20 Kasım 2009

Ömer F. Kurhan’ın Nedim Saban’ı bahane ederek Feridun Çetinkaya’ya yönelttiği ırkçılık iftirasını bizzat Nedim Saban yalanlıyor



(Ömer F. Kurhan’ın 19 Kasım 2009 günü Tiyatro... Tiyatro... Dergisi internet sitesinde yayımlanan, “Feridun Çetinkaya’nın Irkçılığın Avukatlığına Soyunması Neyi İma Ediyor?” başlıklı, düpedüz bana iftira etmek, çamur atmak amacıyla kaleme alındığı aşikâr, "kirli" yazısına karşı yanıt hakkımı kullanma talebimle birlikte bugün sabah Tiyatro... Tiyatro... Dergisi'ne de bir kopyasını göndererek Mustafa Demirkanlı'dan
Tiyatro... Tiyatro... Dergisi internet sitesinde yayımlamasını istediğim tekzip niteliğindeki bu yazımı, Tiyatro Fanzini ziyaretçileri ve kamuoyunun dikkatine sunuyorum. Feridun Çetinkaya / 20.11.2009, Cuma.)

*******   Güncelleme Notu (20 Kasım 2009, Cuma, 23:37)  *******
Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Sorumlu Yazıişleri Müdürü Mustafa Demirkanlı ile Ömer Faruk Kurhan'ın bu yazıma yanıt olarak kaleme aldıkları açıklamayı, noktasına virgülüne dokunmadan
bu yazının altına ekliyorum.


***

Tiyatro Fanzini adlı kişisel internet sitemde, 17 Kasım 2009 günü, “Türkiye Tiyatrolar Birliği değil ‘Türkiye Tiyatrolar Çiğliği’: Türkiye Tiyatro Kurultayı değil ‘Türkiye Linçsever Tiyatrolar Kurultayı’”(1) başlıklı belgesel bir yazı yayımladım. (Bkz. http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2009/11/turkiye-tiyatrolar-birligi-degil.html)

O yazımda, Genco Erkal’ı bile isyan ettiren “Türkiye Tiyatrolar Birliği”nin gerçek yüzünü tiyatroseverlere göstermeye çalıştım. Burak Caney adlı tiyatro ve insanlık düşmanı internet sapığından(2) üreyen ve Türkiye tiyatrosunda uzun bir süredir “Cadı Kazanı” kaynatarak, “düşman” icat edip iftira ve linç kampanyaları düzenleyerek, bir çeşit güç odağı, kerameti kendinden menkul fetva makamı, bir çeşit astığım astık kestiğim kestik çetesi haline gelmeye çalışan “Türkiye Tiyatrolar Birliği” ve “Türkiye Tiyatro Kurultayı” adlı yapılanmaları teşhir ettim. Aynı yazıda, “Türkiye Tiyatrolar Birliği” adlı tehdit(3) ve tedhiş yapılanmasının elebaşılarından Ömer Faruk Kurhan’ı da (somut kanıt ve belgeler göstererek, yazısından alıntı yaparak, son derece şeffaf bir şekilde, konu ettiğim yazılarına, üzerine tıklanınca hemen okunabilecek şekilde aktif link vererek) nesnel bir üslupla eleştirdim.

Kendisiyle ilgili belgeli ve haklı eleştirlerime karşı verecek doğru düzgün bir yanıt bulamadığı anlaşılan Ömer Faruk Kurhan; tıpkı daha önce hamiliğini üstlendiği İATP-G öncülüğünde, tiyatrocu Mehmet Esatoğlu’na “tacizci” diye iftira edip, kadın örgütlerini de iftiralarına alet ettiği bir imza kampanyasıyla Esatoğlu’nu yargısız infaz edip hedef gösterdiği gibi(4); tıpkı daha önce Coşkun Büktel ile Hilmi Bulunmaz’a “iftiracı” ve küfürbaz” diye kara çalıp “linççilere” hedef gösterdiği gibi(5); tıpkı Yeni Tiyatro Dergisi Sahibi ve Yayın Yönetmeni Erbil Göktaş’ı “Bıçak sırtı yazılar için bıçakların bilenmeye başladığını belirtmekte fayda var…” diyerek tehdit ettiği gibi(6); tıpkı daha önce çeşitli defalar Özgür Tiyatro Sanat Yönetmeni Özgür Başkaya’ya aba altından sopa göstermeye kalkıştığı gibi; tıpkı daha birkaç gün önce kaleme alıp Tiyatrom.com internet sitesinde yayımladığı “Saban-Özinel Polemiği ve Yine Irkçılık”(7) başlıklı yazısıyla ateşini harlandırmaya çalıştığı “Cadı Kazanı”nın son kurbanı olarak Tuncay Özinel’i insafsızca bir “ırkçılık” suçlaması ile hedef tahtasına yerleştirdiği gibi, gerek hakkındaki eleştirilerime gerekse “Türkiye Tiyatrolar Birliği” ve “Türkiye Tiyatro Kurultayı” adlı yapılanmaları teşhir eden, haklı ve belgeli eleştirlerime yanıt verememenin acziyle, şimdi de (üstelik çirkin bir şekilde Nedim Saban’ı bahane ederek, Nedim Saban’ı malzeme yapıp kullanarak) beni “Irkçılığın avukatlığına soyunma” iftirasıyla suçluyor, hatta daha da ileriye giderek “Irkçı yayınların yanında saf tutmakla” itham edip, “kusmuk” vb. ifadelerle sıvadığı “kirli” bir yazıyla hedef gösteriyor. (Ömer F. Kurhan’ın 19 Kasım 2009 günü Tiyatro... Tiyatro... Dergisi internet sitesinde yayımlanan, “Feridun Çetinkaya’nın Irkçılığın Avukatlığına Soyunması Neyi İma Ediyor?” başlıklı yazısı için Bkz. http://www.tiyatrodergisi.com.tr/yazi.php?hng=181)(8)

Sırf, hayatta hiç yüz yüze gelmediğim ve herhangi bir şekilde diyaloğum olmayan Tuncay Özinel’in linç edilmesine, bir kalemde bu kadar kolay bir şekilde “ırkçı” ilan edilmesine vicdanım el vermediği için, bu yeni “Cadı Kazanı” tertibine de itiraz edip karşı durduğum için, Ömer Faruk Kurhan’ın hakkımda uydurduğu aşağılık ve iğrenç iftiraya sanırım en güzel ve anlamlı cevap, magazinci Aykut Işıklar’ın ırkçı saldırısına hedef olduğu günlerde, Nedim Saban’a “Tiyatrocu Nedim Saban’ı hedef alan ırkçı saldırıyı kınıyorum”(9) başlıklı yazımla verdiğim ivedi ve açık destekten dolayı Nedim Saban’ın bana gönderdiği teşekkür mektubunda geçen ve ırkçılık karşısındaki açık ve ilkeli duruşuma tanıklık eden şu ifadeleri olacaktır:

“Sevgili Feridun Çetinkaya,

Destek yazınız için çok teşekkür ederim. Bundan birkaç ay önce tiyatro savaşçılığı konusunda kefil olabileceğim yakın arkadaşım Hülya Karakaş ile ilgili cesur yazınız da beni yüreklendirmişti.

Açıkçası  sizin gibi bir aydından iki tane güzel söz için, on tane Aykut Işıklar küfrünü göğüslerim.

Aykut Işıklar, ciddiye almadığım bir vatandaşımız. Hatta eskiden iyi yazılar da yazmıştı hakkımda. Umurumda değil.

Tabi ki, bu ırkçı yazıyla birilerini hoş tutmaya çalışmış.

Ama işin ilginç yanı, gerek bazı seyircilerimin tepkilerine,gerek eleştirmenlere verdiği yanıtlardır. Bu yanıtları birisi kendisini sufle ediyor. Yoksa, hayatında tiyatro kapısından girmemiş biri, nerden bilsin 27 Mart eylemini ya da devlet yardımını.

Takdir edersiniz ki, insan düşmanını bilince savaşır ama ne yazık ki bazı meslektaşlarımız sırf çıkarları uğruna ya da koltuk kavgası yüzünden, zavallı yazılar yazdırtıyorlar. İçimizdeki düşman, bizi kemiriyor.

Benim kaybedecek birşeyim olmadığı için, sokakta başlattığım tiyatro mücadelemi gerekirse sokakta sürdürürüm ama açıkçası ırkçılığa izin verilirse, tehlikeli bir yol açılmış olur. (Yıllarca yapılanmasına emek verdiğim Tiyatro Oyuncuları Derneği ve Tiyatro Yapımcıları Derneği'nin sessiz ve güdümlü tavrı da bir başka konu tabi.)

İyi ki sizin gibi öncüler var. Yalnızlığım dağılıyor, kara bulutların arasında güneşi görür gibi oluyorum.

Dostlukla....

Nedim Saban”

(Kaynak: Nedim Saban’dan Feridun Çetinkaya’ya e-posta mesajı, 30 Ocak 2009, Cuma)

Bu mektubunu hedef olduğum iftiraya karşı kullanmak için kendisinden izin istemek üzere telefonla konuştuğum Nedim Saban, Ömer Faruk Kurhan’ın hakkımdaki çirkin iftirasıyla ilgili ayıntılı tepkisini, “Türkiye Tiyatro Kurultayı Ankara Buluşması”nın açılışında yapacağı konuşmada dile getireceğini, ayrıca Kurhan’ın bu iftirasıyla ilgili tepkisini “Kurultay” kapsamında yazılı olarak da kayda geçireceğini vaat etti.

Dilerim Nedim Saban bu linç iftiracılarına yine pabuç bırakmaz, vaadinin gereğini, söz verdiği gibi yerine getirir.

Bu tekzip vesilesiyle, kaynatılan “Cadı Kazanı”nın vahameti konusunda Tiyatro kamuoyuna bir de çağrı yapma gereği duyuyorum: Bugün “Türkiye Tiyatrolar Birliği” ve “Türkiye Tiyatro Kurultayı” kisvesi altında kaynatılan “Cadı Kazanı” içinde düzenlenen iftira ve linç kampanyaları, dün başka başka tabelalar altında Mehmet Esatoğlu’nu, Hilmi Bulunmaz’ı, Coşkun Büktel’i, Erbil Göktaş’ı, Özgür Başkaya’yı hedef aldı, “Cadı Kazanı”nın son hedefinde Tuncay Özinel ve Feridun Çetinkaya var. Bakalım, “püf diyenin dudağını” kesen iftiracı linççilerin hedefinde yarın kim olacak?

Belki yarın, belki yarından da yakın… Er ya da geç…

Susma, sustukça sıra sana gelecek!

20 Kasım 2009
Kurtuluş



Bu yazının orijinalindeki aktif linkler:
(1) http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2009/11/turkiye-tiyatrolar-birligi-degil.html
(2) http://coskunbuktel.com/linkburakcaneyyazilari.htm
(3) http://www.coskunbuktel.com/tehditsayfasi.htm
(4) http://www.iatp-web.org/headline.asp?act=view&hid=223
(5) http://www.coskunbuktel.com/lincimzacilari.htm
(6) http://www.coskunbuktel.com/tehditsayfasi.htm
(7) http://www.tiyatrom.com/2010_O_faruk_kurhan_04.htm
(8) http://www.tiyatrodergisi.com.tr/yazi.php?hng=181
(9) http://tiyatrofanzini.blogspot.com/2009/01/tiyatrocu-nedim-saban-hedef-alan-irk.html



-----------------------------------------------------------
Yukarıda okuduğunuz yazım üzerine Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Yazıişleri Müdürü Mustafa Demirkanlı
ile Ömer Faruk Kurhan'ın yanıtı
-------------------------------------------------------------------------


Ömer F. Kurhan: “Irkçılığın Avukatlığına Soyunan Feridun Çetinkaya’nın Kullanım Ömrü Çabuk Bitti”

Nedim Saban’la polemiğinde açıkça Türkiye Yahudi cemaatini aşağılayan ve tehdit unsuru olarak gösteren ifadeleriyle muhatabını susturmayı deneyen Tuncay Özinel’i yargısız infaz kurbanı ilan eden Feridun Çetinkaya, tiyatrodergisi.com.tr’da bir “tekzip” yayınlatmayı denemiş.

     Doğal olarak tiyatrodergisi.com.tr editörü bu talebi ciddiye bile almamış. Zekâsını kullanma ve akıl yürütme kapasitesi dibe vurmuş görünen Feridun Çetinkaya, ırkçılık içeren, ırkçılığı savunan ve ırkçılığı ırkçılık değilmiş gibi sunan yazıları yayınlamaktan uzak durmanın Tiyatro Yayıncıları Birliği’nin ilke kararı olduğunu doğal olarak anlamıyor.

     Buradan bir kez daha kendisine sesleneyim:

     Şu anda benim tarafımdan ciddiye alınmanın tek nedeni var: Teşhir edilmek. Irkçılık bir insanlık suçudur ve görüldüğü her yerde üzerine gidilmelidir. Bu eylemin gereğini yerine getirmenin ötesinde Feridun Çetinkaya’yı ciddiye almanın bir anlam ve önemi yoktur. Efendime hizmet edeyim derken ırkçılığa da bulaşma ve bulaştığı ırkçılık pisliğini örtbas etme gayreti içindedir.

    Feridun Çetinkaya’nın ırkçılığı desteklemedim savunusuna gelecek olursam. Akıl yürütmesi örneğin şöyle bir şey:

     Dün seni gördüğümde selam vermiştim. / Bugün seni gördüğümde selam vermedim. / Öyleyse bugün seni gördüğümde selam vermemiş olamam.
   
     Şimdi bu akıl yürütmenin absürtlüğü ortadadır sanırım. Gelelim Feridun Çetinkaya absürtlüğüne:

     2009 Ocak ayında Aykut Işıklar ırkçılık yaptığında ırkçılığa karşı çıktım. / 2009 Kasım ayında Tuncay Özinel ırkçılık yaptığında ırkçılığa karşı çıkmadım ve savundum. / Öyleyse 2009 Kasım ayında Özinel ırkçılık yaptığında ırkçılığa karşı çıkmamış ve savunmuş olamam.

    Feridun Çetinkaya’nın “tekzip” diye yolladığı paçavranın özü bundan ibarettir. Son incisi şu: “Tuncay Özinel’in linç edilmesine, bir kalemde bu kadar kolay bir şekilde ‘ırkçı’ ilan edilmesine vicdanım el vermediği için …” Daha önce yargısız infaz edildi dediği Tuncay Özinel’in ırkçılık yapmadığını savunamıyor. “Vicdanı” da ırkçılığa tavır alanların aleyhine çalışıyor.

    Sonuç: Irkçılık şebekesinin öne sürdüğü bir piyon olarak Feridun Çetinkaya’nın kullanım ömrü çok çabuk bitmiştir. Irkçı söylemin sahiplerine gözyaşı dökerek durumu idare etmeye çalışıyor.

    20 Kasım 2009



Editörün notu: Ömer F. Kurhan’ın açıkladığı TİYAB’ın ilke kararının dışında “tekzip” adı altında gönderilen yazıyı yayımlamamamızın bir diğer nedeni, bizim yayınlarımızda “çöp kutusu” diye bir bölüm yok, insanları aşağılayarak, “yanıt hakkını çöp kutusunda yayımladık, git çöp kutusuna bak” diyerek insanları aşağılamayı hiç düşünmedik. Bir diğer not, Çetinkaya önce adlı adınca yazılı ve video kayıtlarında “O… Çocuğu” diye küfreden, sonrasında TDK ile açıklamaya çalışan arkadaşlarını ya onaylasın ya da kınasın ki dürüstlüğüne, kemikli bir entelektüel olduğuna inanalım. Çok arzu ediyorsa tiyatroyunblog’un çöp kuyusu diye tanımladıkları bölümde de yayımlanan Kurhan’ın yazısına orada yanıt versin.

    Ayrıca, arkadaşlarına şunu söylemelisin: \"Benim eski yazımı değil, Ömer F. Kurhan\'ın beni eleştirdiği yazımı yayınlamanız daha doğru olur, benim \"ırkçılıkla\" suçlandığım yazımı es geçmiş, eski yazımı kullanmışsınız, okuru salak yerine koymak olmuyor mu?\"

(Kaynak: Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, http://www.tiyatrodergisi.com.tr/yazi.php?hng=182)


***

"Editörün notu" ifadesinde kastedilen "Editör", Tiyatro... Tiyatro... Dergisi Yayın Yönetmeni ve Yazıişleri Müdürü Mustafa Demirkanlı'dır. (FÇ)