14 Kasım 2008

Devlet Tiyatroları ölüleri gömdü mü?


Devlet Tiyatroları’nın (DT) 2008-2009 sezonunda sahneleyeceği oyunlar belli oldu. DT, perdelerini açtı.

Geçtiğimiz yıl, “DT’nin halihazırdaki en önemli ve en itibarlı yönetmeni” diyebileceğimiz Şakir Gürzumar’ın önerisi ve “ısrarıyla” İstanbul DT’de sahnelenmesine karar verilen; ancak, bundan çok kısa bir süre sonra mahkeme kararıyla koltuğuna geri dönen DT Genel Müdürü Lemi Bilgin tarafından provaları askıya alınan, Amerikalı ünlü yazar Irwin Shaw’un savaş karşıtı tiyatro klasiği Ölüleri Gömün(1) (Bury the Dead) adlı oyun, DT’nin yeni sezon programına da alınmadı.

Bir başka deyişle, DT yönetmeni Şakir Gürzumar’ın, “...Bu oyunu insanlara ulaştırmamız gerek. Her yanımızda savaşlar var, kan gövdeyi götürüyor! Bu oyunun tam zamanı!...”(2) diyerek geçen yıl gündeme getirdiği ve sahnelemek için can attığı savaş karşıtı, antimilitarist tiyatro klasiği Ölüleri Gömün, bir kere daha sumen altı edildi.

Şakir Gürzumar, Ölüleri Gömün’ü yıllardır sahnelemek istediğini, ancak defalarca öneride bulunduğu DT Genel Müdürü Lemi Bilgin tarafından her defasında reddedildiğini söylemişti.(2) Bilgin daha da ileri gidip Ölüleri Gömün’ün sahnelenmesini alenen ve fiilen engellemekten de çekinmemişti. DT genel müdürlüğünü vekil sıfatıyla Mine Acar’ın yürüttüğü dönemde sahnelenmesine karar verilen, Gürzumar’ın rol dağılımını dahi yapıp ilan ettiği, hatta provalarına dahi başladığı Ölüleri Gömün projesi, Lemi Bilgin göreve döner dönmez ani bir kararla durdurulmuştu. Bu sekter tutumu, Lemi Bilgin’in Ölüleri Gömün’ü engellemeyi adeta kendisine görev bellediği, bu oyunu hasır altı etmek için özel bir çaba harcadığı izlenimini doğurmuştu.

Irwin Shaw’un Ölüleri Gömün’ü, yazarının deyişiyle “Yarın akşam başlayacak olan savaşın ikinci yılı”nda cephede ölen ve tam mezara konulmuşken birdenbire ayaklanarak gömülmeye itiraz eden, aileleri ile komutanlarının tüm ikna çabalarına, zorlamalarına karşın, savaşın sahtekârlığını, vahşiliğini tüm dünyaya anlatıncaya dek gömülmeyi kabul etmeyen, yok olmaya, unutulmaya isyan eden altı ölü askerin öyküsünü konu alır.

Ölüleri Gömün, Türkiye gibi dört bir yanı savaşlarla kanayan, yalnız ve yalnız militarizmin borusunun öttüğü bir coğrafyada, sahnelenmesi her tiyatronun ve tiyatrocunun boynunun borcu olan; sanatsal yetkinliği, değeri ve önemi dünyanın her yerinde tartışmasız kabul edilmiş önemli bir oyundur.

Tiyatro yazarı Coşkun Büktel tarafından 1998 yılında Türkçeye çevrilir çevrilmez hemen, aynı yıl, çevirmen, oyun yazarı ve tiyatro profesörü Özdemir Nutku başkanlığındaki Devlet Tiyatroları Edebi Kurulu kararıyla DT repertuarına alınmış; tiyatral değeri, önemi ve Türkçesinin sanatsal yetkinliği ülkemizde de hem DT Edebi Kurulu’nca, hem de şair, çevirmen, İngiliz Dili Edebiyatı ve Amerikan Tiyatrosu profesörü Cevat Çapan ile tiyatro yazarı ve çevirmen Memet Baydur gibi tiyatronun önemli adlarınca tescil edilmiş bir çağdaş klasiktir.(3)

Ünlü şair ve yazar Ülkü Tamer de Sabah gazetesindeki köşesinde yayımladığı, savaş konulu yapıtlardan söz açtığı “Edebiyatta ‘şu çılgın insanlar’” başlıklı yazısında(4) “yirminci yüzyılda yaşanan iki büyük savaşın yarattığı büyük edebiyat yapıtları” arasında saydığı Ölüleri Gömün’ün hakkını teslim etmiş; bu oyuna verdiği değeri, yine aynı köşede yayımlanan “‘Öykünün Mareşali’ de emekli oldu” başlıklı yazısının altında yer verdiği düzeltme notunda, “Dilerim, ödenekli tiyatrolardan biri de bu önemli oyunu seyirci karşısına çıkarır”(5) temennisiyle dile getirmiştir.

DT yönetmeni Şakir Gürzumar, haklı olarak, hem dünya çapında hem de Türkiye’de değeri ve önemi tartışmasız kabul edilen işte bu Ölüleri Gömün’ü ısrarla sahnelemek istediğini söylüyor.

DT Genel Müdürü Lemi Bilgin ise, 10 yıldır DT repertuarındaki görmezden gelinen bu oyuna, “DT’nin halihazırdaki en önemli ve en itibarlı yönetmeni” ısrarla sahnelemek istediği halde, hiçbir gerekçe göstermeden ısrarla geçit vermiyor, izin vermiyor, daha da kötüsü bu oyunun hazırlıklarına başlanmış prodüksiyonunu dahi emrivaki durduruyor, engelliyor.

Peki DT Genel Müdürü Lemi Bilgin, DT Edebi Kurulu’nun onayından geçmiş, Şakir Gürzumar’ın ısrarla sahnelemeyi önerdiği, yukarıda saydığımız referanslara sahip savaş karşıtı, antimilitarist Ölüleri Gömün’ü neden bu kadar kararlı bir biçimde engelledi, engellemeye devam ediyor?

Bir tiyatrocu Ölüleri Gömün’ü sahnelemek için göğsünü gere gere onlarca sağlam gerekçe gösterebilir. Peki bir tiyatrocu Ölüleri Gömün gibi bir oyunun sahnelenmesini engellemek, bırakın engellemeyi, sahnelenmesini geciktirmek için bile, ne tür bir haklı gerekçeye sahip olabilir ki?

Bilgin, rol dağılımı ilan edilip panoya asılmış ve provalarına başlanmış Ölüleri Gömün projesini geçen yıl niçin durdurduğuna, engellediğine ilişkin kamuoyuna bugüne dek “hiçbir” açıklamada da bulunmadı.

Bilgin’in Ölüleri Gömün’ü engellemesi alelade bir işgüzarlık mı? Durumdan vazife çıkarmanın sonucu bir çeşit otosansür, bir çeşit Bekçi Murtazalık mı? Lemi Bilgin, bu savaş karşıtı, antimilitarist oyunun “birilerini” rahatsız etmesinden çekindiği için, dolayısıyla oturduğu genel müdürlük koltuğunu riske atacağını düşündüğü için mi ısrarla engelliyor?

Bu önemli ve ciddi sorular DT Genel Müdürü ve Genel Sanat Yönetmeni Lemi Bilgin’den yanıt bekliyor.

Feridun Çetinkaya
14 Kasım 2008


------------------
(1) Shaw, Irwin, Eleştiren Oyunlar tiyatro antolojisi içinde, çev. Coşkun Büktel, Dramatik Yayınlar, İstanbul, 1998.
(2) Büktel, Coşkun, “Kültür Bakanı Ertuğrul Günay, DT Genel Müdürü Lemi Bilgin'i Derhal Görevden Almalıdır”, coskunbuktel.com kişisel internet sitesi, http://coskunbuktel.com/buktelolulerigomunyedi.htm
(3) Büktel, Coşkun, Yönetmen Tiyatrosu’na Karşı: Bir Shakespeare ve Nâzım Hikmet Savunması, “Türkiye Cumhuriyeti’nin Devlet Tiyatrosu ‘Evet’ Dedi; Fazilet Partisi’nin Şehir Tiyatrosu ‘Hayır’ Diyor”, Kaknüs Yayınları, İstanbul, Eylül 2001, s. 315-325; güncellemelerle coskunbuktel.com kişisel internet sitesinde, http://coskunbuktel.com/buktelolulerigomuniki.htm)
(4) Tamer, Ülkü, “Edebiyatta ‘şu çılgın insanlar’”, Sabah Gazetesi, 5 Haziran 2006. http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/tamer/2006/06/05/Edebiyatta_su_cilgin_insanlar

(5) Tamer, Ülkü, “‘Öykünün Mareşali’ de emekli oldu” yazısının altındaki düzeltme, Sabah Gazetesi, 4 Eylül 2006. http://www.sabah.com.tr/Yazarlar/tamer/2006/09/04/oykunun_Maresali_de_emekli_oldu


"Ölüleri Gömün" oyunuyla ilgili Tiyatro Fanzini'nde, Feridun Çetinkaya imzasıyla yayımlanmış diğer yazılar:

“Ölüleri Gömün” oyunuyla ilgili sorularım hakkında açıklama (26 Eylül 2009)



 


2 Kasım 2008

Şehir Tiyatroları yönetiminin özrü kabahatinden büyük


Tiyatro Dünyası internet sitesinde, 29 Ekim 2008 günü, Nedim Saban’ın, Şehir Tiyatrosunda Yeni Bir Oyun!!! Balıkesir Muhallebicisi başlıklı bir yazısı yayımlandı.

AKP’li Kadir Topbaş’ın siyasi müdahalesiyle Genel Sanat Yönetmenliği koltuğuna oturtulan Orhan Alkaya yönetimindeki İstanbul Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın (İBŞT), hafızalardan kolay kolay silinmeyecek bir gafa imza atarak, Reşat Nuri Güntekin’in ünlü “Balıkesir Muhasebecisi” adlı oyununu seyircilerine “Balıkesir Muhallebicisi” olarak duyurmasını hicveden bir yazıydı bu.

Hem haber niteliği taşıması (“Balıkesir Muhallebicisi”nden bu yazı sayesinde haberdar olduk) hem de tiyatroculuğunun yanı sıra profesyonel olarak muhallebicilik işiyle uğraştığını bildiğimiz Nedim Saban’ın elinden çıkmış olmasıyla ayrıca anlamlı, eğlenceli ve ilginç bir yazıydı.

Saban’ın yazısına cevaben İBŞT yönetiminden hemen ertesi gün jet gibi, “sert” bir açıklama geldi. İBŞT adına gönderilen açıklama aynen şöyleydi:
“Tiyatro Dünyası internet sitesi yetkililerine;

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın 23 Ekim 2008 Perşembe günü Sabah ve Cumhuriyet gazetelerinde yayınlanan aylık ilanında, Reşat Nuri Güntekin’in Balıkesir Muhasebecisi adlı oyununun adı ilanın hazırlandığı reklam ajansının teknik servisindeki bir hata sonucunda tashihli çıkmış, baskı sonrasında fark edilerek daha sonraki baskılarda bu hata düzeltilmiştir.

Bu hata için iyi niyetli bütün tiyatroseverlerden özür dileriz…

İ.B.B Şehir Tiyatroları
Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu
Bestem Türen”

Nedim Saban, iyi niyetli bir yaklaşımla “Balıkesir Muhallebicisi” gafını tiyatrocuların (cehaletine ya da vurdumduymazlığına değil) “dikkatsizliği”ne yormuş, bundan üzüntü duyduğunu belirtmişti.

Yukarıdaki İBŞT açıklaması da tiyatrocuların “dikkatsizliği” konusunda Nedim Saban’ı doğruluyor, haklı çıkarıyor. Dahası, Saban’ın fazlasıyla iyimser, fazlasıyla “iyi niyetli” olduğunu gösteriyor.

İBŞT yöneticileri ise “dikkatsiz” olmadıklarını savundukları bu açıklamada bile, farkında olmadan, aslında ne kadar “dikkatsiz” olduklarını kanıtlıyorlar.

Evvela açıklamada verilen şu tarihten başlayalım. İBŞT açıklamasında, hatalı ilanların Sabah ve Cumhuriyet gazetelerinde “23 Ekim 2008 Perşembe günü” yayınlandığı yazıyor değil mi?

Alın size bir “dikkatsizlik”, bir ciddiyetsizlik. Öncelikle İBŞT yönetiminin “biz yanlış yapmadık” açıklamasındaki bu “yanlışı” düzeltmemiz gerekiyor.

Sevgili Nedim Saban tiyatrocuların dikkatsizliğine belki yine üzülecek ama ne yapalım ki gerçek şu: Koskoca, anlı şanlı Şehir Tiyatroları adına savunma, açıklama yapan, sanatçı özeninden ve dikkatinden yoksun, sallapati tiyatrocular, zahmet edip “Balıkesir Muhallebicisi” gafının yapıldığı gazetelerin tarihlerine bile doğru dürüst bakma gereği duymamışlar.

“Balıkesir Muhallebicisi” gafıyla malul, Genel Sanat Yönetmeni Orhan Alkaya “imzalı” İBŞT ilanları (ilanlara imza niyetine konulan Şehir Tiyatroları logosunun altına “Genel Sanat Yönetmeni: Orhan ALKAYA” yazılması çok şükür ihmal edilmemiş, dikkatlerden kaçmamış), yapılan resmi açıklamada iddia edildiği gibi 23 Ekim 2008 Perşembe günü değil, 24 Ekim 2008 Cuma günü yayımlanmış görünüyor.

Ben 23 Ekim 2008 Perşembe tarihli Sabah ve Cumhuriyet gazetelerinde Şehir Tiyatroları ilanı milanı göremiyorum. “Balıkesir Muhallebicisi”ni kendi gözleriyle görmek isteyenler İBŞT açıklamasına itibar edip benim gibi yanılmasınlar.

“Balıkesir Muhallebicisi” ilanları için 24 Ekim 2008 Cuma tarihli Cumhuriyet gazetesi ile Sabah gazetesinin Günaydın ekine bakmalılar.

Şehir Tiyatroları yöneticilerinin ne kadar “dikkatsiz” olduğunu gösteren bir diğer nokta da, söz konusu ilanlardaki hatanın sorumluluğunu tümüyle reklam ajansı “teknik servisi”ne yıkarak kendilerini temize çıkaracaklarını sanmaları.

İBŞT yöneticilerinin bulduğu bu sudan bahane hiç inandırıcı değil.

Çünkü reklam ajansları kendi kafalarına göre ilan hazırlamaz, iş yapmazlar. Müşterilerine onaylatmadan, onlara göstermeden hiçbir şey yayımlatmazlar. Her zaman son onay mercisi reklamverendir. Sonuçta bir kusur, bir hata yapılırsa reklamveren de bunun sorumluluğunu peşinen üstlenmiş kabul edilir.

İBŞT yöneticileri, kendi sorumluluk alanları içindeki aylık İBŞT ilanlarını dikkatle incelemeli, kontrol etmeliydiler; devlet onlara bu iş için makam, yetki veriyor, para ödüyor. Onlar, “Balıkesir Muhallebicisi” yazımının yanlış olduğunu fark edip reklam ajansından bunun düzeltilmesini istemeliydiler.

Görünen o ki, İBŞT yöneticileri, en hafif deyimiyle, “dikkatsiz” davranarak bu görev ve sorumluluklarını ihmal etmiş, savsaklamışlar.

Elbette her insan hata yapabilir. Bundan doğal bir şey olamaz. Bu tür durumlarda da hoşgörülü olmak gerekir.

Bana sorarsanız Nedim Saban’ın İBŞT’nin “Balıkesir Muhallebicisi” dikkatsizliğini konu ettiği yazısında bu hoşgörü de vardı.

İyi, güzel de, hata ve sorumluluklarını efendi efendi kabullenmek yerine, suçu tümüyle reklam ajansına yıkıp işin içinden sıyrılmak gibi banal bir savunmayı seçen İBŞT yöneticileri aynı hoşgörüyü hak ediyorlar mı?

İBŞT yöneticileri ne yapıyor? Sadece hata yapmakla kalmıyor, bir de kalkıp hata ve sorumluluklarını inkâr ediyor, üstelik suçu tümüyle reklam ajansına atarak kamuoyunu ve tiyatroseverleri açık açık aldatmaktan da çekinmiyorlar.

İBŞT yöneticileri ancak daha dikkatli ve iyi niyetli davranıp geç de olsa sorumluluklarının bilincinde olduklarını gösterselerdi, uyarısı için Nedim Saban’a teşekkür edip kamuoyuna bundan ders çıkaracakları, bundan sonra daha dikkatli olacakları sözünü verselerdi hoşgörüyü hak edebilirlerdi.

Ama İBŞT yöneticileri bırakın bu olgun tavrı göstermeyi, bir de zeytinyağı gibi üste çıkarak hakikatin yazılmasını ve kamuoyuna duyurulmasını “kötü niyet” olarak ilan etmeyi tercih ettiler. Böylece aslında bir bakıma kendi niyetlerini açık etmiş oldular.

Aynı açıklamada hatanın fark edilir edilmez düzeltildiği de belirtiliyordu ki Şehir Tiyatroları yöneticilerinin bu konuda da gereğince dikkatli davranmadığı anlaşılıyor.

İBŞT yöneticileri açıklamalarına hatayı fark edip düzelttiklerini eklemeyi ihmal etmiyorlar ya, Nedim Saban “Balıkesir Muhallebicisi” meselesini gündeme getirmeden önce bu konuda tiyatroseverlere bir açıklama yapıp yapmadıklarından, Nedim Saban’ın uyarısından önce tiyatroseverlerden özür dileyip dilemediklerinden hiç söz etmiyorlar.

İBŞT yöneticileri, “Balıkesir Muhallebicisi” hatasını fark eder etmez, hiç kimsenin uyarısına gerek kalmadan tiyatroseverlere herhangi bir açıklama yaptılar mı, hataları yüzlerine vurulmadan tiyatroseverlerden bu konuda herhangi bir özür dileme gereği duydular mı?

Bilmiyoruz.

İBŞT adına yapılan açıklamanın muhtıra çağrışımı yapan bir ifadeyle bitmesine gelince; o başlı başına, bütünüyle ayrı bir skandal.

“Bu hata için iyi niyetli bütün tiyatroseverlerden özür dileriz…” Ne demek oluyor şimdi bu “iyi niyetli tiyatroseverler” vurgusu? Nereden icap ediyor böyle bir şerh düşme kabadayılığı? “Sözde vatandaşlar” misali tiyatroseverleri niyetlerine göre tasnif etmek, fişlemek kimin ne haddine?

İBŞT’nin ve yöneticilerinin işi, görevi niyet okuyarak tiyatroseverleri fişlemek midir, yoksa öncelikle önlerindeki işi hakkıyla, doğru dürüst yapmak mıdır? Türkiye’nin en köklü tiyatro kurumu İBŞT’den yapılan açıklamanın düzeyine bakın hele.

Doğru dürüst, adam gibi özür dilemeyi bile beceremeyenlerden tiyatro mu, sanat mı beklenir?

İBŞT gibi ödenekli tiyatroların yöneticileri halkın vergileriyle ayakta duran kamu kurumlarını yönetirler. Dolayısıyla iyi niyetli, kötü niyetli diye etiketlemeden, ayrım gözetmeden vergi veren halkı doğru bilgilendirmek, halka hesap vermek zorundadırlar.

İBŞT yöneticilerinin Nedim Saban’ın “iyi niyetli” yazısına cevaben, özrü kabahatinden büyük de olsa, jet bir açıklama yapması bu bakımdan yine de olumlu bir gelişme sayılabilir. Bu konudaki haklarını teslim edeyim(!)

Orhan Alkaya başkanlığındaki İBŞT yönetiminden bu olumlu yaklaşımını sürdürmesini bekliyorum.

Dileriz, “iyi niyetli” İBŞT yöneticileri, Şehir Tiyatroları sanatçısı Hülya Karakaş’ın Tiyatro Dünyası internet sitesinde, 27 Ekim 2008 günü yayımlanan Genel Sanat Yöneticisi Orhan Alkaya’ya Sorularımdır başlıklı yazısına cevaben de bir açıklama yapsınlar.

Ama “Balıkesir Muhallebicisi”ne dair bu kısacık açıklamaya bile bunca vahim yanlışı sığdırmayı “başaran” İBŞT yöneticilerine, Hülya Karakaş’ın kazık sorularına cevap verirken aynı dikkatsizliği yapmamalarını salık veririm.

Ne yazık! Artık “hiçbir iktidar, hiçbir siyasi iktidar” yetkin, özenli ve sorumlu insanlara, sanatçılara makam ve yetki vermeyi tercih etmiyor. Şehir Tiyatroları’nın yaptığı son açıklama, Türkiye’yi “cehaletin iktidarı”na teslim ettiğimizi bir kez daha kanıtlıyor. Bu bakımdan üzerinde bu kadar ayrıntılı bir biçimde durmayı hak ediyor.

Aşağıda linklerini vereceğim yazılar da dikkate alındığında ne demek istediğim daha iyi anlaşılacak, İBŞT’nin açıklamasıyla birlikte “Balıkesir Muhallebicisi skandalı”na dönüşen bu konunun “münferit bir vaka” olmadığı gün gibi açık görülecektir:

“Şehir Tiyatrolarından Açıklama Adı Altında Büyük Küstahlık!!!”
“Banallik ve İğrençlik DT’nin Paçalarından Akıyor”
“Körler Körleri İzliyor”
“Yaşam Kaya, ‘İngiltere Basınında Yazan İlk Türk Tiyatro Eleştirmeni’ Olmakla Övünüyor”
“Nedim Saban’dan Kazmacıbaşı’na Muhallebi Dersi”
“Kazmacıbaşı’nın Sesi’nden Çekinceli Özür”
"Petersburg skandalı"