27 Mayıs 2009

Sözde Temiz Tiyatro Yayıncılığı Kampanyası Tertipçilerinden Can Törtop’un “Beni Bağlamaz” Diyerek Yayımlamayı Reddettiği Bir Açıklama ve Kınama


“Feridun Çetinkaya'dan Açıklama ve Kınama” başlıklı aşağıdaki metni yayımlanması isteğiyle gönderdiğim Tiyatro Dünyası adlı internet sitesinin sahibi ve editörü İsmail Can Törtop,
yanıt olarak gönderdiği mesajda, açıklamamın haklılığını ve gerekliliğini kabul ve teyit etmekle birlikte, “Beni bağlamaz” diyerek bu metni kendi sitesinde yayımlamayı reddeti.

Bu açıklama ve kınamayı, bu konuda İsmail Can Törtop ile yaptığımız yazışmayı da ekleyerek Tiyatro Fanzini ziyaretçilerinin ilgisine sunuyorum.


Feridun Çetinkaya
27 Mayıs 2009, Çarşamba




Feridun Çetinkaya’dan Açıklama ve Kınama


Bugün artık özellikle, “Temiz Tiyatro Yayıncılığı” kisvesi altında tertiplenen “Kınıyoruz” başlıklı şaibeli ve kirli linç kampanyasının düzenleyicilerinden biri, diye nitelemeyi uygun gördüğüm Tiyatro Dünyası internet sitesi editörü İsmail Can Törtop ile yaklaşık yirmi gün önce bir telefon görüşmesi yapmıştım.


Daha önce yaptığımız birkaç telefon görüşmesi ve yazışmalarla oluşan hukukumuza güvenerek, o zaman henüz kamuoyuna ilan edilmemiş bu linç kampanyasıyla ilgili samimi duygu ve düşüncelerimi kendisiyle paylaşmak amacıyla yaptığım bir görüşmeydi bu.

Can Törtop’a, Burak Caney takma adlı internet sapığını ve onun etrafında yürütülen kirli yayıncılık faaliyetlerini görmezlikten gelen, yok sayan, bundan bir tek kelimeyle dahi olsun söz etmeyen herhangi bir “Temiz Tiyatro Yayıncılığı” kampanyasının daha en baştan çifte standartlı, samimiyetsiz ve inandırıcılıktan uzak bir girişim olacağını söylemiştim. (Burak Caney’in yürüttüğü “Temiz Tiyatro Yayıncılığı”(?) faaliyetleri hakkında; http://coskunbuktel.com/linkburakcaneyyazilari.htm ve http://hilmibulunmaz.blogspot.com/2007/10/burak-caney-fotoraf-sergisi.html internet adresindeki sayfalardan bilgi edinilebilir.)

Can Törtop’un bu apaçık gerçeği nasıl olup da göremediğini anlamaya; ona bu kirli kampanyaya katılarak “Temiz Tiyatro Yayıncılığı”ndan ya da herhangi bir temiz yayıncılık ilkesinden yana olduğunu değil, sadece Coşkun Büktel ve Hilmi Bulunmaz’ı hedef göstermeyi, linç etmeyi amaçlayan kirli bir “Cadı Kazanı” tertibine suçortaklığı ettiğini göstermiş olacağını anlatmaya çalışmıştım.

Bu kampanyayı tertipleyenler arasında yer almasının, Burak Caney takma adlı internet sapığı “kirli yayıncıyı” kirli faaliyetlerinden dolayı tebrik eden, Burak Caney adlı bu internet korsanını desteklediklerini açıkça itiraf eden, yani bir anlamda kendileri gırtlaklarına kadar kirli yayıncılık batağına saplanmış insanlarla ittifak yaptığı, onlarla birlikte hareket ettiği anlamına geleceğini söylemiştim.

Bu çifte standartlı ve düzmece kampanyaya, bu kirli hesaplaşmaya alet olarak büyük bir haksızlık, büyük bir hata yapacağı konusunda Can Törtop’u dostça uyarmaktı amacım.

Görüşmemiz çok da samimi bir havada gerçekleşmiş ve iyi niyetli bir çerçevede tamamlanmıştı.

Törtop da bana, “Lionslar”ın da kendisine bu işe bulaşmamasının doğru olacağı yönünde telkinde bulunduklarını, ayrıca kendisinin de bu kampanyanın herhangi bir yarar sağlayacağına inanmadığını ama her şeye rağmen bu kampanyayı düzenleyenler arasında yer almayı uygun gördüğünü ifade etmişti.

Can Törtop’a tümüyle iyi niyetli ve insani amaçlarla yaptığım bu görüşmeyi herhangi bir kimsenin adına yapmadığımı, yalnızca kendi vicdani kanaatlerim doğrultusunda ve kendi inisiyatifimle yaptığımı da hem konuşmamın en başında söylemiş hem de o görüşme boyunca her fırsatta sık sık vurgulamıştım.

Bu görüşmenin çarpıtılarak kötü amaçlarla kullanılabileceğine yönelik kaygılarımı daha en baştan Törtop’la paylaşmış, bu konudaki çekincelerimi, uyarılarımı kendisine iletmiştim. Kendisi aracılığıyla herhangi bir arabuluculuğa soyunmak gibi bir niyetim olmadığını, bu görüşmenin üçüncü kişilere birtakım mesajlar vermek ya da göndermek amacıyla yapılmış bir görüşme değil, sadece kendisiyle yaptığım kişisel ve özel bir görüşme, insani bir iletişim çabası olduğunu da yine defalarca belirtmiştim.

Ne var ki, bu görüşmenin üzerinden daha 12 saat bile geçmeden, İsmail Can Törtop’un bu görüşmeyi, (nasıl bir zihniyetin ve hâletiruhiyenin ürünü oldukları ve kirlilikleri adlarından da açıkça anlaşılan “faşistler.blogspot.com” ve “kanalizasyondan.blogspot.com” gibi birtakım internet sitelerinde, hakkımda, bedenimin ne zaman bir mezarlığın çukurunu dolduracağının umursanmadığı gibi tüyler ürpertici ifadeler sarf edilmesi ve bir fotoğrafımın tahrif edilip fotomontajla üzerine –ne demekse- bir soru işareti[?] yerleştirilerek kullanılması da dahil olmak üzere) aleyhimde yaptığı karalamaya yönelik sistemli yayınlarla bana karşı bir husumet beslediği açıkça görülen ve bilinen bir kişiye “yetiştirdiği”, servis ettiği ortaya çıktı.

Tiyatro yazarı Coşkun Büktel’e uygulanan aforoza karşı çıktığım bazı yazılarımda, artık tarihi bir bilgi niteliği kazanmış birtakım gerçeklere atıfta bulunmuş, dile getirmiş olmam dolayısıyla bana husumet beslediği açıkça görülen bu kişi de, tam da tahmin ettiğim gibi, Törtop’un kendisine naklettiği bu görüşmeyi hemen çarpıtarak kullanmış, aşağılayıcı ifadelerle kişiliğimi hedef alan bir dizi yeni kirli saldırıya malzeme yapmıştı.

O gün, bu konudaki rahatsızlığımı ve sitemimi ivedilikle kendisine ilettiğim Törtop da, yaptığının (kendi ifadesiyle) “şık olmadığını”(?) kabul ve beyan etmişti.

Elbette, normal koşullarda, Törtop’un görüşmemizi anlamına ve içeriğine sadık kalarak üçüncü kişilerle paylaşmasında herhangi bir sakınca yoktu.

Ancak, Törtop’un, yaptığımız görüşmeyi üçüncü kişilerle paylaşması doğal olarak ona bir “sorumluluk” yüklüyordu. Bu aşamadan sonra, ikimizini arasındaki görüşmenin çarpıtılarak şahsıma yönelik bir hakaret ve iftira biçimine sokulup kamuoyuna açık bir internet sitesinde kullanılmasının vebali artık Can Törtop’a aitti. Bu konudaki çarpıtmalara itiraz etme, karşı çıkma sorumluluğu da tabii ki öncelikle ve esas olarak Can Törtop’a düşüyordu.

Ne var ki, Törtop, tüm uyarılarıma rağmen, bu sorumluluğunun gereğini açık bir şekilde yerine getirmekten bugüne dek ısrarla kaçındı. Kendisinin üçüncü kişilere aktardığı görüşmemizin çarpıtılarak kötü amaçlı değerlendirmelere alet edilmesi, bu görüşmenin aşağıda bir örneğini verdiğim şekilde benim aleyhimde sanki bir ayıp, bir suç unsuruymuş gibi lanse edilerek kullanılması karşısında, görüşmemizin gerçek niteliğine ilişkin bugüne dek herhangi bir açıklama yapmadı. Benim aleyhimde yapılan ve kendisinin çanak tuttuğu bu “kirli yayıncılığa” karşı açıkça herhangi bir tepki göstermedi, tavır almadı.

Bugün görülüyor ki, Törtop’un bu konudaki tavrından cesaret bulan aynı kişi bu görüşmeyi çarpıtmayı bugün de sürdürerek, sanki aleyhimde kullanılabilecek bir suç kanıtıymış gibi sunmaya, bunun üzerinden doğrudan kişiliğimi hedef alan şunun gibi birtakım çirkin saldırılarda bulunmaya devam ediyor:


“Sansürcübaşının has adamlarından Feridun Çetinkaya'nın Nedim Saban'ı aradığını öğreniyoruz. Üstelik bu kadarla da kalmıyor, Can Törtop'un da yine kampanyanın başında Feridun Çetinkaya'nın defalarca arayıp onu sözde onore edecek cümleler kurarak vazgeçirmeye çalıştığını da biliyoruz. Bunlar bildiklerimiz ya bilmediklerimiz? Eğer Coşkun Büktel Feridun'a bu görevi ben vermedim diyorsa bu en iyi ihtimalle bir kraldan fazla kralcılık örneğidir ki o halde Feridun'un kulağını çeksin de kendini yalancı çıkarmasın. Bizim adımıza kimse aramadı türü cümleler kurarken...”


(Sansürcübaşı Dezenformasyoncu Utanmaz Küfürbaz Coşun Büktel Hala Kendini Savunabileceğini Zannediyor! A. Ertuğrtul Timur, 20 Mayıs 2009, [Alıntıdaki vurgu benim-FÇ], http://ozgursanat.blogspot.com/2009/05/sansurcubasi-dezenformasyoncu-utanmaa.html)

Bu çirkin ve haksız ifadelerden kendisini haberdar ettiğim Can Törtop, telefonda bana bu konuda şikâyet etmekte haklı olduğumu, hatta bu çarpıtmayla kendisinin de zor durumda bırakıldığını açıkça söyleyip benden özür diliyor.

Gelgelelim, sözde “Temiz Tiyatro Yayıncılığı” kampanyasını düzenleyicilerinden Can Törtop, bu konuda bana telefonda söylediklerini çıkıp kamuoyu önünde söylemeye, bu konuda bir açıklama yapmaya yanaşmıyor. Kendisiyle yaptığımız görüşmenin, kendisinin naklettiği üçüncü kişiler tarafından kamuoyuna açık bir internet sitesinde alenen çarpıtılmasıyla ilgili herhangi bir yalanlamada bulunmuyor, düzeltme yapmıyor.

Daha da fenası, bu konuda muhatabımın kendisi değil, bu ifadeleri yazan kişi olduğunda ısrar ediyor ve bana bu ifadeleri yazan (herhangi bir şekilde muhatap olmak, tartışmaya girmek istemediğim, bana olmadık hakaretleri eden, fotoğrafımın üzerine soru işareti çeken, reklam sektöründe çalışıyor olmamı dahi bir günah, bir suçmuş gibi çarpıtarak günlerce aleyhimde kirli bir yayın yürüten) kişiden düzeltme yapmasını istememi öğütlüyor.

Sözde “Temiz Tiyatro Yayıncılığı” kampanyasını düzenleyicilerinden Can Törtop, kendisi yüzünden yukarıda örneğini verdiğim türden kirli saldırılara hedef olmamdan dolayı bir suçluluk ya da rahatsızlık duymuyor.

Üstüne üstlük bir de alay eder gibi; kendisinin sorumsuzca “dedikodu” yaparak sebep olduğu, beni bulaştırdığı pisliği, yine bu pisliğin mağduru olan benim temizlememi salık veriyor bana.

Tiyatro Dünyası internet sitesi editörü İsmail Can Törtop’un, kendisiyle yaptığım son derece iyi niyetli bir görüşmeyi, çekincelerimi tümüyle hiçe sayarak, sorumsuzca, kötü amaçlı bazı kişilere malzeme olarak sunmuş olmasını ve kendisinin zemin hazırladığı, kişiliğime yönelik bu çirkin saldırılara karşı bugüne dek herhangi bir itirazda bulunmaktan da “özenle/dikkatle” kaçınmasını son derece çirkin buluyor ve kınıyorum!

***

Tüm dürüst ve temiz yayıncılık ilkeleri çiğnenerek, ayaklar altına alınarak, Tiyatro Dünyası internet sitesinde sorumsuzca yayımlanan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları (İBBŞT) yönetimi ile fotoğrafçısı Nesrin Kadıoğlu’nu zan altında bırakan iftira niteliğindeki, kanıtsız ispatsız, “Tiyatrocuların Taksim Yürüyüşüne Katılan Şehir Tiyatroları Sanatçılarının Fişlendiği İddia Edildi!” başlıklı haber ile bu haber üzerine İBBŞT sanatçısı Can Doğan’ın 19 Mayıs 2009 günü Tiyatro Dünyası’nda yayımladığı, yerden göğe kadar haklı “Can Doğan'ın Sitemizde Yayınlanan İddia ile İlgili Yazısı” başlık yazısı da, Tiyatro Dünyası internet sitesi editörü İsmail Can Törtop’un “Temiz Tiyatro Yayıncılığı” konusundaki samimiyetsizliğini çok açık bir şekilde teşhir ettiği için, ayrıca sözü daha fazla uzatmaya gerek duymuyorum.

Törtop, Can Doğan’ın yazısının altındaki yorum bölümünde kendisini nasıl savunuyor: “…iddialar ile ilgili yazdıklarınıza cevap veremem, iddia benim değil, doğruluğunu ispatlamak bana düşmez, isim açıklamam doğru olmaz...” (Bkz. “Can Doğan'ın Sitemizde Yayınlanan İddia ile İlgili Yazısı”) Yani ne diyor Törtop: Ben insanları açık açık suçlanmasına aracılık ederim, insanların kanıtsız ispatsız zan altında bırakılmasında sakınca görmem, kanıt göstermek, kaynak göstermek gibi bir zorunluluk ya da sorumluluk da duymam.

Coşkun Büktel gibi dürüst, ilkeli ve ahlak timsali bir insanı bile, hiç utanıp sıkılmadan, haddini bilmez bir şekilde, “ahlaki bir tutum geliştirmeye” davet eden kirli linç kampanyası bildirisinin hazırlayıcılarından Can Törtop’un “Temiz Tiyatro Yayıncılığı”ndan ve ahlaki tutum geliştirmekten anladığı, bu açıklamada örneklediğim türden bir “sorumsuzluk” ve “arsızlıksa” ne demeli daha, ört ki ölem(?)

Tiyatro alanında, iftira destekçisi sansürcü yayınlar ve yayıncılar, takma isimli internet sapıklarını açıkça gerçek adlarıyla sanlarıyla desteklemekte sakınca görmeyecek tıynette tiyatrocular, kirli linç kampanyaları ve Tiyatro Dünyası internet sitesi editörü İsmail Can Törtop’un sergilediği türden bir yayıncılık anlayışı prim yaptığı sürece, öncelikle ve hassasiyetle bütün bu yozlaşma, kirlenme ve çürümeyle yüzleşilmediği sürece, Türkiye’de bırakın “temiz tiyatro”yu herhangi bir şekilde gerçek anlamda “tiyatro” diye adlandırılmayı, değer verilmeyi hak eden değerde bir şeyden söz etmek de, ne yazık ki, asla mümkün olamayacaktır.


Feridun Çetinkaya
21 Mayıs 2009, Perşembe


Ek:


“Feridun Çetinkaya'dan Açıklama ve Kınama” başlıklı yukarıdaki yazı vesilesiyle Tiyatro Dünyası internet sitesi editörü İsmail Can Törtop ile yaptığım yazışma.



----------------------------------------------------------------------
1. Mesaj
----------------------------------------------------------------------


----- Original Message -----
From: Feridun Çetinkaya
To: Can Törtop, Tiyatro Dünyası
Sent: Friday, 22 May, 2009 11:26:51
Subject: Feridun Cetinkaya'dan Aciklama ve Kinama
Ek: cetinkaya'dan kinama.doc

İsmai Can Törtop Merhaba,



Ekteki, "Feridun Çetinkaya'dan Açıklama ve Kınama" başlıklı açıklamamı/yazımı yayımlamanız isteğiyle gönderiyorum.


Okuyun, değerlendirin. Yayımlama ya da yayımlamama konusundaki olumlu ya da olumsuz yanıtınızı bekleyeceğim.


(Dilerim, bu açıklamamı/yazımı yayımlamak yerine, benim bilgim ve rızam dışında, yine, bana husumet besleyen ve yayın yoluyla doğrudan kişiliğimi hedef alan saldırılarda bulunan birtakım üçüncü kişilere servis etmek gibi hiç de "şık" olmayacak bir davranışta bulunmazsınız.)


İyi günler.


Feridun Çetinkaya


----------------------------------------------------------------------
2. Mesaj
----------------------------------------------------------------------


----- Original Message -----
From: Can Törtop
To: Feridun Çetinkaya
Sent: Friday, 22 May, 2009 12:48:56
Subject: Feridun Cetinkaya'dan Aciklama ve Kinama

Merhabalar


ben telefonda da size söylediğim gibi bu yazıyı yayınlamayacağım.

bugüne kadar hilmi bulunmaz, mustafa demirkanlı, coşkun büktel, ertuğrul timur, feridun çetinkaya, burak caney adlı yazarların teope ile başlayan, burak caneyle devam eden tartışmalarından hiçbir yazıyı yayınlamadım. bu tartışmayı değerli ve önemli bulmuyorum ve hiç sayfalarımıza taşımadım. bu konuda herkes haksızlıklar yaptı, ayıplar etti; bence susmak ve tamam demek en doğrusu. çünkü haklı yok ve herkes kendisini %100 haklı kabul ediyor.

yazdığınız yazı da bu tartışmanın devamındadır, bizim sitemizde bu tartışmaya yer yoktur. bir şekilde adımın geçiyor olması yazıyı ben yazmadığım için beni bağlamaz.

şimdi şöyle düşünün, ertuğrul timur "ben aydın doğan ile konuştum, can yalancıdır dedi" diye bir yazı yazsa ben hürriyet, milliyet, posta, cumhuriyet, radikal'de tekzip yayınlatma hakkına mı sahibim?
hakkınızda yazılanlarla ilgili tekzip muhatabınız, ilgili sitelerdir.
aşağıda verdiğim bilgilerle yazdıklarınızın bir kısmını resmen teyit edeceğim, dilerseniz yazınızda bunları kullanabilirsiniz, yazacaklarınız için elinizde belge olur:

- telefon konuşmalarımız aktardığınız gibi geçmiştir. siz beni bu konuda 1 kez aradınız, onore etmeye çalışmadınız, vazgeçirmeye çalışmadınız, katılma nedenimi öğrenmek istediniz, bunu benden beklemediğinizi şaşırdığınızı söylediniz...

- bunun haricinde yazılanlar tamamen yorumdur, beni bağlamaz

- ben sizler arasındaki bu tartışmaların tamamen dışındayım. bence hiç önemli değil, ne tiyatroya ne de yayıncılığa bir faydası var. olayı tamamen kişisel egoların tatmini olarak görüyorum. hilmi bulunmaz ve coşkun büktel'in hakkımda yazdıklarını seyrek de olsa okuyorum, uslubu beğenmiyor olsam da zaman zaman hakkımda doğru eleştirileri de fark ediyorum. hilmi bey benim yazılarıma cevap vermediğinden artık ben de hiçbirşey yazmıyorum, benimle ilgili çözümsüzlüğün kaynağının bu tavır olduğunu düşünüyorum
.

- ben sizinle yaptığım telefon konuşmasından sonra akşam ertuğrul timur ile görüşeceğimi, sizin haklı noktalarınız olduğunu ve bunu gündeme getireceğimi size söyledim ve gündeme getirdim. konuşulanlar ile ilgili yorumlar beni bağlamaz, yorumu yapan ben değilim. yazılanlarla ilgili doğruları bu mailde size yazıyorum. bu yaşananlar benim için de kırıcı durumlardır.

- yazınızı kimseye göndermiyorum.

ben sizinle ilgili bir hakarette bulunmadım, bu konuda muhatabınız ben değilim, bir yerde yazan yazı beni bağlamaz, yorumdur, yapan kişiyi bağlar. ben size öyle söylemediğimi teyit ediyorum ve bu maili kullanabilirsiniz diyorum. bu benim şahitliğimdir, ancak tartışmanın içine girmeyeceğim. tartışmanın birşeye faydası olduğunu düşünsem, tiyatronun bundan kazancı olduğunu düşünsem elbet girerim. ancak ego savaşına dönüşmüş bu konunun ben dışındayım...

yukarıdaki teyitlerim dışında telefon konuşması ile ilgili hiçbir yorumum yok, işin gerçeği budur, bundan sonrası sizlerin yorumu olacaktır. siz bir yorum yapsanız ve ertuğrul timur tekzip et dese, ben doğrular diye yine bu maili gönderirim. benim şahitliğim budur.

başkasının yaptığı yoruma benim cevap vermem çok saçma.
tekrar yazayım, yıllardır süren ve artık tartışmanın çıkışının bile hatırlanmadığı, kimseye faydası olmayan bu konuya bizim sitemizde yer olmadı, olmayacak.

benim sizimle hiçbir sorunum yok, sizin hakkınızda kötü birşeyler yazmadım. bundan sonra da bir problemim yok.
iyi çalışmalar diliyorum

can törtop


www.tiyatrodunyasi.com



----------------------------------------------------------------------
3. Mesaj
----------------------------------------------------------------------


----- Original Message -----
From: Feridun Çetinkaya
To: Can Törtop
Sent: Friday, 22 May, 2009 5:38:02
Subject: Feridun Cetinkaya'dan Aciklama ve Kinama
Ek: cetinkaya'dan kinama.doc

Tekrar Merhaba Can,



Burak Caney takma adlı internet korsanı yayıncıyı desteklediklerini açıkça itiraf etmiş kişilerle omuz omuza vererek, işbirliği yaparak, doğrudan doğruya tiyatro yazarı Coşkun Büktel ve tiyatrocu Hilmi Bulunmaz'ı hedef göstermekten başka hiçbir amacı olmadığı son derece açık bir şekilde ortada olan, (bak bir kere bu çok önemli) "çitfe standartlı", kirli ve şaibeli bir linç kampanyasının tertipleyicisi durumundayken ve halihazırda sahibi ve editörü olduğun internet sitesinin en gözalıcı köşelerinden birinde bu kampanyanın propagandasını yapan bir banner kullanırken, yani açıkça en hafif deyimiyle "sorumlu" durumdayken, hangi hakla bana akıl ve ders vermeye kalkışabiliyorsun şaşıyorum. Benim adımı, hangi hakla Burak Caney'in körüklediği tartışmanın sanki bir "tarafıymışım" gibi kullanma cüretini ve hadini kendinde bulabiliyorsunuz hayret ediyorum... Diyeceğim, ama mesajında kullandığın "beni bağlamaz" türünden bir "Temiz Tiyatro Yayıncılığı" ilkesini ve terminolojisini gördükten sonra, tabii ki hiçbir söylediğine, yazdığına şaşmıyor, hayret etmiyorum :)

"bugüne kadar hilmi bulunmaz, mustafa demirkanlı, coşkun büktel, ertuğrul timur, feridun çetinkaya, burak caney adlı yazarların teope ile başlayan, burak caneyle devam eden tartışmalarından hiçbir yazıyı yayınlamadım. bu tartışmayı değerli ve önemli bulmuyorum ve hiç sayfalarımıza taşımadım. bu konuda herkes haksızlıklar yaptı, ayıplar etti; bence susmak ve tamam demek en doğrusu. çünkü haklı yok ve herkes kendisini %100 haklı kabul ediyor. yazdığınız yazı da bu tartışmanın devamındadır, bizim sitemizde bu tartışmaya yer yoktur. bir şekilde adımın geçiyor olması yazıyı ben yazmadığım için beni bağlamaz"


...diye yazmışsın, keşke her şey bu kadar masum ve basit olsaydı, ama sen de çok iyi
biliyorsun ki, ne yazık ki gerçekler öyle değil: Hem iki insan hakkında hedef gösterir nitelikte (bak burası çok önemli) çifte standartlı, kirli ve şaibeli bir linç kampanyası tertipleyeceksin ve açıkça taraf olacaksın, hem de iş işten geçtikten sonra,"bu konuda herkes haksızlıklar yaptı, ayıplar etti; bence susmak ve tamam demek en doğrusu. çünkü haklı yok ve herkes kendisini %100 haklı kabul ediyor" gibi, af edersin ama, ahkâm keseceksin... Bunu en başta ben olmak üzere, herhangi bir insanın kolay kolay anlamasını, samimi bulmasını bence boşuna bekleme Can.



(Ayrıca, daha dün Nedim Saban'ın aynı konudaki "Temiz Tiyatro" başlıklı yazısını Tiyatro Dünyası adlı sitende yayımlayan da sen değil miydin? Benim gönderdiğim yazı neden ve nasıl söz konusu bu tartışmanın bir parçası oluyor anlayamıyorum. Asıl Nedim Saban ve siz, söz konusu linç kampanyasının tertipleyicisi ve destekleyicisi olarak adınız geçtiği için, Burak Caney'in körüklediği tartışmanın açık bir tarafı durumundasınız. Bu yönüyle asıl tam da Nedim Saban'ın yazısı söz konusu tartışmanın bir devamı niteliğindedir. Çünkü Nedim Saban'ın imzasının bilgisi dışında kullanıldığını açıkladıktan sonra o kirli imza kampanyasının tertipçileri olarak sizler, Nedim Saban'ı bile inisiyatifi dışında bu işe alet etmiş, bulaştırmış durumuna düştünüz. Nedim Saban neden acaba bu kampanyaya imza vermekten kaçındı, kaçınıyor dersin? Bu da ilgiye değer başka bir konu tabii.)


Öncelikle senin bu konudaki bir ifadeni de düzeltmeden geçmeyeyim. Senin açından belki pek önemli olmayabilir. Ama benim açımdan son derece önemli ve yanlış bir ifade kullanıyorsun: Burak Caney'in körüklediği tartışmaya, ben taraf olarak herhangi bir yazımla bugüne dek katılmadım, girmedim. Böylesi bir haksız "suçlamayı" asla kabul etmem. (Burak Caney'in körüklediği ve Demirkanlı-Timur ve Büktel-Bulunmaz arasında bu kirli linç kampanyasını düzenleme noktasına gelen süreçte, benim doğrudan doğruya bu konuda bir "taraf" olarak yazdığım ve doğrudan doğruya Burak Caney ya da Demirkanlı ya da Timur'u muhatap alan, bu kişilere hitap eden bir tek yazım olsun yoktur.) Bunu seni telefonla aradığımda da detaylı olarak anlatmıştım. Belki, bir ihtimal de ola sonuç alınabilecek, üçüncü bir taraf, seçenek yaratılabileceğini anlatmaya çalışmıştım.


Tam tersine, ne yazık ki, bu tartışmada açıkça "taraf konumunda olan", taraf olduğunu "ilan eden" hiçbir şekilde ben değilim; "Temiz Tiyatro", "Temiz Tiyatro Yayıncılığı" kisvesi altında doğrudan doğruya ve sadece Coşkun Büktel ve Hilmi Bulunmaz'ı hedef alan kirli ve şaibel bir linç kampanyasının tertipçisi ve imzacısı pozisyonunda olan, ne yazık ki sensin asıl, Sevgili Can. Hem de benim bütün uyarılarıma rağmen.


Şimdi ise hâlâ "ben bu pisliğe bulaşmadım, bulaşmak istemiyorum" bahanesi arkasına saklanarak, benim son derece haklı açıklamamı, "haklılığını sizin de açıkça teyit, tescil ve kabul ettiğin açıklamamı", sahibi olduğun sitenin okurlarından ve kamuoyundan gizlemeye "sansürlemeye" kalkışıyorsun.


Eğer "Lionslar"ın ya da benim haklı ve samimi uyarılarıma kulak asmış olsaydın ve bu kirli kampanyaya bulaşmasaydın, daha doğrusu alet olmasaydın, belki ancak o zaman bunu bir gerekçe olarak anlamlı ve önemli bulabilirdim. Ama şu haliyle, ne yazık ki, bu sudan bir bahane olmanın ötesine geçmiyor.


Gönderdiğiniz mesajda, benim ismimi yan yana yazarak (son derece kötü niyetli bulduğum bir şekilde), sanki ben Burak Caney'in körüklediği tartışmalarda açıkça taraf olmuşum, sanki ben doğrudan doğruya Burak Caney'i ya da Demirkanlı'yı ya da Timur'u muhatap alan yazı ya da yazılar yazmışım gibi bir izlenim uyandıracak birtakı cümleler kurmuşsun.


Seni, Burak Caney'in körüklediği ve Demirkanlı-Timur ve Büktel-Bulunmaz arasında bu kirli linç kampanyasını düzenleme noktasına gelen süreçte benim doğrudan doğruya bu konuda bir "taraf" olarak yazdığım, Burak Caney ya da Demirkanlı ya da Timur'u muhatap alan, bu kişilere hitap eden bir tek yazımı olsun göstermeye çağırıyorum, diyeceğimi sanma, bu aşamadan sonra senden böylesine "seni bağlayacak" bir düzeltme ya da açıklama zaten beklemiyorum. Senin tavrın, duruşun, niyetin ortada. Ne diyeceğini tahmin edebiliyorum, "seni bağlamaz".


Ayrıca, Burak Caney'i bile bir yazar saymış olmanın şakası bile hoş değil. O cümlede adı geçen herkese büyük bir saygısızlık etmişsin bence.


Can, hâlâ, söz konusu tartışmanın "Özdemir Nutku'nun 16. yüzyılda yazılmış Theope adlı ikinci bir oyun var" ifadesiyle başladığını bile telaffuz edemeyecek kadar, özensiz, kaçamak, hesapçı, samimiyetsiz bir dille konuşmaya uğraşıyorsun. Bana akıl vermeyi bırakıp önce bu konularda kendini geliştirmeni öneririm.


Bana gönderdiğin mesajda, çok şükür ki, en azından, yaptığın yanlışın beni zor durumda bıraktığını açıkça kabul ediyorsun.


Ancak yaptığın yanlışı telafi etmek yerine, hâlâ samimiyetsiz ve inandırıcılıktan uzak birtakım sudan bahaneler ileri sürüp, (Yok Aydın Doğan şöyle derse, Hürriyet'te, Radikal'de şöyle olur muymuş gibi? komik akıl yürütmelerle) yaptığın bu yanlışı, Tiyatro Dünyası adlı sitenin okurlarından saklamak istiyorsun.


Yani açıkça sansür uyguluyorsun. Yaptığın haksızlığı, bana göre yeni bir haksızlıkla, aklın sıra gizlemeye çalışıyorsun.


Olabilir, işinize böylesi geliyor olabilir. Ne diyebilirim ki?


Mesajını "benim sizimle hiçbir sorunum yok, sizin hakkınızda kötü birşeyler yazmadım. bundan sonra da bir problemim yok." diye bitiriyorsunuz.


Yine de teşekkür ederim Can, benim de seninle hiçbir sorunum yok, ben de senin hakkınızda kötü bir şeyler yazmadım. Benim de seninle hiçbir zaman herhangi bir problemim olamaz.


Ancak ortada benim açımdan kabul edilemez bir "haksızılık" var. Kişiliğime yönelik çok açık bir saldırı var. İzin verirsen, kendimi savunmak, yapılan haksızlığı kendimce en doğru ve en etkili şekilde gidermek gibi bir hakkım olsun.


Güzel Türkçemizde çok güzel bir söz var, eminim sen de bilirsin Can: "Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz."


Ne yazık ki, mesajının sonundaki o tatlı sözlerini samimi bulamıyorum.


Ben artık söz hakkımı senin de "buyurduğun" gibi aşağıdaki yazılı teyidinle birlikte kullanacağım, yayımlayacağım.


İyi günler.


Feridun Çetinkaya


----------------------------------------------------------------------
4. Mesaj
----------------------------------------------------------------------


----- Original Message -----
From: Can Törtop
To: Feridun Çetinkaya
Sent: Friday, 23 May, 2009 1:17:06
Subject: Feridun Cetinkaya'dan Aciklama ve Kinama
Ek: cetinkaya'dan kinama.doc


Merhaba

gerginliğinizi anlamaya çalışıyorum, bu sebeple yazınızda haddi aşan yerlere herhangi birşey yazıp sonuçsuz bir tartışmaya girmek istemiyorum.

doğrudur, sizin burak caney vb konularda bir yazınız yoktur, ya da daha doğrusu ben okumadım. ancak bu yaşanan son konu da bu tartışmaların bir koludur.

ben nedim saban'ın yazısına tamamen katılıyorum.. o bir çağrı metni olsa altına imza atarım.

ben ertuğrul timur'un yazısını da yayınlamadım. tiyatro dergisinde yayınlanan yazılar bana da iletiliyor, hiçbirine yer vermedim. bu konu da bunların bir uzantısı. bu site benim malım değil, benim adım geçiyor diye kimsenin ilgilenmediği bir konuyu neden gündeme getirmeliyim? size uğradığınız haksızlık konusunda yardımcı olmak için elimden geleni yaptım.

ben size tekzip yayınlamanız için açıklamalar yaptım. yayınlanan yerde eş değerde cevap yazabilirsiniz. bunu daha geniş mecralara taşıma isteğiniz tuhaf. bunun yerine mahkemeye verin ama bu sonu gelmez konuları artık bir şekilde sonlandıralım lütfen.

hürriyet'te tekzip yayınlayamama örneğimi komik bulmanıza sevindim. bu şekilde neden bu tekzipin tiyatrodunyasi.com'da yayınlanmayacağı da anlaşılmış oldu sanırım..

iyi geceler

can törtop

www.tiyatrodunyasi.com