8 Nisan 2009

Günbegün İtibarsızlaştırılan Türkiye Tiyatrosunun Hal-i Pürmelali: Yahya Kemal Sansürü Skandalı


Nedim Saban’ın, 5 Mart 2009 günü Tiyatro Dünyası internet sitesinde yayımladığı,
Şehir Tiyatroları'nda Yeni Bir Sansür Hikayesi başlıklı yazısıyla başlayan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda (İBBŞT) “Yahya Kemal Sansürü” tartışması; sansüre konu olan “Kendi Gök Kubbemiz” adlı oyunun sahne tasarımcısı, İBBŞT sanatçısı Rıfkı Demirelli’nin 14 Mart günü aynı sitede yayımladığı, Neden Fırtına Koptu ve Neden “Kendi Gök Kubbemiz” Çatırdadı başlıklı yazısında ortaya koyduğu kişisel tanıklık ve elinde bulunduğunu açıkladığı video kaydı ve belgelerle birlikte yeni bir tarihi skandala dönüştü.

Demirelli, ortaya koyduğu video kaydıyla; Yahya Kemal’i sansürlemekle suçlanan İBBŞT Genel Sanat Yönetmeni Orhan Alkaya ile, onun tanık olarak gösterdiği, Kendi Gök Kubbemiz oyununun yönetmeni Engin Uludağ ve tiyatro oyuncusu Toron Karacaoğlu’nun, sansürü örtbas etme telaşıyla kamuoyunu aldatıcı nitelikte beyanda bulunduklarını, sansür iddialarıyla ilgili çok önemli gerçekleri bile bile kamuoyundan gizlediklerini belgeledi.


İBBŞT Genel Sanat Yönetmeni unvanını taşıyan ve Türkiye tiyatrosunun efsane ismi Muhsin Ertuğrul’un koltuğunda oturmakla övünen “şair” ve “tiyatrocu” Orhan Alkaya’nın, suçunu örtbas etmek telaşıyla, hakikati kamuoyundan gizlemek ve sansürcülüğünü teşhir eden Nedim Saban’a iftira atmak da dahil, her türlü bayağılığı ve çiğliği mubah sayabildiğini; Türkiye tiyatrosunun en kıdemli isimlerinden sayılan, duayen kabul edilen tiyatro yönetmeni Engin Uludağ ile tiyatro sanatçısı Toron Karacaoğlu’nun da Alkaya’yı savunmak, sansürü örtbas etmek uğruna yalancı tanıklıkta bulunmaktan bile çekinmediklerini ortaya çıkardı.


Böylece, Nedim Saban’ın sansüre karşı kamuoyunu bilgilendirmek, uyarmak amacıyla gündeme getirdiği “Yahya Kemal Sansürü”, trajik bir boyut kazanarak, (tıpkı video kaydıyla belgelenmiş
Özdemir Nutku Skandalı gibi) Türkiye tiyatrosundaki çürümeye, Türkiye tiyatrosunun bugün en önemli sorunu olan insan malzemesindeki bayağılık ve çiğliğin ulaştığı vahim boyuta dair yeni bir tarihi tanıklık, yeni bir tarihi belge haline geldi, video kaydıyla belgelenen, şahitli ispatlı “Yahya Kemal Sansürü Skandalı”na dönüştü.

Kısa bir süre önce, “Yedi Tepeli Aşk” adlı tiyatro oyununu sansürleyen ve bu nedenle tiyatro kamuoyunun büyük çoğunluğu tarafından kınanan Orhan Alkaya yönetimindeki İBBŞT için artık neredeyse “mutat” sayılabilecek, “alelade” bir sansür suçlamasıyla başlayan “tartışma”, tıpkı küçük bir kartopunun dev bir çığa dönüşmesi gibi, (tıpkı
Yedi Tepeli Aşk Sansürü’nde olduğu gibi) yine Alkaya için “mutat” sayılabilecek, (“üs yok tesis var”, “sansür değil idari karar”, “oyunun yayınlanan kitabında böyle bir dörtlük yok, olmayan bir şey nasıl sansürlenebilir” gibi) Demirelvari kirli savunma yöntemleriyle, sudan bahaneler ve çarpıtmalarla başlayıp, gittikçe sarpa saran, yalana dolana, çarpıtmaya, aldatmacaya, yalancı tanıklığa, iftira ve görevi suistimale ulaşan boyutlarıyla, tanık ve somut kanıtlarla belgelenmiş yeni bir tarihi ibretlik niteliği kazandı.

Muhsin Ertuğrul Sahnesi'nin yıkılmasını kesinlikle istemediğimizi bir kez daha söylüyorum. Burası Muhsin Ertuğrul'un hayaliyle tiyatroya dönüştürüldüğü, yanan Tepebaşı Dram Tiyatrosu'nu sürdürdüğü için çok önemli. Kaldı ki biz bu sahnelerde, bu kulislerde büyüdük, yetiştik
dedikten bir yıl sonra, müstakil Harbiye Muhsin Ertuğrul Tiyatrosu’nun yıkılıp yok edilmesine göz yumması, sineye çekmesi karşılığında kendisine bahşedilen İBBŞT Genel Sanat Yönetmenliği’ni eline yüzüne bulaştıran Orhan Alkaya’nın samimiyetsizliğini, ilkesizliğini ve yetersizliğini bir kez daha ifşa eden “Yahya Kemal Sansür Skandalı”, kamuoyunu, tiyatrocuları, tiyatroseverleri, ülkemizdeki tiyatrocuların hal-i pürmelali (acıklı durumu) ile bir kez daha yüzleştirdi.

Alkaya ve yönetimindeki İBBŞT hakkında daha önce gündeme gelen tüm ciddi eleştiriler ve suçlamaların gözler önüne serdiği gibi (...Ama Beni İktidar Yapan Müdahale İyidir, Tiyatro Kimin Umurunda?, Şehir Tiyatroları Yönetiminin Özrü Kabahatinden Büyük, Hülya Karakaş'ın Disipline Verildiği Şehir Tiyatroları'nda Despot Zihniyeti
Altın Dönemini Yaşıyor!, Şehir Tiyatroları Bir Ailedir Edebiyatı) “Yahya Kemal Sansürü Skandalı” da, “Şehir Tiyatroları bir ailedir” edebiyatı ve kisvesi altında, Şehir Tiyatroları’nda gerçekte ne dolaplar döndüğünü, tiyatromuzdaki “kol kırılır, yen içinde kalır” anlayışının nasıl bir suistimal ve sansür işbirliğine, suçortaklığına yol açtığını, nasıl bir hakikat, sanat ve tiyatro düşmanlığına dönüşebildiğini bir kez daha cümle aleme gösterdi.

Peki, gösterdi de ne oldu?


Rıfkı Demirelli’nin örnek bir tiyatrocu tavrı sergileyerek, sansüre, yalana, iftiraya karşı tanıklığını ve elindeki somut belgeleri ortaya koymasının üzerinden yaklaşık bir ay geçti.


Gerçekleri kamuoyundan gizlemeye çalıştığı, kamuoyuna ve tiyatroseverlere doğruları söylemediği kanıtlanan İBBŞT Genel Sanat Yönetmeni Orhan Alkaya, sessizliğe gömüldü ve hâlâ sessizliğini koruyor...


Tiyatro Eleştirmenleri Birliği (TEB), İstanbul Şehir Tiyatroları Sanatçıları Derneği (İŞTİSAN), Tiyatro Oyuncuları Derneği (TODER), Oyun Yazarları ve Çevirmenleri Derneği (OYÇED) ve bilimum tiyatro kamuoyu da bu tarihi skandal karşısında, tıpkı Alkaya gibi sessizliğe gömüldü ve hâlâ sessizliğini koruyor...

(Rıfkı Demirelli'nin
Neden Fırtına Koptu ve Neden “Kendi Gök Kubbemiz” Çatırdadı başlıklı yazısının altındaki yorum bölümüne, konuyla ilgili duygu ve düşüncelerini yazma duyarlılığını göstererek, yürekli açıklamasından dolayı Demirelli'yi kutlayan Sayın Gılman Kahyaoğlu Peremecinin hakkını teslim etmeliyim. Yahya Kemal Sansürü konusundaki tavrını ve görüşlerini Bir Sansür Balonu başlıklı yazısıyla açıkça ortaya koyan, Tiyatro Dergisi Portalı yazarı Ömer F. Kurhanın da sansür iddialarına karşı sessiz kalmadığını söylemeliyim.)

Toplumu aydınlatma görevi atfedilen tiyatrocular ve meslek örgütleri bu belgeli, şahitli ispatlı sansüre ve rezalete tepki göstermeyerek bir kez daha sınıfta kaldılar.

Tıpkı video kaydıyla belgelenen
Özdemir Nutku Skandalı’nda olduğu gibi, “Yahya Kemal Sansürü Skandalı”nı da görmezlikten gelip yok saymayı “uygun” gördüler.

İbretlik “Yahya Kemal Sansürü Skandalı”yla ilgili tüm yazıların linklerini Tiyatro Fanzini ziyaretçilerinin dikkatine sunuyorum.

Feridun Çetinkaya
8 Nisan 2009


Şehir Tiyatroları'nda Yeni Bir Sansür Hikayesi
Nedim Saban
(5 Mart 2009/ Tiyatro Dünyası)

Orhan Alkaya’nın Nedim Saban'ın Yazısı ile İlgili Açıklaması

Orhan Alkaya
(6 Mart 2009 / Tiyatro Dünyası)

Şehir Tiyatroları ve Kendi Gök Kubbemiz Ekibi Nedim Saban'ın Yazısına Tepkili

Orhan Alkaya - Toron Karacaoğlu - Engin Uludağ
(10 Mart 2009 / Tiyatro Dünyası)

İşte Toron Karacaoğlu'nun El Yazısıyla Sansürlenen Belge

Nedim Saban
(6 Mart 2009 / Tiyatro Dünyası)

Atasoy'dan Tartışmaya Son Nokta

Cumhuriyet
(10 Mart 2009 / Tiyatro Dünyası)

Kurt Puslu Havayı Sever

Nedim Saban
(10 Mart 2009 / Tiyatro Dünyası)

Neden Fırtına Koptu ve Neden "Kendi Gök Kubbemiz" Çatırdadı

Rıfkı Demirelli
(14 Mart 2009 / Tiyatro Dünyası)

Eskişehir Günlükleri - Kendi Gök Kubbemiz
Rıfkı Demirelli
(24 Mart 2009 / Tiyatro Dünyası)

Bir Sansür Balonu
Ömer F. Kurhan (28 Mart 2009 / Tiyatro Dergisi portalı)

Kendi Gök Kubbemiz - Topal Ördek

Rıfkı Demirelli
(5 Nisan 2009 / Tiyatro Dünyası)

Yahya Kemal'e Şehir Tiyatroları'nda Sansür

Mehmet Nuri Yardım
(7 Nisan 2009 / Tiyatro Dünyası)

Kendi Gök Kubbemiz
Mehmet Nuri Yardım
(7 Nisan 2009 / Tiyatro Dünyası)

Tiyatro Dünyası Kendi Gök Kubbemiz Oyunundaki Sansür Tartışmasına Son Noktayı Koyuyor
Tiyatro Dünyası
(8 Nisan 2009 / Tiyatro Dünyası)

Olmadı Usta, Olmadı Alkaya, Olmadı Uludağ...
Mustafa Demirkanlı (8 Nisan 2009 / Tiyatro Dergisi Portalı)

Acaba Utanmak İçin Daha Ne Bekliyorlar?
Haberin İlle de Hürriyet'in Anasayfasında Çıkmasını mı?

Coşkun Büktel (Mart/Nisan 2009 / coskunbuktel.com)