23 Aralık 2009

Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ni “Bu yıl bitmeden, 2010 yılına geçmeden” hizmete açacağız diyen Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay sözünü tutacak mı?

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, 24 Kasım 2009 günü, Küçükçekmece “Cennet Kültür Sanat Merkezi”nin bir İstanbul Devlet Tiyatroları Sahnesi olarak kullanıma açılması dolayısıyla katıldığı, İstanbul Devlet Tiyatrosu yapımı “Töre” adlı oyunun galasında bir konuşma yaptı.

Bakan Günay konuşmasında; yıkılıp yeniden inşa edildiği yaklaşık 2 yıllık uzatmalı süre boyunca tiyatroya hizmet veremeyen ve hâlâ seyircisiyle buluşamayan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları (İBBŞT) Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi ile yaklaşık 1 yıldır akıbeti belirsiz bir şekilde öylece kapalı tutulan, Taksim’deki Atatürk Kültür Merkezi, AKM'yle ilgili önemli açıklamalarda bulundu.

Ağırlıklı olarak, bakanlığının “başarılı” icraatlarından, özellikle de kendi bakanlık döneminde hizmete açılan 16 yeni tiyatro sahnesinden övgüyle söz ettiği konuşmasında Bakan Günay, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ni “Bu yıl bitmeden, 2010 yılına geçmeden” hizmete açacakları müjdesini verdi.  Salonda bulunan seyircileri de, “Bu yıl bitmeden, 2010 yılına geçmeden” yapılacağını üstüne basa basa vurguladığı Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi açılış törenine davet etti.(*)

“Bu yılın bitmesine", “2010 yılına geçmemize” artık sayılı günler, sadece 1 hafta kaldı. Ancak, İBBŞT'nin resmi internet sitesinde, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin “Bu yıl bitmeden, 2010 yılına geçmeden” açılacağına dair hâlâ herhangi bir duyuru, herhangi bir ibare ya da işaret görünmüyor. İBBŞT'nin resmi internet sitesindeki "Sahneler" başlıklı sayfada yer alan, "Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi" linkine tıklandığında hâlâ "Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi (Harbiye Kongre Vadisi İnşaatı devam etmektedir.)" biçiminde bir ifadeyle karşılaşılıyor. (Bkz. İstanbul Şehir Tiyatrosu internet sitesi, Sahneler, Muhsin Ertuğrul Sahnesi)

“Bu yılın bitmesine”, “2010 yılına geçmemize” sayılı günler, sadece 1 hafta kaldı. Ama ben yine de “Çıkmadık candan umut kesilmez” diyerek iyimserliğimi 2009 yılının son gününe kadar korumak istiyorum. Umarım ve dilerim ki, Bakan Günay sözünde dursun ve Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ni vadettiği gibi, iddialı bir şekilde söylediği gibi, “Bu yıl bitmeden, 2010 yılına geçmeden” tiyatrocuların ve tiyatroseverlerin hizmetine yeniden açsın.

Hatırlanacağı üzere, daha önce, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Kadir Topbaş da Bakan Günay gibi "iddialı" bir açıklama yapmış, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ni 29 Ekim 2009 günü hizmete açacağını söylemişti. Ancak Topbaş bu sözünü tutamamış, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ni 29 Ekim 2009 günü hizmete açamamıştı. (Kadir Topbaş daha önce tiyatroculara verdiği bir başka sözü de tutmamıştı. “Şişhane’deki Türk Hava Yolları (THY) eski binasını çok önemli ve ideal boyutta bir sahne haline getireceğiz” diye vaatte bulunan Topbaş'ın bu sözünü tutmadığını Coşkun Büktel “Somut sonuçları gözümüzle görmedikçe, sanatsal ve siyasal aktörlerin hiçbir vaadine inanmıyoruz!” başlıklı belgesel yazısında kanıtlarıyla belgelemişti.) Tıpkı Kadir Topbaş gibi, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’nin 2009 yılı Ekim ayı içinde seyircisiyle buluşacağını iddia eden İstanbul Şehir Tiyatroları eski Genel Sanat Yönetmeni Orhan Alkaya'nın benzer yöndeki beyanı ve iddiası da asılsız çıkmıştı. (Topbaş ve Alkaya’nın gereğini yerine getirmedikleri, tutmadıkları sözleriyle ilgili bilgi ve belgeleri tüm ayrıntılarıyla, “Harbiye Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu bir başka bahara mı? başlıklı yazımda ele alıp değerlendirmiştim.)

Atatürk Kültür Merkezi’ne, AKM’ye gelince... Bakan Günay, AKM'nin durumuna hiç değinmediği, AKM'nin adını dahi anmadığı konuşmasını tam bitirmiş kürsüden inmeye hazırlanıyordu. Tam bu sırada, seyirciler arasında bulunan tiyatro yazarı ve eleştirmeni Coşkun Büktel’in “Sayın Bakanım, AKM’yi unuttunuz!” uyarısı ve ardından Büktel’in müdahalesinden cesaret bulan bazı seyircilerin “AKM ne olacak?” “Ya Taksim Sahnesi?” vb. soruları üzerine Ertuğrul Günay, AKM ile ilgili olarak, suçu kestirmeden, bir çırpıda “Gencecik idari yargıçlar”a atarak bitirdiği şu açıklamayı yaptı.

“AKM’yi hemen restorasyona girilsin diye 2008 yılının sanat mevsiminin sonunda ilgili arkadaşlarımıza teslim etmek üzere boşalttık. AKM’nin müellifi proje bürosunun sahipleri, yani o aile, projeyi yaptı. Son derece kapsamlı bir proje yaptı. Bu ekonomik kriz yılında 90 trilyonluk bir proje ihalesine çıkıldı. 68 trilyonluk bir proje ihalesi gerçekleştirildi. Tam yer teslimi yapılacağı sırada, birkaç arkadaşımız gittiler, Sayın Genel Müdürümüz bu serüveni çok yakından biliyor. Giriş fuayesine veya tepede yapılacak olan lokanta gibi, bazı sanat kurumunun ana konseptiyle ilgisi olmayan itirazlarla yargıya gittiler ve ne yazık ki İdare Mahkemesi bir durdurma kararı verdi. 6 ay da o yüzden, bu yer teslimi yapılacağı sırada, 68 trilyonluk bir ihale bu kriz yılında AKM için kaynak ayrılmışken ve başlayacağı sırada durduruldu ve ne yazık ki biz AKM'de şimdi sınırlı onarım projesi yapma sorunuyla karşı karşıyayız. Bizim yüzümüzden değil, bunu defalarca basın önünde söyledim, bu yargıya giden birkaç arkadaşımızın inadı ve konuyu yeterince bilmeyen gencecik idari yargıçların durdurma kararı yüzünden.”(*)

(Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, "Küçükçekmece 'Cennet Kültür Sanat Merkezi'nin bir İstanbul Devlet Tiyatroları Sahnesi olarak kullanıma açılması dolayısıyla katıldığı, İstanbul Devlet Tiyatrosu yapımı “Töre” adlı oyunun galasında yaptığı konuşma, 24 Kasım 2009)

İşte tiyatrocuların, tiyatroseverlerin ve kamuoyunun akıbetlerinin ne olduğunu, ne olacağını merak ettikleri, açılacakları umuduyla gün saydıkları İstanbul Şehir Tiyatroları Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi ve Atatürk Kültür Merkezi (AKM) hakkında Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın beyanatları böyle.

Bakanın açıklamalarına baktığımızda AKM'nin kısa vadede, bugünden yarına sanatseverlerin hizmetine açılabileceğine dair ufukta herhangi bir olumlu işaret görünmediğini söyleyebiliriz.

Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yakın zamanda hizmete açılıp açılmayacağına dair ise, en azından şimdilik, Bakan Ertuğrul Günay'ın umut veren, somut ve kesin, "Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'ni bu yıl bitmeden, 2010 yılına geçmeden açacağız" sözü, vaadi var elimizde.

Ancak Kadir Topbaş ve Orhan Alkaya'nın gereğini yerine getiremedikleri vaat ve sözleri "dikkate alındığında", Coşkun Büktel'in yukarıda link verirken atıfta bulunduğumuz, “Somut sonuçları gözümüzle görmedikçe, sanatsal ve siyasal aktörlerin hiçbir vaadine inanmıyoruz!” sözünü akılda tutmak gerekiyor. Evet, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay'ın "Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi'ni bu yıl bitmeden, 2010 yılına geçmeden açma vaadinin" somut sonuçlarını 1 hafta içinde veya sonunda hep birlikte görmüş olacağız. Bakalım, Ertuğrul Günay verdiği sözde durup vaadinin gereğini yerine getirecek mi? Yoksa Ertuğrul Günay da Kadir Topbaş ile Orhan Alkaya'nın durumuna mı düşecek?


(*) Peki, Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay’ın ağzından bu yazıda aktardığım iddialı ifadelerin kaynağı, belgesi var mı? Evet var: Kültür Bakanı Ertuğrul Günay’ın, Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi ve Atatürk Kültür Merkezi, AKM hakkındaki çarpıcı ve iddialı açıklamalarının tümünü, hem de görsel ve işitsel olarak, Hilmi Bulunmaz’ın Tiyatro Oyun adlı internet sitesinde yayımlanan, Hilmi Bulunmaz’ın çektiği şu belgesel video kaydından izleyebilirsiniz: Bkz. Devlet Tiyatroları'nın "Töre"si)


Feridun Çetinkaya
23 Aralık 2009
Kurtuluş


Güncelleme 1 Ocak 2010:

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay da "Harbiye Muhsin Ertuğrul Sahnesi’ni 'Bu yıl bitmeden, 2010 yılına geçmeden' hizmete açacağız" sözünü tutamadı




Yeni Tiyatro Yayıncıları Birliği (Yeni TİYAB)


İlkeli ve düzeyli bir tiyatro yayıncılığı ortamının sağlanmasına katkı sunmak amacıyla 22.12.2009 tarihinde İstanbul'da bir araya gelen "çağdaş", "demokrat", "ilerici", "vicdanlı" ve "itibarlı" tiyatro yayıncıları ile emekçileri, yapılan oylama sonucunda, alkışlar eşliğinde oybirliği ile aldıkları tarihi kararla Yeni Tiyatro Yayıncıları Birliği'ni (Yeni TİYAB) kurmuş ve çalışmalarına başlamıştır.

Tiyatro kamuoyunun bilgisine sunarız.

Yeni Tiyatro Yayıncıları Birliği 
Koordinasyon Komitesi ve 
Merkez Karar Yürütme Kurulu Meclisi

18 Aralık 2009

İftira ve linç imzacısı Üstün Akmen'in başkanlık ettiği Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’nden ikiyüzlülük ve arsızlık şahikası bir bildiri


Tiyatro yazarı ve eleştirmeni Coşkun Büktel ile tiyatrocu Hilmi Bulunmaz’ı açıkça hedef alan, hedef gösteren “Temiz Tiyatro” adlı iftira ve linç kampanyasının baş destekçisi ve imzacılarından Üstün Akmen’in bizzat başkanlık ettiği; yine bu iftira ve linç kampanyasının destekçisi ve imzacısı olmuş Hasan Anamur ile Metin Boran’ın yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıkları; yine bu iftira ve linç kampanyasının destekçisi ve imzacısı olmuş Özdemir Nutku, Hülya Nutku, Ragıp Ertuğrul, Ece Baktıaya, Nihal Kuyumcu gibi isimlerin üyesi olduğu; resmi yayın organı TEB Oyun Dergisi ile de iftira ve linç kampanyasına destek veren Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), 17 Aralık 2009 günü, “Tiyatrocularımızı, tiyatrocu olma ciddiyetine davet ediyoruz” başlığıyla, osuruk kadar bile “ağırlığı”, ciddiyeti ve değeri olmayan bir bildiri yayınladı.

Burak Caney takma adlı tiyatro ve insanlık düşmanı internet sapığının, tiyatro yazarı Coşkun Büktel ile tiyatrocu Hilmi Bulunmaz’ı hedef alan her türlü alçakça ve kalleşçe yüzkarası kirli faaliyetlerini ve iftiralarını bugüne dek açık adıyla desteklemekte sakınca görmemiş olan, hatta Burak Caney sapığının korsan internet sitesinde açık adıyla köşe yazarlığı yapmış olan Üstün Akmen gibi bir ismin başkanlık ettiği Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’nin, sadece bu bildirisinin değil, böyle bir kişinin başkanlık ettiği bir kurum olması hasebiyle kendisinin de osuruk kadar bile “ağırlığı”, ciddiyeti, değeri ve itibarı olmadığı, olamayacağı açıktır.

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’ni ve “Tiyatrocularımızı, tiyatrocu olma ciddiyetine davet ediyoruz” başlıklı bildirisini nitelerken neden özellikle “osuruk” gibi pek de güzel çağrışımları olmayan bir sözcük kullanmayı seçtim?

Çünkü Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’nin son bildirisiyle ortalığa saçılan pisliğin, ikiyüzlülüğün, ilkelliğin ve iğrençliğin, aklımda, kalbimde ve vicdanımda yarattığı infiali dile getirebilmek için bundan daha “hafif” bir sözcük, bundan daha uygun ve isabetli bir benzetme bulamıyorum.

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği, güya “Tiyatrocuları, tiyatrocu olma ciddiyetine davet ettiği” bildirisinde bakın ne diyor:

“Tiyatro sanatının dününü, bugününü ve yarınını düşünmesi; tiyatro sanatının ‘insan olma’ya, ‘çağdaş olma’ya katkılarını her fırsatta vurgulaması gereken, tiyatro sanatından alınan tadı çoğaltmayı, yaymayı görev edineceklerin yargılanmamış suç isnatlarıyla, şimdilik ‘iftira’ mertebesindeki iddialarıyla bir başka saygın meslektaşını suçlaması tarafımızda hazin olarak değerlendirilmektedir.”

(“Tiyatrocularımızı, tiyatrocu olma ciddiyetine davet ediyoruz”, Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Bildirisi, 17 Aralık 2009, Perşembe, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi internet sitesi)

Bunları kim söylüyor? Dünyada bu sözleri etme hakkına en az sahip olan, dünyada bu sözleri edebilecek en son insanlar; “yargılanmamış suç isnatlarıyla, iftira niteliğindeki suçlamalarla" tiyatro yazarı Coşkun Büktel ile tiyatrocu Hilmi Bulunmaz’ı karalayan, hedef gösteren iftira ve linç imzacıları söylüyor; Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Başkanı Üstün Akmen ile Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Yönetim Kurulu üyeleri Hasan Anamur ve Metin Boran, iftira ve linç imzacıları Özdemir Nutku, Hülya Nutku, Ragıp Ertuğrul, Ece Baktıaya, Nihal Kuyumcu söylüyor.

Bu nasıl bir ikiyüzlülüktür, bu nasıl bir arsızlıktır.

Bugün arsızca orta yere çıkıp “Tiyatro sanatının dününü, bugününü ve yarınını düşünmesi; tiyatro sanatının ‘insan olma’ya, ‘çağdaş olma’ya katkılarını her fırsatta vurgulaması gereken, tiyatro sanatından alınan tadı çoğaltmayı, yaymayı görev edineceklerin yargılanmamış suç isnatlarıyla, şimdilik ‘iftira’ mertebesindeki iddialarıyla bir başka saygın meslektaşını suçlaması tarafımızda hazin olarak değerlendirilmektedir.” diye ahkâm kesen iftira ve linç imzacısı Üstün Akmen, Hasan Anamur, Metin Boran, Özdemir Nutku, Hülya Nutku, Ragıp Ertuğrul, Ece Baktıaya, Nihal Kuyumcu'ya sormak gerekmez mi?

"Yargısız infaz" yaparak Coşkun Büktel ve Hilmi Bulunmaz'ı “iftiracı” ve “küfürbaz” diye suçlayıp mahkûm ederken, açık adlarınız ve imzalarınızla Büktel ve Bulunmaz’ı “iftiracı” ve “küfürbaz” ilan ederken, "hedef gösterirken" elinizde yargılanmış bir suç isnatı, herhangi bir yargı kararı mı vardı?

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’ne sormak gerekmez mi? İftira ve linç imzacısı Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Başkanı Üstün Akmen, ilkel ve iğrenç saldırıları ve kirli faaliyetleri ile Tiyatro yazarı Coşkun Büktel ile tiyatrocu Hilmi Bulunmaz’ı hedef alan Burak Caney takma adlı tiyatro ve insanlık düşmanı internet sapığının korsan internet sitesinde adıyla sanıyla, fotoğrafıyla köşe yazarlığı yapmakla övünürken, Burak Caney’in kirli faaliyetlerine suçortaklığı yaparken Tiyatro Eleştirmenleri Birliği neredeydi? Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’nin bugün başkalarından beklediği “tiyatrocu olma ciddiyeti” neredeydi?

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’ne sormak gerekmez mi? İftira ve linç imzacısı Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Başkanı Üstün Akmen ile iftira ve linç imzacısı Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Yönetim Kurulu üyeleri Hasan Anamur ve Metin Boran, iftira ve linç imzacısı Tiyatro Eleştirmenleri Birliği üyeleri Özdemir Nutku, Hülya Nutku, Ragıp Ertuğrul, Ece Baktıaya, Nihal Kuyumcu; Burak Caney adlı tiyatro ve insanlık düşmanı internet sapığından üreyen ve Türkiye tiyatrosunda uzun bir süredir “Cadı Kazanı” kaynatarak, “düşman” icat edip iftira ve linç kampanyaları düzenleyerek, bir çeşit güç odağı, kerameti kendinden menkul fetva makamı, bir çeşit astığım astık kestiğim kestik çetesi haline gelmeye çalışan iftiracı ve linçsever "tiyatrocu"ların "suç birliği" örgütü Türkiye Tiyatroları Suç Birliği Girişimi’nin kuyruğuna takılıp, Burak Caney adlı tiyatro ve insanlık düşmanı internet sapığının, bir internet korsanının her türlü kirli, her türlü ilkel ve iğrenç faaliyetinin altına imzalarını atarken, yargısız infaz yaparak Coşkun Büktel ve Hilmi Bulunmaz’ı “iftiracı” ve “küfürbaz” diye suçlayıp mahkûm ederken, açık adları ve imzalarıyla Büktel ve Bulunmaz’ı “iftiracı” ve “küfürbaz” ilan ederken, hedef gösterirken, Tiyatro Eleştirmenleri Birliği neredeydi? Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’nin bugün başkalarından beklediği “tiyatrocu olma ciddiyeti” neredeydi?

Sırf tiyatrocu Tuncay Özinel’in “yargılanmamış suç isnatlarıyla, iftira niteliğindeki suçlamalarla" peşin peşin “ırkçı” diye yaftalanarak mahkûm edilmesine, linç edilmesine itiraz ettim, karşı çıktım diye, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin’in yıllardır Devlet Tiyatroları reklam bütçelerini peşkeş çekerek beslediği Mustafa Demirkanlı'nın, “ilkel ve iğrenç olmayı şiar edinmiş" Tiyatro... Tiyatro... Dergisi internet sitesinin anasayfasından "Irkçılık" gibi son derece ciddi bir insanlık suçunun bile sulandırılarak bana, Feridun Çetinkaya’ya “Irkçılığın Avukatlığına Soyunmak” gibi alçakça ve kalleşçe bir iftira atılırken, bu "şerefsizce" iftira karşısında kendimi savunmak ve yanıt hakkımı kullanmak amacıyla kaleme aldığım ve yayımlanması isteğiyle Mustafa Demirkanlı'ya gönderdiğim tekzip yazım, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin’in yıllardır Devlet Tiyatroları reklam bütçelerini peşkeş çekerek beslediği “ilkel ve iğrenç olmayı şiar edinmiş" Tiyatro... Tiyatro... Dergisi tarafından açıkça sansürlenirken Tiyatro Eleştirmenleri Birliği neredeydi? Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’nin bugün başkalarından beklediği “tiyatrocu olma ciddiyeti” neredeydi?

(Bugün sözde "sansüre karşı bildiri" yayımlayarak Tiyatro Eleştirmenleri Birliği'nin güya sansür karşıtı bildirisine güya destek veren, arsızca "Tiyatromuz üzerindeki baskı, sansür ve engellemeler durmak bilmiyor" diyerek, "Türkiye Tiyatroları Güç Birliği Girişimi Koordinasyon Komitesi: Sansür’ü Kınıyoruz" başlığıyla, bir kınama bildirisi kaleme alan Türkiye Tiyatroları Suç Birliği Girişimi adlı manipülasyon ve dezenformasyon örgütü, Feridun Çetinkaya'nın, hakkında ortaya atılan "şerefsizce" iftiraya karşı kendisini savunmak için kaleme aldığı tekzip yazısı Mustafa Demirkanlı tarafından açıkça "sansürlenirken" büyük bir ikiyüzlülük yaparak, iftira ve sansüre açıkça çanak tutmuştu. Hatırlanacağı gibi Türkiye Tiyatroları Suç Birliği Girişimi üyesi iftira ve linç imzacısı vandallar, Feridun Çetinkaya'ya alenen iftira edilip ardından da Çetinkaya'nın tekzip yazısı "sansürlenirken" devekuşu gibi başını kuma gömmüş, Tiyatro İftiracıları ve Yalancıları Birliği (TİYAB) çatısı altında da suçortaklığı yaptıkları Mustafa Demirkanlı'nın sansürüne, "yanıt hakkı gasbına karşı" herhangi bir tepki göstermemişlerdi.)

Haydi hepsinden geçtik...

Devlet Tiyatroları Genel Müdürü Lemi Bilgin’in yıllardır Devlet Tiyatroları reklam bütçelerini peşkeş çekerek beslediği Mustafa Demirkanlı, aşağıda görmüş olduğunuz şu gamalı haçlı fotomontajı, tiyatro yazarı Coşkun Büktel’i gamalı haçlı bir kompozisyon içinde resmeden şu fotomontajı imal edip, “ilkel ve iğrenç olmayı şiar edinmiş" Tiyatro... Tiyatro... Dergisi internet sitesinin anasayfasında günlerce yayımlarken Tiyatro Eleştirmenleri Birliği neredeydi? Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’nin bugün başkalarından beklediği “tiyatrocu olma ciddiyeti” neredeydi?



(DT genel müdürü Lemi Bilgin ile İBŞT genel sanat yönetmeni Orhan Alkaya tarafından, skandalları teşhir eden Büktel ve Bulunmaz'a saldırması ve skandalları örtbas etmesi için, dergi adı altında yayınladığı "şeye" reklam adı altında sadaka verilerek suni yemle yaşatılan) besleme sapık
(Resim altı yazısı coskunbuktel.com'dan aynen alınmıştır. Bkz. Burak Caney Sayfası)



"Tiyatrocu olma ciddiyeti"ymiş? Hadi ordan...

Tiyatrocu olma ciddiyeti kim, Tiyatro Eleştirmenleri Birliği kim?

Tiyatrocu olma ciddiyeti kim, Tiyatro Eleştirmenleri Birliği Başkanı iftira ve linç imzacısı Üstün Akmen kim?

Tiyatrocu olma ciddiyeti kim, iftira ve linç imzacısı Hasan Anamur, Metin Boran kim? Tiyatrocu olma ciddiyeti kim, iftira ve linç imzacısı Özdemir Nutku, Hülya Nutku, Ragıp Ertuğrul, Ece Baktıaya, Nihal Kuyumcu kim?

Sizi utanmaz arlanmaz Burak Caney bozuntusu iftiracı, linççi sansürcüler sizi! Sizi gidi tiyatronun yüzkarası vandallar sizi!

Siz kim, "tiyatrocu olma ciddiyeti" kim?

Coşkun Büktel’in çok veciz bir şekilde ifade ettiği gibi: "Tarih taksiratınızı affetsin!"


18 Aralık 2009
Kurtuluş


10 Aralık 2009

Türkiye Tiyatroları Güç Birliği Girişimi falan değil, basbayağı "Türkiye Tiyatroları Suç Birliği Girişimi"




 
 Coşkun Büktel:
"Linç imzacısı iftiracı alçaklar bunları yapanları asla kınamadılar"


Burak Caney adlı tiyatro ve insanlık düşmanı internet sapığından
üreyen ve Türkiye tiyatrosunda uzun bir süredir “Cadı Kazanı” kaynatarak, “düşman” icat edip iftira ve linç kampanyaları düzenleyerek, bir çeşit güç odağı, kerameti kendinden menkul fetva makamı, bir çeşit astığım astık kestiğim kestik çetesi haline gelmeye çalışan “Türkiye Tiyatrolar Birliği” ve “Türkiye Tiyatro Kurultayı” adlı yapılanmaların kirli yüzlerini ve kirli faaliyetlerini “Türkiye Tiyatrolar Birliği değil ‘Türkiye Tiyatrolar Çiğliği’: Türkiye Tiyatro Kurultayı değil ‘Türkiye Linçsever Tiyatrolar Kurultayı’” başlıklı yazımda teşhir etmiştim.

Söz konusu iftiracı ve linçsever "tiyatro"lar ve "tiyatrocu"lar, ipliklerini pazara çıkaran, kirli yüzlerini faş eden  “Türkiye Tiyatrolar Birliği değil ‘Türkiye Tiyatrolar Çiğliği’: Türkiye Tiyatro Kurultayı değil ‘Türkiye Linçsever Tiyatrolar Kurultayı’” başlıklı yazımın ardından, bir kez daha yeni bir "naylon örgütlenme" girişiminde bulunup, bir kez daha  "tabela" değiştirerek kendilerine bu sefer de, "Türkiye Tiyatroları Güç Birliği Girişimi" adını taktılar.

Burak Caney adlı tiyatro ve insanlık düşmanı internet sapığından üreyen ve Türkiye tiyatrosunda uzun bir süredir “Cadı Kazanı” kaynatarak, “düşman” icat edip iftira ve linç kampanyaları düzenleyerek, bir çeşit güç odağı, kerameti kendinden menkul fetva makamı, bir çeşit astığım astık kestiğim kestik çetesi haline gelmeye çalışan bu iftiracı ve linçsever "tiyatrocu"ların bir "güç birliği" değil de apaçık bir "suç birliği" olduğu ortadadır. Bu nedenle iftiracı ve linçsever "tiyatrocu"ların bu örgütlenme çabasına da, "Türkiye Tiyatroları Güç Birliği Girişimi" değil Türkiye Tiyatroları Suç Birliği Girişimi demek daha doğru olacaktır.

Tıpkı "Tiyatro Yayıncıları Birliği" tabelası altında "naylon örgütlenme" ve çeteleşme faaliyetlerini sürdüren, iftiracı, sansürcü ve linççi "tiyatro yayıncıları"nın suç birliğine, suçortaklığına "Tiyatro Yayıncıları Birliği"nden çok Tiyatro İftiracıları ve Yalancıları Birliği -TİYAB adının daha çok yakıştığı gibi.

İftiracı ve linçsever "tiyatro"ların / "tiyatrocu"ların bu çeteleşme faaliyetlerine neden Tiyatro İftiracıları ve Yalancıları Birliği (TİYAB) ve Türkiye Tiyatroları Suç Birliği Girişimi adlarını vermeyi uygun gördüğümü daha iyi anlamak için Coşkun Büktel'in kişisel internet sitesindeki, tiyatro ve insanlık düşmanı "Burak Caney" ve "Tarih hepinizin suratına tükürecek!" başlıklı "Linç İmzacıları Listesi" sayfalarını ziyaret etmek bile başlıbaşına yeterli olacaktır.

İşte bu nedenlerle bir kez daha:

"Türkiye Tiyatrolar Birliği" değil
Türkiye Tiyatrolar Çiğliği 
"Türkiye Tiyatro Kurultayı" değil
Türkiye Linçsever Tiyatrolar Kurultayı
"Tiyatro Yayıncıları Birliği" (TİYAB) değil
Tiyatro İftiracıları ve Yalancıları Birliği - TİYAB
"Türkiye Tiyatroları Güç Birliği Girişimi" değil
Türkiye Tiyatroları Suç Birliği Girişimi


Feridun Çetinkaya
10 Aralık 2009
Kurtuluş