18 Aralık 2009

İftira ve linç imzacısı Üstün Akmen'in başkanlık ettiği Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’nden ikiyüzlülük ve arsızlık şahikası bir bildiri


Tiyatro yazarı ve eleştirmeni Coşkun Büktel ile tiyatrocu Hilmi Bulunmaz’ı açıkça hedef alan, hedef gösteren “Temiz Tiyatro” adlı iftira ve linç kampanyasının baş destekçisi ve imzacılarından Üstün Akmen’in bizzat başkanlık ettiği; yine bu iftira ve linç kampanyasının destekçisi ve imzacısı olmuş Hasan Anamur ile Metin Boran’ın yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıkları; yine bu iftira ve linç kampanyasının destekçisi ve imzacısı olmuş Özdemir Nutku, Hülya Nutku, Ragıp Ertuğrul, Ece Baktıaya, Nihal Kuyumcu gibi isimlerin üyesi olduğu; resmi yayın organı TEB Oyun Dergisi ile de iftira ve linç kampanyasına destek veren Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), 17 Aralık 2009 günü, “Tiyatrocularımızı, tiyatrocu olma ciddiyetine davet ediyoruz” başlığıyla, osuruk kadar bile “ağırlığı”, ciddiyeti ve değeri olmayan bir bildiri yayınladı.

Burak Caney takma adlı tiyatro ve insanlık düşmanı internet sapığının, tiyatro yazarı Coşkun Büktel ile tiyatrocu Hilmi Bulunmaz’ı hedef alan her türlü alçakça ve kalleşçe yüzkarası kirli faaliyetlerini ve iftiralarını bugüne dek açık adıyla desteklemekte sakınca görmemiş olan, hatta Burak Caney sapığının korsan internet sitesinde açık adıyla köşe yazarlığı yapmış olan Üstün Akmen gibi bir ismin başkanlık ettiği Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’nin, sadece bu bildirisinin değil, böyle bir kişinin başkanlık ettiği bir kurum olması hasebiyle kendisinin de osuruk kadar bile “ağırlığı”, ciddiyeti, değeri ve itibarı olmadığı, olamayacağı açıktır.

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’ni ve “Tiyatrocularımızı, tiyatrocu olma ciddiyetine davet ediyoruz” başlıklı bildirisini nitelerken neden özellikle “osuruk” gibi pek de güzel çağrışımları olmayan bir sözcük kullanmayı seçtim?

Çünkü Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’nin son bildirisiyle ortalığa saçılan pisliğin, ikiyüzlülüğün, ilkelliğin ve iğrençliğin, aklımda, kalbimde ve vicdanımda yarattığı infiali dile getirebilmek için bundan daha “hafif” bir sözcük, bundan daha uygun ve isabetli bir benzetme bulamıyorum.

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği, güya “Tiyatrocuları, tiyatrocu olma ciddiyetine davet ettiği” bildirisinde bakın ne diyor:

“Tiyatro sanatının dününü, bugününü ve yarınını düşünmesi; tiyatro sanatının ‘insan olma’ya, ‘çağdaş olma’ya katkılarını her fırsatta vurgulaması gereken, tiyatro sanatından alınan tadı çoğaltmayı, yaymayı görev edineceklerin yargılanmamış suç isnatlarıyla, şimdilik ‘iftira’ mertebesindeki iddialarıyla bir başka saygın meslektaşını suçlaması tarafımızda hazin olarak değerlendirilmektedir.”

(“Tiyatrocularımızı, tiyatrocu olma ciddiyetine davet ediyoruz”, Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Bildirisi, 17 Aralık 2009, Perşembe, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi internet sitesi)

Bunları kim söylüyor? Dünyada bu sözleri etme hakkına en az sahip olan, dünyada bu sözleri edebilecek en son insanlar; “yargılanmamış suç isnatlarıyla, iftira niteliğindeki suçlamalarla" tiyatro yazarı Coşkun Büktel ile tiyatrocu Hilmi Bulunmaz’ı karalayan, hedef gösteren iftira ve linç imzacıları söylüyor; Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Başkanı Üstün Akmen ile Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Yönetim Kurulu üyeleri Hasan Anamur ve Metin Boran, iftira ve linç imzacıları Özdemir Nutku, Hülya Nutku, Ragıp Ertuğrul, Ece Baktıaya, Nihal Kuyumcu söylüyor.

Bu nasıl bir ikiyüzlülüktür, bu nasıl bir arsızlıktır.

Bugün arsızca orta yere çıkıp “Tiyatro sanatının dününü, bugününü ve yarınını düşünmesi; tiyatro sanatının ‘insan olma’ya, ‘çağdaş olma’ya katkılarını her fırsatta vurgulaması gereken, tiyatro sanatından alınan tadı çoğaltmayı, yaymayı görev edineceklerin yargılanmamış suç isnatlarıyla, şimdilik ‘iftira’ mertebesindeki iddialarıyla bir başka saygın meslektaşını suçlaması tarafımızda hazin olarak değerlendirilmektedir.” diye ahkâm kesen iftira ve linç imzacısı Üstün Akmen, Hasan Anamur, Metin Boran, Özdemir Nutku, Hülya Nutku, Ragıp Ertuğrul, Ece Baktıaya, Nihal Kuyumcu'ya sormak gerekmez mi?

"Yargısız infaz" yaparak Coşkun Büktel ve Hilmi Bulunmaz'ı “iftiracı” ve “küfürbaz” diye suçlayıp mahkûm ederken, açık adlarınız ve imzalarınızla Büktel ve Bulunmaz’ı “iftiracı” ve “küfürbaz” ilan ederken, "hedef gösterirken" elinizde yargılanmış bir suç isnatı, herhangi bir yargı kararı mı vardı?

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’ne sormak gerekmez mi? İftira ve linç imzacısı Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Başkanı Üstün Akmen, ilkel ve iğrenç saldırıları ve kirli faaliyetleri ile Tiyatro yazarı Coşkun Büktel ile tiyatrocu Hilmi Bulunmaz’ı hedef alan Burak Caney takma adlı tiyatro ve insanlık düşmanı internet sapığının korsan internet sitesinde adıyla sanıyla, fotoğrafıyla köşe yazarlığı yapmakla övünürken, Burak Caney’in kirli faaliyetlerine suçortaklığı yaparken Tiyatro Eleştirmenleri Birliği neredeydi? Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’nin bugün başkalarından beklediği “tiyatrocu olma ciddiyeti” neredeydi?

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’ne sormak gerekmez mi? İftira ve linç imzacısı Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Başkanı Üstün Akmen ile iftira ve linç imzacısı Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Yönetim Kurulu üyeleri Hasan Anamur ve Metin Boran, iftira ve linç imzacısı Tiyatro Eleştirmenleri Birliği üyeleri Özdemir Nutku, Hülya Nutku, Ragıp Ertuğrul, Ece Baktıaya, Nihal Kuyumcu; Burak Caney adlı tiyatro ve insanlık düşmanı internet sapığından üreyen ve Türkiye tiyatrosunda uzun bir süredir “Cadı Kazanı” kaynatarak, “düşman” icat edip iftira ve linç kampanyaları düzenleyerek, bir çeşit güç odağı, kerameti kendinden menkul fetva makamı, bir çeşit astığım astık kestiğim kestik çetesi haline gelmeye çalışan iftiracı ve linçsever "tiyatrocu"ların "suç birliği" örgütü Türkiye Tiyatroları Suç Birliği Girişimi’nin kuyruğuna takılıp, Burak Caney adlı tiyatro ve insanlık düşmanı internet sapığının, bir internet korsanının her türlü kirli, her türlü ilkel ve iğrenç faaliyetinin altına imzalarını atarken, yargısız infaz yaparak Coşkun Büktel ve Hilmi Bulunmaz’ı “iftiracı” ve “küfürbaz” diye suçlayıp mahkûm ederken, açık adları ve imzalarıyla Büktel ve Bulunmaz’ı “iftiracı” ve “küfürbaz” ilan ederken, hedef gösterirken, Tiyatro Eleştirmenleri Birliği neredeydi? Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’nin bugün başkalarından beklediği “tiyatrocu olma ciddiyeti” neredeydi?

Sırf tiyatrocu Tuncay Özinel’in “yargılanmamış suç isnatlarıyla, iftira niteliğindeki suçlamalarla" peşin peşin “ırkçı” diye yaftalanarak mahkûm edilmesine, linç edilmesine itiraz ettim, karşı çıktım diye, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin’in yıllardır Devlet Tiyatroları reklam bütçelerini peşkeş çekerek beslediği Mustafa Demirkanlı'nın, “ilkel ve iğrenç olmayı şiar edinmiş" Tiyatro... Tiyatro... Dergisi internet sitesinin anasayfasından "Irkçılık" gibi son derece ciddi bir insanlık suçunun bile sulandırılarak bana, Feridun Çetinkaya’ya “Irkçılığın Avukatlığına Soyunmak” gibi alçakça ve kalleşçe bir iftira atılırken, bu "şerefsizce" iftira karşısında kendimi savunmak ve yanıt hakkımı kullanmak amacıyla kaleme aldığım ve yayımlanması isteğiyle Mustafa Demirkanlı'ya gönderdiğim tekzip yazım, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin’in yıllardır Devlet Tiyatroları reklam bütçelerini peşkeş çekerek beslediği “ilkel ve iğrenç olmayı şiar edinmiş" Tiyatro... Tiyatro... Dergisi tarafından açıkça sansürlenirken Tiyatro Eleştirmenleri Birliği neredeydi? Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’nin bugün başkalarından beklediği “tiyatrocu olma ciddiyeti” neredeydi?

(Bugün sözde "sansüre karşı bildiri" yayımlayarak Tiyatro Eleştirmenleri Birliği'nin güya sansür karşıtı bildirisine güya destek veren, arsızca "Tiyatromuz üzerindeki baskı, sansür ve engellemeler durmak bilmiyor" diyerek, "Türkiye Tiyatroları Güç Birliği Girişimi Koordinasyon Komitesi: Sansür’ü Kınıyoruz" başlığıyla, bir kınama bildirisi kaleme alan Türkiye Tiyatroları Suç Birliği Girişimi adlı manipülasyon ve dezenformasyon örgütü, Feridun Çetinkaya'nın, hakkında ortaya atılan "şerefsizce" iftiraya karşı kendisini savunmak için kaleme aldığı tekzip yazısı Mustafa Demirkanlı tarafından açıkça "sansürlenirken" büyük bir ikiyüzlülük yaparak, iftira ve sansüre açıkça çanak tutmuştu. Hatırlanacağı gibi Türkiye Tiyatroları Suç Birliği Girişimi üyesi iftira ve linç imzacısı vandallar, Feridun Çetinkaya'ya alenen iftira edilip ardından da Çetinkaya'nın tekzip yazısı "sansürlenirken" devekuşu gibi başını kuma gömmüş, Tiyatro İftiracıları ve Yalancıları Birliği (TİYAB) çatısı altında da suçortaklığı yaptıkları Mustafa Demirkanlı'nın sansürüne, "yanıt hakkı gasbına karşı" herhangi bir tepki göstermemişlerdi.)

Haydi hepsinden geçtik...

Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin’in yıllardır Devlet Tiyatroları reklam bütçelerini peşkeş çekerek beslediği Mustafa Demirkanlı, aşağıda görmüş olduğunuz şu gamalı haçlı fotomontajı, tiyatro yazarı Coşkun Büktel’i gamalı haçlı bir kompozisyon içinde resmeden şu fotomontajı imal edip, “ilkel ve iğrenç olmayı şiar edinmiş" Tiyatro... Tiyatro... Dergisi internet sitesinin anasayfasında günlerce yayımlarken Tiyatro Eleştirmenleri Birliği neredeydi? Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’nin bugün başkalarından beklediği “tiyatrocu olma ciddiyeti” neredeydi?



(DT genel müdürü Lemi Bilgin ile İBŞT genel sanat yönetmeni Orhan Alkaya tarafından, skandalları teşhir eden Büktel ve Bulunmaz'a saldırması ve skandalları örtbas etmesi için, dergi adı altında yayınladığı "şeye" reklam adı altında sadaka verilerek suni yemle yaşatılan) besleme sapık
(Resim altı yazısı coskunbuktel.com'dan aynen alınmıştır. Bkz. Burak Caney Sayfası)



"Tiyatrocu olma ciddiyeti"ymiş? Hadi ordan...

Tiyatrocu olma ciddiyeti kim, Tiyatro Eleştirmenleri Birliği kim?

Tiyatrocu olma ciddiyeti kim, Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Başkanı iftira ve linç imzacısı Üstün Akmen kim?

Tiyatrocu olma ciddiyeti kim, iftira ve linç imzacısı Hasan Anamur, Metin Boran kim? Tiyatrocu olma ciddiyeti kim, iftira ve linç imzacısı Özdemir Nutku, Hülya Nutku, Ragıp Ertuğrul, Ece Baktıaya, Nihal Kuyumcu kim?

Sizi utanmaz arlanmaz Burak Caney bozuntusu iftiracı, linççi sansürcüler sizi! Sizi gidi tiyatronun yüzkarası vandallar sizi!

Siz kim, "tiyatrocu olma ciddiyeti" kim?

Coşkun Büktel’in çok veciz bir şekilde ifade ettiği gibi: "Tarih taksiratınızı affetsin!"


18 Aralık 2009
Kurtuluş