört gibi somut biçimde belgelenmiş de olsa yalan ve iftiranın bence hiçbir sakıncası yok, ben de Demirkanlı kadar alçağım" demektir;

tiyatro sanatı hakkında en küçük bir fikri bulunmayan Demirkanlı'nın koyduğu tiyatro ödülünü almaya tenezzül etmek, göğsüne gazoz kapağından daha değersiz, üstelik de paslı ve çalıntı bir madalya takarak kendini ve onurunu maskara etmek ve tiyatro sanatını soysuzlaştırmak demektir;

Demirkanlı'nın dergisini reklamla beslemek ise, tiyatro tarihimizin (besleyenler lehine ve hakikat aleyhine) yanlış yazılmasını teşvik ederek, tiyatroya ve halka ihanet etmek demektir.

Demirkanlı'nın, Hilmi Bulunmaz tarafından teşhir edilmiş, diğerlerine oranla daha az bilinen zincirleme yalan ve iftiralarından farklı bir "öbek" okumak için, lütfen...
Tıklayınız


***

Tiyatro... Tiyatro... Dergisi internet sitesine Aralık ayının son günlerinde, 24 saati aşkın bir süre boyunca ulaşılamadığını, bağlanılamadığını görünce, bunu pek hayra yormadım. Coşkun Büktel'e şöyle dedim: "Tiyatro... Tiyatro... Dergisi internet sitesi arşivinde yine 'Bahar temizliği' yapılıyor olmalı. Teknik sorun nedeniyle kapalı, ulaşılamıyor görüntüsünün arkasından, Demirkanlı'nın iftiracı, linççi ve sansürcü, kirli tiyatro yayıncılığının belgesi niteliğindeki bazı suç kanıtlarının Tiyatro... Tiyatro... Dergisi arşivinden silindiğini, kaldırıldığını görürsen sakın şaşırma".

Böyle düşündüm, çünkü iftiracı, linççi ve sansürcü, kirli tiyatro yayıncılarının akıllarına estikçe, mevsim ayırt etmeksizin böyle muayyen "bahar temizlikleri"ne giriştiklerini pek çok kez görmüştük. Altına imza attıkları çeşitli yayınlara ilişkin belge ve arşivlerde bir süre sonra tahrifat yaptıklarına; faili oldukları iftira, hakaret, linç ve sansür faaliyetlerinin belgelerini, yani kirli yayıncılıklarının yüzkarası kanıt ve delillerini, yazdıktan, yayımladıktan bir süre sonra kendilerinin bile arkasında duramayacak kadar utandıkları çeşitli yazı ve haberlerini, tıpkı kedinin pisliğini örtbas etmesi gibi, silip yok etmeyi alışkanlık haline getirdiklerine pek çok kez tanık olmuştuk.

Kirli tiyatro yayıncılarının kirli faaliyetlerinin belgelerini, kanıt ve delillerini, kedinin pisliğini örtbas etmesi gibi nasıl silip yok ettiklerine ilişkin en iyi örneklerden birini, www.tiyatrom.com internet sitesinin sahibi ve editörü A. Ertuğrul Timur vermişti. Timur, pıtırak gibi art arda açtığı (ve bugün tıklandığında sadece, "Maalesef fasistler.blogspot.com adresindeki blog kaldırıldı", "Maalesef aradığınız blog mevcut değil" türünden ibarelerle karşılaşılan) "Faşistler.blogspot.com" ve "Kanalizasyondan.blogspot.com" gibi iftira ve küfür sitelerinde, akla hayale gelmeyecek ilkellik ve iğrençlikte iftira ve hakaret yayınları yaptıktan sonra, bu sitelerin utanç vesikası içeriğini, arşivini bir sabah ansızın, yine benzer bir "Bahar temizliği"yle silip yok etmişti.

Tiyatro... Tiyatro... Dergisi internet sitesi yeniden yayına başlayınca bir de ne görelim: Tam isabet. Bingo. Tam da tahmin ettiğimiz gibi, Mustafa Demirkanlı, işi gücü bırakmış, kara kışın ortasında yine "Bahar temizliği"ne girişmiş.

Ne sihirdir ne keramet, hooop, el çabukluğu marifet: Yukarıda görmüş olduğunuz "ilkel ve iğrenç" iftira fotomontajının yer aldığı sayfanın (önbellek kaydını aşağıdaki ekran fotoğrafıyla belgelediğimiz üzere daha üç beş gün öncesine kadar, en azından 23 Aralık 2009 gününe kadar, dağ gibi yerinde duran, daha önceki yazımda link verdiğim orijinal Tiyatro... Tiyatro... Dergisi internet sitesi sayfasının) yerinde yeller esiyor. Bu sayfanın makine gibi tıkır tıkır çalışan linki, http://www.tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=714, ne hikmetse birdenbire çalışmaz hale gelmiş. Yukarıda görmüş olduğunuz, Mustafa Demirkanlı'nın imal ettiği "ilkel ve iğrenç" iftira fotomontajı ve bulunduğu şu sayfa, iyi saatte olsunlara karışmış. Tiyatro... Tiyatro... Dergisi internet sitesi arşivinden yok olmuş, sırra kadem basmış.



Tiyatro... Tiyatro... Dergisi internet sitesindeki http://www.tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=714 adresine bundan üç beş gün önce tıklandığında yukarıda Google önbellek kaydını görmüş olduğunuz bu iftira sayfası çıkıyordu karşımıza. Aynı http://www.tiyatrodergisi.com.tr/detay.php?hng=714 internet adresi linkine Demirkanlı'nın "Bahar temizliği"nin ardından tıklandığında ise artık aşağıda ekran fotoğrafını da gördüğünüz gibi "Seçtiğiniz kayıt numarası hatalı. Kayıt yok" biçiminde bir uyarıyla karşılaşıyoruz.


Faili olduğu gamalı haçlı "ilkel ve iğrenç" iftira fotomontajının sık sık gündeme getirilmesinden rahatsızlık duyduğu anlaşılan Mustafa Demirkanlı, demek yaptığından utanmış olmalı ki, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'nin alnına sürdüğü bu kara lekeyi (Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni herhangi bir şekilde destekleyen herkese de bulaştırdığı bu kara lekeyi) sanki silebilecekmiş gibi, bizzat kendisinin imal ettiği ve yayınladığı bu "ilkel ve iğrenç" iftira fotomontajını sitesinden silmiş, sitesinin arşivinden kaldırmış.  

Ne güzel! Elbette bu da bir şey. Bir numaralı yöneticisi olduğu Tiyatro... Tiyatro... Dergisi internet sitesinde bana alenen "ırkçı" diye iftirası atılmasına çanak tutup, yardım ve yataklık edip, sonra da hakkımda ileri sürülen iftiraya karşı gönderdiğim tekzip yazımı da yayımlamayarak sansürleyen Demirkanlı için özeleştiri yolunda atılmış küçük de olsa bir adım. Demek ki Demirkanlı geç de olsa yaptığının yanlış ve çirkin olduğunu anlamış. İmal ettiği "ilkel ve iğrenç" iftira fotomontajından utanmış. Bu utanç vesikasını Tiyatro... Tiyatro... Dergisi internet sitesinin arşivinden çıkarmış. 

Ne diyelim?

Darısı bu "ilkel ve iğrenç", bu bayağı iftira fotomontajının faili Mustafa Demirkanlı'nın Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni hâlâ Devlet Tiyatroları reklam bütçelerini peşkeş çekerek beslemeye, desteklemeye ısrarla devam eden DT Genel Müdürü Lemi Bilgin'in başına.

Darısı 7 yıllık Genel Müdürlük dönemi içinde Devlet Tiyatroları'nı "Ensesine vur, Taksim Sahnesi'ni al", "Ensesine vur, AKM Büyük Salon sahnesini al", "Ensesine vur, AKM Oda Tiyatrosu sahnesini al", "Ensesine vur, Aziz Nesin Sahnesi'ni al", "Ensesine vur, reklam silindirlerini al, reklam panolarını kullan" itibarsızlığıyla malul hale getiren, Devlet Tiyatroları'nı gecekonduya çeviren DT Genel Müdürü Lemi Bilgin'in başına.

Darısı Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ni halkın paralarıyla sorumsuzca desteklemeyi sürdürerek, bir anlamda hakikatten, doğrudan, iyiden, kaliteli tiyatrodan yana değil, böylesine vandalca, böylesine "ilkel ve iğrenç" bir iftira fotomontajı yayımlayacak kadar bayağılaşabilen ve sorumsuzca yayınlar yapan, iftiracı, linççi ve sansürcü bir tiyatro yayınından ve onun yerlerde süründüğü açıkça görülen seviyesinden yana olduğunu gösteren DT Genel Müdürü Lemi Bilgin'in başına.

Darısı, İBBŞT Genel Sanat Yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu'nun başına: Demirkanlı'nın imal edip günlerce Tiyatro... Tiyatro... Dergisi internet sitesinde yayımladığı, tiyatro yazarı ve eleştirmeni Coşkun Büktel'i hedef alan "ilkel ve iğrenç" iftira fotomontajı tiyatroyla ilgili internet sitelerinde boy boy teşhir edilirken, İstanbul Şehir Tiyatroları'na bağlı Kağıthane Sadabad Sahnesi'ni "Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Tiyatro Ödülleri Töreni" için Mustafa Demirkanlı'nın hizmetine tahsis ederek (Coşkun Büktel gibi bir tiyatro yazarını Nazi faşizminin simgesi gamalı haçla resmeden) Demirkanlı'yı, hakkındaki eleştirilere nazire yaparcasına, "taltif eden", bir bakıma Demirkanlı'yı imza attığı bu fotomontaj bayalığı vesilesiyle "ödüllendiren" İBBŞT Genel Sanat Yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu'nun başına.

Dilerim DT Genel Müdürü Lemi Bilgin ve İBBŞT Genel Sanat Yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu, yaptığı kirli yayıncılıktan utanıp kendi imal ettiği "ilkel ve iğrenç" iftira fotomontajını, kedinin pisliğini örtbas etmesi gibi Tiyatro... Tiyatro... Dergisi arşivinden silip yok etmeye çalışan, yaptığının utanılacak bir şey olduğunu geç de olsa idrak etmiş olan Demirkanlı'nın ibretlik halinden feyzalsınlar.

Dilerim DT Genel Müdürü Lemi Bilgin ve İBBŞT Genel Sanat Yönetmeni Ayşenil Şamlıoğlu, Demirkanlı'dan çok Demirkanlıcı olmaktan derhal vazeçsinler. Faili Demirkanlı'nın bile kurtulmaya baktığı, utancından ne yapacağını, nereye saklayacağını bilemediği bu "ilkel ve iğrenç" iftira fotomontajını, halkın ödediği vergileri peşkeş çekerek desteklemeyi, sahiplenmeyi bıraksınlar. Coşkun Büktel gibi dürüst ve değerli bir tiyatro yazarı ve eleştirmenini böylesine bayağı bir üslupla hedef alan, böylesine "ilkel ve iğrenç" bir iftira fotomontajıyla karalamaya çalışan bir yayıncıyı ve onun iftiracı ve sansürcü dergisini, halkın ödediği vergileri peşkeş çekerek desteklemenin vahametini ve bunun tarih önünde kendilerine yüklediği sorumluluğu bir an önce kavrasınlar.

İftiracı, linççi ve sansürcü tiyatro yayıncısının pişkini, "Bahar temizliği" yapar kış günü. Tiyatro yöneticisinin pişkini ise, Theope yazarını (iyiyi, doğruyu, yeteneği) desteklemek yerine aforoz ederken, düşkün ve pişkin yayıncıları (linci, iftirayı, sansürü, yeteneksizlik ve cehaleti) aforoz etmek yerine reklam vererek destekler.

 

Feridun Çetinkaya
1 Ocak 2010
Kurtuluş