15 Aralık 2008

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği'nden Uyduruk Bir Eleştiri Seçkisi

Birinci ve ikinci ciltleri 1994 yılında Kültür Bakanlığı Yayınları arasında çıkan “Eleştirmen Gözüyle Cumhuriyet Dönemi Türk Tiyatrosu Eleştiri Seçkisi”nin “1990 sonrası”* başlıklı üçüncü cildi de yayımlandı.(1)

Tiyatro Eleştirmenleri Birliği’nin (TEB) bir yayın projesi olarak gündeme gelen seçkinin 1923-1960 ile 1960-1990 dönemlerine ayrılmış ilk iki cildi, tiyatro eleştirmeni Esen Çamurdan’ın yayın yönetmenliğinde, (kitapların yayınlandığı dönemdeki akademik unvanlarıyla) Yard. Doç. Dr. Efdal Sevinçli, Prof. Dr. Özdemir Nutku, Esen Çamurdan, Doç. Dr. Zehra İpşiroğlu, Çağlar Tanyeri Ergand ile Sibel Arslan’ın ortak çalışmasıyla hazırlanmıştı.(2)

Seçkinin Arkadaş Yayınevi tarafından yayımlanan üçüncü cildi de yine TEB imzasını taşıyor. Ama bu kez hazırlayan isimler farklı: Tiyatro eleştirmenleri Gülşen Karakadıoğlu ile Filiz Elmas.

Tabii künyelerinde “Hazırlayanlar” olarak seçkiye emek verenlerin isimleri yazıyor olsa da, kitapların kapağındaki “Tiyatro Eleştirmenleri Birliği” ibaresiyle açıkça vurgulandığı üzere, biliyoruz ki bu seçki esas olarak TEB tüzel kişiliği adına hazırlanıp okurlara sunuluyor. Bu aynı zamanda, seçkinin TEB tarafından (yani en azından TEB üyelerinin çoğunluğu tarafından) tümüyle benimsendiği, bir bakıma “tescil edildiği” anlamına geliyor.

Seçkinin ilk iki cildi, resmen kuruluşunun henüz dördüncü yılını bile doldurmamış TEB adına başarılı bir çalışmaydı. Türkiye tiyatrosunun 67 yıllık eleştiri birikimini enikonu özetleyip yansıtan önemli ve yararlı bir kaynak olarak tiyatroseverlerin kütüphanelerinde yerini almıştı. Gelgelelim, üçüncü cilt için aynı şeyleri söylemek mümkün değil. Gülşen Karakadıoğlu ile Filiz Elmas’ın hazırladığı seçki, 14 yıl önce yayımlanan ilk iki cildin hem içerik, hem de genel nitelik ve gösterilen özen bakımından çok çok gerisinde kalmış. Bırakın ilk iki ciltteki açıklayıcı, tamamlayıcı sunuş yazıları ya da kitapların sonuna konulan dizinlere benzer bir “incelik” bulmayı, üçüncü cildin asgari özenden dahi yoksun olduğu görülüyor: Üçü seçkiyi hazırlayan Filiz Elmas ile biri Gülşen Karakadıoğlu’nun kendilerine ait eleştiri yazıları olmak üzere, seçkideki toplam 9 yazının yayın tarihinin bile belirtilmemiş olması; eleştirmen Türel Ezici’nin, bir bölümü daha önce herhangi bir yerde yayımlanmadığı belirtilen bir yazısıyla, nerede yayımlandığı tam ve açık olarak belirtilmemiş bir başka yazısına, yapılan işin ciddiyetiyle bağdaşmayacak bir tasarrufta bulunularak seçkide yer verilmiş olması, bu çalışmanın ilk iki cilde göre ne denli baştan savma hazırlandığını hemen, ilk bakışta gözler önüne sermeye yetiyor. Ama bütün bunlardan daha önemlisi, nesnellikten tümüyle uzak bir yaklaşımla hazırlandığı anlaşılan bu üçüncü cildin, 1990 sonrası Türkiye tiyatrosu ve eleştirisini tarihsel gerçeklere uygun bir biçimde yansıtmaktan aciz olduğu görülüyor.

“Eleştirmen Gözüyle Cumhuriyet Dönemi Türk Tiyatrosu Eleştiri Seçkisi”nin (vurgu F.Ç.) ilk iki cildi, adına uygun biçimde, ilgili dönemde yayımlanmış dikkate değer “eleştiri yazıları” esas alınarak, gerçekten de bir “eleştiri seçkisi” olarak hazırlanmıştı. Seçkinin başrolünde, olması gerektiği gibi, “eleştiri yazıları” vardı. Yazarı bilinmeyen, imzasız iki eleştiri yazısına yer verilmesi de, kimi eleştirmenlerin beş altı eleştirisiyle, Türkiye tiyatrosunun önemli isimlerinden Cevat Çapan gibi kimi önemli tiyatro adamlarının yalnızca birer yazısıyla bu seçkide yer alması da, bu ilke ve yöntem birliğinin bir göstergesiydi.

Üçüncü cildi hazırlayan Karakadıoğlu ve Elmas hiçbir açıklama yapmadan, ilk iki ciltte benimsenen bu “eleştiri yazısı” seçme ilkesini terk edip, “eleştirmen seçmeyi” esas almışlar. TEB’in eleştiri seçkisi projesini anlaşılmaz bir biçimde, bir “Eleştirmen Seçkisi”ne dönüştürüvermişler. 1990 sonrası Türkiye tiyatrosunu, seçtikleri “eleştiri yazılarına” göre değil, seçtikleri “20 eleştirmenin” tanıklığıyla yansıtmayı yeğlemişler. Anlaşıldığı kadarıyla, önce eleştirmenleri seçmiş, sonra bu eleştirmenlerin her birinin üçer yazısını bir araya getirerek bu “eleştiri seçkisi”ni öyle oluşturmuşlar. Böylece, TEB seçkisinin ilk iki cildinde benimsenmiş nispeten nesnel bir kriteri de tümüyle bir yana bırakıp, nesnellikten tümüyle uzaklaşmışlar.

Karakadıoğlu, seçkiyi sunuş yazısında, Türkiye tiyatrosunun tarihsel serüvenine tanıklık eden tiyatro eleştirisi etkinliğini belli başlı örnekleriyle yansıtma iddiasındaki bu çalışmayı hazırlarken izledikleri yöntem ve seçim kriterleri hakkında somut ve yeterli bir açıklamada bulunmuyor. On sayfalık sunuş yazısında, bu can alıcı noktaya yalnızca şu sözlerle değinip geçiyor:

“(...) Böylece bir anlamda ülkemiz tiyatro serüvenine tanıklık ederken; çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlanan yazılarımızdan bazılarını sizlere ve tiyatroyla ilgilenenlere iletmiş oluyoruz. Oyunların yerli-yabancı, kurumların ödenekli-özel, kentlerin büyük-küçük, yayınların da dergi-gazete gibi dengeli dağılımına özen gösterdik. Umarız iyi bir seçki olmuştur.”(3)

Karakadıoğlu bir şeyler söylüyormuş gibi yapıyor, ama asıl en önemli konuda ser verip sır vermiyor. Ayrıntı sayılabilecek kimi unsurların dağılımıyla ilgili göz önünde bulundurdukları kriterleri bile sıralıyor; seçilen eleştirilerdeki tiyatroların bulunduğu kentlerin küçüklüğünün-büyüklüğünün dağılımına özen gösterildiğini belirtmeye dahi üşenmiyor, ama sadece bir tek konuda, hem de en önemli konuda, seçkinin oluşturulmasında esas alınan 20 eleştirmenin neye göre, hangi dağılım kriterine göre belirlendiğine ilişkin hiçbir şey söylemiyor. Bir seçkinin sunuş yazısında asıl olması gereken, asıl belirtilmesi gereken noktayı es geçiyor. Bir sayfalık bir önsöz yazan Filiz Elmas da, aynı şekilde, bu konuya bir tek kelimeyle dahi değinme gereği duymuyor.

Diyelim ki, Karakadıoğlu ve Elmas, eleştirmenleri belirlerken, TEB üyesi olmaları gibi akıllara zarar bir kriteri esas almış olsunlar. Öyle bile olsa, şeffaflık gereği bunu sunuş ya da önsözlerinde açıkça belirtmeleri gerekmez miydi? Böylece, satın almaya niyetlenen ya da okuyan kişiye bu seçkinin ne vadettiği, nasıl bir yaklaşımla hazırlandığı açıksözlülükle, dürüstçe söylenmiş olurdu. Satın alan da, okuyan da, bu seçkinin anlam ve önemini, iddiasını açık bir şekilde görmüş, bilmiş olurdu.

Seçim kriterleri açık bir şekilde ortaya konmayan, sanki yapılan seçimlerin sorgulanabileceği bir mihenk taşı olabileceği çekincesiyle bundan özellikle sakınıldığı, kaçınıldığı izlenimi yaratan böyle bir seçkinin, herhangi bir belge ya da kaynak niteliği, herhangi bir düşünsel ya da yazınsal değer taşıması söz konusu olamaz. Bir kere, her şeyden önce, en başta bu eksiği, bu kusuru, TEB seçkisini “kerameti kendinden menkul” bir seçki olarak anılmaya mahkûm ediyor.

TEB eleştiri seçkisinin üçüncü cildi sadece bu affedilmez kusuruyla da kalsa iyi. Daha önce de belirttiğimiz gibi, tarihsel gerçekleri, nesnel ve bilimsel bir dayanaktan yoksun, keyfi bir anlayışla, eksik ve yanlış yansıtıyor. Böylece, gerçekleri gizleyip çarpıtmış oluyor. TEB adına itibar edip bu seçkiyi alma iyi niyetini gösteren okurları yanıltarak, okurların iyi niyetini suistimal ederek, aynı zamanda, büyük bir suç işliyor.

1990 sonrası Türkiye tiyatrosunun en önemli muhalif ismi ve en dikkate değer tiyatro eleştirmeni Coşkun Büktel’in Türk Tiyatrosundan İnsan Manzaraları(4) ve “Yönetmen Tiyatrosu”na Karşı: Bir Shakespeare ve Nâzım Hikmet Savunması(5) adlı kitaplarındaki ve dergilerde yayımlanmış eleştiri yazıları tümüyle görmezlikten gelinerek sanki bütün o yazılar hiç yokmuş gibi, hiç yayımlanmamış gibi davranılmış olması, Büktel’in önemi, değeri ve kalitesi tartışılmaz eleştiri yazılarından bir tekine bile yer verilmemesi, TEB seçkisinin 90’ sonrası tiyatrosunu da, tiyatro eleştirisini de doğru bir biçimde yansıtmadığının, gerçekleri gizlediğinin, çarpıttığının en bariz kanıtıdır.

Theope(6) ve Shakespeare’siz Herifler(7) adlı oyunları, çeşitli dergilerde yayımlanan tiyatro eleştiri-inceleme yazıları ve kitaplarıyla 1990-2008 döneminde Türkiye tiyatrosunun en önemli oyun yazarlarından ve eleştirmenlerden biri olan Coşkun Büktel’i görmezden gelme, yok sayma, aforoz etme eğiliminin ne kadar vahim boyutlara ulaştığını, bundan yaklaşık yedi yıl önce yayımlanan “Coşkun Büktel ‘Tiyatro Oligarşisi’ne Karşı”(8) başlıklı yazımda, Prof. Dr. Ayşegül Yüksel, Prof. Dr. Dikmen Gürün Uçarer ve Fakiye Özsoysal Çavuş gibi akademisyenlerin bilimsel çalışmalarından somut örnekler vererek, “bilimsel olmamak pahasına” Coşkun Büktel’i nasıl görmezden geldiklerini, nasıl yok saydıklarını açıkça göstererek, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi’nde tarihe not düşmüştüm. İşte TEB seçkisini hazırlayanlar ve tescil edenler de aynı yaklaşımla, “nesnel ve bilimsel olmamak pahasına”, “tarihsel gerçekleri çarpıtmak pahasına”, “okurları aldatmak pahasına” Coşkun Büktel’in eleştiri yazılarını görmezden gelmeyi, yok saymayı tercih etmişler.

Seçkide yer verilen bazı yazılara bakınca (“Brecht’e Yabancılaşabilmek...”, Esen Çamurdan; “Belgesel Tiyatro Üzerine” ve “Pandora’nın Kutusu”, Dikmen Gürün; “Yaşasın Tiyatro”-Dünya Tiyatrolar Günü Bildirisi, Zeynep Oral; “Sanat Devletin İşidir”, “Tiyatro Yasaklamaları”, Atilla Sav; “Rafları Düzeltmenin Zamanıdır”, Seçkin Selvi), ilgili dönemde düzenli olarak tiyatro yazıları yayımlamış Ahmet Cemal ve Memet Baydur gibi önemli isimlerin benzer türdeki çok daha nitelikli ve anlamlı eleştiri yazılarından bir tekinin bile bu seçkiye alınmamış olmasını da anlamak çok zor. Seçilen her eleştirmenden mutlaka üç yazı koymak gibi (yine kerameti kendinden menkul, yine "neden?"i açıklama gereği duyulmamış) saçma sapan bir kural uydurup seçkiyi bu kurala esir etmek yerine, bu önemli isimlerin döneme tanıklığının da seçkide yansıtılması daha anlamlı, daha doğru ve yararlı olmaz mıydı acaba?

Bütün bu yönleriyle değerlendirildiğinde, onlarca akademisyen üyesi bulunan TEB’in böylesine baştan savma bir çalışmayı “1990 sonrası Türkiye tiyatrosu eleştiri seçkisi” diye tiyatroseverlere sunmuş olması hem Türkiye tiyatrosu hem de TEB üyeleri adına çok hazin bir duruma işaret ediyor.

TEB üyesi bir tiyatro eleştirmeni olan Prof. Dr. Hasan Anamur, TEB seçkisine de alınan bir çeviri eleştirisini çok yerinde bir çağrıyla bitiriyor:

“(...) Biz yayınevi sorumlularını, yayıncılığı ciddiye alan kişiler olarak düşündüğümüz için, bunların çeviriyi, en azından bu başlangıç tümcelerini, okumuş ve değerlendirmiş olduklarını düşünüyoruz. Sonra da kendi kendimize şöyle diyoruz: bu kişiler bu çeviriyi okumuşlarsa, sonra da yayını durdurmamışlar, hatta yayımlamışlarsa yüksek bir fiyat koyarak bu kitaba, bu yayın da bir temel kaynak niteliğindeyse, bu durum çevrinin yayınevince onaylandığı anlamına gelir. Bu tutumsa düşünülebilecek bir durum değildir, en azından okuru önüne konan her ürünü kabul edecek düzeyde, hakkını aramayacak edilgen bir yaratık sanan bir yaklaşımın sonucudur. Okuru, bu gibi başarısız kaynak çevirileri yayınevlerine geri göndermeye ve ödedikleri ücreti istemeye çağırıyorum.”(9)

İnsan sormaktan kendini alamıyor, bu çağrıyı yapan Sayın Anamur, yalnızca başarısız değil aynı zamanda tarihsel gerçekleri de çarpıtan bu uydurma TEB seçkisi için de aynı duyarlılıkla benzer bir tepki gösterecek midir acaba? Akademisyen bir TEB üyesi olarak, nesnellikten bütünüyle uzak bu baştan savma seçkinin, üstelik hiç de azımsanmayacak 15 YTL gibi bir fiyatla TEB adına okurların önüne konulmasından vicdani bir sorumluluk duyacak mıdır? Ben TEB üyesi tüm eleştirmenlerin, daha kaliteli, daha nitelikli bir Türkiye tiyatrosu için böyle bir sorumluluk duymaları gerektiğini düşünüyorum. “Duymalarını” umuyor, diliyorum.

Feridun Çetinkaya



*Kitabın ilk sayfasında ve künyesinde “1990 sonrası” yazılmış ya, kitabı hazırlayan iki eleştirmenden biri olan Gülşen Karakadıoğlu’nun sunuş yazısında belirttiğine göre seçkinin hazırlanmasında 1990-2004 gibi belirli bir dönem sınırlaması gözetilmiş. Durum böyleyken, seçkinin 2008 yılında yayımlanmasına rağmen neden 2004 yılıyla sınırlandırıldığı da, kitabın künyesinde neden “1990 sonrası” gibi ucu açık bir ifade kullanıldığı da, hiçbir açıklama yapılmadığı için, anlaşılamıyor.

Kaynakça
1) Karakadıoğlu, Gülşen; Elmas, Filiz, Eleştirmen Gözüyle Cumhuriyet Dönemi Türk Tiyatrosu Eleştiri Seçkisi III 1990 Sonrası, Türkiye Tiyatro Eleştirmenleri Birliği yayını, Arkadaş Yayınevi, Ankara, 2008.
2)Çamurdan, Esen; Sevinçli, Yard. Doç. Dr. Efdal; Nutku, Prof. Dr. Özdemir; İpşiroğlu, Doç. Dr. Zehra; Ergand, Çağlar Tanyeri; Arslan Sibel, Eleştirmen Gözüyle Cumhuriyet Dönemi Türk Tiyatrosu Eleştiri Seçkisi I. Cilt (1923-1960), II. Cilt (1960-1990), Tiyatro Eleştirmenleri Birliği yayını, Kültür Bakanlığı Yayınevi, Ankara, 1994.
3) Karakadıoğlu, Gülşen, “Sunu”, Eleştirmen Gözüyle Cumhuriyet Dönemi Türk Tiyatrosu Eleştiri Seçkisi III 1990 Sonrası, Türkiye Tiyatro Eleştirmenleri Birliği yayını, Arkadaş Yayınevi, Ankara, 2008, s. ix.
4) Büktel, Coşkun, Türk Tiyatrosundan İnsan Manzaraları, Dramatik Yayınlar, İstanbul, 1998.
5) Büktel, Coşkun, “Yönetmen Tiyatrosu”na Karşı: Bir Shakespeare ve Nâzım Hikmet Savunması, Kaknüs Yayınları, İstanbul, 2001.
6) Büktel, Coşkun, Theope, 1. Baskı, Taş Kitaplar, İstanbul, 1993; 2. Baskı, Çitlembik Yayınları, İstanbul, Mayıs, 2007.
7) Büktel, Coşkun, Shakespeare’siz Herifler, Dramatik Yayınlar, İstanbul, 1998.
8) Çetinkaya, Feridun, “Coşkun Büktel ‘Tiyatro Oligarşisi’ne Karşı”, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, Sayı 119-120, Mart-Nisan 2002, s. 52-55.
9) Anamur, Hasan, “Martin Esslin’in The Theatre of the Absurd’ünün ‘Absürd Tiyatro’ Başlığıyla Çevirisi Üzerine”, Tiyatro... Tiyatro... Dergisi, Sayı 119-120, Mart-Nisan 2002; Eleştirmen Gözüyle Cumhuriyet Dönemi Türk Tiyatrosu Eleştiri Seçkisi III 1990 Sonrası, Türkiye Tiyatro Eleştirmenleri Birliği yayını, Arkadaş Yayınevi, Ankara, 2008, s. 33.